bugün
- türk milletine kurulan pusu10
- profilini gizli tutma nedeni8
- apo piçtir piç kalacak8
- mel melin palavra sıkması9
- büyük oyunu görmek4
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu13
- akp iktidarının yaptığı en önemli hizmet7
- sözlüğe taze kan ihtiyacı5
- hiçbir servet zamanı satın alamaz2
- bugün çok felsefik ve derin şeyler söylemem2
- suudi arabistan'a saldırılırsa türkiye de savaşta3
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi8
- intihar edenler hiç korkmuyor mu5
- en namuslu kadın bile dudaktan öpüşmüştür3
- güzel kızlara kötü davranmak3
- tai lung14
- nihavent kardeşimizin sözlüğe teşrif etmesi3
- ihtiyar yazar6
- ifşalanmak2
- israil den lübnan'a yoğun saldırılar2
- mantıklı mantıklı konuşup can sıkmak5
- kapak yapmak2
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci6
- çerçeve yasa17
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- en güzel reçel6
- abdullah öcalan'ı paşa yapmak6
- kaynak götüm2
- seri gizli artı oy veren melek5
- nihavent gerizekalısı3
- g o k u6
- paşinyan'ın önündeki kritik dosya2
- abdullah öcalan'ın paşa olmasını isteyen akp li4
- mod geldi mod geldi2
- türkiyeye gelmiş en büyük yıldız5
- herkesle iyi geçinmek6
- nihoş4
- memduh bashgan12
- bir oturuşta taxi serisini izlemek2
- hewal ebo10
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı3
- yazilimcilarin flort sorunu3
- game of thrones taki kerhaneci4
- gelecekten entry3
- mustafa kemal atatürk2
- ingilisçe konuşan kezo2
- özgür özel11
- ameliyattan önce imzalatılan kağıt2
- deprem3
- evleneceği kadının geçmişini merak etmeyen erkek2
yine o uzak odadan sesler yükseliyordu birbirinin içine geçen. canıma tak etmişti her şey karanlık odada yüreği sıkışmış ufacık bir ben için. Sonra ilerlemeye başlamıştım upuzun ve ince koridorda sessiz sakin. Uzaktaki odanın kapısının buzlu camından dışarı süzülen ışığa doğru ilerlemeye başlamıştım. Çığlıklar da eklenmeye başlamıştı hırçın seslerin arasına. bense ayaklarımın adım attıkça çıkardığı sese adapte olmaya çalışıyordum, ama duyulmuyordu.
yaklaştıkça televizyon girmeye başlıyordu ufak hıçkırık aralarına. Çığlıklar genizden geliyordu, haykırışlar hırslardan akıyordu ve ağlayışlar yüreklerden kopup gelirken benim yüreğimi de koparıyordu pervasızca.
sert, kalın bir ses duyuyordum önce üst komşunun bile duyduğuna emin olduğum. alınan nefes aralarına annemin hıçkırıkları giriyordu güçsüz ve sinmiş. televizyonda magazin programlarının şen müzikleri eşlik ediyordu annemin hıçkırıklarına ve ortamın kanlarına bulanmamı da önlüyordu bu aynı zamanda.
ben yaklaşıyordum ışığa. O esnada uzun bir gölge vurdu koridora, babamın gölgesiydi bu benden beni aktıran. işığa neden ilerliyor olduğumu bilmiyordum ama ayaklarımda hiçbir tedirginlik yoktu beni durdurmaya çalışan.
tanınmayan bir şakırtı geldi o arada, ve ardını süsleyen genizden kopmuş bir haykırış. hıçkırıklar yoğunlaştıkça koridoru, ben boğuluyordum.
o an ilerlediğim noktaya beslediğim amacı anlamıştım işte. babamın gölgesi, buzlu camdan benim üzerime düşüyordu şimdi, benim gölgem de dış kapının üzerine.
bir haykırış daha koparken açtım o kapıyı, gölgem disariya uzanan kirli yere yapıştı. bir sonsuzluk indi derinliklerime. karanlığın sınırsızlığını gördüm dışarıda. ve içeride ailem dediklerimin yaşattığı karanlığa gömüldüm.
tek bir adım, ve gerisi geldi. buzlu cam çok gerideydi artık. yakın olansa soğuğun kesişiydi karanlık geceyi.
Artik ayak seslerimi duyabiliyordum. Sokakta sadece ayak seslerim ve ben varken söylüyordum bu cümleyi: işte yok oluş bu..
işte yok oluş, bu.. ****
yaklaştıkça televizyon girmeye başlıyordu ufak hıçkırık aralarına. Çığlıklar genizden geliyordu, haykırışlar hırslardan akıyordu ve ağlayışlar yüreklerden kopup gelirken benim yüreğimi de koparıyordu pervasızca.
sert, kalın bir ses duyuyordum önce üst komşunun bile duyduğuna emin olduğum. alınan nefes aralarına annemin hıçkırıkları giriyordu güçsüz ve sinmiş. televizyonda magazin programlarının şen müzikleri eşlik ediyordu annemin hıçkırıklarına ve ortamın kanlarına bulanmamı da önlüyordu bu aynı zamanda.
ben yaklaşıyordum ışığa. O esnada uzun bir gölge vurdu koridora, babamın gölgesiydi bu benden beni aktıran. işığa neden ilerliyor olduğumu bilmiyordum ama ayaklarımda hiçbir tedirginlik yoktu beni durdurmaya çalışan.
tanınmayan bir şakırtı geldi o arada, ve ardını süsleyen genizden kopmuş bir haykırış. hıçkırıklar yoğunlaştıkça koridoru, ben boğuluyordum.
o an ilerlediğim noktaya beslediğim amacı anlamıştım işte. babamın gölgesi, buzlu camdan benim üzerime düşüyordu şimdi, benim gölgem de dış kapının üzerine.
bir haykırış daha koparken açtım o kapıyı, gölgem disariya uzanan kirli yere yapıştı. bir sonsuzluk indi derinliklerime. karanlığın sınırsızlığını gördüm dışarıda. ve içeride ailem dediklerimin yaşattığı karanlığa gömüldüm.
tek bir adım, ve gerisi geldi. buzlu cam çok gerideydi artık. yakın olansa soğuğun kesişiydi karanlık geceyi.
Artik ayak seslerimi duyabiliyordum. Sokakta sadece ayak seslerim ve ben varken söylüyordum bu cümleyi: işte yok oluş bu..
işte yok oluş, bu.. ****
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar