bugün
- from gold from dust28
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- evli bir adama aşık oldum sözlük17
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı9
- senin aklini alirim9
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı15
- senin aklini alirimin mürdüm rengi kazağı8
- birine aşık olup kafayı yemek9
- gecenin şarkısı5
- şampuan yerine saç kremi almak6
- fiziği güzel sözlük kızları56
- edirne çingenesi2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı11
- çok fena hardcore seks döndüğü düşünülen yerler8
- adalet ve kalkınma partisi7
- öbür sözlükten gelen yazarlar2
- kadının en öpülesi yeri11
- geceleri şam tatlısı diye ağlayan pezevenk4
- balkonda oturan kalmaması3
- fatma betül sayan kaya70
- sydney sweeney'in memeleri6
- ups boobs ve diğer sözlük kızları5
- sözlüğün manyak dolu olması2
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- kudüs2
- ismet'in gereksizliğe adanmış hayatı8
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek5
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- memeleri kafam kadar kız24
- kuran da namazın olmaması12
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek5
- özgür irade yanılsaması2
- kötü karekterlerin iyi den daha güçlü olması2
- uğurcan çakır8
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- belçika attı5
- gece döner bıçaklı şirinler tarafından kovalanmak5
- görsel yükleme problemi5
- sabahın köründe işe giden ezik13
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- ismet gurbuz 2024'ün çaylak olması5
- özel uçak alacaklara tavsiyeler8
- yağmuru kim döküyor4
- kevin de bruyne3
bir sıcak yaz günü, gittiğim beyoğlunda yemeğimin ardından biraz olsun keyif almak için gittiğim la mome - kaldırım serçesi filmi ile kendisine aşık olduğum, inanılmaz hayat hikayesi ve olağanüstü sesi ile beni benden alan zat-ı muhterem edith piaf. çıkarken non je ne regette rien diye bağırınıyordum etrafta sıfır fransızca bilgimle..
çok az insan evladının sesi bir la ile
bir do ile
bir si ile ağlatmaya yeter.
bu kadın ne zaman bir şarkıya girse gözlerim dolabiliyor.
bu kadının sesindeki hüznü belki bir hamiyet yüceses'te bulursun müzeyyen senar'da bulursun ama ben bir fransızda bulduğuma şaşırıyorum. ucundan bir yerde türklük vardır bu kadında, buraya yazıyorum.
çilesine kurban olduğumun edith piaf'ı.
sonradan keşfettim büyüdükçe anladım ben senin derdini...
sonradan keşfettim sesinin büyüsünü.
niyeyse yaşıtım gibi geliyor edith piaf bana büyüğüm değil..
o pöti pöti bedenine ne büyük acılar sığdırmış, kocaman kadın...
annesi, kızının adını doğumundan birkaç gün önce 12 aralık 1915'de, almanlar tarafından kurşuna dizilen genç bir ingiliz kadın hemşire olan edith cavell'in anısına koymuş biliyormusun.
dinledigim her coskulu sarkisinda kendimi paris sokaklarinda hissederim.
1951 yilinda gecirdigi bir trafik kazasindan sonra alkolik olmuş o taş plakların sesi olan kadın..ve 1952 de onun gibi alkolik olan şarkı sözü yazari jacques pills ile evlenmiş.
r harflerini bastırarak söyler ve bize çok hoş gelen fransızcası, fransiz dil bilimcileri tarafindan çok kötü bir fransızca olarak nitelendirilir. söylediklerine gore fransanın kırsalında bu şekilde konuşulurmuş fransızca. kabaymış oldukça.
babası bir sokak cambazı. annesi de istanbul'daki gazinolarda çalışmak için, onu küçük yaşta bırakmış bir şantöz.
çok ilginçtir 3 yaşında menenjit geçirip kör olmuş, sonra 7 yaşında kendiliğinden görmeye baslamış tekrar. ama hayatı boyunca talihsizlikler, acılar peşini birakmamış.. küçük kızını yine menenjite kurban vermiş ve cenazesini kaldıracak parasi bile yokmuş o zamanlar.
hayatım adli otobiyografisinde geçen çok içli bir hikayedir bu: sabah saatin dördünde öyle ümitsizce para ararken, kendisi gibi fakir arkadaslarının yardımları da yetmezken ve cenaze masraflari için gerekli 10 frankin eksikligini hissederken bir adam laf atar arkasından, "benimle birazcık eğlenmek için ne istersin?" diye. "10 frank" der o da. küçük bir otele giderler. yabancı 10 frank'i peşin verir hatta. ve yapamayacağını anlar o zaman edith. ağlamaya başlar adamın karşısında; ve hikayesini, çocuğunu kaybettiğini, toprağa verecek parası bile olmadığını anlatır. ve adam parayı alarak gitmesine izin verir...
söyle yazar piaf (ki biliyorsundur kesin fransızca serçe demektir piaf): "işte, bugüne kadar darda kalanlara en ufak bir karşılık bile beklemeden yardım etmemin asıl nedeni bu adamdır. peki, bu adam bana bir fahişe gibi davranmış olsaydı... belki de bugün birçok insanın vücudunu, birçoğunun da ruhunu son anda kurtaran biri olmayacaktım. bugün dahi, bana başkalarına yardım etme duygusunu sağlayan bu insana minnettarim".
bilmiyorum, hislenirim ben...
okudunmu bilmiyorum "hayatım" adlı kitabında anlatır kendisini. aşkları, hayal kırıklıkları, tahammülü zor kaprislerini olduğu gibi anlatır. sinir nöbetlerinin birinde kendisine hediye edilmiş veya kendisinin aldığı tüm mücevherleri klozete attığını anlatır. lokantada yemek yerken yerinden kalkıp yan masadaki adama "bayım iğrenç yüzünüz ve yemek yiyişinizle domuza benziyorsunuz" dediğini anlatır. alkolik olmasının bir sebebi de anneannesidir. daha edith piaf 10 yaşındayken anneanne bir şişe şarabı vermekte ve kahvaltıda ekmekle şarap içmesini söylemektedir merhumeye.
uyuşturucu bağımlılığının dibe vurduğu dönemde direkt elbise üzerinden iğneyi sapladığı için enfeksiyon kapmıştır. pek çok kez aşık olmuş ancak bir şekilde hep hüsranla bitmiştir aşkları. bir kısmında edith piaf aldatmış, diğerlerinde aldatılmış veya istismar edilmiştir. anlaşılması zor bir şekilde belki de hayatında baba figürünün eksik olmasından dolayı kendini her şartta koruyacak kollayacak bir erkek bir koca aramaktadır.
son evliliğini kendisinden yaşça çok küçük şarkıcı theo serapo ile yapar. pigalle batakhanelerinden tüm dünyanın tanıdığı ve sevdiği bir yıldıza dönüşmek için belki de bunca şeyi yaşamak gerekmektedir.
ölümünün arkasından intihar eden son eşi jean cocteau, işgal altındaki fransa'da, "edith piaf değildir şarkı söyleyen: yağan yağmur, esen rüzgar, serpilen ayışığıdır" diye fısıldamıştır şarkı söyleyişi için, yağmur bazılarımıza yağar çünkü.
ölümünün üzerinden yillar gecmesine ragmen mezarinda taze cicek eksik olmaz.
çok az insan evladının sesi bir la ile
bir do ile
bir si ile ağlatmaya yeter.
bu kadın ne zaman bir şarkıya girse gözlerim dolabiliyor.
bu kadının sesindeki hüznü belki bir hamiyet yüceses'te bulursun müzeyyen senar'da bulursun ama ben bir fransızda bulduğuma şaşırıyorum. ucundan bir yerde türklük vardır bu kadında, buraya yazıyorum.
çilesine kurban olduğumun edith piaf'ı.
sonradan keşfettim büyüdükçe anladım ben senin derdini...
sonradan keşfettim sesinin büyüsünü.
niyeyse yaşıtım gibi geliyor edith piaf bana büyüğüm değil..
o pöti pöti bedenine ne büyük acılar sığdırmış, kocaman kadın...
annesi, kızının adını doğumundan birkaç gün önce 12 aralık 1915'de, almanlar tarafından kurşuna dizilen genç bir ingiliz kadın hemşire olan edith cavell'in anısına koymuş biliyormusun.
dinledigim her coskulu sarkisinda kendimi paris sokaklarinda hissederim.
1951 yilinda gecirdigi bir trafik kazasindan sonra alkolik olmuş o taş plakların sesi olan kadın..ve 1952 de onun gibi alkolik olan şarkı sözü yazari jacques pills ile evlenmiş.
r harflerini bastırarak söyler ve bize çok hoş gelen fransızcası, fransiz dil bilimcileri tarafindan çok kötü bir fransızca olarak nitelendirilir. söylediklerine gore fransanın kırsalında bu şekilde konuşulurmuş fransızca. kabaymış oldukça.
babası bir sokak cambazı. annesi de istanbul'daki gazinolarda çalışmak için, onu küçük yaşta bırakmış bir şantöz.
çok ilginçtir 3 yaşında menenjit geçirip kör olmuş, sonra 7 yaşında kendiliğinden görmeye baslamış tekrar. ama hayatı boyunca talihsizlikler, acılar peşini birakmamış.. küçük kızını yine menenjite kurban vermiş ve cenazesini kaldıracak parasi bile yokmuş o zamanlar.
hayatım adli otobiyografisinde geçen çok içli bir hikayedir bu: sabah saatin dördünde öyle ümitsizce para ararken, kendisi gibi fakir arkadaslarının yardımları da yetmezken ve cenaze masraflari için gerekli 10 frankin eksikligini hissederken bir adam laf atar arkasından, "benimle birazcık eğlenmek için ne istersin?" diye. "10 frank" der o da. küçük bir otele giderler. yabancı 10 frank'i peşin verir hatta. ve yapamayacağını anlar o zaman edith. ağlamaya başlar adamın karşısında; ve hikayesini, çocuğunu kaybettiğini, toprağa verecek parası bile olmadığını anlatır. ve adam parayı alarak gitmesine izin verir...
söyle yazar piaf (ki biliyorsundur kesin fransızca serçe demektir piaf): "işte, bugüne kadar darda kalanlara en ufak bir karşılık bile beklemeden yardım etmemin asıl nedeni bu adamdır. peki, bu adam bana bir fahişe gibi davranmış olsaydı... belki de bugün birçok insanın vücudunu, birçoğunun da ruhunu son anda kurtaran biri olmayacaktım. bugün dahi, bana başkalarına yardım etme duygusunu sağlayan bu insana minnettarim".
bilmiyorum, hislenirim ben...
okudunmu bilmiyorum "hayatım" adlı kitabında anlatır kendisini. aşkları, hayal kırıklıkları, tahammülü zor kaprislerini olduğu gibi anlatır. sinir nöbetlerinin birinde kendisine hediye edilmiş veya kendisinin aldığı tüm mücevherleri klozete attığını anlatır. lokantada yemek yerken yerinden kalkıp yan masadaki adama "bayım iğrenç yüzünüz ve yemek yiyişinizle domuza benziyorsunuz" dediğini anlatır. alkolik olmasının bir sebebi de anneannesidir. daha edith piaf 10 yaşındayken anneanne bir şişe şarabı vermekte ve kahvaltıda ekmekle şarap içmesini söylemektedir merhumeye.
uyuşturucu bağımlılığının dibe vurduğu dönemde direkt elbise üzerinden iğneyi sapladığı için enfeksiyon kapmıştır. pek çok kez aşık olmuş ancak bir şekilde hep hüsranla bitmiştir aşkları. bir kısmında edith piaf aldatmış, diğerlerinde aldatılmış veya istismar edilmiştir. anlaşılması zor bir şekilde belki de hayatında baba figürünün eksik olmasından dolayı kendini her şartta koruyacak kollayacak bir erkek bir koca aramaktadır.
son evliliğini kendisinden yaşça çok küçük şarkıcı theo serapo ile yapar. pigalle batakhanelerinden tüm dünyanın tanıdığı ve sevdiği bir yıldıza dönüşmek için belki de bunca şeyi yaşamak gerekmektedir.
ölümünün arkasından intihar eden son eşi jean cocteau, işgal altındaki fransa'da, "edith piaf değildir şarkı söyleyen: yağan yağmur, esen rüzgar, serpilen ayışığıdır" diye fısıldamıştır şarkı söyleyişi için, yağmur bazılarımıza yağar çünkü.
ölümünün üzerinden yillar gecmesine ragmen mezarinda taze cicek eksik olmaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar