bugün
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler23
- mazotun litresi 101 lira31
- 38 yaşında olup 20 liklere çıtır gözüyle bakmak13
- claudian clouds11
- sıkıldım11
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek9
- sözlükteki dedikodu gruplarına dahil olmak4
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz42
- chpli biriyle siyaset tartışmak8
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları35
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- market arabasını düzgün süremeyen erkek5
- öyle bir şey söylemek ki ortamın buz kesmesi2
- mehmet pişkin2
- siparişle gelen ketçap paketlerini saklamak5
- banal kelimesinin çok banal olması4
- küs olduğun birine yanlışlıkla selam vermek3
- kurtlar vadisi pusu'ya fetö soruşturması5
- iltica8
- terminator gerçek mi oluyor3
- arkadaşlar ben uyusam ayıp olur mu4
- bitmeyen kriz5
- nihoş4
- apocu akepeli3
- tartıştığı insanın entrylerini gammazlayan tip2
- ne güzel şeysin sen yaşın hep 302
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı19
- fake hesapla yazarların aklıyla dalga geçmek4
- akp li yazarlar4
- asansör aynasıyla flört etmek4
- sonunda sen2
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması30
- lev nikolayeviç tolstoy2
- iki zıt karaktere sahip olmak normal midir3
- mazot fiyatlarının suçlusu21
- diyarbakır da daltonlar operasyonu2
- otobüste uyuyup tam kendi durağında uyanmak3
- pislik yazarlar4
- akp iktidarı3
- kural bağımlılığı ve otorite arzusu3
- sevgilisi olup sözlükte takılan insan4
- yazarların fobileri15
- ekşide yazar olup hiç entry girmemek3
- eski fotoğraflardaki saç modelleri2
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı5
- grönland ve antarktika da 12 trilyon ton buz kaybı3
- akp nin iktidardan düştüğü gün2
- yazarların en malımsı özellikleri12
- akp nin gerçek yüzü2
- sözlük yazarlarının normal kombinleri23
mecburi kabulleniş, isyan ediş cümlesidir kimi zaman.
*
ve sonra karşına biri çıkıyor. ya o seni buluyor ya da senin yolun onun önüne çıkıyor. insanlara küskün haline, gözlerindeki karanlığa, ruhunun yaralarına, hayata isyanına ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünen yalnızlığına bakıp sana acıyor. "ben de sen gibiyim." diyor. "yalnızım ama yalnızlık bazen güzel değil." diyor. sana bir sürü şey anlatıyor. o anlattıkça "harbi lan." diyorsun, çünkü gayet de iyi konuşuyor. belki duymak istediklerini söylüyor belki de içinde bir yerler artık ikna olmak, sözlerine kanmak istiyor. alışıyorsun. sevmeye başlıyorsun. her şeye isyan ederken, "hepinizin canı cehenneme!" derken, "ulan varmış beni de anlayacak bir insan evladı." diyorsun. bir şeyleri değiştirmeye çalışıyorsun. davranışlarını mesela. "o ne der ki?" diyorsun ister istemez. "o" aşağı, "o" yukarı oluyor bir zaman sonra. düşüncelerin oluyor. yetmiyor, hayallerin oluyor; o da yetmiyor, kalp atışın oluyor. hani taşa dönmüş kalbin, onun sıcacık sözleriyle eriyiveriyor. bak, bu da yetmiyor; ruhuna işliyor, damla damla kanına sızıyor, tüm benliğine yayılıyor. sahipleniyorsun, umutlanıyorsun, manyak gibi kıskanıyorsun, benimsiyorsun. "beraberiz, bozulmayacak." diyorsun. en önemlisi de, inanıyorsun, güveniyorsun. hayata dört elle sarılmak için bir hevesin, bir nedenin oluyor sonunda. yıllar yılı beklediğin işaretin "o" olduğunu sanıyorsun. evet, evet... sanıyorsun... ve aldanıyorsun...
tam da her şeyi iki kişilik düşünmeye başlamışken, bir şey oluyor. hayat suratına öyle bir sille indiriyor ki, adeta "lan uçma, uyan, gerçek mi sandın!" deyip dalga geçer gibi. yıldızının hiç sönmeyeceğini düşündüğün kişiye bir haller oluyor. "olmuyor." diyor. "yani olmuyor." ne olmuyor lan, ne olmuyor? nasıl olmuyor? sonra bulutlar güneşinin önüne geçiyor, hava durumun parçalı umutluya dönüyor.hani umutların var ya, kırılıp kırılıp yüreğine batmaya başlıyor. yüreğin oluk oluk kanıyor, açılan yaraları kızgın demirlerle dağlanıyor. kalbin o kadar geriliyor ki aşkından, sevginden, acından, kederinden; geriliyor, geriliyor, en ince yerlerinden çatlıyor. paramparça oluyor. inancın yerle bir oluyor, güvenin ise bir kez daha ama bu sefer tam da temellerinden sarsılıyor. onun hayatına girmesiyle kapı dışarı ettiğin yalnızlık sinsi sinsi gülerek, ense tüylerinde soğuk bir ürpertiyle buz gibi varlığını tekrar kalbine aşılıyor.
o ise... evet, o ise... sen tüm bunları yaşarken, umurunda bile olmadan hayatına devam ediyor. yalnız başına lokmalar boğazına dizilirken o yiyor, içiyor. kurduğun hayallerin gözlerinden ılık ılık dökülürken o arkadaşlarıyla beraber muhabbetin dibine vurup gülüyor, eğleniyor. kalbin hala onun ismini anmaya çalışırken, o seni değil düşünmek, aklının kıyısına bile getirmiyor. odaya sinen kokusunu içine çekmeye korka korka giriyorsun odana. tek nefeste doldurursun ciğerlerine hepsini elinde olsa, ama ufak ufak nefes alıyorsun. "bugün kokusunu duydum, özlemimi dizginledim, yarına da kalsın." diyorsun. aklını kaybetmek üzere olduğunu anlamıyorsun bile. başa çıkmak istemiyorsun seni delirten, sana işkence eden hayali bile güzel çünkü. gülüyorsun, onu anıyorsun. seviniyorsun, onu anıyorsun. üzülüyorsun, onu anıyorsun. ağlıyorsun, onu anıyorsun. zırlıyorsun, onu anıyorsun. annesinden dayak yiyen çocuğun yine anne diyerek ağlaması gibi. ihtiyaç duyuyorsun; sesine, sıcağına, kelimelerine, öpüşüne, ellerini saçlarına daldırıp usul usul gezdirmesine, sevişine, bakışına, hatta sadece nefes alışına...
yani olmuyor.
küfrediyorsun hayata. isyan ediyorsun bağıra çağıra. bir köşeye pusuyorsun. bir bardak alıp, tuzla buz edip, kırık parçaları teninde gezdiriyorsun. canının acısı, içinin acısının yanında hissedilmiyor bile. neşteri alıp eline artık onu sevmemek için kalbini oymak, hayalini görmemek için gözlerini çıkarmak, hatıralarını silmek için beynini deşmek istiyorsun. tenini, dokunduğu her yerini cayır cayır yakmak istiyorsun. izlerini taşıdığın her şeyini yok etmek istiyorsun.
yani olmuyor, olmuyor!
ne yaparsan yap, acın zerre kadar bile dinmiyor. o seni unutup çoktan hayata döndü halbuki. bunu bilmek bile canını yakıyor. sana vaatler veren o insan, artık başka başka planlar kuruyor. yani olmuyor, hiçbir şey düşündüğün gibi olmuyor. yani olmuyor; umutların, hayallerin asla gerçekleşmiyor.
yani olmuyor öyle, hiç de toz pembe şeyler olmuyor:
bir gün birisi elinde bir yıldızla yalnız dünya girip, hayatını piç edip, siktir olup gidiyor!
işte aynen böyle oluyor.
*
ve sonra karşına biri çıkıyor. ya o seni buluyor ya da senin yolun onun önüne çıkıyor. insanlara küskün haline, gözlerindeki karanlığa, ruhunun yaralarına, hayata isyanına ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünen yalnızlığına bakıp sana acıyor. "ben de sen gibiyim." diyor. "yalnızım ama yalnızlık bazen güzel değil." diyor. sana bir sürü şey anlatıyor. o anlattıkça "harbi lan." diyorsun, çünkü gayet de iyi konuşuyor. belki duymak istediklerini söylüyor belki de içinde bir yerler artık ikna olmak, sözlerine kanmak istiyor. alışıyorsun. sevmeye başlıyorsun. her şeye isyan ederken, "hepinizin canı cehenneme!" derken, "ulan varmış beni de anlayacak bir insan evladı." diyorsun. bir şeyleri değiştirmeye çalışıyorsun. davranışlarını mesela. "o ne der ki?" diyorsun ister istemez. "o" aşağı, "o" yukarı oluyor bir zaman sonra. düşüncelerin oluyor. yetmiyor, hayallerin oluyor; o da yetmiyor, kalp atışın oluyor. hani taşa dönmüş kalbin, onun sıcacık sözleriyle eriyiveriyor. bak, bu da yetmiyor; ruhuna işliyor, damla damla kanına sızıyor, tüm benliğine yayılıyor. sahipleniyorsun, umutlanıyorsun, manyak gibi kıskanıyorsun, benimsiyorsun. "beraberiz, bozulmayacak." diyorsun. en önemlisi de, inanıyorsun, güveniyorsun. hayata dört elle sarılmak için bir hevesin, bir nedenin oluyor sonunda. yıllar yılı beklediğin işaretin "o" olduğunu sanıyorsun. evet, evet... sanıyorsun... ve aldanıyorsun...
tam da her şeyi iki kişilik düşünmeye başlamışken, bir şey oluyor. hayat suratına öyle bir sille indiriyor ki, adeta "lan uçma, uyan, gerçek mi sandın!" deyip dalga geçer gibi. yıldızının hiç sönmeyeceğini düşündüğün kişiye bir haller oluyor. "olmuyor." diyor. "yani olmuyor." ne olmuyor lan, ne olmuyor? nasıl olmuyor? sonra bulutlar güneşinin önüne geçiyor, hava durumun parçalı umutluya dönüyor.hani umutların var ya, kırılıp kırılıp yüreğine batmaya başlıyor. yüreğin oluk oluk kanıyor, açılan yaraları kızgın demirlerle dağlanıyor. kalbin o kadar geriliyor ki aşkından, sevginden, acından, kederinden; geriliyor, geriliyor, en ince yerlerinden çatlıyor. paramparça oluyor. inancın yerle bir oluyor, güvenin ise bir kez daha ama bu sefer tam da temellerinden sarsılıyor. onun hayatına girmesiyle kapı dışarı ettiğin yalnızlık sinsi sinsi gülerek, ense tüylerinde soğuk bir ürpertiyle buz gibi varlığını tekrar kalbine aşılıyor.
o ise... evet, o ise... sen tüm bunları yaşarken, umurunda bile olmadan hayatına devam ediyor. yalnız başına lokmalar boğazına dizilirken o yiyor, içiyor. kurduğun hayallerin gözlerinden ılık ılık dökülürken o arkadaşlarıyla beraber muhabbetin dibine vurup gülüyor, eğleniyor. kalbin hala onun ismini anmaya çalışırken, o seni değil düşünmek, aklının kıyısına bile getirmiyor. odaya sinen kokusunu içine çekmeye korka korka giriyorsun odana. tek nefeste doldurursun ciğerlerine hepsini elinde olsa, ama ufak ufak nefes alıyorsun. "bugün kokusunu duydum, özlemimi dizginledim, yarına da kalsın." diyorsun. aklını kaybetmek üzere olduğunu anlamıyorsun bile. başa çıkmak istemiyorsun seni delirten, sana işkence eden hayali bile güzel çünkü. gülüyorsun, onu anıyorsun. seviniyorsun, onu anıyorsun. üzülüyorsun, onu anıyorsun. ağlıyorsun, onu anıyorsun. zırlıyorsun, onu anıyorsun. annesinden dayak yiyen çocuğun yine anne diyerek ağlaması gibi. ihtiyaç duyuyorsun; sesine, sıcağına, kelimelerine, öpüşüne, ellerini saçlarına daldırıp usul usul gezdirmesine, sevişine, bakışına, hatta sadece nefes alışına...
yani olmuyor.
küfrediyorsun hayata. isyan ediyorsun bağıra çağıra. bir köşeye pusuyorsun. bir bardak alıp, tuzla buz edip, kırık parçaları teninde gezdiriyorsun. canının acısı, içinin acısının yanında hissedilmiyor bile. neşteri alıp eline artık onu sevmemek için kalbini oymak, hayalini görmemek için gözlerini çıkarmak, hatıralarını silmek için beynini deşmek istiyorsun. tenini, dokunduğu her yerini cayır cayır yakmak istiyorsun. izlerini taşıdığın her şeyini yok etmek istiyorsun.
yani olmuyor, olmuyor!
ne yaparsan yap, acın zerre kadar bile dinmiyor. o seni unutup çoktan hayata döndü halbuki. bunu bilmek bile canını yakıyor. sana vaatler veren o insan, artık başka başka planlar kuruyor. yani olmuyor, hiçbir şey düşündüğün gibi olmuyor. yani olmuyor; umutların, hayallerin asla gerçekleşmiyor.
yani olmuyor öyle, hiç de toz pembe şeyler olmuyor:
bir gün birisi elinde bir yıldızla yalnız dünya girip, hayatını piç edip, siktir olup gidiyor!
işte aynen böyle oluyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar