bugün
- ateistlerin yaşama amacı23
- sorgulayan aklı insana kim verdi7
- sözlüğün en sevilen yazarı20
- teröriste sövmek artık yasak17
- siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz5
- ratko mladiç6
- dindarların çoğunun fakir olması8
- apoya küfür edince sinirlenen akpliler ve mhpliler10
- yeter ulan artık19
- sözlük yazarları için 2026 yazı4
- tarsus taki gizemli kazı4
- claudian clouds ve insan olmaya ceyrek kala aşkı6
- hiçbir ankette ismi olmayan yazarlar6
- ülkedeki garibana yardım etmeyen dinci4
- diamond bey birader birader beydir7
- terörsüz türkiye süreci2
- fenerbahçe vs galatasaray19
- dincilerin afrika da su kuyusu açma saplantısı8
- zenginler fakire tanrıdan başka şey bırakmadılar3
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı48
- fenerin sanki bizi biraz fazla rezil etmesi19
- tarihin en kötü lyonu14
- manifest grubu2
- homoeconomicus2
- ali şeriati3
- kamyon arkası sözler6
- biraderler biraderdirler6
- mevlana celaleddin rumi3
- fenerbahçe lyon maçında atıp tutan yazarlar16
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı4
- anket anketi7
- demek doğruymuş diyeceksiniz5
- fenerbahçe24
- deneysel varlık ve teorik varlık4
- mehdi sultan olacak6
- ucl'ye girer girmez köylülüğünü gösteren köylü11
- kadınların askerlik yapmamasının nedenleri8
- ellerim bos gonlum hos12
- great filter5
- ofsaytımsı4
- sarapci koala54
- fenerlilerin bir galibiyetle çoşması3
- gel abi gel domatese gel2
- youtube'u yöneten varlıkla etkileşime girdim7
- yüzüğün hikayesi2
- dinsizlerin çoğunun zengin olması2
- fenerbahçe'nin cincondan daha çok para alması8
- seküler yahudi3
- lazanya2
- kadıköy2
yalcin ergilin dus hekimi 1 kitabındaki ince dokunmuş, bizleri yaşadıklarımızla bir kaç saniye de olsa başbaşa bırakmış bir yazısı.
--spoiler--
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok güzel bir ülkede, mahalleler varmış.
Bu mahallelerin çocukları birbirlerini çok severlermiş. Dışarıdan gelen parolalı bir ıslığa uçarak aşağı iner, beraber olacakları anları iple çekerlermiş. Kavga da etseler kin tutmaz, her gün yeniden dünyalar kurarlarmış. Herkeste sevgi, paylaşma ve arkadaşlarını kollama duygusu yavaş yavaş gelişirmiş.
O zamanlar, çocuklar evden okula servis ile değil, buluşarak giderlermiş.
Onların yolunu gözlemezmiş; evdeki bilgisayar, şehrin en iyi dershanesi, hazırlık kursları.
Bilmezlermiş; hamburgeri, MTV'yi, internet'i, cep telefonunu,Tetris'i.
Bilirlermiş duvarların üzerinde sohbeti, anket defterleri doldurup, sevgileri keşfetmeyi
Horoz şekercisini, elleri leş gibi macuncunun, tornavida ile koyduğu rengarenk macunu
Eve gitmeyi unutmayı, hava kararınca dayak yemeyi, sonra da bir ıslıkla tekrar aşağıya, kukalı saklambaça kaçmayı
O hakkında türlü şeyler söylenen evdeki garip adamdan korkmayı
Küsmeyi, aynı kıza asılmayı, torbalarla misket toplamayı, gıcır köstek ayırmayı, değiş tokuşu, kaybedince kapışı (o muhteşem "kapış"ı)
Teksas'ı, Tommiks'i, Konyakçı'nın dişlerini
Paramparça Red Kid'leri
iç içe konan naylon topları, taştan kale direklerini
Üç korner bir penaltıyı
Üzerine apartman yapılan top sahalarını, sonra o apartmana taşınan yeni dostları ve onları kapma yarışını
Taşınanların kırmızı kamyonlarını
ilk ergenliği, boyların ölçülmesini
Hey dergisini
Otobüsteki biletçinin lastik sarılı kalemini
Yoğurtçuyu, kalaycıyı, hallacı
Evlerin arkasındaki odun kömür depolarını
Yakan topun yakışını
Adam alırken, adım hesabını, iki çocuğu en iyi arkadaşla takası
Mantarlı gazoz kapaklarını, yaldız kazımayı
Yandaki mahalle ile alınan kavgayı, her kavganın çıkarttığı kahramanı – ödleği
Kan kardeşliğini
ip atlama, lastiğe basma, topaç virtüözlüğünü
Çelik çomağı, kırılan camları - toplanan paraları
Açık hava sinemalarını, frigo buzu
Silik seksek çizgilerini...
Sonra zamanla, bu güzel ülkede durumlar değişmeye başlamış. Yaşlar ilerledikçe, bu birliktelik, kollama, koruma duyguları, bu mahallelerin çocuklarının başlarına çok işler açmış.
Daha sonra işsizlik, enflasyon, köşeyi dönme, adamını bulma, malı götürme falan derken, herkes yüzünde soluk bir bakış, içinde hayatın yenilgisi, çaresizlikleri, tatminsizlikleri ile başbaşa kalmış.
Çocukları mı? Çocukları şimdi koca koca apartmaların arasında, nefes alınmaz bir havada, evlerinde, sanal bir dünyada, emniyet içerisinde yalnız yaşıyorlar.
Anneleri-babaları onları çok seviyor. Beta kapmasın diye kalabalık ortamlara hiç sokmuyor.
Hafta sonları hep beraber "Karum" ya da "Akmerkez"deler.
Okul servisi çocukları neredeyse yataklarından alıyor.
Çocuklar, trafik kaygısıyla, köşedeki markete dahi gönderilmiyor.
Babalar şirketlerin bilançolarını, çocuklar da dershane reytinglerini izliyorlar.
Hepsi birer test uzmanı, sayısal-sözel yuvarlanıp gidiyorlar.
Seksek oynamayı değil ama taban puanları çok iyi biliyorlar.
Hayata açılan pencereleri "Windows", onlar ekrana-ekran onlara bakıyor ve koca bir hayat dışarıda akıp gidiyor.
Ve şehrin dışında ağaçlar, tırmanacak, salıncak kuracak, kalp kazıyacak mahalle çocuklarını bekliyor.
Paylaşmayan,yalnız, bencil, kafesler içerisinde, gürbüz, güvenlikteki çocukları.
Hiç sopa yememiş, ağaçtan düşmemiş, topu yandaki bahçeye kaçmamış,
dizlerinde bir metrekare kabuklar olmamış çocukları...
--spoiler--
--spoiler--
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok güzel bir ülkede, mahalleler varmış.
Bu mahallelerin çocukları birbirlerini çok severlermiş. Dışarıdan gelen parolalı bir ıslığa uçarak aşağı iner, beraber olacakları anları iple çekerlermiş. Kavga da etseler kin tutmaz, her gün yeniden dünyalar kurarlarmış. Herkeste sevgi, paylaşma ve arkadaşlarını kollama duygusu yavaş yavaş gelişirmiş.
O zamanlar, çocuklar evden okula servis ile değil, buluşarak giderlermiş.
Onların yolunu gözlemezmiş; evdeki bilgisayar, şehrin en iyi dershanesi, hazırlık kursları.
Bilmezlermiş; hamburgeri, MTV'yi, internet'i, cep telefonunu,Tetris'i.
Bilirlermiş duvarların üzerinde sohbeti, anket defterleri doldurup, sevgileri keşfetmeyi
Horoz şekercisini, elleri leş gibi macuncunun, tornavida ile koyduğu rengarenk macunu
Eve gitmeyi unutmayı, hava kararınca dayak yemeyi, sonra da bir ıslıkla tekrar aşağıya, kukalı saklambaça kaçmayı
O hakkında türlü şeyler söylenen evdeki garip adamdan korkmayı
Küsmeyi, aynı kıza asılmayı, torbalarla misket toplamayı, gıcır köstek ayırmayı, değiş tokuşu, kaybedince kapışı (o muhteşem "kapış"ı)
Teksas'ı, Tommiks'i, Konyakçı'nın dişlerini
Paramparça Red Kid'leri
iç içe konan naylon topları, taştan kale direklerini
Üç korner bir penaltıyı
Üzerine apartman yapılan top sahalarını, sonra o apartmana taşınan yeni dostları ve onları kapma yarışını
Taşınanların kırmızı kamyonlarını
ilk ergenliği, boyların ölçülmesini
Hey dergisini
Otobüsteki biletçinin lastik sarılı kalemini
Yoğurtçuyu, kalaycıyı, hallacı
Evlerin arkasındaki odun kömür depolarını
Yakan topun yakışını
Adam alırken, adım hesabını, iki çocuğu en iyi arkadaşla takası
Mantarlı gazoz kapaklarını, yaldız kazımayı
Yandaki mahalle ile alınan kavgayı, her kavganın çıkarttığı kahramanı – ödleği
Kan kardeşliğini
ip atlama, lastiğe basma, topaç virtüözlüğünü
Çelik çomağı, kırılan camları - toplanan paraları
Açık hava sinemalarını, frigo buzu
Silik seksek çizgilerini...
Sonra zamanla, bu güzel ülkede durumlar değişmeye başlamış. Yaşlar ilerledikçe, bu birliktelik, kollama, koruma duyguları, bu mahallelerin çocuklarının başlarına çok işler açmış.
Daha sonra işsizlik, enflasyon, köşeyi dönme, adamını bulma, malı götürme falan derken, herkes yüzünde soluk bir bakış, içinde hayatın yenilgisi, çaresizlikleri, tatminsizlikleri ile başbaşa kalmış.
Çocukları mı? Çocukları şimdi koca koca apartmaların arasında, nefes alınmaz bir havada, evlerinde, sanal bir dünyada, emniyet içerisinde yalnız yaşıyorlar.
Anneleri-babaları onları çok seviyor. Beta kapmasın diye kalabalık ortamlara hiç sokmuyor.
Hafta sonları hep beraber "Karum" ya da "Akmerkez"deler.
Okul servisi çocukları neredeyse yataklarından alıyor.
Çocuklar, trafik kaygısıyla, köşedeki markete dahi gönderilmiyor.
Babalar şirketlerin bilançolarını, çocuklar da dershane reytinglerini izliyorlar.
Hepsi birer test uzmanı, sayısal-sözel yuvarlanıp gidiyorlar.
Seksek oynamayı değil ama taban puanları çok iyi biliyorlar.
Hayata açılan pencereleri "Windows", onlar ekrana-ekran onlara bakıyor ve koca bir hayat dışarıda akıp gidiyor.
Ve şehrin dışında ağaçlar, tırmanacak, salıncak kuracak, kalp kazıyacak mahalle çocuklarını bekliyor.
Paylaşmayan,yalnız, bencil, kafesler içerisinde, gürbüz, güvenlikteki çocukları.
Hiç sopa yememiş, ağaçtan düşmemiş, topu yandaki bahçeye kaçmamış,
dizlerinde bir metrekare kabuklar olmamış çocukları...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar