bugün
- antipanik9
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları5
- türkiye20
- yaşam enerjisi veren şeyler5
- ateistlerin yaşama amacı28
- bir bankta oturup banka oturanlara hikaye anlatmak2
- birader başlığına kızan yazarlar2
- karı kıza para yedirir misiniz8
- iletişim başkanlığı'nın türk dizileri toplantısı2
- zorunlu eğitim18
- sabahları nefret edilen şeyler16
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı4
- lokum gibi3
- koala görünce eksiyi basmak7
- ölümden sonra hiçlik ümidi2
- sarapci koala69
- rafael leao24
- günün sözü20
- recep tayyip erdoğan23
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- erkeklerin istediği tek şey17
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- biraderlerin vurduyor olması12
- sarapci diye nick alan akpli17
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar9
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- en son ne zaman namaz kıldın13
- mehmet ali alabora7
- biraderine de sana da yeter artık7
- ismet özel der ki3
- fener balı15
- ayağı şiir kokan kadın6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı6
- fenerbahçe vs galatasaray26
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- gece tuvalette zıplayan fil görmek5
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- biraderizm felsefesi6
- sikerim böyle hayatı deyip 7/24 taksicilik yapmak2
- manifest11
- bir dinciyle tartışmak5
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- teröriste sövmek artık yasak23
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- cin görmüş yazarlar4
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
- akp2
- sorgulayan aklı insana kim verdi19
kevser yeşiltaş'ın 2012 yılında sınır ötesi yayınlarından çıkan kitabın adıdır.
arif bir mana adamıdır ve mananın şekli yoktur.
yücelik makamı bir tek idris'e (hermes/hızır) bahşedilmiştir. (meryem/57)
mekan olarak yücelik ise ariflerindir.
''kendini tanıyan, rabbini tanır'' Hz. muhammed.
kitapta ibn-i arabi '' insanın kendini bilmesi rabbini bilmesinden önce gelir. ve rabbini bilmesi, kendini bilmesinin sonucudur.'' der..
ibn-i arabi, '' nedensellikler, zerreler, en küçük şeyler, madde, fiziksellikler hepsi gerçekte zihinde oluşan, zihnin oluşturduğu şeylerdir.'' der. Arifler, o muazzam gaybdaki kaynaklarından, bizim arzımıza ışımaları, tahayyülerimizin ötesinde bir sevginin açığa çıkmış halidir.
--
''ve insan da kayıptır, zahir dünyada.
Onun hali, gönlündeki aşk ile anlaşılır''
--
ibn-i arabi benim dinim aşk'tır der.
''ben aşk dininin müntesibiyim, aşk bineği hangi yöne götürürse benim dinim, imanım orada.''
çünkü yaratılmış olan, madde evreninde varlık gösteren ve o'nda yok olan bedenli ancak aşk duyar, hüzün duyar, hasret çeker, çünkü an zamanda da olsa ayrı kalmış, kopmuştur, zahiri bir kopuş ve ayrılıktır ama bir an olsun yitirmiştir ve aşk içinde kalır. fakat yine an zamanda batında, yokoluşta hakk'ta varolduğu zaman ise, sevgiliye kavuşmuştur. bu yüzden sevgiliden gelen yine sevgiliyedir. herşey aşk ile yoğrulur, aşk ile varlık olur.
''derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur'' demiş yunus emre..
--
insan beşeridir, ne çabuk ele verir aslında. zahirde varolduğunda, ayrı düştüğünü, aşk ile dile getirir. söylediği sözcüklere ve yargılarına bakın, sürekli kendi karakterini ifade eder gizliden. kendi gönlünde olanı açığa vurur. oysa batında o'nda yok olduğunda, sevgiye kavuşur. sevgi ise tüm ayrıntıları dümdüz eden keskin bakıştır. çokluk aleminde aşk, birlik aleminde sevgi vardır. sevginin tek zerresi bedenlere inseydi, tüm görünen alem yokluğa geçerdi. sevgi gönülde bir sultandır. ona ulaşacak kudrette olanlar ancak ölümsüzlerdir.
--
görülen tüm güzellik tanrı'nın aşkının zuhur etmiş görüntüsüdür. eksiklikler, acılar ve kayıplar, her olan bitenin aslında ilahi bir ismin yansıması olduğunu bilir. ''o gördüğün güzellik benim aşk'ımdır'' der tanrı!
insanlara seslenir. ama insanlar duymazlar bunu, işiten arif olmuştur..
hakikat, gerçeklik, bedenle değil, ölümsüz parça olan ruhun göz erdemiyle yakalanır. o yakınlık ya da uzaklık kur'an'da şöyle ifade edilmiş; ''iki yay uzaklığı'' belki daha kısa. ''belki'' denmesinin sebebi göreceli olmasıdır. nereden bakıldığına bağlı, iki yay uzaklığı belki daha yakın. yakın. uzak olmayan yakınlıklar, yakın olmayan uzaklıklar.. çünkü sensin, yani arif hakikate ulaşma yolunda nefsini tanıdığı anda rabb'inin aslında yine kendisi olduğunu bilir. arif artık ''zan''lardan kurtulmuştur. aşk içinde olan ''zan'' ile beraber değildir. şehadet alemi, zan alemi, fizik alemi aynı manadadır.
''ben kulumun zannı üzerineyim'' yani '' fizik alemde, herkes neye inanıyorsa, hangi fikir ve düşüncede ise rabb'i de öyledir.'' fizik alemde hiç kimse ''zan'' dışında, rabb'in hakikatine ulaşamaz. ulaştığı an arif olmuştur. tüm zanlardan kurtulduğu an arifler makamındadır...
o kendi nefsinin zanlarından kurtulup, kendi nefsinin hakikatine ermiş ve rabb'in idrakine varmıştır. ancak her şey burada noktalanmaz. kainatta bir son ya da nokta yoktur. son ve baş sadece o'dur, mutlaktır. o'nun dışında hiç bir yaratılmış son ve baş değildir.
işte o vakit arif, idrakine varır ki, ''aşk hasretiyle döner tüm kainat, gezegenler, yıldızlar daima harlıdır bitmez tükenmez enerjileri ile. ruh ile madde aşk ile hayat bulur alemlerde. o hasret olmazsa can nasıl olurdu?''
ama çok azımız bunu fark edebilir. çünkü onu uyandırmanın tek yolu vardır. yaşamın durduğu andır o. aklın derinliklerinde kalbinin sesinde saklıdır o. an zamanda gerçekleşen, varoluş ve yokoluştaki sırda gizlidir. bunu yapabilen arif olmuştur.
sevgi gizlidir bizden, aşikar olan değildir. çünkü sevgi bir kelime değildir, görünecek de değildir, ki hiç bir göz sevgiyi göremez. sevgi ispat edilemez. sevginin gölgesinde var olan, fizik alemidir. sevginin nuru ile aydınlanmıyor, dolaylı olarak aydınlanıyoruz. bakış açımız, güneşin pencereye yansımış hali gibidir. hakikat ışığına doğrudan bakan sadece ariflerdir. beşer, hakikat sevgi'sinin nuru olan güneşin, camlara yansımış halini gerçek zanneder.
'' hatırlayabilir misin sevgi zamanlarını.
ama hatırlayamaz insan.
ona ait olmayan herşeye dokundu.
ve kayboldular!
kalan tek şey gönüllere bırakılan küçük bir sevgiydi.
bedeninde taşıdığın ruhu,
sana güzelliği verenleri hatırlayabilir misin?
ya sevda tarlalarında ahdi yapanları.
ve ey unutan sen.
zulüm gökte değil, sendedir.
tariftesen yalandasın.
çünkü mana'nın şekli yoktur.
o, heyula gibi her surette meydana vurur kendini.
ve dedi ki,
''ben o mana'yım ki, ona ne bir isim ne de bir şüphe düşer''
sırdır nokta alemi-i vücudun içinde,
ayn-ı an'da, alem-i vücud o sırrı-ı noktanın içinde.
fizik alemi, bir zan alemidir, arızidir,
hakk'ikat sadece ''hikmet-i kalbiyye''dir..''
o'nun insan üzerindeki daimi eli sevgidir. oysa, insan isimlere, formlara ve maddesel dünyaya bağlanır. tüm varoluşun,zihnin bir yanılsaması olduğunu, zihinde oluştuğunu unutur ve hata yapar!
o el daima sevgidir..
--
sevilmek zor iştir... sevilmenin hazmına ve yüceliğine erişebilseydik, dünyayı çoktan cennete çevirmiştik.. bu yüzden aşkı bedende yaşamak mühimdir. bedenden vazgeçmek, bedeni yok etmek, bedeni terk etmek, melekler alemine göçmek değildir amaç.
bizden istenen, ''bedende ölmek ve bedende görünmek'' tir. bu bedeni yok etmek terk etmek demek değildir. mana ve idrak ile bunu yapmak başka, fiziki olarak terk etmek başka. beden içinde, manaya ermek, idrake varmak, aşk ile dolmak esastır...
arif bir mana adamıdır ve mananın şekli yoktur.
yücelik makamı bir tek idris'e (hermes/hızır) bahşedilmiştir. (meryem/57)
mekan olarak yücelik ise ariflerindir.
''kendini tanıyan, rabbini tanır'' Hz. muhammed.
kitapta ibn-i arabi '' insanın kendini bilmesi rabbini bilmesinden önce gelir. ve rabbini bilmesi, kendini bilmesinin sonucudur.'' der..
ibn-i arabi, '' nedensellikler, zerreler, en küçük şeyler, madde, fiziksellikler hepsi gerçekte zihinde oluşan, zihnin oluşturduğu şeylerdir.'' der. Arifler, o muazzam gaybdaki kaynaklarından, bizim arzımıza ışımaları, tahayyülerimizin ötesinde bir sevginin açığa çıkmış halidir.
--
''ve insan da kayıptır, zahir dünyada.
Onun hali, gönlündeki aşk ile anlaşılır''
--
ibn-i arabi benim dinim aşk'tır der.
''ben aşk dininin müntesibiyim, aşk bineği hangi yöne götürürse benim dinim, imanım orada.''
çünkü yaratılmış olan, madde evreninde varlık gösteren ve o'nda yok olan bedenli ancak aşk duyar, hüzün duyar, hasret çeker, çünkü an zamanda da olsa ayrı kalmış, kopmuştur, zahiri bir kopuş ve ayrılıktır ama bir an olsun yitirmiştir ve aşk içinde kalır. fakat yine an zamanda batında, yokoluşta hakk'ta varolduğu zaman ise, sevgiliye kavuşmuştur. bu yüzden sevgiliden gelen yine sevgiliyedir. herşey aşk ile yoğrulur, aşk ile varlık olur.
''derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur'' demiş yunus emre..
--
insan beşeridir, ne çabuk ele verir aslında. zahirde varolduğunda, ayrı düştüğünü, aşk ile dile getirir. söylediği sözcüklere ve yargılarına bakın, sürekli kendi karakterini ifade eder gizliden. kendi gönlünde olanı açığa vurur. oysa batında o'nda yok olduğunda, sevgiye kavuşur. sevgi ise tüm ayrıntıları dümdüz eden keskin bakıştır. çokluk aleminde aşk, birlik aleminde sevgi vardır. sevginin tek zerresi bedenlere inseydi, tüm görünen alem yokluğa geçerdi. sevgi gönülde bir sultandır. ona ulaşacak kudrette olanlar ancak ölümsüzlerdir.
--
görülen tüm güzellik tanrı'nın aşkının zuhur etmiş görüntüsüdür. eksiklikler, acılar ve kayıplar, her olan bitenin aslında ilahi bir ismin yansıması olduğunu bilir. ''o gördüğün güzellik benim aşk'ımdır'' der tanrı!
insanlara seslenir. ama insanlar duymazlar bunu, işiten arif olmuştur..
hakikat, gerçeklik, bedenle değil, ölümsüz parça olan ruhun göz erdemiyle yakalanır. o yakınlık ya da uzaklık kur'an'da şöyle ifade edilmiş; ''iki yay uzaklığı'' belki daha kısa. ''belki'' denmesinin sebebi göreceli olmasıdır. nereden bakıldığına bağlı, iki yay uzaklığı belki daha yakın. yakın. uzak olmayan yakınlıklar, yakın olmayan uzaklıklar.. çünkü sensin, yani arif hakikate ulaşma yolunda nefsini tanıdığı anda rabb'inin aslında yine kendisi olduğunu bilir. arif artık ''zan''lardan kurtulmuştur. aşk içinde olan ''zan'' ile beraber değildir. şehadet alemi, zan alemi, fizik alemi aynı manadadır.
''ben kulumun zannı üzerineyim'' yani '' fizik alemde, herkes neye inanıyorsa, hangi fikir ve düşüncede ise rabb'i de öyledir.'' fizik alemde hiç kimse ''zan'' dışında, rabb'in hakikatine ulaşamaz. ulaştığı an arif olmuştur. tüm zanlardan kurtulduğu an arifler makamındadır...
o kendi nefsinin zanlarından kurtulup, kendi nefsinin hakikatine ermiş ve rabb'in idrakine varmıştır. ancak her şey burada noktalanmaz. kainatta bir son ya da nokta yoktur. son ve baş sadece o'dur, mutlaktır. o'nun dışında hiç bir yaratılmış son ve baş değildir.
işte o vakit arif, idrakine varır ki, ''aşk hasretiyle döner tüm kainat, gezegenler, yıldızlar daima harlıdır bitmez tükenmez enerjileri ile. ruh ile madde aşk ile hayat bulur alemlerde. o hasret olmazsa can nasıl olurdu?''
ama çok azımız bunu fark edebilir. çünkü onu uyandırmanın tek yolu vardır. yaşamın durduğu andır o. aklın derinliklerinde kalbinin sesinde saklıdır o. an zamanda gerçekleşen, varoluş ve yokoluştaki sırda gizlidir. bunu yapabilen arif olmuştur.
sevgi gizlidir bizden, aşikar olan değildir. çünkü sevgi bir kelime değildir, görünecek de değildir, ki hiç bir göz sevgiyi göremez. sevgi ispat edilemez. sevginin gölgesinde var olan, fizik alemidir. sevginin nuru ile aydınlanmıyor, dolaylı olarak aydınlanıyoruz. bakış açımız, güneşin pencereye yansımış hali gibidir. hakikat ışığına doğrudan bakan sadece ariflerdir. beşer, hakikat sevgi'sinin nuru olan güneşin, camlara yansımış halini gerçek zanneder.
'' hatırlayabilir misin sevgi zamanlarını.
ama hatırlayamaz insan.
ona ait olmayan herşeye dokundu.
ve kayboldular!
kalan tek şey gönüllere bırakılan küçük bir sevgiydi.
bedeninde taşıdığın ruhu,
sana güzelliği verenleri hatırlayabilir misin?
ya sevda tarlalarında ahdi yapanları.
ve ey unutan sen.
zulüm gökte değil, sendedir.
tariftesen yalandasın.
çünkü mana'nın şekli yoktur.
o, heyula gibi her surette meydana vurur kendini.
ve dedi ki,
''ben o mana'yım ki, ona ne bir isim ne de bir şüphe düşer''
sırdır nokta alemi-i vücudun içinde,
ayn-ı an'da, alem-i vücud o sırrı-ı noktanın içinde.
fizik alemi, bir zan alemidir, arızidir,
hakk'ikat sadece ''hikmet-i kalbiyye''dir..''
o'nun insan üzerindeki daimi eli sevgidir. oysa, insan isimlere, formlara ve maddesel dünyaya bağlanır. tüm varoluşun,zihnin bir yanılsaması olduğunu, zihinde oluştuğunu unutur ve hata yapar!
o el daima sevgidir..
--
sevilmek zor iştir... sevilmenin hazmına ve yüceliğine erişebilseydik, dünyayı çoktan cennete çevirmiştik.. bu yüzden aşkı bedende yaşamak mühimdir. bedenden vazgeçmek, bedeni yok etmek, bedeni terk etmek, melekler alemine göçmek değildir amaç.
bizden istenen, ''bedende ölmek ve bedende görünmek'' tir. bu bedeni yok etmek terk etmek demek değildir. mana ve idrak ile bunu yapmak başka, fiziki olarak terk etmek başka. beden içinde, manaya ermek, idrake varmak, aşk ile dolmak esastır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar