bugün
- putin türkmüş7
- kıza fotoğraf yolladıktan sonra olabilecekler4
- türk vatandaşları türktür8
- true'nin acile kaldırılması8
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci7
- vexillarius the slayer3
- dinci şairler3
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler4
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- kill bill vol 32
- tek adam2
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- ilk öpüştüğüm kız6
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim2
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- amca diyen bokolog2
- almanyada çok insan öldü haklı mıydı4
- osuruktan şiirler41
- giysi fiyatlarının uçması2
- rus milfi3
- türkiyeli olmak2
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- bebek katili4
- adana kebap10
- burası instagram değil sözlük4
- koreli ucube ile evlenen kadın3
- dünya asla vazgeçme günü4
- gogo yubari ile okul gezisinde yanyana düşmek2
- aleksey batrakov13
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- mahalle kültürünün yok olması2
- şu an sizi ne mutlu ederdi3
- ford flex3
- ince memed3
- haftanın gammazları listesi26
- türkiyenin ukraynaya füze satışına putin uyardı3
- rusya'dan ingiltere'ye iha tehdidi2
- hepsi rüyaymış diye 10 yaşında uyanmak2
- muadil ilaç2
- akrabayı engelleme havası2
- uzaylılara açıklamakta zorlanacağımız şeyler2
- günün tweeti2
- arkadaşlar sizce bu balık mı rihanna mı3
- tulumba tatlısı6
- zeynep bastık'ın beyaz külodu2
- devlet eliyle eğitim zorunluluğu2
- içimi dostuma döktüm umarım başkalarına anlatmaz2
- dünyanın sonunun fon müziği2
- ben geldim kerkenezler18
Gelelim bugün size anlatacağım konuya!
Başlığa baktınız ve ne düşündünüz?
-2 Sayı ve bunlar birbirinin 10 katı.
-“Kelime” kelimesi cümle içinde!
Sizi yormak değil niyetim pek tabi.
Haydi başlayalım o zaman!
Ne kadar gün geçtikçe Facebook, Instagram’ a dönüyor olsa da, bir umut içinde bulunduğumuz ve “PROFESYONEL” anlamda kullanmaya devam ettiğimiz “Linkedin” de bir bağlantımın paylaştığı söz üzerine bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum. Özlü sözler paylaşmayı milletçe çok seviyoruz ama bu lafın nereye gidebileceği konusunda maalesef pek düşünemiyoruz. Bunun en büyük sebebi de, doğuştan sahip olduğumuz EGO larımız ve maalesef bizi kemiren KiBiRiMiZ!
“200 kelime ile düşünen birisi, 2000 kelime ile düşünen birisini anlayamaz.” Anooshirvan Miyandji/ III. Zekâ ve Yetenek Kongresi
Aslında çok masum görünüyor ve tespit yapılmış gibi duruyor değil mi?
Hatta bu kısmı Türkiye Zeka Vakfı’ da resmi sosyal medya hesabından falan paylaşıyor.
işte asıl olay burada başlıyor.
Bu sözü, bu bahsedilen abinin, o niyetle söylememiş olduğunu varsaysak bile, ülkemizde bu söz direk kutuplaştırma ve diğer insanları küçümseme amacı ile kullanılıyor.
Kimse de çıkıp şunu demiyor. 200 Kelime kullanan adam yani senin hor gördüğün, dışladığın adam senin kadar anlama kapasitesine sahip değil ise, 2000 kelime kullanan sen, müthiş dahi, ülkeyi kurtaran adam, neden bu 2000 kelime içerisinde o hor gördüğün 200 kelime bilen adamın anlayacağı kelimeleri seçerek meramını anlatamıyorsun?
iletişimin en önemli kurallarından birkaçı şudur:
KARŞINIZDAKiNiN ALGILAMA SÜRECiNi GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURUN: Bir şeyler anlatırken veya anlatıp bitirdikten sonra, küçük bir algı testi faydalı olacaktır. Çünkü her bireyin veya topluluğun algılama süresi farklıdır. Bazı kimseler tabiri caiz ise “Leb demeden Leblebi” kıvamında olabilir fakat bazı kimseler bu kıvamda olmayabilir. Bunu zaten kişinin konuşmalarından tavırlarından ve en iyi anlayabileceğiniz yol olan “SORU SORMA STiLi VE SORDUĞU SORULARDAN” anlayabilirsiniz. Soru sorma stili karşınızda ki hakkında size çok önemli fikirler verir. Soru sormak için soru soruluyor ise konu hiç anlaşılmamış veya ortamda ki kişiler tarafından çok sıkıcı bulunmuştur. Söylediklerinizin içinden ayrıntılar soruluyor ise, dikkat edin, çok dikkatli bir dinleyici grup karşısındasınız demektir. Söylemlerinizi açık verdirmeyecek şekilde seçmeniz gerekir. Konuyu daha ayrıntılı anlatmanız ve en ince detayı bile karşı tarafa aktarmanız gerekir. Siz aktarmazsanız zaten karşı taraf size bunu soracaktır. Eğer, tamamlayıcı sorular denen, anlattıklarınızın tekrarını ve başka türlü bir anlatımının talep edildiği sorular gelir ise, karşı tarafın sizi iyi dinlediği fakat bazı noktaların kafalarında soru işareti kaldığı anlaşılır. Burada tek dikkat etmeniz gereken bu noktaları, karşınızdakinin anlayabileceği bir formata indirgeyip öyle anlatmaktır. Algı süresi testine gelirsek, öyle bilimsel ve deneysel bir şeyden bahsetmeyeceğim hepinizin bildiği “Sizin bana sorularınız var mı- Kafanıza takılan veya eksik kalan bir nokta kaldı mı” benzeri yaklaşımlar size bir fikir verecektir. Burada sizlere yardımcı olacak en önemli konu kişinin surat ifadesi ve konuşmalarıdır. Bu size bir fikir verecektir. Anlayamam diye korkanlar varsa korkmasınlar, bu evrenseldir ve çok kolay anlaşılır.
KELiMELERi iYi SEÇMEK: Kelimeleriniz karşınızdakiler tarafından anlaşılmıyorsa veya onlara hitap etmiyorsa saatlerce duvara konuşursunuz, karşı tarafta sizi dinlemediğini beden dili ile ifade eder( Örneğin; içlerinden küfür ederler, buda surat ifadelerine yansır * . Karşınızdaki insanın eğitim seviyesi sizden daha düşük olabilir, bu o insanın suçu değildir. Siz o kişiye de hitap etmek zorundasınız. Hiçbir şekilde “Ben bunu size nasıl anlatabilirim, anlatsam da anlamazsınız” gibi tavırlara girmemek lazım, her insan dinlenmeyi ve kendisine bir şeyler anlatılmasını hak eder. Her zaman aklınızda bu bulunsun ve ikili ilişkilerinizi bu temele dayandırın.
Kelimeleri nasıl seçeceğinizi bilmediğiniz ortamlarda öncelikle dinleyici olun. Bu yöntem sizin ortamı tanımanızı, davranış ve söylemlerinizi buna göre revize etmenizi sağlayacaktır. Bu yöntemde mutlak işe yarayan bir yöntem olarak bilinmektedir.
Ne güzel demiş Can Yücel:
En uzak mesafe ne Afrika’dır
Ne Çin, ne Hindistan,
Ne seyyareler,
Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan…
En uzak mesafe;
iki kafa arasındaki mesafedir
Birbirini anlamayan.
işte bu yüzden kavramları ve özlü sözleri paylaşırken dikkatli olmakta fayda var her zaman.
insanları küçümsemek veya hor görmeyi değil, kendinizi onlara, onların anlayabileceği stilde anlatmayı deneyin!
Bunu iş yerinizde, sokakta veya farklı bir alanda yaşıyor olmanız kaçınılmazdır. Bu problemden kibir yoluyla kaçmak yerine, “iŞ DÜNYASININ POPÜLER KELiMESi” herkesin ağzında ama kimsenin aksiyon konusunda bir şey bilmediği! “PROBLEM ÇÖZME ODAKLI” düşünerek, olaya yaklaşma en önemli girişim olacaktır.
Zaten mevcut duruma baktığınızda ülkemizin OECD Ülkeleri arasında Problem Çözmede sonuncu olduğuna da şaşırmamak gerekiyor.
Türklerin sahip olduğu doğuştan kibir ve kendini üstün görme huyu için “Can Çıkar Huy Çıkmaz” dan daha fazlası ile savunma argümanları edinmeniz lazım abiler, ablalar kardeşler.
Bugünde burada bitirelim ve daha güzel, umut dolu yarınlar dileyelim.
Saygılar.
Sevgiler.
Başlığa baktınız ve ne düşündünüz?
-2 Sayı ve bunlar birbirinin 10 katı.
-“Kelime” kelimesi cümle içinde!
Sizi yormak değil niyetim pek tabi.
Haydi başlayalım o zaman!
Ne kadar gün geçtikçe Facebook, Instagram’ a dönüyor olsa da, bir umut içinde bulunduğumuz ve “PROFESYONEL” anlamda kullanmaya devam ettiğimiz “Linkedin” de bir bağlantımın paylaştığı söz üzerine bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum. Özlü sözler paylaşmayı milletçe çok seviyoruz ama bu lafın nereye gidebileceği konusunda maalesef pek düşünemiyoruz. Bunun en büyük sebebi de, doğuştan sahip olduğumuz EGO larımız ve maalesef bizi kemiren KiBiRiMiZ!
“200 kelime ile düşünen birisi, 2000 kelime ile düşünen birisini anlayamaz.” Anooshirvan Miyandji/ III. Zekâ ve Yetenek Kongresi
Aslında çok masum görünüyor ve tespit yapılmış gibi duruyor değil mi?
Hatta bu kısmı Türkiye Zeka Vakfı’ da resmi sosyal medya hesabından falan paylaşıyor.
işte asıl olay burada başlıyor.
Bu sözü, bu bahsedilen abinin, o niyetle söylememiş olduğunu varsaysak bile, ülkemizde bu söz direk kutuplaştırma ve diğer insanları küçümseme amacı ile kullanılıyor.
Kimse de çıkıp şunu demiyor. 200 Kelime kullanan adam yani senin hor gördüğün, dışladığın adam senin kadar anlama kapasitesine sahip değil ise, 2000 kelime kullanan sen, müthiş dahi, ülkeyi kurtaran adam, neden bu 2000 kelime içerisinde o hor gördüğün 200 kelime bilen adamın anlayacağı kelimeleri seçerek meramını anlatamıyorsun?
iletişimin en önemli kurallarından birkaçı şudur:
KARŞINIZDAKiNiN ALGILAMA SÜRECiNi GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURUN: Bir şeyler anlatırken veya anlatıp bitirdikten sonra, küçük bir algı testi faydalı olacaktır. Çünkü her bireyin veya topluluğun algılama süresi farklıdır. Bazı kimseler tabiri caiz ise “Leb demeden Leblebi” kıvamında olabilir fakat bazı kimseler bu kıvamda olmayabilir. Bunu zaten kişinin konuşmalarından tavırlarından ve en iyi anlayabileceğiniz yol olan “SORU SORMA STiLi VE SORDUĞU SORULARDAN” anlayabilirsiniz. Soru sorma stili karşınızda ki hakkında size çok önemli fikirler verir. Soru sormak için soru soruluyor ise konu hiç anlaşılmamış veya ortamda ki kişiler tarafından çok sıkıcı bulunmuştur. Söylediklerinizin içinden ayrıntılar soruluyor ise, dikkat edin, çok dikkatli bir dinleyici grup karşısındasınız demektir. Söylemlerinizi açık verdirmeyecek şekilde seçmeniz gerekir. Konuyu daha ayrıntılı anlatmanız ve en ince detayı bile karşı tarafa aktarmanız gerekir. Siz aktarmazsanız zaten karşı taraf size bunu soracaktır. Eğer, tamamlayıcı sorular denen, anlattıklarınızın tekrarını ve başka türlü bir anlatımının talep edildiği sorular gelir ise, karşı tarafın sizi iyi dinlediği fakat bazı noktaların kafalarında soru işareti kaldığı anlaşılır. Burada tek dikkat etmeniz gereken bu noktaları, karşınızdakinin anlayabileceği bir formata indirgeyip öyle anlatmaktır. Algı süresi testine gelirsek, öyle bilimsel ve deneysel bir şeyden bahsetmeyeceğim hepinizin bildiği “Sizin bana sorularınız var mı- Kafanıza takılan veya eksik kalan bir nokta kaldı mı” benzeri yaklaşımlar size bir fikir verecektir. Burada sizlere yardımcı olacak en önemli konu kişinin surat ifadesi ve konuşmalarıdır. Bu size bir fikir verecektir. Anlayamam diye korkanlar varsa korkmasınlar, bu evrenseldir ve çok kolay anlaşılır.
KELiMELERi iYi SEÇMEK: Kelimeleriniz karşınızdakiler tarafından anlaşılmıyorsa veya onlara hitap etmiyorsa saatlerce duvara konuşursunuz, karşı tarafta sizi dinlemediğini beden dili ile ifade eder( Örneğin; içlerinden küfür ederler, buda surat ifadelerine yansır * . Karşınızdaki insanın eğitim seviyesi sizden daha düşük olabilir, bu o insanın suçu değildir. Siz o kişiye de hitap etmek zorundasınız. Hiçbir şekilde “Ben bunu size nasıl anlatabilirim, anlatsam da anlamazsınız” gibi tavırlara girmemek lazım, her insan dinlenmeyi ve kendisine bir şeyler anlatılmasını hak eder. Her zaman aklınızda bu bulunsun ve ikili ilişkilerinizi bu temele dayandırın.
Kelimeleri nasıl seçeceğinizi bilmediğiniz ortamlarda öncelikle dinleyici olun. Bu yöntem sizin ortamı tanımanızı, davranış ve söylemlerinizi buna göre revize etmenizi sağlayacaktır. Bu yöntemde mutlak işe yarayan bir yöntem olarak bilinmektedir.
Ne güzel demiş Can Yücel:
En uzak mesafe ne Afrika’dır
Ne Çin, ne Hindistan,
Ne seyyareler,
Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan…
En uzak mesafe;
iki kafa arasındaki mesafedir
Birbirini anlamayan.
işte bu yüzden kavramları ve özlü sözleri paylaşırken dikkatli olmakta fayda var her zaman.
insanları küçümsemek veya hor görmeyi değil, kendinizi onlara, onların anlayabileceği stilde anlatmayı deneyin!
Bunu iş yerinizde, sokakta veya farklı bir alanda yaşıyor olmanız kaçınılmazdır. Bu problemden kibir yoluyla kaçmak yerine, “iŞ DÜNYASININ POPÜLER KELiMESi” herkesin ağzında ama kimsenin aksiyon konusunda bir şey bilmediği! “PROBLEM ÇÖZME ODAKLI” düşünerek, olaya yaklaşma en önemli girişim olacaktır.
Zaten mevcut duruma baktığınızda ülkemizin OECD Ülkeleri arasında Problem Çözmede sonuncu olduğuna da şaşırmamak gerekiyor.
Türklerin sahip olduğu doğuştan kibir ve kendini üstün görme huyu için “Can Çıkar Huy Çıkmaz” dan daha fazlası ile savunma argümanları edinmeniz lazım abiler, ablalar kardeşler.
Bugünde burada bitirelim ve daha güzel, umut dolu yarınlar dileyelim.
Saygılar.
Sevgiler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar