bugün
- isteklerinize nasıl sınır koyuyorsunuz5
- sözlüğün boşalması2
- nickten isim tahmini yapmak10
- aşk acısı çekiyorum sözlük7
- guinness birası4
- içinizde bomba atmasını bilmeyen hayvanlar var3
- caddebostan da bostan yetiştirmek4
- cabrio tigra süren kadının arabasına atlatmak3
- batıl inançlar7
- ev ödevi2
- ispanya8
- muşlettin amca3
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği15
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- büyük filmlerden büyük replikler3
- haramidere de haramilik yapmak5
- arkadaşlar pizza yer miyiz4
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi26
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı12
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek13
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- sinem dedetaş11
- full metal jacket vs the thin red line2
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- yürüyen bok4
- kilolu olmak5
- gerçek sözlük yazarı uzun saçlı sakallı obez olur3
- kemalistler yunanistan'a defolsun8
- kedin mi var derdin var4
- sözlükte olgun insanların sorunlarını konuşmak2
- ölümü gösterip sıtmaya razı etmek2
- başlarım böyle hayata deyip akp'ye üye olmak4
- şaka maka 40'a yaklaşmak6
- çerçeve yasa7
- zall adlı yazar4
- mason greenwood11
- sözlüğü doğru kullanmak2
- fetönün siyasi ayağı araştırlsın önergesinin reddi8
- apo hapisten çıkınca ak partililerin tepkisi8
- her gün tuvalete çıkmak2
- oral süspansiyon3
- yeğen yerine yiğen diyen insanlar2
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı18
- amerikaya taşınmak2
- velvet hanım ile kahve içmek8
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak2
- 15 temmuz tiyatro mu7
- renault 9 broadway12
98 kasım ile 99 şubat arasında olan,italyanların avrupa desteğiyle apoyu saklamaları sonucu gerçekleşen bir durum.bunun sonucunda juventus bu krizi bahane edip,bizle (gs) olan maçını 1 hafta ertelettirmiştir. gazetelerde dönemin italya cumhurbaşkanı massimo d'alema için tam bir d'alema diye başlık atılmıştı. avrupalılar kahpeliğini yine yapmıştı.
ekleme :
Apo Krizi ve Medya
AddThis Sharing Buttons
Sinan Laçiner | (Sayı : 117 - Ocak 1999)
Son dönemin tartışmalı aktörü medya, “Apo krizi”nin yaratılmasında da etkili bir rol aldı. Kriz, Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkışı ile başladı, italya’ya gidişi ile doruk noktasına ulaştı. Ama bu krizin hafızalarda kalacak yanı Öcalan’ın iadesi amacıyla sokaklara çıkan, ama bunu ilkel bir milliyetçi gösteriye dönüştüren kitlelerdi. işte medyayı başrol oyuncularından biri -belki en önemlisi- saymamızın gerekçesi de bu tüyler ürpertici manzaraların yaratılması yönünde sergilediği üstün gayretti.
Öcalan’ın iadesinin en azından Türkiye’de idam cezası olması gerekçesiyle mümkün olamayacağının bilinmesine rağmen italya’ya her cepheden hücum bu sütunlarda örgütlendi. Öcalan’ın serbest bırakılma haberiyle yoğunlaşan kampanyanın “toplu hücum”, “toplu savunma” taktiği kendisine en etkili kadroyu da devşirdi. O günden sonra kullanılan dilin tahrik edicilik ve bayağılık dozu toplumun hangi kesitine seslenildiğini açıkça ifade ediyordu.
Sessiz bir işbölümü yapılmışçasına herkes kışkırtıcılıkta üzerine düşeni yapıyor, “dış politika uzmanları” bir savaş durumunu öngörürken; içeride de çeşitli yasal parti ve kuruluşlar hedef gösteriliyor, eylemlerde günden günden güne artan şiddet dozu “halkın haklı öfkesi” gibi başlıklar altında haberleştirilerek, çoğu “partili” eylemcilerin adeta sırtı sıvazlanıyordu.
Bütün bu medya ilgisi ve desteği milliyetçiliğin şov boyutunu öne çıkarıyordu. Büyükelçilik tabelası söküp tekmelemeler, meyve sebze çiğnemeler, bayrak-poster yakmalar... gerçekleşmek için medya ilgisi bekliyordu.
Yaklaşık olarak on gün boyunca süren bu millî histeri dalgası utanç veren görüntülerinin dışında üç de cana maloldu. Selin gidip kumun kaldığı ve bu bilanço ile yüzleşen, örneğin Rauf Tamer gibi yazarları dahi, “acaba halkı yanlış mı yönlendirdik?” demeye sevk eden hazin sonuç yaratıcılarını hiç de rahatsız etmedi.
Öyle ki, Doğan Medya Grubu Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, yaklaşık bir ay sonra il Mondo dergisindeki röportajında marifetlerini “Türk basınının olaylara uzak kalmaması” şeklinde açıklayıp, “Kızıl Tugaylar, PKK gibi geniş alanda hareket etseydi, italyan basını ne yapardı?” sorusunu sorma pişkinliği ile arkasında bıraktığı yıkıntıdan pişmanlık duymak şöyle dursun, adeta gurur duyduğunu gösteriyordu.
Aslında bütün bunlar, medyamızın bir millî histeriye dönüştürdüğü her sorun-haberden alışık olduğumuz şeylerdi. Ama bu kez millî histerinin tüm unsurlarının birleştiği bir “doruk” hali yaşadık. Bunu belgelemek istedik.
Aşağıda sunduğumuz seçki ile yukarıda kısaca tarif etmeye çalıştığımız bir cerahatin, kemale ermiş görüntüsünü çizmeye çalıştık. işin bu boyutlara tırmanmasında büyük pay sahibi olan televizyonların bu seçkide yer almaması kuşkusuz büyük bir eksiklik sayılabilir. Zira kampanyanın görsel boyutu gazetelerde yer alanları mumla aratacak seviyesizlikte seyretti. Fakat gazetelerin de resmetmeye çalıştığımız cerahat için yeterli malzemeyi sunduğunu düşünüyoruz.
Apo yakalandı. Milletçe sevindik. Borsa bile yükseldi. Ama herkesin bu sevince katıldığını sanmıyorum.
Merak ediyorum; mesela Fransızların Madamı bu işe ne diyecek? Mesela Akın Birdal; mesela sürgündeki sözde Kürt Parlamentosu üyeleri ne diyecek?
ekleme :
Apo Krizi ve Medya
AddThis Sharing Buttons
Sinan Laçiner | (Sayı : 117 - Ocak 1999)
Son dönemin tartışmalı aktörü medya, “Apo krizi”nin yaratılmasında da etkili bir rol aldı. Kriz, Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkışı ile başladı, italya’ya gidişi ile doruk noktasına ulaştı. Ama bu krizin hafızalarda kalacak yanı Öcalan’ın iadesi amacıyla sokaklara çıkan, ama bunu ilkel bir milliyetçi gösteriye dönüştüren kitlelerdi. işte medyayı başrol oyuncularından biri -belki en önemlisi- saymamızın gerekçesi de bu tüyler ürpertici manzaraların yaratılması yönünde sergilediği üstün gayretti.
Öcalan’ın iadesinin en azından Türkiye’de idam cezası olması gerekçesiyle mümkün olamayacağının bilinmesine rağmen italya’ya her cepheden hücum bu sütunlarda örgütlendi. Öcalan’ın serbest bırakılma haberiyle yoğunlaşan kampanyanın “toplu hücum”, “toplu savunma” taktiği kendisine en etkili kadroyu da devşirdi. O günden sonra kullanılan dilin tahrik edicilik ve bayağılık dozu toplumun hangi kesitine seslenildiğini açıkça ifade ediyordu.
Sessiz bir işbölümü yapılmışçasına herkes kışkırtıcılıkta üzerine düşeni yapıyor, “dış politika uzmanları” bir savaş durumunu öngörürken; içeride de çeşitli yasal parti ve kuruluşlar hedef gösteriliyor, eylemlerde günden günden güne artan şiddet dozu “halkın haklı öfkesi” gibi başlıklar altında haberleştirilerek, çoğu “partili” eylemcilerin adeta sırtı sıvazlanıyordu.
Bütün bu medya ilgisi ve desteği milliyetçiliğin şov boyutunu öne çıkarıyordu. Büyükelçilik tabelası söküp tekmelemeler, meyve sebze çiğnemeler, bayrak-poster yakmalar... gerçekleşmek için medya ilgisi bekliyordu.
Yaklaşık olarak on gün boyunca süren bu millî histeri dalgası utanç veren görüntülerinin dışında üç de cana maloldu. Selin gidip kumun kaldığı ve bu bilanço ile yüzleşen, örneğin Rauf Tamer gibi yazarları dahi, “acaba halkı yanlış mı yönlendirdik?” demeye sevk eden hazin sonuç yaratıcılarını hiç de rahatsız etmedi.
Öyle ki, Doğan Medya Grubu Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, yaklaşık bir ay sonra il Mondo dergisindeki röportajında marifetlerini “Türk basınının olaylara uzak kalmaması” şeklinde açıklayıp, “Kızıl Tugaylar, PKK gibi geniş alanda hareket etseydi, italyan basını ne yapardı?” sorusunu sorma pişkinliği ile arkasında bıraktığı yıkıntıdan pişmanlık duymak şöyle dursun, adeta gurur duyduğunu gösteriyordu.
Aslında bütün bunlar, medyamızın bir millî histeriye dönüştürdüğü her sorun-haberden alışık olduğumuz şeylerdi. Ama bu kez millî histerinin tüm unsurlarının birleştiği bir “doruk” hali yaşadık. Bunu belgelemek istedik.
Aşağıda sunduğumuz seçki ile yukarıda kısaca tarif etmeye çalıştığımız bir cerahatin, kemale ermiş görüntüsünü çizmeye çalıştık. işin bu boyutlara tırmanmasında büyük pay sahibi olan televizyonların bu seçkide yer almaması kuşkusuz büyük bir eksiklik sayılabilir. Zira kampanyanın görsel boyutu gazetelerde yer alanları mumla aratacak seviyesizlikte seyretti. Fakat gazetelerin de resmetmeye çalıştığımız cerahat için yeterli malzemeyi sunduğunu düşünüyoruz.
Apo yakalandı. Milletçe sevindik. Borsa bile yükseldi. Ama herkesin bu sevince katıldığını sanmıyorum.
Merak ediyorum; mesela Fransızların Madamı bu işe ne diyecek? Mesela Akın Birdal; mesela sürgündeki sözde Kürt Parlamentosu üyeleri ne diyecek?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar