bugün
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması7
- fon vurgunu37
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur12
- acı soslu süs domuzu7
- devletin bisiklet ehliyeti zorunluluğu4
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- özelden gelen saçma mesajlar12
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek6
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- sergen yalçın7
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor5
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- nohut köftesi3
- haberler3
- kim bu erzincanlı9
- clemence baptista16
- günü geçmiş buz gibi süt4
- mercimek makarnası5
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması10
- palmiye4
- kylie jenner4
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz6
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- tabiat4
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- anın görüntüsü17
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- kolye140
- pavyon bu dünya4
- fenerbahçe 5 slavia prag 12
- hakkını helal etmeyen anne3
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- murat ağırel4
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- hakkını helal etmeyen evlat2
- platon un mağara alegorisi10
- s'i l v'e r m'i s t15
- boşalırken anıran erkek2
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- saraca'ya uzaylı soruları4
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- kemal kılıçdar3
- terkedilmiş yaşlı amcalar3
- yemek yapmayı bilmeyen erkek2
- buz mavisi gözler3
- kahvaltım güzel mi8
iki şehir arasında bazen yüzyıllar vardır.. ışık yüzyılları..
Bileti hep otogardan alma alışkanlığı vardi bende. Çünkü plan yapmayı hiç sevmezdim. Hem de elimin ayagima govdeme dolaşıp da bir yere yetişmeye calismaktan da nefret ederdim. Birçok defasında yolculuk öncesinde unutmamam gerekenleri dışımdan soylememe karşın bu acele durumlarda en hayati şeyi unuturdum. Cuzdan gibi.. Ya da kendim gibi.
O gün bu alışkanlığımin dışına çıkıp bileti önceden almıştım.. Saat 18:45 ankara bileti.. Otogara gitmeden şehir merkezine uğrayacak, lokum alacaktım, sipariş etmislerdi ankaradan. Dolmuşa bindim, yanında hayallerimi sigdiramadigim ufak bir bavulla. Bir öğrenci parasi uzattim kolay gelsin demeyi ihmal etmedim. Yavaş yavaş boğazımi yakan bir sızı vardi. Dolmuşta ayakta giderken bavulun devrilmesinin verdiği izdirabin da etkisi vardi belki de buna.. Ama daha başka şeyler vardı, daha önemli..
Dolmuştan indim. Bavulum ağır sayilmazdi, icinde laptop ve birkac kitap dışında birkac parca giysi de vardi. Kaldirimlar cok kalabalikti. Hava kararmış, dünkü yağan karın ayazi tüm sehri kaplamıştı..
Gözlerimdeki lens gözümü kasindiriyordu ama lensimi cikarip gözlüğümu bavuldan alip takacak zamana ve mekana sahip degildim. Gözlerimin kızardigini hissedebiliyordum. Hızlı adımlarla lokumcu dükkânına doğru gittim. Birçok insana çarpan bavulum icin birçok kez özür diledim, pardon dedim. insanlar aldirmiyorlardi. Ne ayaklarına çarpan bavullara ne de özür dileyenlere..
Lokumcuya girdikten sonra iyi aksamlar dedikten sonra yarim kilo sultan kaymaklı fıstiksoyledim. Gözlerim dukkandaki aynali duvarlardaki gözlerime takıldı. Kendimi ağlamamak için Zor tutuyordum..
Tadına bakmam için bir parça lokum uzatti dükkândaki çalışan. Aldim. Agzima attim. Tadi cok iyiydi ama gözlerimden 1 damla yaşın süzülmesini engelleyemedi..
Kimse görmesin diye sol kolumla sildim yanagimi. Anladim ki deri ceketinin kumasi gözyaşlarını saklayamazmis..
Ücreti odeyip çıktım, iyi aksamlar hayirli işler diyemedim. Sesimin catallanmasindan korkmustum..
Yine ayni insanlar vardi kaldirimlarda. Yine ayni bavul çarptı aynilarina. Ve bu kez dilenilmeyen özürler, söylenemeyen pardonlar kaldi boğazın içinde. Ve ben herkes yaşarken bir şekilde otogara gidecek olan dolmuşa atladım..
iyi aksamlar demedim yine. Bir öğrenci uzatmak yerine bir tam uzattim bir sey dememek için. Sesimden korkuyordum dedigim gibi. Boğazımda hissettigim yanik..
Kelimeleri öldüruyordu sanki..
Otogara geldik. Çok kalabalikti yine. Süs havuzunun taşlarına oturmustu insanlar yer bulamadigi için. Belki de epeydir bekliyorlardı otogarin içinde. Bense her şeye ucu ucuna yetişmeye calisirdim hep. Çoğu kez de her şeyi kacirirdim..
Otobüsun kalkmasına 5 dk varken otobüse bindim. Bagaj kuponunu gömleğimin cebine sıkıştırdım. içimden 36 36 36 diye diye koltuk numaralarina baka baka ilerledim.
Tekli koltuk..
Artık birbirimizden o kadar sıkılmıştik ki, o kadar tahammulumuz yoktu ki kimseye hep tekli koltuktan almaya çalışıyorduk bileti..
Ben de öyle yapıyordum üç senedir.
Tekli koltuğa oturdum. Rahatti gayet. Kulaklagi takip rastgele modunda herhangi bir müzik açtım telefonumdan.
Sezen aksu- vazgeçtim düştü şans topundan..
Ben koskoca adam gozyaslarima hakim olamamıştim. Bir yandan atkima siliyordum gözyaşlarimi diğer yandan biri gormesin diye uyuyormus gibi yapıyordum. utanilacak bir şeydi
ağlamak.
Otobüs yavasca kalktı..
Yol bana hiç olmadigi kadar iyi gelecekti. Öyle umuyordum..
Bileti hep otogardan alma alışkanlığı vardi bende. Çünkü plan yapmayı hiç sevmezdim. Hem de elimin ayagima govdeme dolaşıp da bir yere yetişmeye calismaktan da nefret ederdim. Birçok defasında yolculuk öncesinde unutmamam gerekenleri dışımdan soylememe karşın bu acele durumlarda en hayati şeyi unuturdum. Cuzdan gibi.. Ya da kendim gibi.
O gün bu alışkanlığımin dışına çıkıp bileti önceden almıştım.. Saat 18:45 ankara bileti.. Otogara gitmeden şehir merkezine uğrayacak, lokum alacaktım, sipariş etmislerdi ankaradan. Dolmuşa bindim, yanında hayallerimi sigdiramadigim ufak bir bavulla. Bir öğrenci parasi uzattim kolay gelsin demeyi ihmal etmedim. Yavaş yavaş boğazımi yakan bir sızı vardi. Dolmuşta ayakta giderken bavulun devrilmesinin verdiği izdirabin da etkisi vardi belki de buna.. Ama daha başka şeyler vardı, daha önemli..
Dolmuştan indim. Bavulum ağır sayilmazdi, icinde laptop ve birkac kitap dışında birkac parca giysi de vardi. Kaldirimlar cok kalabalikti. Hava kararmış, dünkü yağan karın ayazi tüm sehri kaplamıştı..
Gözlerimdeki lens gözümü kasindiriyordu ama lensimi cikarip gözlüğümu bavuldan alip takacak zamana ve mekana sahip degildim. Gözlerimin kızardigini hissedebiliyordum. Hızlı adımlarla lokumcu dükkânına doğru gittim. Birçok insana çarpan bavulum icin birçok kez özür diledim, pardon dedim. insanlar aldirmiyorlardi. Ne ayaklarına çarpan bavullara ne de özür dileyenlere..
Lokumcuya girdikten sonra iyi aksamlar dedikten sonra yarim kilo sultan kaymaklı fıstiksoyledim. Gözlerim dukkandaki aynali duvarlardaki gözlerime takıldı. Kendimi ağlamamak için Zor tutuyordum..
Tadına bakmam için bir parça lokum uzatti dükkândaki çalışan. Aldim. Agzima attim. Tadi cok iyiydi ama gözlerimden 1 damla yaşın süzülmesini engelleyemedi..
Kimse görmesin diye sol kolumla sildim yanagimi. Anladim ki deri ceketinin kumasi gözyaşlarını saklayamazmis..
Ücreti odeyip çıktım, iyi aksamlar hayirli işler diyemedim. Sesimin catallanmasindan korkmustum..
Yine ayni insanlar vardi kaldirimlarda. Yine ayni bavul çarptı aynilarina. Ve bu kez dilenilmeyen özürler, söylenemeyen pardonlar kaldi boğazın içinde. Ve ben herkes yaşarken bir şekilde otogara gidecek olan dolmuşa atladım..
iyi aksamlar demedim yine. Bir öğrenci uzatmak yerine bir tam uzattim bir sey dememek için. Sesimden korkuyordum dedigim gibi. Boğazımda hissettigim yanik..
Kelimeleri öldüruyordu sanki..
Otogara geldik. Çok kalabalikti yine. Süs havuzunun taşlarına oturmustu insanlar yer bulamadigi için. Belki de epeydir bekliyorlardı otogarin içinde. Bense her şeye ucu ucuna yetişmeye calisirdim hep. Çoğu kez de her şeyi kacirirdim..
Otobüsun kalkmasına 5 dk varken otobüse bindim. Bagaj kuponunu gömleğimin cebine sıkıştırdım. içimden 36 36 36 diye diye koltuk numaralarina baka baka ilerledim.
Tekli koltuk..
Artık birbirimizden o kadar sıkılmıştik ki, o kadar tahammulumuz yoktu ki kimseye hep tekli koltuktan almaya çalışıyorduk bileti..
Ben de öyle yapıyordum üç senedir.
Tekli koltuğa oturdum. Rahatti gayet. Kulaklagi takip rastgele modunda herhangi bir müzik açtım telefonumdan.
Sezen aksu- vazgeçtim düştü şans topundan..
Ben koskoca adam gozyaslarima hakim olamamıştim. Bir yandan atkima siliyordum gözyaşlarimi diğer yandan biri gormesin diye uyuyormus gibi yapıyordum. utanilacak bir şeydi
ağlamak.
Otobüs yavasca kalktı..
Yol bana hiç olmadigi kadar iyi gelecekti. Öyle umuyordum..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar