bugün
- akp seçmeni7
- göz teması kuramama5
- mustafa sandal'ın gündemde olması5
- sabahları nefret edilen şeyler6
- kız troller12
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- kalabalığı seviyor musunuz13
- true'ya özgürlük5
- yalnızlık2
- maaş için birbirine katlanan insanlar4
- gece 1 de 10 birayla gelen kız kanka9
- ilham aliyevin türkiyeye nankörlük yapması8
- kedilerin yedigi ilginc seyler17
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey12
- aile2
- tekerlek toplayan cocuk14
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak13
- aliyev'in türkiye'ye gönderme yapan sözleri4
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak11
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum14
- trump'ın süper zeka zirvesinin sonuçları3
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- ona bir şey söyle6
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- pazar günü kahvaltı gazete ve kovboy filmi üçlüsü2
- yazarların anlık durumları9
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- galatasaray büyüklüğü14
- arkadaşlar bakar mısınız14
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi15
- özel sektör de çalışmak11
- avokado yiyen insan8
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız7
- çocuklar niye sünnet edilir7
- zencilerin birbirine nigger demesi6
- fiziği güzel sözlük kızları56
- ellerim bos gonlum hos14
- gece sokakta baş belaya girer mi6
- şeker hastalığı9
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı17
- mafya kızı olma isteği6
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- from gold from dust27
- boğaz ağrısı7
- morning2
Bir kız ve bir erkek...
Sessizce gökyüzünü izliyorlar.
Bir kumsalda sırtları kumlara bulanmış,
Ve ayakları zirifi denize bakarken.
Birbirlerine dokunmuyorlar. Gecenin karanlığında birbirine uyumlu yatan vücutlarıyla sessizce duruyorlar. Biraz sessizlik içerisinde kendileriyle başbaşa kalmalılar.
Kızın saçları omuzlarına dökülmüyor.
Selvi boyu, ince zarif parmakları, dolgun dudakları, küçük ve kalkık bir burnu, kar beyazı teni yok.
Erkek de yakışıklı değil ve de cebinde bir tomar parayla gezmiyor, insanları yönetebilecek hüküm gücü yok.
Ceplerindeki son kuruşa varasıya aldıkları ucuz şarapla ve birayla sarhoş olmuşlar tüm gece. Bağıra çağıra sokaklarda gezmiş, nedensizce atm tekmelemişler. Hatta bir ara tanımadıkları bir evin, tanımadıkları bahçesindeki, onlara yabancı çiçekler arasında sevişmişler.
Pişman değiller.
Aşık ya da sevgili değiller.
Peri masallarına inanmıyorlar.
Hüzünlü ya da mutlu değiller.
Kafalarına takılan bir şey yok.
Yarın daha kargalar bokunu yemeden, sırf para kazanmak için uyanmak zorunda değiller.
Ödemeleri gereken faturaları ya da bir ev kredisi yok.
Daha kendilerine sahip çıkamazken başkalarını benimseyen aptallardan da değiller.
Saçma kıskançlıkları yok.
Sarhoş, şehvetli ve yorgunlar.
Etraflarındaki sirkleri umursamıyorlar. Karınları aç. En yakın zamanda işemeleri gerekiyor. Evlilik prangalarına takılma, düğün, gelinlik, damatlık, çocuk gibi şeyleri arzulamıyorlar.
Tek arzuları istediğikleri yerde sertçe düzüşüp, gezip, bolca eğlenip, konuşmak. Sürekli birbirleriyle konuşup düşünmek istiyorlar. Vücutsal olarak tatmin oldukları kadar zihinsel olarak da boşaltabiliyorlar birbirlerini.
Eve, arabaya, dev aptal kutularına, son model telefonlara ya da koltuk takımına sahip olmak için hayatları boyunca çalışmayı kabullenmemişler. Karınlarını doyurabilmek için paraya ihtiyaçlarının olmadığının farkındalar.
Orada, o kumsalda sessizce yatarken ne denli yorgun, doyuma ulaşmış ve uyuşmuş olduklarından başka bir şeyi düşünmüyorlar.
Uykuya dalmadan önce yavaşca birbirlerine sokulmuşlar. Elleri birbirlerinin beline ve boynuna dolanmış, bacakları birbirlerine doğru kıvrılmış. Tenleri şu kısa sürede birbine o kadar alışmış ki bir yapbozun bütünü gibiler.
Ne kadar da yorulmuşlar.
Bu yorgunluk ne kadar da canlı hissettiriyor...
Sessizce gökyüzünü izliyorlar.
Bir kumsalda sırtları kumlara bulanmış,
Ve ayakları zirifi denize bakarken.
Birbirlerine dokunmuyorlar. Gecenin karanlığında birbirine uyumlu yatan vücutlarıyla sessizce duruyorlar. Biraz sessizlik içerisinde kendileriyle başbaşa kalmalılar.
Kızın saçları omuzlarına dökülmüyor.
Selvi boyu, ince zarif parmakları, dolgun dudakları, küçük ve kalkık bir burnu, kar beyazı teni yok.
Erkek de yakışıklı değil ve de cebinde bir tomar parayla gezmiyor, insanları yönetebilecek hüküm gücü yok.
Ceplerindeki son kuruşa varasıya aldıkları ucuz şarapla ve birayla sarhoş olmuşlar tüm gece. Bağıra çağıra sokaklarda gezmiş, nedensizce atm tekmelemişler. Hatta bir ara tanımadıkları bir evin, tanımadıkları bahçesindeki, onlara yabancı çiçekler arasında sevişmişler.
Pişman değiller.
Aşık ya da sevgili değiller.
Peri masallarına inanmıyorlar.
Hüzünlü ya da mutlu değiller.
Kafalarına takılan bir şey yok.
Yarın daha kargalar bokunu yemeden, sırf para kazanmak için uyanmak zorunda değiller.
Ödemeleri gereken faturaları ya da bir ev kredisi yok.
Daha kendilerine sahip çıkamazken başkalarını benimseyen aptallardan da değiller.
Saçma kıskançlıkları yok.
Sarhoş, şehvetli ve yorgunlar.
Etraflarındaki sirkleri umursamıyorlar. Karınları aç. En yakın zamanda işemeleri gerekiyor. Evlilik prangalarına takılma, düğün, gelinlik, damatlık, çocuk gibi şeyleri arzulamıyorlar.
Tek arzuları istediğikleri yerde sertçe düzüşüp, gezip, bolca eğlenip, konuşmak. Sürekli birbirleriyle konuşup düşünmek istiyorlar. Vücutsal olarak tatmin oldukları kadar zihinsel olarak da boşaltabiliyorlar birbirlerini.
Eve, arabaya, dev aptal kutularına, son model telefonlara ya da koltuk takımına sahip olmak için hayatları boyunca çalışmayı kabullenmemişler. Karınlarını doyurabilmek için paraya ihtiyaçlarının olmadığının farkındalar.
Orada, o kumsalda sessizce yatarken ne denli yorgun, doyuma ulaşmış ve uyuşmuş olduklarından başka bir şeyi düşünmüyorlar.
Uykuya dalmadan önce yavaşca birbirlerine sokulmuşlar. Elleri birbirlerinin beline ve boynuna dolanmış, bacakları birbirlerine doğru kıvrılmış. Tenleri şu kısa sürede birbine o kadar alışmış ki bir yapbozun bütünü gibiler.
Ne kadar da yorulmuşlar.
Bu yorgunluk ne kadar da canlı hissettiriyor...
Gündemdeki Haberler