bugün
- kolye140
- cep telefonu11
- nokia10
- lale13
- kuş5
- gece gece sinirlenmek4
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- mavi4
- var olmak için ne yaptınız12
- billie eilish'in memeleri7
- öğretmenlerin kravat takma zorunluluğu2
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- flamingo3
- fil9
- at6
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- anın görüntüsü22
- z kusagi4
- kötüyü alaşağı etmek4
- kaplan17
- brezilya7
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- sevgili nedir7
- evi ev yapan şeyler14
- aslan15
- netflix asaf dizisi3
- gül7
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- cemil tugay6
- erken ölüm2
- pıtı atma4
- yol5
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak3
- bileklik19
- paralel evren2
- spider man brand new day2
- elma5
- ankara8
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- yogartiksen39
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- gemini2
- sarı teker kim sorunsalı8
- zebra7
- galatasaray19
Basketbolu izlememin ve basketbol oynamamın sebebi olan insan üstü bir varlık. Daha 5-6 yaşlarında yuvaya giden bir çocuktum, malum zaman farkı yüzünden Lakers maçları 5.30da başlardı, ben de saat 6da yuvaya gitmek için uyanır sabahki çizgi film kuşağı için show Tv'yi açardım, her zaman çizgi film olmazdı, bazen sarı mor formalı bir takımın, daha haberim olmayan bir spor dalında maç yaptığını izlerdim. ilk başlarda çok sinir olduğumu hatırlardım bu duruma, en sevdiğim çizgi filmler show tv'deydi ama lanet olası bir spor yüzünden zaten hiç sevmediğim yuvaya bir de moralsiz gidiyordum. Sonra yavaş yavaş öğrenmeye başladım sporu, topu daha çok çemberin içinden geçiren kazanıyordu maçı ve genelde hep şu sarı mor formalı önünde Lakers yazan takım kazanıyordu maçları. Çocukken hep kazananı seversin ya bi anda Lakers kazansın diye izlemeye başlamıştım maçları ama bir kişinin oyunu bana çok farklı geliyordu, daha adını bile okuyamıyordum ama 8 numara diyordum, smaç vuruyor, şut atıyor, pas veriyor, takımda başka yıldızlar da vardı tabi ama ne bileyim işte çocuk aklı ile, sempatik de bi suratı olan 8 numara beni cezbetmişti. işte ta o günlerden beri ben o 8 numarayı takip ediyorum, onun sayesinde daha küçük yaşta basketbol oynamaya ve takip etmeye başladım, belki geçirdiğim pek çok sakatlık yüzünden bi basketbolcu olamadım ama hayatımda çok büyük bir yer kapladı hep basketbol ve Kobe. Lakers'ı onun sayesinde sevdim, küçükken arkadaşlarım Lakers mı bjk mi dediğinde bile Lakers derdim. En büyük hayalim bi gün onu canlı izlemekti. Olmadı belki bunu yapamadım ama bana o kadar çok şey öğretti ve kattı ki, onu görmemek büyük bi pişmanlık değil benim için artık. Asla vazgeçmemeyi öğretti, ne olursa olsun işimi yapmayı öğretti, herkes bana karşı dursa da yerimi korumayı öğretti. inatçılığımı, birşey yaparken herşeyimi vermeyi belki ondan öğrendim ( doğrusu bu durum fiziksel olarak çok zarar verdi.). Bana pek çok şey kattığı kesin ve bugün onu son kez oynarken görücem. Şimdiden gözlerim yaşlı, akşam ne halde olurum bilmem. 5..4..3..2..1... Seni hep sevicem Kobe!!!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar