bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı53
- ispanya18
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- arjantin17
- 2026 dünya kupası23
- futbol13
- lionel messi9
- resim hocaları5
- dünya18
- sözlükle olan anlaşmayı fesh ediyorum4
- le cola'nın 67 tl olması5
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- donald trump6
- acile gidip acil sevgili arıyorum demek3
- muşlettin amca bey birader bey2
- çalışarak zengin olmak2
- ben geldim ayağa kalkın3
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek4
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- 2026 dünya kupası şampiyonu ispanya3
- matadorların siyonistleri hoplatması2
- birader yazarların birader bey yazarlar olmaları3
- mütevazi çardakta hasır sandalye2
- günün iddaa kuponu4
- marc cucurella5
- şehir kurma oyunları5
- haluk levent21
- gideceğin yer değilken otobüsten inmek2
- ciguli kral3
- ispanya milli futbol takımı6
- ev şarabı2
- arjantin milli futbol takımı6
- messi uzaylı abi2
- lisede hocaların herşeyi bilmesi3
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- haluk levent denince akla gelenler4
- tefeciden borç almak4
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- kemal kılıçdaroğlu7
- ispanyanın 2026 dünya kupasını kazanması2
- nico williams2
- 20 temmuz 20262
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak3
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- arjantin'in çok kötü oynaması3
- sapık7
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- aylık 467 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
2008 yılında Türkiye’nin içine girdiği yolu hitler almanyası'na benzeten; bugünlerde cumhurbaşkanı için başdanışmanlık yapan zat.
Tehlike Çok Büyük-vatan-14 şubat 2008 tarihli makalesi;
"Başbakan’ın Salı günü gerçekleşen grup toplantısında yandaşlarına yaptığı konuşma tek kelimeyle muhteşemdi! Tam bir demokrasi dersi verdi... Verdi ve kendi gibi düşünmeyenleri özellikle “kendisiyle aynı fikirleri” paylaşmayan bizim gibi medya mensuplarını yerden yere vurdu.
Haklı! Bir ülkede, bir gazeteci nasıl olur da “o ülkenin bilge başbakanı” gibi düşünmez.
Bizler kimiz ki! Hepimiz birer “paçavrayız”. Oysa Erdoğan, tek kelimeyle Fransızlar’ın Kanuni için söylediği sıfata layık biri; “magnifique”...
Bu arada Başbakan Vatan Gazetesi’nin “hoşgeldin KAOS” manşetinden de çok etkilenmiş. Manşete de kızgınlığını ifade etti ve adeta çağladı; “KAOS sizin kafanızda”.
Sevgili dostlar, artık işin dozu kaçtı. Belki farkındasınız, belki değilsiniz ama “sistem artık” demokrasiden “faşizme” doğru kayıyor. Özellikle AKP, MHP “işbirliği” içinde gittiğimiz “güzel yol” da işe ayrı bir “anlam ve güzellik” katıyor...
Faşizm deyince “yanlış” anlamayın ve lütfen geçmişten getirdiğimiz “tortular” ile taraflı düşünmeyin. Faşizm bir terim ve kimsenin fikrini söyleyemediği, istediği gibi hareket edemediği, her şeye hakim olan tek bir gücün, tek bir ideolojinin “diğer” olanı ezdiği yapının adı... Bu sistemin dünya tarihinde “en noktaları” test etmişleri var. Örneğin; Hitler Almanya’sı...
Peki Türkiye’nin içine girdiği yolu “Hitler Almanya’sına” benzetmek, sistemleri “aynı terim ile” sınıflamak haksızlık “değil mi?
Detay da tam burada gizli...
Türkiye’nin içine girdiği yol ve Hitler Almanya’sının vardığı “nokta”. Görünüşte dağlar kadar fark var ama “başlangıç noktaları ve gelişimleri” itibariyle aynı. içimizi rahatlatacak tek bir büyük fark var; Hitler Almanya’sında “ordu” lidere itaat ediyordu, bağlıydı. Bizde “diktatör” olma yolunda ilerleyen arkadaşlara “ordunun destek olması hatta sempati” duyması mümkün değil...
Bu fark da Atatürk’ün büyüklüğünden, Taha Akyol katılmasa-olmadığını iddia etse bile, Atatürkçü düşünce sisteminin-doktrininin kurduğu yapının, “demokrasi” odaklı yapılanmasından geliyor. Atatürk devrimlerine bağlı bir sistem içinde “diktatör” denebilecek haşerelerin, “silahlı bir ordu gücünü arkalarına almaları” mümkün değil. Sistemin ‘DNA’sı buna izin vermiyor... Burada da devreye “Çavuşesku modeli” giriyor; kendine bağlı “ideolojik” dinamikler ile motive edilmiş “polis” gücü oluşturmak...
Sonuç: Konuyu fazla uzatmayacağım. Türkiye adına “çok ama çok endişeliyim”. Benim ve benim gibi “ideolojik olmayan” ortalama Türk vatandaşlarının, gidecek başka yerimiz yok... içine girdiğimiz yol, her kurumun başına ve kadrolarına “bizden” mantığıyla atama yapılması, her yeri kontrol edelim çabası, 1923’te döşenen raydan “makas atlatma denemeleri” ve en vahimi bunları eleştiren basın kuruluşlarına ve mensuplarına “ağız dolusu” hırslı saldırılar; hedefin “ne” olduğunu net olarak gösteriyor... Sevgili dostlarım, bu ülke bizim. Bu ülke “Cumhuriyet çocuklarının” . Bu ülke “muasır bir medeniyet olmak” isteyen her Türk vatandaşının... Ülkemize sahip çıkalım, çok ama çok geç olmadan...
Son söz: Sizlere Hitler Almanya’sı döneminde yazılmış bir pasajdan alıntı aktarmak istiyorum; “... ilk önce müzisyenler için geldiler, müzisyen değildim, ses çıkarmadım. Sonra öğretmenler için geldiler, onlardan değildim, sesimi kıstım. Sonra politikacılar için geldiler, onlardan da değildim, yine görmedim, duymadım. Sonra Yahudiler için geldiler, zaten Yahudi değildim, hiç ilgilenmedim... En son benim için geldiler ama ses çıkaracak kimse kalmamıştı...”
Gidişatımız aynıdır. Bugün “oh Başbakan basına çattı, başbakan gibi düşünmesem bile, bu sefer iyi oldu” demeyin... Sizin için geldiklerinde “ses çıkaracak” kimse kalmayabilir... Tehlike çok ama çok büyük!"
http://odatv.com/erdogan-...idiyoruz--1104131200.html
Tehlike Çok Büyük-vatan-14 şubat 2008 tarihli makalesi;
"Başbakan’ın Salı günü gerçekleşen grup toplantısında yandaşlarına yaptığı konuşma tek kelimeyle muhteşemdi! Tam bir demokrasi dersi verdi... Verdi ve kendi gibi düşünmeyenleri özellikle “kendisiyle aynı fikirleri” paylaşmayan bizim gibi medya mensuplarını yerden yere vurdu.
Haklı! Bir ülkede, bir gazeteci nasıl olur da “o ülkenin bilge başbakanı” gibi düşünmez.
Bizler kimiz ki! Hepimiz birer “paçavrayız”. Oysa Erdoğan, tek kelimeyle Fransızlar’ın Kanuni için söylediği sıfata layık biri; “magnifique”...
Bu arada Başbakan Vatan Gazetesi’nin “hoşgeldin KAOS” manşetinden de çok etkilenmiş. Manşete de kızgınlığını ifade etti ve adeta çağladı; “KAOS sizin kafanızda”.
Sevgili dostlar, artık işin dozu kaçtı. Belki farkındasınız, belki değilsiniz ama “sistem artık” demokrasiden “faşizme” doğru kayıyor. Özellikle AKP, MHP “işbirliği” içinde gittiğimiz “güzel yol” da işe ayrı bir “anlam ve güzellik” katıyor...
Faşizm deyince “yanlış” anlamayın ve lütfen geçmişten getirdiğimiz “tortular” ile taraflı düşünmeyin. Faşizm bir terim ve kimsenin fikrini söyleyemediği, istediği gibi hareket edemediği, her şeye hakim olan tek bir gücün, tek bir ideolojinin “diğer” olanı ezdiği yapının adı... Bu sistemin dünya tarihinde “en noktaları” test etmişleri var. Örneğin; Hitler Almanya’sı...
Peki Türkiye’nin içine girdiği yolu “Hitler Almanya’sına” benzetmek, sistemleri “aynı terim ile” sınıflamak haksızlık “değil mi?
Detay da tam burada gizli...
Türkiye’nin içine girdiği yol ve Hitler Almanya’sının vardığı “nokta”. Görünüşte dağlar kadar fark var ama “başlangıç noktaları ve gelişimleri” itibariyle aynı. içimizi rahatlatacak tek bir büyük fark var; Hitler Almanya’sında “ordu” lidere itaat ediyordu, bağlıydı. Bizde “diktatör” olma yolunda ilerleyen arkadaşlara “ordunun destek olması hatta sempati” duyması mümkün değil...
Bu fark da Atatürk’ün büyüklüğünden, Taha Akyol katılmasa-olmadığını iddia etse bile, Atatürkçü düşünce sisteminin-doktrininin kurduğu yapının, “demokrasi” odaklı yapılanmasından geliyor. Atatürk devrimlerine bağlı bir sistem içinde “diktatör” denebilecek haşerelerin, “silahlı bir ordu gücünü arkalarına almaları” mümkün değil. Sistemin ‘DNA’sı buna izin vermiyor... Burada da devreye “Çavuşesku modeli” giriyor; kendine bağlı “ideolojik” dinamikler ile motive edilmiş “polis” gücü oluşturmak...
Sonuç: Konuyu fazla uzatmayacağım. Türkiye adına “çok ama çok endişeliyim”. Benim ve benim gibi “ideolojik olmayan” ortalama Türk vatandaşlarının, gidecek başka yerimiz yok... içine girdiğimiz yol, her kurumun başına ve kadrolarına “bizden” mantığıyla atama yapılması, her yeri kontrol edelim çabası, 1923’te döşenen raydan “makas atlatma denemeleri” ve en vahimi bunları eleştiren basın kuruluşlarına ve mensuplarına “ağız dolusu” hırslı saldırılar; hedefin “ne” olduğunu net olarak gösteriyor... Sevgili dostlarım, bu ülke bizim. Bu ülke “Cumhuriyet çocuklarının” . Bu ülke “muasır bir medeniyet olmak” isteyen her Türk vatandaşının... Ülkemize sahip çıkalım, çok ama çok geç olmadan...
Son söz: Sizlere Hitler Almanya’sı döneminde yazılmış bir pasajdan alıntı aktarmak istiyorum; “... ilk önce müzisyenler için geldiler, müzisyen değildim, ses çıkarmadım. Sonra öğretmenler için geldiler, onlardan değildim, sesimi kıstım. Sonra politikacılar için geldiler, onlardan da değildim, yine görmedim, duymadım. Sonra Yahudiler için geldiler, zaten Yahudi değildim, hiç ilgilenmedim... En son benim için geldiler ama ses çıkaracak kimse kalmamıştı...”
Gidişatımız aynıdır. Bugün “oh Başbakan basına çattı, başbakan gibi düşünmesem bile, bu sefer iyi oldu” demeyin... Sizin için geldiklerinde “ses çıkaracak” kimse kalmayabilir... Tehlike çok ama çok büyük!"
http://odatv.com/erdogan-...idiyoruz--1104131200.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar