bugün
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek35
- masklavi'nin biraz gergin olması10
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri8
- kolay gelsin denilen esnafın cevap vermemesi10
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz22
- yandaş basını okumak7
- dindarların çoğunun fakir olması13
- kız kıza sevişmek4
- rakipleri gözaltına alıp seçim kararı almak9
- 2027 asgari ücret tahmin yarışması7
- sude sendromu10
- kadıköy de kara gece3
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci3
- ismet birader neden koşturmuyor sorunsalı5
- yagmurcu6
- arkadaşlar kızarmış ekmek isteyen var mııı5
- sözlük açsanız ismi ne olurdu10
- maun2
- günümüz çocuklarının ana babayı saymaması5
- rams parkta kara gece2
- mutlu bey mutlu olsun kampanyası2
- adana demirspor3
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi17
- mehdiyetin takımı galatasaray3
- erecto don don bey3
- çıplaklar kampında tarih hocasıyla karşılaşmak5
- kemal kılıçdaroğlu6
- kürt kızlarının güzel olması5
- en sevdiğiniz ayı3
- belçika polisinin öldürdüğü türk3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- 4 kasım 2026 viking sabah maçı2
- melih gökçek13
- 13 ekim 2026 sabah slavia prag maçı2
- silver ile evlenecek erkek52
- maide 82
- ilk buluşmada ehonomi çoğ eyi diyen kız2
- bugünün yarından güzel olması2
- ben robot değilim tuzağı2
- kızları en güzel olan şehir13
- akrostişli şiir7
- arkadaşlar kavga etmeyin2
- 30 yaşına girmek6
- sırrı süreyya önder28
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- don don bey birader2
- geleceğin hep güzel görünmesi olayının bitmesi2
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor11
- özenilen şeyler3
- hristiyanlık8
sanat nedir? bunla ilgili yığınla cevaplar vardır ancak bana mantıklı gelenleri yazacağım. öncelikle sanattan önce estetiği anlamak lazım. estetik insana haz veren güzelliktir. estetik daha geniş bir kavramdır. sanat ise insan elinden çıkma gene insana haz veren eserlerdir.
aristotelses e göre: ( bana göre en mantıklı açıklama bu) sanat oran ve orantıdır. bir eserde olan güzellik bizim için bütünün parçaya veya parçanın bütüne oranının uyumudur. hatta antik dönemlerde bile sürekli belli uyumu yakalamak için sanatta kural edinmişler. altın oranı her şeye uygulayıp ideal güzelliği vurgulamak da istemişlerdir. yani bu tanımdan anladığımız şey: sanatın matematiksel bir kökeni olduğudur.
bu kavramı güzellik için de yapabiliriz: güzel bir yüze baktığımızda bunun genetikle çok yakın anlamları vardır ve bunu sağlayan şey gene oran ve orantıdır. mesela sürekli üremek için iyiye yönelme ve bu yönelme için bilinçsizce bir atılım vardır. bunun altında olan şey estetik olanın aynı zamanda iyi genler taşıdığı fikridir. ( dna bunları diziyor ve bu bir kod, mantıksız değil bu durum)
şimdi sanatın bu evrensel yanının üzerinde bir de kültürel yanı vardır ve işte burada oran orantı veya genel estetik kuralları, anlam gibi farkılıklar değişir. (evrensel estetik ve anlam tanımı burada geçersiz oluyor)
öncelikle bütün sanat akımlarına bakarsanız hepsinin şu iki çizgide ilerlediğini görürüz: materyalist-idealist( gerçi hayatın kendisi de bu çizgide ilerler ama neyse)
o yüzden burada bu iki fikrin ne dediğine biraz bakalım: idealizm, her şeyin form olarak mükemmele ulaştığı bir alanın ve varlığın olduğunu söyler, dolayısıyla bir eser bunu yansıtabildiği ölçüde estetik olur ve bize haz verip doyuma ulaştırır.
materyalizm( realizm, natüralizm): gerçeğin kendisinin güzel olduğunu, o da güzelliği özünde bulundurduğunu, dolasıyla gerçeği en güzel şekilde aktararak estetik olanı yakalayacağımızı söyler. bu yüzden olanı olduğu gibi anlatma yoluna düşmüştür. gerçekçi akımların kökeni, hatta rönesans gibi din dışı akımların bile yapısı hep bunun üzerinedir.
işte o olayların temel mantığı ve çıkış yerleri hep burası.
şimdi gelelim kültürel anlayışa. her kültürün kendi hayat anlayışı farklı oluğu gibi sanat anlayışı da farklıdır. bu yüzden bir toplumun sanatını da onların gözünden değerlendirirsek o eserin gerçekten ne anlam ifade ettiğine ulaşırız. yani bir kültürü yansıtan sanat eserine siz evrensel değerler üzerinden yaklaşamazsınız. onun hakkında iyi, kötü gibi tanımı kendi değerleriniz üzerinden yapamazsınız. o, o an o toplum için iyi olabilir. tam tersi de olabilir. bu o toplumun kendi gerçeğidir.
işte burada darwin in doğal seçilimini kültürel evrime uygulamak gerekiyor. eğer bir sanatçı toplumun gerçekliğini farkındaysa ve onu yansıtırsa o toplumda kabul görür, değilse elenir. bugün adını duymadığınız ama bir sürü ressam olduğunu hesaba katarsak neden da vinciyi hatırlayıp onları hatırlamadığımızı da anlarız.
yani olay tamamen bu durumda kültürel algı ve onu tatmin etmeye yarıyor. zaten sanatta bir araçtır. her ne kadar sanatçı sikimin daşşağımın keyfine takılırım dese de, toplumda karşılık bulup kendini ölümsüzleştirmek için kendi toplumunun gerçeğini yansıtmaya meyilli olmak zorundadır. aksi halde durumu zor görünüyor.
özetle: sanatın bir oran-orantı meselesi olduğu, iki ana akım etrafında şekillendiği, kiminin ideale yaklaşarak bu güzelliği yakalamaya çalıştığı, kiminin gerçeğin bizzat kendisinin güzel olduğunu söylediği alan olarak görebiliriz. kültürlerin özgünlüğü sonucu sanat anlayışın evrensel değerlerden koparak bireyselleşmesi de anlamak lazım gibi.
aristotelses e göre: ( bana göre en mantıklı açıklama bu) sanat oran ve orantıdır. bir eserde olan güzellik bizim için bütünün parçaya veya parçanın bütüne oranının uyumudur. hatta antik dönemlerde bile sürekli belli uyumu yakalamak için sanatta kural edinmişler. altın oranı her şeye uygulayıp ideal güzelliği vurgulamak da istemişlerdir. yani bu tanımdan anladığımız şey: sanatın matematiksel bir kökeni olduğudur.
bu kavramı güzellik için de yapabiliriz: güzel bir yüze baktığımızda bunun genetikle çok yakın anlamları vardır ve bunu sağlayan şey gene oran ve orantıdır. mesela sürekli üremek için iyiye yönelme ve bu yönelme için bilinçsizce bir atılım vardır. bunun altında olan şey estetik olanın aynı zamanda iyi genler taşıdığı fikridir. ( dna bunları diziyor ve bu bir kod, mantıksız değil bu durum)
şimdi sanatın bu evrensel yanının üzerinde bir de kültürel yanı vardır ve işte burada oran orantı veya genel estetik kuralları, anlam gibi farkılıklar değişir. (evrensel estetik ve anlam tanımı burada geçersiz oluyor)
öncelikle bütün sanat akımlarına bakarsanız hepsinin şu iki çizgide ilerlediğini görürüz: materyalist-idealist( gerçi hayatın kendisi de bu çizgide ilerler ama neyse)
o yüzden burada bu iki fikrin ne dediğine biraz bakalım: idealizm, her şeyin form olarak mükemmele ulaştığı bir alanın ve varlığın olduğunu söyler, dolayısıyla bir eser bunu yansıtabildiği ölçüde estetik olur ve bize haz verip doyuma ulaştırır.
materyalizm( realizm, natüralizm): gerçeğin kendisinin güzel olduğunu, o da güzelliği özünde bulundurduğunu, dolasıyla gerçeği en güzel şekilde aktararak estetik olanı yakalayacağımızı söyler. bu yüzden olanı olduğu gibi anlatma yoluna düşmüştür. gerçekçi akımların kökeni, hatta rönesans gibi din dışı akımların bile yapısı hep bunun üzerinedir.
işte o olayların temel mantığı ve çıkış yerleri hep burası.
şimdi gelelim kültürel anlayışa. her kültürün kendi hayat anlayışı farklı oluğu gibi sanat anlayışı da farklıdır. bu yüzden bir toplumun sanatını da onların gözünden değerlendirirsek o eserin gerçekten ne anlam ifade ettiğine ulaşırız. yani bir kültürü yansıtan sanat eserine siz evrensel değerler üzerinden yaklaşamazsınız. onun hakkında iyi, kötü gibi tanımı kendi değerleriniz üzerinden yapamazsınız. o, o an o toplum için iyi olabilir. tam tersi de olabilir. bu o toplumun kendi gerçeğidir.
işte burada darwin in doğal seçilimini kültürel evrime uygulamak gerekiyor. eğer bir sanatçı toplumun gerçekliğini farkındaysa ve onu yansıtırsa o toplumda kabul görür, değilse elenir. bugün adını duymadığınız ama bir sürü ressam olduğunu hesaba katarsak neden da vinciyi hatırlayıp onları hatırlamadığımızı da anlarız.
yani olay tamamen bu durumda kültürel algı ve onu tatmin etmeye yarıyor. zaten sanatta bir araçtır. her ne kadar sanatçı sikimin daşşağımın keyfine takılırım dese de, toplumda karşılık bulup kendini ölümsüzleştirmek için kendi toplumunun gerçeğini yansıtmaya meyilli olmak zorundadır. aksi halde durumu zor görünüyor.
özetle: sanatın bir oran-orantı meselesi olduğu, iki ana akım etrafında şekillendiği, kiminin ideale yaklaşarak bu güzelliği yakalamaya çalıştığı, kiminin gerçeğin bizzat kendisinin güzel olduğunu söylediği alan olarak görebiliriz. kültürlerin özgünlüğü sonucu sanat anlayışın evrensel değerlerden koparak bireyselleşmesi de anlamak lazım gibi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar