bugün
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması33
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi7
- sözlükte erkek yazar olmaması6
- yaz mevsimi mi kış mevsimi mi6
- kediyi parçalayan pitbull4
- denize bakan ev6
- yemek yapmayı bilmeyen kadın14
- geliyor geliyor ismet geliyor5
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni9
- iyi partiye vericem3
- günde 3 litre su içen yürüyen damacanalar9
- ordunun derelerinin yukarı akmaması6
- iremga32
- kötü insanlar kötü olduklarının farkında mıdır4
- biriyle flörtleşmeye üşenmek4
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı3
- kırgınlık ve kızgınlık arasındaki fark2
- her şeyle dalga geçme mertebesine varan insanlar2
- yunusların sapık olması3
- ekrem imamoğlu2
- 40 yaşına gelmiş çocuksuz insan4
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- anın görüntüsü28
- ultraslanın faaliyetlerini durdurması2
- sözlük erkeklerinin göğüsleri19
- haftanın gammazları listesi25
- azrail gelse ona ne derdiniz14
- afrika sömürülmese gelişmiş olur muydu5
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- günaydın çocuklar2
- iyi parti vs zafer partisi2
- modern çağın mutsuzluk nedenleri3
- tem şubenin sözlükte kavga etmesi8
- süleymancılar10
- uludağdaki gambaz zulmüne uğrayan yazarlar9
- gammaz arkadaşlar acil baksın8
- nick vermeden bir yazara seslen11
- sözlük erkeklerinin memeleri8
- herkese garip size normal gelen şeyler17
- narsist birine aşık olmak5
- akp4
- parcalandim toparlanamiyorum3
- iki zenciyle aynı odada uyumak9
- sibel can'ın uludağ sözlük nicki6
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı11
- ilk göktürk2
- velvet8
- şükredilecek şeyler9
- bu saatte hala uyumama sebebi4
- dayanamayıp kitap almak7
agorafobi
1 Mayıs'ta göstericileri kovalayan polis, Cihangir'de bir kahvede oturanların üzerine biber gazı sıktı. Kaçıştılar; acıyla gözleri yandı. Polisin göstericileri dövüşüne tanık oldular.
Yavuz Bingöl de oradaydı. Gazın etkisiyle öksürük nöbetindeyken cep telefonu çaldı.
Arayan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'dı.
Cannes Film Festivali'nde En iyi Erkek Oyuncu ödülüne aday gösterilen Bingöl'ü kutluyordu.
Bingöl bir yandan biber gazıyla dolan gözlerini silerken bir yandan cevap verdi:Şuradan sağ kurtulabilirsem Cannes'a gideceğim Sayın Bakanım...
* * *
Cehennemle cennetin buluştuğu cehen-net burası... Bir ayakla sevdanın, öbürüyle nefretin toprağına basılabilen sıradışı hudut noktası...
Coşkuyla zulmün, cezayla ödülün, cenazeyle düğünün kol kola gezdiği diyar...
Bağrından sanatçılar doğuran, doğurduğu sanatçılara acımadan kıyan alacakaranlık bir kuyu...
Hiç umut kesmeden yattığımız müebbet...
Sevgimizin de şiddeti kadar orantısız olduğu memleket...
* * *
1 Mayıs'ta Selanik'teydim.
Orada meydanlara hâkim olan bayram havası ve hoşgörü ile Türkiye'den dünya TV'lerine yansıyan insafsızlığı kıyaslayınca üzülüyor insan...
Bu nihayetsiz anlayışsızlığa, gözü dönmüş saldırganlığa, orantısız hoyratlığa akıl sır erdiremiyor.
insanlar için yapılmış meydanların insansızlaştırılmasına anlam veremiyor.
* * *
Antik Batı kültüründe, şehir halkının buluştuğu meydanlara agora deniyor.
Şehir orada insancıllaşıyor. Kentlilik duygusu orada oluşuyor. Kitleler orada bir araya gelip tavırlarını, itirazlarını dillendiriyor.
Her şeyde olduğu gibi kentleşmede de Batılı anlayışı benimseyen cumhuriyet, büyük şehirleri büyük meydanlarla donatıyor. Ermeni mezarlığının bulunduğu Taksim, dev bir meydana dönüştürülüyor; Ankara'ya Kızılay kuruluyor; her ikisinin de ortasına yine Batılı tarzda heykeller konduruluyor.
* * *
Gel gör ki Batı'nın kentleşme kültürünü içselleştirmek, kentlerini kopyalamak kadar kolay olmuyor.
iktidarda agorafobi, yani açık alan, büyük meydan korkusu baş gösteriyor.
Hemşerilerin meydanlarda buluşması, bir araya gelip görüş alışverişinde bulunması tehdit sayılıyor.
Taksim yasaklanıyor. Ankara'nın bütün meydanları binalarla, kavşaklarla yok ediliyor. Yayalara zincirle kapatılan alanlar, otolara tahsis ediliyor.
Herkesi evinden tek tek toplamak kolay çünkü; oysa insanlar bir araya gelip büyük meydanları doldurabildiklerini fark edince kendilerine güvenleri artıyor; sorgulamaya, hesap sormaya, değişim istemeye başlıyorlar; iktidar için tehlikeye dönüşüyorlar.
Taksim'i yasaklayan, kentleri meydansızlaştıran zihniyetin ardında bu korkular yatıyor.
* * *
Ama tarihten biliyoruz ki, gün geliyor, insanoğlu bendinden taşıyor, meydanlara giden setleri yıkıyor.
Zorbalığa son verince nefretin sınırlarından hoşgörünün sularına geçiyor.
Dün dayak yiyenler, saraylarda karşılanıyor.
Biz de bayramlarımızı copla kutlayarak, biber gazlarıyla tebrik telefonlarını aynı anda alarak, bu ülkeyi hem alabildiğine sevip hem öfkeyle hınçlanarak, ama hiç umudu kesmeden bekliyoruz, meydanları kendimize açacağımız, tam bir bayram gibi kutlayacağımız 1 Mayıs'ları..
can dündar, ada
1 Mayıs'ta göstericileri kovalayan polis, Cihangir'de bir kahvede oturanların üzerine biber gazı sıktı. Kaçıştılar; acıyla gözleri yandı. Polisin göstericileri dövüşüne tanık oldular.
Yavuz Bingöl de oradaydı. Gazın etkisiyle öksürük nöbetindeyken cep telefonu çaldı.
Arayan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'dı.
Cannes Film Festivali'nde En iyi Erkek Oyuncu ödülüne aday gösterilen Bingöl'ü kutluyordu.
Bingöl bir yandan biber gazıyla dolan gözlerini silerken bir yandan cevap verdi:Şuradan sağ kurtulabilirsem Cannes'a gideceğim Sayın Bakanım...
* * *
Cehennemle cennetin buluştuğu cehen-net burası... Bir ayakla sevdanın, öbürüyle nefretin toprağına basılabilen sıradışı hudut noktası...
Coşkuyla zulmün, cezayla ödülün, cenazeyle düğünün kol kola gezdiği diyar...
Bağrından sanatçılar doğuran, doğurduğu sanatçılara acımadan kıyan alacakaranlık bir kuyu...
Hiç umut kesmeden yattığımız müebbet...
Sevgimizin de şiddeti kadar orantısız olduğu memleket...
* * *
1 Mayıs'ta Selanik'teydim.
Orada meydanlara hâkim olan bayram havası ve hoşgörü ile Türkiye'den dünya TV'lerine yansıyan insafsızlığı kıyaslayınca üzülüyor insan...
Bu nihayetsiz anlayışsızlığa, gözü dönmüş saldırganlığa, orantısız hoyratlığa akıl sır erdiremiyor.
insanlar için yapılmış meydanların insansızlaştırılmasına anlam veremiyor.
* * *
Antik Batı kültüründe, şehir halkının buluştuğu meydanlara agora deniyor.
Şehir orada insancıllaşıyor. Kentlilik duygusu orada oluşuyor. Kitleler orada bir araya gelip tavırlarını, itirazlarını dillendiriyor.
Her şeyde olduğu gibi kentleşmede de Batılı anlayışı benimseyen cumhuriyet, büyük şehirleri büyük meydanlarla donatıyor. Ermeni mezarlığının bulunduğu Taksim, dev bir meydana dönüştürülüyor; Ankara'ya Kızılay kuruluyor; her ikisinin de ortasına yine Batılı tarzda heykeller konduruluyor.
* * *
Gel gör ki Batı'nın kentleşme kültürünü içselleştirmek, kentlerini kopyalamak kadar kolay olmuyor.
iktidarda agorafobi, yani açık alan, büyük meydan korkusu baş gösteriyor.
Hemşerilerin meydanlarda buluşması, bir araya gelip görüş alışverişinde bulunması tehdit sayılıyor.
Taksim yasaklanıyor. Ankara'nın bütün meydanları binalarla, kavşaklarla yok ediliyor. Yayalara zincirle kapatılan alanlar, otolara tahsis ediliyor.
Herkesi evinden tek tek toplamak kolay çünkü; oysa insanlar bir araya gelip büyük meydanları doldurabildiklerini fark edince kendilerine güvenleri artıyor; sorgulamaya, hesap sormaya, değişim istemeye başlıyorlar; iktidar için tehlikeye dönüşüyorlar.
Taksim'i yasaklayan, kentleri meydansızlaştıran zihniyetin ardında bu korkular yatıyor.
* * *
Ama tarihten biliyoruz ki, gün geliyor, insanoğlu bendinden taşıyor, meydanlara giden setleri yıkıyor.
Zorbalığa son verince nefretin sınırlarından hoşgörünün sularına geçiyor.
Dün dayak yiyenler, saraylarda karşılanıyor.
Biz de bayramlarımızı copla kutlayarak, biber gazlarıyla tebrik telefonlarını aynı anda alarak, bu ülkeyi hem alabildiğine sevip hem öfkeyle hınçlanarak, ama hiç umudu kesmeden bekliyoruz, meydanları kendimize açacağımız, tam bir bayram gibi kutlayacağımız 1 Mayıs'ları..
can dündar, ada
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar