bugün
- hangi sözlük yazarının tipini merak ediyorsunuz18
- eski nickimi özlüyor olmam6
- sosyoloji okunur mu sorunsalı6
- sözlüğün kalitesinin artık düşmemesi5
- erkekler neden evlenmekten kaçıyor4
- filistin in ermeni soykırımını tanıması28
- cumhuriyetin intikamı8
- arkadaşlar bakar mısınız3
- günlerce konuşulacak bir başlık açmak4
- 3500 yıl önce tanrı blrdir demek2
- ssilvermist'in kızıl kızlardan daha güzel olması5
- durup dururken kapıya tırmanan erkek çocuk2
- israil'in 1915 olaylarını soykırım tanıması8
- her evde bulunan efes pilsen bardağı10
- galatasaray'ın 5 fenerbahçe'nin 3 yıldızı olması4
- ustalara kek yapmak5
- pandela9
- yaşadığın şehrin turistik yerlerini gezmek5
- türk pkk sı2
- sabahın köründe siyaseti düşünen insan5
- ermeni pkk sı2
- rum pkk sı2
- neden bu kadar güzelim3
- velvet45
- 29 haziran 2026 almanya paraguay maçı5
- sözlük kızlarını koruma ve yaşatma derneği5
- 28 haziran 2026 güney afrika kanada maçı13
- kamos3
- tai lung4
- günaydın4
- allah10
- artemis5
- kolonya şişesi görünce içme isteği gelmesi6
- hawkgirl2
- filmlerdeki sorgu sahneleri2
- şırnak ta öğretmenin ölümü2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- yazarlara gelen son mesaj8
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle19
- deniz göktaş9
- türklerin her ırkı türk sanması10
- roman düğünleri 353
- yahudi pkk sı2
- gizli oylayan melek3
- hiçbir şey bilmeyip üst kademede çalışmak3
- yaz sıcağında ayakkabıya sakız yapışması4
- takip ediliyorum hissi3
- 2026 dünya kupası35
- türklerin medeniyet kuramama nedeni9
- sadece erkeklerin olduğu ortamda espri yapmak2
agorafobi
1 Mayıs'ta göstericileri kovalayan polis, Cihangir'de bir kahvede oturanların üzerine biber gazı sıktı. Kaçıştılar; acıyla gözleri yandı. Polisin göstericileri dövüşüne tanık oldular.
Yavuz Bingöl de oradaydı. Gazın etkisiyle öksürük nöbetindeyken cep telefonu çaldı.
Arayan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'dı.
Cannes Film Festivali'nde En iyi Erkek Oyuncu ödülüne aday gösterilen Bingöl'ü kutluyordu.
Bingöl bir yandan biber gazıyla dolan gözlerini silerken bir yandan cevap verdi:Şuradan sağ kurtulabilirsem Cannes'a gideceğim Sayın Bakanım...
* * *
Cehennemle cennetin buluştuğu cehen-net burası... Bir ayakla sevdanın, öbürüyle nefretin toprağına basılabilen sıradışı hudut noktası...
Coşkuyla zulmün, cezayla ödülün, cenazeyle düğünün kol kola gezdiği diyar...
Bağrından sanatçılar doğuran, doğurduğu sanatçılara acımadan kıyan alacakaranlık bir kuyu...
Hiç umut kesmeden yattığımız müebbet...
Sevgimizin de şiddeti kadar orantısız olduğu memleket...
* * *
1 Mayıs'ta Selanik'teydim.
Orada meydanlara hâkim olan bayram havası ve hoşgörü ile Türkiye'den dünya TV'lerine yansıyan insafsızlığı kıyaslayınca üzülüyor insan...
Bu nihayetsiz anlayışsızlığa, gözü dönmüş saldırganlığa, orantısız hoyratlığa akıl sır erdiremiyor.
insanlar için yapılmış meydanların insansızlaştırılmasına anlam veremiyor.
* * *
Antik Batı kültüründe, şehir halkının buluştuğu meydanlara agora deniyor.
Şehir orada insancıllaşıyor. Kentlilik duygusu orada oluşuyor. Kitleler orada bir araya gelip tavırlarını, itirazlarını dillendiriyor.
Her şeyde olduğu gibi kentleşmede de Batılı anlayışı benimseyen cumhuriyet, büyük şehirleri büyük meydanlarla donatıyor. Ermeni mezarlığının bulunduğu Taksim, dev bir meydana dönüştürülüyor; Ankara'ya Kızılay kuruluyor; her ikisinin de ortasına yine Batılı tarzda heykeller konduruluyor.
* * *
Gel gör ki Batı'nın kentleşme kültürünü içselleştirmek, kentlerini kopyalamak kadar kolay olmuyor.
iktidarda agorafobi, yani açık alan, büyük meydan korkusu baş gösteriyor.
Hemşerilerin meydanlarda buluşması, bir araya gelip görüş alışverişinde bulunması tehdit sayılıyor.
Taksim yasaklanıyor. Ankara'nın bütün meydanları binalarla, kavşaklarla yok ediliyor. Yayalara zincirle kapatılan alanlar, otolara tahsis ediliyor.
Herkesi evinden tek tek toplamak kolay çünkü; oysa insanlar bir araya gelip büyük meydanları doldurabildiklerini fark edince kendilerine güvenleri artıyor; sorgulamaya, hesap sormaya, değişim istemeye başlıyorlar; iktidar için tehlikeye dönüşüyorlar.
Taksim'i yasaklayan, kentleri meydansızlaştıran zihniyetin ardında bu korkular yatıyor.
* * *
Ama tarihten biliyoruz ki, gün geliyor, insanoğlu bendinden taşıyor, meydanlara giden setleri yıkıyor.
Zorbalığa son verince nefretin sınırlarından hoşgörünün sularına geçiyor.
Dün dayak yiyenler, saraylarda karşılanıyor.
Biz de bayramlarımızı copla kutlayarak, biber gazlarıyla tebrik telefonlarını aynı anda alarak, bu ülkeyi hem alabildiğine sevip hem öfkeyle hınçlanarak, ama hiç umudu kesmeden bekliyoruz, meydanları kendimize açacağımız, tam bir bayram gibi kutlayacağımız 1 Mayıs'ları..
can dündar, ada
1 Mayıs'ta göstericileri kovalayan polis, Cihangir'de bir kahvede oturanların üzerine biber gazı sıktı. Kaçıştılar; acıyla gözleri yandı. Polisin göstericileri dövüşüne tanık oldular.
Yavuz Bingöl de oradaydı. Gazın etkisiyle öksürük nöbetindeyken cep telefonu çaldı.
Arayan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'dı.
Cannes Film Festivali'nde En iyi Erkek Oyuncu ödülüne aday gösterilen Bingöl'ü kutluyordu.
Bingöl bir yandan biber gazıyla dolan gözlerini silerken bir yandan cevap verdi:Şuradan sağ kurtulabilirsem Cannes'a gideceğim Sayın Bakanım...
* * *
Cehennemle cennetin buluştuğu cehen-net burası... Bir ayakla sevdanın, öbürüyle nefretin toprağına basılabilen sıradışı hudut noktası...
Coşkuyla zulmün, cezayla ödülün, cenazeyle düğünün kol kola gezdiği diyar...
Bağrından sanatçılar doğuran, doğurduğu sanatçılara acımadan kıyan alacakaranlık bir kuyu...
Hiç umut kesmeden yattığımız müebbet...
Sevgimizin de şiddeti kadar orantısız olduğu memleket...
* * *
1 Mayıs'ta Selanik'teydim.
Orada meydanlara hâkim olan bayram havası ve hoşgörü ile Türkiye'den dünya TV'lerine yansıyan insafsızlığı kıyaslayınca üzülüyor insan...
Bu nihayetsiz anlayışsızlığa, gözü dönmüş saldırganlığa, orantısız hoyratlığa akıl sır erdiremiyor.
insanlar için yapılmış meydanların insansızlaştırılmasına anlam veremiyor.
* * *
Antik Batı kültüründe, şehir halkının buluştuğu meydanlara agora deniyor.
Şehir orada insancıllaşıyor. Kentlilik duygusu orada oluşuyor. Kitleler orada bir araya gelip tavırlarını, itirazlarını dillendiriyor.
Her şeyde olduğu gibi kentleşmede de Batılı anlayışı benimseyen cumhuriyet, büyük şehirleri büyük meydanlarla donatıyor. Ermeni mezarlığının bulunduğu Taksim, dev bir meydana dönüştürülüyor; Ankara'ya Kızılay kuruluyor; her ikisinin de ortasına yine Batılı tarzda heykeller konduruluyor.
* * *
Gel gör ki Batı'nın kentleşme kültürünü içselleştirmek, kentlerini kopyalamak kadar kolay olmuyor.
iktidarda agorafobi, yani açık alan, büyük meydan korkusu baş gösteriyor.
Hemşerilerin meydanlarda buluşması, bir araya gelip görüş alışverişinde bulunması tehdit sayılıyor.
Taksim yasaklanıyor. Ankara'nın bütün meydanları binalarla, kavşaklarla yok ediliyor. Yayalara zincirle kapatılan alanlar, otolara tahsis ediliyor.
Herkesi evinden tek tek toplamak kolay çünkü; oysa insanlar bir araya gelip büyük meydanları doldurabildiklerini fark edince kendilerine güvenleri artıyor; sorgulamaya, hesap sormaya, değişim istemeye başlıyorlar; iktidar için tehlikeye dönüşüyorlar.
Taksim'i yasaklayan, kentleri meydansızlaştıran zihniyetin ardında bu korkular yatıyor.
* * *
Ama tarihten biliyoruz ki, gün geliyor, insanoğlu bendinden taşıyor, meydanlara giden setleri yıkıyor.
Zorbalığa son verince nefretin sınırlarından hoşgörünün sularına geçiyor.
Dün dayak yiyenler, saraylarda karşılanıyor.
Biz de bayramlarımızı copla kutlayarak, biber gazlarıyla tebrik telefonlarını aynı anda alarak, bu ülkeyi hem alabildiğine sevip hem öfkeyle hınçlanarak, ama hiç umudu kesmeden bekliyoruz, meydanları kendimize açacağımız, tam bir bayram gibi kutlayacağımız 1 Mayıs'ları..
can dündar, ada
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar