bugün
- antalyalıların kabak tatlısına tahin dökmeleri11
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek16
- cemevinde arada lokma yemek vs dağıtılması7
- tanışır tanışmaz burç soran kadın3
- yeşil gözlü kız10
- aşk acısı çekenlere tavsiyeler6
- atatürk'ün boyunun 164cm olması17
- gençler isyan ediyor6
- sigortanizi nerden yaptırıyorsunuz4
- yavudilerin ikide bir tanrı adını anmaması3
- bu sen misin5
- chp kapatılsın kampanyası10
- kabak tatlısı kapatılsın6
- başkalarının mutluluklarını izlemekten bıkmak7
- normal sözlük moderasyonu3
- vice city eğitim ve araştırma hastanesi4
- masklavi'nin düşünceleri18
- teklif edilen kızın aşağılaması5
- kokuşmuşluğunu düşünen kişi2
- sivaslılar kapatılsın3
- özgür özel ekibinden 28 istifa4
- chp'nin hali ne olacak46
- gammazlar çetesi16
- sıkıntı vermeyen akraba5
- teyit edilemeyenle beslenen milyonlar2
- durduğun yerde terlemek5
- olasılıkları içinden en kötüsünü seçmek5
- araplar bizi sırtımızdan vurdu5
- gavurlar niye müslüman olmuyor11
- aykut kocaman7
- alparslan türkeş3
- bisiklet marka tavsiyesi7
- faiz yer misiniz ya da yiyor musunuz4
- karamel4
- yaz yıldırım'ın 6 bin liralık makarna yemesi2
- trt makam aracıyla uyuşturucu taşınması3
- biraderix2
- sevgiliden ayrılınca spor salonuna yazılan erkek3
- konfor alanından çıkmaya cesaret edemeyen insan3
- iran'ın hürmüz boğazı nı kapatması7
- kale3112 de olup true da olmayan ne var5
- insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders3
- aptal insan tarifi5
- katatespizartmasi17
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron18
- düşen ekmeğin yağlı yüzünün halıya denk gelmesi3
- gay lik alametleri2
- çayı demli içmek2
- grok vs gemini vs chatgpt10
- çarpık demokrasi4
mecburi kabulleniş, isyan ediş cümlesidir kimi zaman.
*
ve sonra karşına biri çıkıyor. ya o seni buluyor ya da senin yolun onun önüne çıkıyor. insanlara küskün haline, gözlerindeki karanlığa, ruhunun yaralarına, hayata isyanına ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünen yalnızlığına bakıp sana acıyor. "ben de sen gibiyim." diyor. "yalnızım ama yalnızlık bazen güzel değil." diyor. sana bir sürü şey anlatıyor. o anlattıkça "harbi lan." diyorsun, çünkü gayet de iyi konuşuyor. belki duymak istediklerini söylüyor belki de içinde bir yerler artık ikna olmak, sözlerine kanmak istiyor. alışıyorsun. sevmeye başlıyorsun. her şeye isyan ederken, "hepinizin canı cehenneme!" derken, "ulan varmış beni de anlayacak bir insan evladı." diyorsun. bir şeyleri değiştirmeye çalışıyorsun. davranışlarını mesela. "o ne der ki?" diyorsun ister istemez. "o" aşağı, "o" yukarı oluyor bir zaman sonra. düşüncelerin oluyor. yetmiyor, hayallerin oluyor; o da yetmiyor, kalp atışın oluyor. hani taşa dönmüş kalbin, onun sıcacık sözleriyle eriyiveriyor. bak, bu da yetmiyor; ruhuna işliyor, damla damla kanına sızıyor, tüm benliğine yayılıyor. sahipleniyorsun, umutlanıyorsun, manyak gibi kıskanıyorsun, benimsiyorsun. "beraberiz, bozulmayacak." diyorsun. en önemlisi de, inanıyorsun, güveniyorsun. hayata dört elle sarılmak için bir hevesin, bir nedenin oluyor sonunda. yıllar yılı beklediğin işaretin "o" olduğunu sanıyorsun. evet, evet... sanıyorsun... ve aldanıyorsun...
tam da her şeyi iki kişilik düşünmeye başlamışken, bir şey oluyor. hayat suratına öyle bir sille indiriyor ki, adeta "lan uçma, uyan, gerçek mi sandın!" deyip dalga geçer gibi. yıldızının hiç sönmeyeceğini düşündüğün kişiye bir haller oluyor. "olmuyor." diyor. "yani olmuyor." ne olmuyor lan, ne olmuyor? nasıl olmuyor? sonra bulutlar güneşinin önüne geçiyor, hava durumun parçalı umutluya dönüyor.hani umutların var ya, kırılıp kırılıp yüreğine batmaya başlıyor. yüreğin oluk oluk kanıyor, açılan yaraları kızgın demirlerle dağlanıyor. kalbin o kadar geriliyor ki aşkından, sevginden, acından, kederinden; geriliyor, geriliyor, en ince yerlerinden çatlıyor. paramparça oluyor. inancın yerle bir oluyor, güvenin ise bir kez daha ama bu sefer tam da temellerinden sarsılıyor. onun hayatına girmesiyle kapı dışarı ettiğin yalnızlık sinsi sinsi gülerek, ense tüylerinde soğuk bir ürpertiyle buz gibi varlığını tekrar kalbine aşılıyor.
o ise... evet, o ise... sen tüm bunları yaşarken, umurunda bile olmadan hayatına devam ediyor. yalnız başına lokmalar boğazına dizilirken o yiyor, içiyor. kurduğun hayallerin gözlerinden ılık ılık dökülürken o arkadaşlarıyla beraber muhabbetin dibine vurup gülüyor, eğleniyor. kalbin hala onun ismini anmaya çalışırken, o seni değil düşünmek, aklının kıyısına bile getirmiyor. odaya sinen kokusunu içine çekmeye korka korka giriyorsun odana. tek nefeste doldurursun ciğerlerine hepsini elinde olsa, ama ufak ufak nefes alıyorsun. "bugün kokusunu duydum, özlemimi dizginledim, yarına da kalsın." diyorsun. aklını kaybetmek üzere olduğunu anlamıyorsun bile. başa çıkmak istemiyorsun seni delirten, sana işkence eden hayali bile güzel çünkü. gülüyorsun, onu anıyorsun. seviniyorsun, onu anıyorsun. üzülüyorsun, onu anıyorsun. ağlıyorsun, onu anıyorsun. zırlıyorsun, onu anıyorsun. annesinden dayak yiyen çocuğun yine anne diyerek ağlaması gibi. ihtiyaç duyuyorsun; sesine, sıcağına, kelimelerine, öpüşüne, ellerini saçlarına daldırıp usul usul gezdirmesine, sevişine, bakışına, hatta sadece nefes alışına...
yani olmuyor.
küfrediyorsun hayata. isyan ediyorsun bağıra çağıra. bir köşeye pusuyorsun. bir bardak alıp, tuzla buz edip, kırık parçaları teninde gezdiriyorsun. canının acısı, içinin acısının yanında hissedilmiyor bile. neşteri alıp eline artık onu sevmemek için kalbini oymak, hayalini görmemek için gözlerini çıkarmak, hatıralarını silmek için beynini deşmek istiyorsun. tenini, dokunduğu her yerini cayır cayır yakmak istiyorsun. izlerini taşıdığın her şeyini yok etmek istiyorsun.
yani olmuyor, olmuyor!
ne yaparsan yap, acın zerre kadar bile dinmiyor. o seni unutup çoktan hayata döndü halbuki. bunu bilmek bile canını yakıyor. sana vaatler veren o insan, artık başka başka planlar kuruyor. yani olmuyor, hiçbir şey düşündüğün gibi olmuyor. yani olmuyor; umutların, hayallerin asla gerçekleşmiyor.
yani olmuyor öyle, hiç de toz pembe şeyler olmuyor:
bir gün birisi elinde bir yıldızla yalnız dünya girip, hayatını piç edip, siktir olup gidiyor!
işte aynen böyle oluyor.
*
ve sonra karşına biri çıkıyor. ya o seni buluyor ya da senin yolun onun önüne çıkıyor. insanlara küskün haline, gözlerindeki karanlığa, ruhunun yaralarına, hayata isyanına ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünen yalnızlığına bakıp sana acıyor. "ben de sen gibiyim." diyor. "yalnızım ama yalnızlık bazen güzel değil." diyor. sana bir sürü şey anlatıyor. o anlattıkça "harbi lan." diyorsun, çünkü gayet de iyi konuşuyor. belki duymak istediklerini söylüyor belki de içinde bir yerler artık ikna olmak, sözlerine kanmak istiyor. alışıyorsun. sevmeye başlıyorsun. her şeye isyan ederken, "hepinizin canı cehenneme!" derken, "ulan varmış beni de anlayacak bir insan evladı." diyorsun. bir şeyleri değiştirmeye çalışıyorsun. davranışlarını mesela. "o ne der ki?" diyorsun ister istemez. "o" aşağı, "o" yukarı oluyor bir zaman sonra. düşüncelerin oluyor. yetmiyor, hayallerin oluyor; o da yetmiyor, kalp atışın oluyor. hani taşa dönmüş kalbin, onun sıcacık sözleriyle eriyiveriyor. bak, bu da yetmiyor; ruhuna işliyor, damla damla kanına sızıyor, tüm benliğine yayılıyor. sahipleniyorsun, umutlanıyorsun, manyak gibi kıskanıyorsun, benimsiyorsun. "beraberiz, bozulmayacak." diyorsun. en önemlisi de, inanıyorsun, güveniyorsun. hayata dört elle sarılmak için bir hevesin, bir nedenin oluyor sonunda. yıllar yılı beklediğin işaretin "o" olduğunu sanıyorsun. evet, evet... sanıyorsun... ve aldanıyorsun...
tam da her şeyi iki kişilik düşünmeye başlamışken, bir şey oluyor. hayat suratına öyle bir sille indiriyor ki, adeta "lan uçma, uyan, gerçek mi sandın!" deyip dalga geçer gibi. yıldızının hiç sönmeyeceğini düşündüğün kişiye bir haller oluyor. "olmuyor." diyor. "yani olmuyor." ne olmuyor lan, ne olmuyor? nasıl olmuyor? sonra bulutlar güneşinin önüne geçiyor, hava durumun parçalı umutluya dönüyor.hani umutların var ya, kırılıp kırılıp yüreğine batmaya başlıyor. yüreğin oluk oluk kanıyor, açılan yaraları kızgın demirlerle dağlanıyor. kalbin o kadar geriliyor ki aşkından, sevginden, acından, kederinden; geriliyor, geriliyor, en ince yerlerinden çatlıyor. paramparça oluyor. inancın yerle bir oluyor, güvenin ise bir kez daha ama bu sefer tam da temellerinden sarsılıyor. onun hayatına girmesiyle kapı dışarı ettiğin yalnızlık sinsi sinsi gülerek, ense tüylerinde soğuk bir ürpertiyle buz gibi varlığını tekrar kalbine aşılıyor.
o ise... evet, o ise... sen tüm bunları yaşarken, umurunda bile olmadan hayatına devam ediyor. yalnız başına lokmalar boğazına dizilirken o yiyor, içiyor. kurduğun hayallerin gözlerinden ılık ılık dökülürken o arkadaşlarıyla beraber muhabbetin dibine vurup gülüyor, eğleniyor. kalbin hala onun ismini anmaya çalışırken, o seni değil düşünmek, aklının kıyısına bile getirmiyor. odaya sinen kokusunu içine çekmeye korka korka giriyorsun odana. tek nefeste doldurursun ciğerlerine hepsini elinde olsa, ama ufak ufak nefes alıyorsun. "bugün kokusunu duydum, özlemimi dizginledim, yarına da kalsın." diyorsun. aklını kaybetmek üzere olduğunu anlamıyorsun bile. başa çıkmak istemiyorsun seni delirten, sana işkence eden hayali bile güzel çünkü. gülüyorsun, onu anıyorsun. seviniyorsun, onu anıyorsun. üzülüyorsun, onu anıyorsun. ağlıyorsun, onu anıyorsun. zırlıyorsun, onu anıyorsun. annesinden dayak yiyen çocuğun yine anne diyerek ağlaması gibi. ihtiyaç duyuyorsun; sesine, sıcağına, kelimelerine, öpüşüne, ellerini saçlarına daldırıp usul usul gezdirmesine, sevişine, bakışına, hatta sadece nefes alışına...
yani olmuyor.
küfrediyorsun hayata. isyan ediyorsun bağıra çağıra. bir köşeye pusuyorsun. bir bardak alıp, tuzla buz edip, kırık parçaları teninde gezdiriyorsun. canının acısı, içinin acısının yanında hissedilmiyor bile. neşteri alıp eline artık onu sevmemek için kalbini oymak, hayalini görmemek için gözlerini çıkarmak, hatıralarını silmek için beynini deşmek istiyorsun. tenini, dokunduğu her yerini cayır cayır yakmak istiyorsun. izlerini taşıdığın her şeyini yok etmek istiyorsun.
yani olmuyor, olmuyor!
ne yaparsan yap, acın zerre kadar bile dinmiyor. o seni unutup çoktan hayata döndü halbuki. bunu bilmek bile canını yakıyor. sana vaatler veren o insan, artık başka başka planlar kuruyor. yani olmuyor, hiçbir şey düşündüğün gibi olmuyor. yani olmuyor; umutların, hayallerin asla gerçekleşmiyor.
yani olmuyor öyle, hiç de toz pembe şeyler olmuyor:
bir gün birisi elinde bir yıldızla yalnız dünya girip, hayatını piç edip, siktir olup gidiyor!
işte aynen böyle oluyor.
güncel Önemli Başlıklar
