bugün
- sözlüğün en güzel kadını23
- arkadaşlar ben saçımı hangi renge boyayacağım ya4
- meleğim diye hitap eden kova burcu erkeği3
- özkanlar3
- dünya39
- bir kaç kişinin sözlüğü oyuncağı haline getirmesi2
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı35
- cumartesi sabahlari2
- amerika birleşik devletleri29
- anın görüntüsü24
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta7
- kahrolsun sütyenler memelere özgürlük2
- insan olmaya ceyrek kala2
- ecevit denince akla gelen şeyler29
- gece araba sürerken yan cama yapışan kanlı eller3
- 80 bin entry girecek kadar işsiz olmak11
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli12
- süper kahraman filmleri deccaliyeti aşılıyor3
- sabahları sevilen şeyler6
- ali tarakcı hakkında soruşturma başlatılması3
- pis hissettiren şeyler4
- erdoğan'ın bm konuşmasına eşiyle el ele gitmesi2
- flört uygulamasında kod incelemesi yapmak2
- pornonun ne olduğunu unutmak3
- en güzel oyuncular2
- israil10
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları8
- yazılımcıların flört edememesi9
- geceleri aniden gelen acıkma hissi2
- yahudilere hınç besleyip cinnet geçirmek7
- norveç9
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- mustafa kemal atatürk10
- en medeni ortadoğulular6
- evanjelist9
- taş gibi kalçası olan kadın8
- sözlük kızları nerede sorunsalı6
- anadolu efes biracılık3
- türk rock grupları8
- hewal ebo12
- simko314
- telegram5
- fransa6
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- orospu çocuğu abdullah öcalan7
- isveç5
- ismail yüksek4
- sözlükte ki türk düşmanları10
- cuma akşam evde kalan yazarlar5
yine o uzak odadan sesler yükseliyordu birbirinin içine geçen. canıma tak etmişti her şey karanlık odada yüreği sıkışmış ufacık bir ben için. Sonra ilerlemeye başlamıştım upuzun ve ince koridorda sessiz sakin. Uzaktaki odanın kapısının buzlu camından dışarı süzülen ışığa doğru ilerlemeye başlamıştım. Çığlıklar da eklenmeye başlamıştı hırçın seslerin arasına. bense ayaklarımın adım attıkça çıkardığı sese adapte olmaya çalışıyordum, ama duyulmuyordu.
yaklaştıkça televizyon girmeye başlıyordu ufak hıçkırık aralarına. Çığlıklar genizden geliyordu, haykırışlar hırslardan akıyordu ve ağlayışlar yüreklerden kopup gelirken benim yüreğimi de koparıyordu pervasızca.
sert, kalın bir ses duyuyordum önce üst komşunun bile duyduğuna emin olduğum. alınan nefes aralarına annemin hıçkırıkları giriyordu güçsüz ve sinmiş. televizyonda magazin programlarının şen müzikleri eşlik ediyordu annemin hıçkırıklarına ve ortamın kanlarına bulanmamı da önlüyordu bu aynı zamanda.
ben yaklaşıyordum ışığa. O esnada uzun bir gölge vurdu koridora, babamın gölgesiydi bu benden beni aktıran. işığa neden ilerliyor olduğumu bilmiyordum ama ayaklarımda hiçbir tedirginlik yoktu beni durdurmaya çalışan.
tanınmayan bir şakırtı geldi o arada, ve ardını süsleyen genizden kopmuş bir haykırış. hıçkırıklar yoğunlaştıkça koridoru, ben boğuluyordum.
o an ilerlediğim noktaya beslediğim amacı anlamıştım işte. babamın gölgesi, buzlu camdan benim üzerime düşüyordu şimdi, benim gölgem de dış kapının üzerine.
bir haykırış daha koparken açtım o kapıyı, gölgem disariya uzanan kirli yere yapıştı. bir sonsuzluk indi derinliklerime. karanlığın sınırsızlığını gördüm dışarıda. ve içeride ailem dediklerimin yaşattığı karanlığa gömüldüm.
tek bir adım, ve gerisi geldi. buzlu cam çok gerideydi artık. yakın olansa soğuğun kesişiydi karanlık geceyi.
Artik ayak seslerimi duyabiliyordum. Sokakta sadece ayak seslerim ve ben varken söylüyordum bu cümleyi: işte yok oluş bu..
işte yok oluş, bu.. ****
yaklaştıkça televizyon girmeye başlıyordu ufak hıçkırık aralarına. Çığlıklar genizden geliyordu, haykırışlar hırslardan akıyordu ve ağlayışlar yüreklerden kopup gelirken benim yüreğimi de koparıyordu pervasızca.
sert, kalın bir ses duyuyordum önce üst komşunun bile duyduğuna emin olduğum. alınan nefes aralarına annemin hıçkırıkları giriyordu güçsüz ve sinmiş. televizyonda magazin programlarının şen müzikleri eşlik ediyordu annemin hıçkırıklarına ve ortamın kanlarına bulanmamı da önlüyordu bu aynı zamanda.
ben yaklaşıyordum ışığa. O esnada uzun bir gölge vurdu koridora, babamın gölgesiydi bu benden beni aktıran. işığa neden ilerliyor olduğumu bilmiyordum ama ayaklarımda hiçbir tedirginlik yoktu beni durdurmaya çalışan.
tanınmayan bir şakırtı geldi o arada, ve ardını süsleyen genizden kopmuş bir haykırış. hıçkırıklar yoğunlaştıkça koridoru, ben boğuluyordum.
o an ilerlediğim noktaya beslediğim amacı anlamıştım işte. babamın gölgesi, buzlu camdan benim üzerime düşüyordu şimdi, benim gölgem de dış kapının üzerine.
bir haykırış daha koparken açtım o kapıyı, gölgem disariya uzanan kirli yere yapıştı. bir sonsuzluk indi derinliklerime. karanlığın sınırsızlığını gördüm dışarıda. ve içeride ailem dediklerimin yaşattığı karanlığa gömüldüm.
tek bir adım, ve gerisi geldi. buzlu cam çok gerideydi artık. yakın olansa soğuğun kesişiydi karanlık geceyi.
Artik ayak seslerimi duyabiliyordum. Sokakta sadece ayak seslerim ve ben varken söylüyordum bu cümleyi: işte yok oluş bu..
işte yok oluş, bu.. ****
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar