bugün
- silver ile evlenecek erkek36
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği9
- fenerbahçe nin transferi kapaması16
- parayla saadet olması18
- sözlük yazarlarının kombinleri11
- sarapci koala63
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı5
- iran düşmanlığı13
- küpe takan erkek5
- wfp gazze de nüfusun 3 te 2 si açlık3
- korintliler3
- mauro icardi8
- ismet biradere koşarken çelme takmak6
- köfteci yusuf3
- gammazların sözlüğü bitirmiş olması8
- amedspor19
- kot ceketin havalı olduğu yıllar9
- s'i l v'e r m'i s t15
- kürt sorunu12
- zengin olunca yapılacak ilk görgüsüzlük9
- ışıktan altın elde etmek4
- evlenme masrafını balayında kullanmak8
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir5
- 1 eylül 20262
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması25
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı4
- sabah kahvaltısını gevrekle yapmak3
- karizmatik soyadları6
- gammaz gammazı neresinden tanır4
- crimson desert2
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı27
- ama yeni parti tüzüğü11
- sinem dedetaş4
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz8
- evlilikle saadet olması3
- hepinizi karim yapacam olum2
- evlenecek kız kalmaması13
- 2026 ağustos ayı nasıl geçti2
- silvermist vs zendaya2
- bostanlı da kahve içip kitap okumak7
- sözlükten hatun götürmek3
- era7capone4
- çekirdek yiyen erkek3
- savaş çıksa en önden kaçacak ekip19
- altındaki 12 tl 74 kuruşluk zararımı kim ödeyecek6
- çin halk cumhuriyeti4
- trafikte sinirlenip bağırmak10
- diamond basphorus2
- flört yapay zekası5
- ibrahim mbaye2
(bkz: gostericileri elestirmede kaldirim tasi jokeri)
ekşi'de bu son bir mayıs olayları ile ilgili açılan bir başlık bu. burda da 1 mayıs'tan sonra girilen biçok girdi de eleştirmek için, ''efendim taş atıyorlar ama, polisimiz duracak mı'' denip durmuş. şimdi en başta şunu belirteyim, polis çocuğuyum efenim. hayır eleştirdikten sonra ''sen ne bok bilirsin, adresini ver lan'' gibi ö.m.'lerle karşılaşmayayım, az çok içinde olduğum için neyin ne olduğunu, ne haltlar döndüğünü bilen biriyim yani.
çok uzun kalamasam da izmir'deki kutlamalara katıldım ben de, tek başıma gittim, bikaç saat durdum, tavrımı koyup gerisin geriye geldim. ne cop yiyen oldu ne de copla blowjob'a giren. üstler arandı, güvenlik sıkı tutulmuştu, gayet de güzel geçti. mitingin yapıldığı alan hakkında biraz bilgi vereyim izmirli olmayan uuserlar'a, taksim meydanı gibi ayni, üç tarafı yüksek yapılarla çevrili, taksim'in dinlenme alanı yerine arka tarafınızda körfez var yalnızca. giriş çıkış sayısı gene oldukça fazla ve -olmaz ya- bir saldırı olsa izdiham ve boğulmalar yüzünden can kaybı taksim'in de belki çok çok üzerinde olacak bir yer. ama önlemler alınınca, iki taraf da anlayışlı olunca hiçbirşey de olmuyormuş demek ki. izmir'de de yoğun bir kürt nüfus var(kürtler olay çıkartıyor denmiş ya), izmir'de de radikal sol örgütlenmeler var, hani nerdeydi hepsi, kuş olup uçtular mı? kendilerine insan gibi davranıldığı için hiçbiri taşkınlık yapmaya gerek duymadı, özgürce sloganlarını atıp dağıldılar, geldikleri gibi gittiler yani.
http://www.haberler.com/i...olaysiz-sona-erdi-haberi/
gene deniyor ki, ''efendim polis ordaki işçilerimizi korumak için geldi oraya''. yahu akıl var mantık var, koruyacak adam güvenlik koridoru oluşturur, geçiş/kontrol noktaları kurar, berlin duvarı gibi taksim meydanı'nın içini demir ağlarla sarmaz, tepeye sniperlar koymaz, muş'tan polis getirtmez, hadi hepsini geçtim ordudan takviye isteyip son direniş noktası şeklinde harekat karargahı kurdurmaz 2000 jandarmayla. disk merkezinin iki çıkışına da panzer yığmaz, mobese kameralarını ''uygulanan şiddet'' gözükmesin diye kapatmaz. o askerler gün boyunca kılını kıpırdatmadı ayrıyetten, hangi korumadan bahsediyorsunuz siz? disk başkanı faciadan döndürdük derken haklıydı, çünkü o işçiler alana girseydi 77'de gizlice yapılan alenen yapılacaktı, üstelik bu sefer o dikilen keskin nişancılar tarafından, asker tarafından. jandarma polise de benzemez, polisin ateş etme yetkisi ilgili amirden emir gelmedikçe yoktur ve ne kadar cahil olsa da ordaki erden daha tecrübelidir, davranmaz silahına ama jandarma tetiğe asıldığı anda geri dönüşü olmaz. 2000 askerden biri paniğe kapılıp tam otomatik g-3'leri işçilerin üzerine ateşleseydi ne olacaktı peki? kurşun sıktığı da babası, dayısı, komşusu, köylüsü, hemşerisi olacaktı, 30 bin kişiden(öyle 100.000'i de bulmayacaktı, vali hazretlerinin tehdidi* ile çoğu gelmekten vazgeçti çünkü) taş çatlasın 100-150 kişi çünkü içerisindeki provakatör(ki o da var olduğunu sayarsak). bu mudur koruma?
hadi taksim izinsiz gösteri alanıydı, kabul diyelim. ankara'da ki vallilikten de izinliydi, görüntülerden de anlıyoruz ki ne bölücü örgüt yanlısı bir slogan var ortada ne başka birşey, kaldırım taşının esamesi de okunmuyor, alana giren herkes de aranmış üstelik. bunlara neden ya allah şeklinde saldırıldı peki? başka bir gariplik ise hükümetle yakınlığı olan hak-iş'in mitinginde hiçbir müdahale olmaması hatta akp'li vekillerin dahi gösteriye katılması. gene cnntürk haber muhabirlerinin yaptığı röportajlar da gösteriyor ki ankara büyükşehir belediyesi ''bizzat'' katılımın çok gözükmesi için işçilerini otobüslerle oraya taşıyor. işçiye soruluyor 'neden burdasınız?' diye, işçi garibim; gitmek zorundasınız dediler, emir verdiler, apar topar getirdiler, geldik biz de diyor. hem o günü tatil ilan etme, hem de senin partinin belediyesi işçilerini 'onlara sorulmadan' yollasın oraya, işçi bayramını zehir et ve kendi ideolojik görüşüne alet et. yok ya, başka arzu, istek?
gelelim polisin tutumuna. emniyet her zaman iktidarın oyuncağı olagelmiştir, kadrolaşma herdaim olmuştur. hatta zaman zaman hükümetler askere karşı ellerindeki koz olarak görürler polisi. 80 sonrası tek tasfiye gençlikte, üniversitelerde olmamıştır, polislerin de eğitimli kadrosunun tamamına yakını ya erken emekli edildi ya da istifaya zorlandı, kastettiğim solcular değil yalnızca, evren'in yaptıklarına en ufak bi memnuniyetsizlik gösteren her kafa ezildi. bu başlangıç tabi, sonrasında da yeni polisler ''özellikle'' cahiller kadrosundan seçildi, nedeni de emirleri sorgusuz uygulayabilmesi. emniyet teşkilatı kendi içinde trafik ile çevik kuvvet birimlerinden nefret eder. nedeni de birinin dibine kadar rüşvete batmış olması diğerinin de emirleri sorgulamaktan yoksun eğitime sahip olması(genelleme de bulunmuyorum, bunu belirteyim de başım derde girmesin). yani istenilen tam da böyle ölümüne dalan psikopatlardan oluşması. ama siyasiler de kendilerinin menfaati için tam da böyle adamların çoğunluğu oluşturmasını ister, diğerleri de onların işine gelmez çünkü. polis zaten öfkeli, maaşı yetersiz, hırsız kovalayacak deposunda benzin yok, çalışma saatleri standartların iki katı, günde 6 saat uyumuyorlar bile, kelle koltukta görev yapıyor, doğu'da desen durum iyice boktan, bir de cahil, psikopatımız kararlı hale gelmiştir, welcome megadeth! ki ayriyetten emniyet içinde resmi ağızlardan söylenmese de 2002'den bu yana çok ciddi bir kadrolaşma var(ispat istemeyin, vallahi olmaz, utanırım ayol). fettoşçu polis denen yakıştırma pek de havaya sallanan birşey değil yani. bu halde bu polisi dizginleyeceği yerde aksine 'saldırın aslanlarım' diyen bir de celalettin cerrah gibi bir emniyet müdürü ve taksim yahut silistre modunda bir vali olursa başta, ben 1 mayıs'ta ölen olmamasına şükür ediyorum.
asıl sorun bu da değil, bu yapılanların savunulmasıdır. çok açık söylüyorum, bir ideoloji ne olursa olsun masum insanlara zarar verilmesine -bırakın onlara acı çektirmeyi ya da zevk alarak izlemeyi- kayıtsız kalıyorsa o ideoloji de ona inanan, sempati besleyen de sakattır. böyle bir ideoloji de terörü doğurur. pkk'nın yaptığına destek vermekle 1 mayıs'ta polisin yaptığına destek vermek de kişiyi aynı derecede suçlu yapar, sempatizan yapar, terörist yapar.
ek/düz: imla
ekşi'de bu son bir mayıs olayları ile ilgili açılan bir başlık bu. burda da 1 mayıs'tan sonra girilen biçok girdi de eleştirmek için, ''efendim taş atıyorlar ama, polisimiz duracak mı'' denip durmuş. şimdi en başta şunu belirteyim, polis çocuğuyum efenim. hayır eleştirdikten sonra ''sen ne bok bilirsin, adresini ver lan'' gibi ö.m.'lerle karşılaşmayayım, az çok içinde olduğum için neyin ne olduğunu, ne haltlar döndüğünü bilen biriyim yani.
çok uzun kalamasam da izmir'deki kutlamalara katıldım ben de, tek başıma gittim, bikaç saat durdum, tavrımı koyup gerisin geriye geldim. ne cop yiyen oldu ne de copla blowjob'a giren. üstler arandı, güvenlik sıkı tutulmuştu, gayet de güzel geçti. mitingin yapıldığı alan hakkında biraz bilgi vereyim izmirli olmayan uuserlar'a, taksim meydanı gibi ayni, üç tarafı yüksek yapılarla çevrili, taksim'in dinlenme alanı yerine arka tarafınızda körfez var yalnızca. giriş çıkış sayısı gene oldukça fazla ve -olmaz ya- bir saldırı olsa izdiham ve boğulmalar yüzünden can kaybı taksim'in de belki çok çok üzerinde olacak bir yer. ama önlemler alınınca, iki taraf da anlayışlı olunca hiçbirşey de olmuyormuş demek ki. izmir'de de yoğun bir kürt nüfus var(kürtler olay çıkartıyor denmiş ya), izmir'de de radikal sol örgütlenmeler var, hani nerdeydi hepsi, kuş olup uçtular mı? kendilerine insan gibi davranıldığı için hiçbiri taşkınlık yapmaya gerek duymadı, özgürce sloganlarını atıp dağıldılar, geldikleri gibi gittiler yani.
http://www.haberler.com/i...olaysiz-sona-erdi-haberi/
gene deniyor ki, ''efendim polis ordaki işçilerimizi korumak için geldi oraya''. yahu akıl var mantık var, koruyacak adam güvenlik koridoru oluşturur, geçiş/kontrol noktaları kurar, berlin duvarı gibi taksim meydanı'nın içini demir ağlarla sarmaz, tepeye sniperlar koymaz, muş'tan polis getirtmez, hadi hepsini geçtim ordudan takviye isteyip son direniş noktası şeklinde harekat karargahı kurdurmaz 2000 jandarmayla. disk merkezinin iki çıkışına da panzer yığmaz, mobese kameralarını ''uygulanan şiddet'' gözükmesin diye kapatmaz. o askerler gün boyunca kılını kıpırdatmadı ayrıyetten, hangi korumadan bahsediyorsunuz siz? disk başkanı faciadan döndürdük derken haklıydı, çünkü o işçiler alana girseydi 77'de gizlice yapılan alenen yapılacaktı, üstelik bu sefer o dikilen keskin nişancılar tarafından, asker tarafından. jandarma polise de benzemez, polisin ateş etme yetkisi ilgili amirden emir gelmedikçe yoktur ve ne kadar cahil olsa da ordaki erden daha tecrübelidir, davranmaz silahına ama jandarma tetiğe asıldığı anda geri dönüşü olmaz. 2000 askerden biri paniğe kapılıp tam otomatik g-3'leri işçilerin üzerine ateşleseydi ne olacaktı peki? kurşun sıktığı da babası, dayısı, komşusu, köylüsü, hemşerisi olacaktı, 30 bin kişiden(öyle 100.000'i de bulmayacaktı, vali hazretlerinin tehdidi* ile çoğu gelmekten vazgeçti çünkü) taş çatlasın 100-150 kişi çünkü içerisindeki provakatör(ki o da var olduğunu sayarsak). bu mudur koruma?
hadi taksim izinsiz gösteri alanıydı, kabul diyelim. ankara'da ki vallilikten de izinliydi, görüntülerden de anlıyoruz ki ne bölücü örgüt yanlısı bir slogan var ortada ne başka birşey, kaldırım taşının esamesi de okunmuyor, alana giren herkes de aranmış üstelik. bunlara neden ya allah şeklinde saldırıldı peki? başka bir gariplik ise hükümetle yakınlığı olan hak-iş'in mitinginde hiçbir müdahale olmaması hatta akp'li vekillerin dahi gösteriye katılması. gene cnntürk haber muhabirlerinin yaptığı röportajlar da gösteriyor ki ankara büyükşehir belediyesi ''bizzat'' katılımın çok gözükmesi için işçilerini otobüslerle oraya taşıyor. işçiye soruluyor 'neden burdasınız?' diye, işçi garibim; gitmek zorundasınız dediler, emir verdiler, apar topar getirdiler, geldik biz de diyor. hem o günü tatil ilan etme, hem de senin partinin belediyesi işçilerini 'onlara sorulmadan' yollasın oraya, işçi bayramını zehir et ve kendi ideolojik görüşüne alet et. yok ya, başka arzu, istek?
gelelim polisin tutumuna. emniyet her zaman iktidarın oyuncağı olagelmiştir, kadrolaşma herdaim olmuştur. hatta zaman zaman hükümetler askere karşı ellerindeki koz olarak görürler polisi. 80 sonrası tek tasfiye gençlikte, üniversitelerde olmamıştır, polislerin de eğitimli kadrosunun tamamına yakını ya erken emekli edildi ya da istifaya zorlandı, kastettiğim solcular değil yalnızca, evren'in yaptıklarına en ufak bi memnuniyetsizlik gösteren her kafa ezildi. bu başlangıç tabi, sonrasında da yeni polisler ''özellikle'' cahiller kadrosundan seçildi, nedeni de emirleri sorgusuz uygulayabilmesi. emniyet teşkilatı kendi içinde trafik ile çevik kuvvet birimlerinden nefret eder. nedeni de birinin dibine kadar rüşvete batmış olması diğerinin de emirleri sorgulamaktan yoksun eğitime sahip olması(genelleme de bulunmuyorum, bunu belirteyim de başım derde girmesin). yani istenilen tam da böyle ölümüne dalan psikopatlardan oluşması. ama siyasiler de kendilerinin menfaati için tam da böyle adamların çoğunluğu oluşturmasını ister, diğerleri de onların işine gelmez çünkü. polis zaten öfkeli, maaşı yetersiz, hırsız kovalayacak deposunda benzin yok, çalışma saatleri standartların iki katı, günde 6 saat uyumuyorlar bile, kelle koltukta görev yapıyor, doğu'da desen durum iyice boktan, bir de cahil, psikopatımız kararlı hale gelmiştir, welcome megadeth! ki ayriyetten emniyet içinde resmi ağızlardan söylenmese de 2002'den bu yana çok ciddi bir kadrolaşma var(ispat istemeyin, vallahi olmaz, utanırım ayol). fettoşçu polis denen yakıştırma pek de havaya sallanan birşey değil yani. bu halde bu polisi dizginleyeceği yerde aksine 'saldırın aslanlarım' diyen bir de celalettin cerrah gibi bir emniyet müdürü ve taksim yahut silistre modunda bir vali olursa başta, ben 1 mayıs'ta ölen olmamasına şükür ediyorum.
asıl sorun bu da değil, bu yapılanların savunulmasıdır. çok açık söylüyorum, bir ideoloji ne olursa olsun masum insanlara zarar verilmesine -bırakın onlara acı çektirmeyi ya da zevk alarak izlemeyi- kayıtsız kalıyorsa o ideoloji de ona inanan, sempati besleyen de sakattır. böyle bir ideoloji de terörü doğurur. pkk'nın yaptığına destek vermekle 1 mayıs'ta polisin yaptığına destek vermek de kişiyi aynı derecede suçlu yapar, sempatizan yapar, terörist yapar.
ek/düz: imla
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar