bugün

türbanlı kızlar

çok açık söyleyeyim, sevmiyorum bunları... evet, sırf türban taktıkları için antipati duyuyor, önyargıyla yaklaşıyorum. midem bulanıyor ikiyüzlülüklerinden. tabii sadece türban yüzünden cinsiyetçilik yapmış olmayayım; böyle sakallı cübbeli, hacı hoca takımına, softalara, zahidlere, dincilere karşı da aynı düzlemdeyim.

lakin hemen belirteyim, böyle söyleyince din düşmanı bir ateist olarak anlaşılabilirim, bilakis inançlı bir müslüman olarak görüyorum kendimi. zaten bu yaklaşımım da, dini değer ve kavramlara atfettiğim yüce değerden kaynaklanıyor. hatta o kadar kutsal buluyor ve öyle derin bir his besliyorum ki, kendilerine müslüman deyip düpedüz doğru yolda olduklarını zannederleri ve manadan bihaber şekle saplananlari ve onların iç yüzlerini gordukce iyice sinirleniyorum. aptal bir kafayla o kutsiyete zarar verenlerden, mecazlardan geçemeyip dinin asli felsefesini din adina zedeleyenlere daha cok kiziyorum. çünkü davranışlarının kutsal kelamla, dinle hiçbir alakası, tutarlılığı yok. Memleketteki onca sahtekarlığın, ortadoğu ve dünyadaki din kaynaklı kirliliğin müsebbibi de aynı paralellikteki zihniyettir.
Dinde asıl gereken şey gönül alemine girebilmektir; Bunun yolu da batinilikten, tasavvuftan geçer.
'türban' kavramına da bu minvalde yine batıni yönden bir anlam biciyorum.

şöyle ki; türban gerçek anlamda allah'a ve hakikate yönelmenin, nefsi terbiye etme aşamasında olmanın, yani "allah" yolunda olmanın bir şekliyle göstergesi, sembolü, yahut aracı olarak kullanılıyorsa buna diyecek bir şey olamaz. Eyvallah denir.

böyle olunca, onlardan gerçek anlamda bir "marifet" "hikmet" ve "edep" görmek istiyorsunuz; lakin goremeyince ve de daha derin bir bataklığa gomulduklerini farkedince de iş çığrından çıkıyor...
Bir dönem bulunduğum mahallenin yakınındaki koruda her sabah ve bazen de aksamları kosuyordum. abartisiz soyluyorum ki hergün sevişen türbanlı görmeken gına gelmişti.. ağaç diplerinde, cimlerin üstünde, banklarda turlu pozisyonlardaydılar. sakso çekenine de rast geldim, üzerine oturani da, ne bileyim deliler gibi öpüşenine de.
Parklarda sevismek büyük bir ahlak sorunu olmayabilir, insanlar kuytularda sevisebilir, sevişmek güzel şey diyebilirsiniz.
lakin mesela şu ki; bir insanin inandigi degerlerle, dini veya ideolojik aidiyetlikleriyle yaşamsal pratiği paralel olmalidir, birbiriyle örtüşmelidir.bunun aksi karektersizliğe, kaypaklığa, yalancılığa girer.

Evet, davranislarinla yasam felsefen ortusmeli; ve Hele islamiyet soz konusuysa kisi cok agir bir yükün altina girer. Muslumanim demek oyle kolay olmamali. Hacca gitmekle, iki rekat namaz kilmakla, turban takmakla filan musluman olunmaz. bunun da ötesinde, o kutsal ve özel alanı tahrip etmiş oluyorsun.

eğer gerçekten tüm kalbinle ve benliğinle allah yolunda değilsen, edep ve erkan sahibi değilsen, once kirlerinden arinamamissan ne anlamı var bunu takmanın? gercekten bu yuzden o kirliliklerinin kefaretini odeyip odullendirilecegini filan mi saniyorsun? kaldı ki, bunun için kapanmak da şart değil.

ha tabii hemen şu tezatlık akla geliyor; ben kimim ki karşımdakinin inancını yargılıyorum; ona da saygı duymalıyım, istediğin istediği gibi inanır veya inanmaz, giyinir kuşanır falan filan değil mi.
evet bu da var; ama o kişinin inanış biçimi, karsi mesreptekileri munkirlikle suclayabiliyor, kendinden olmayani disliyorsa, aile-cevre baskısıyla takiyorsa turbani-ki çoğunluk boyledir- bir siyasi simge haline getiriyorsa, işte bu zihniyet hoşgörüden ve sevgiden yoksunsa, mesela "aleviler mumsöndü yapıyor" diyorsa, sivas katliamını yapan zihniyetle aslında benzer kafadaysa, tasavvuf şirk dinidir diyorsa, her türlü pisliği yapıyor ve bunu da kafasındaki bez parçasıyla örtbas ettigini saniyorsa, işte burada durup hiç acımadan genellememi yaparım.
© copyright 2005 - 2026