bugün
- sözlük yazarlarının gerçek adları39
- anın görüntüsü27
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- petrol bulduk haberleri8
- sadece filistin'i önemsemek13
- israil11
- türkler vs türkiyeliler6
- mazotun litresi 101 lira36
- ülkücülere küfür edip ülkücülerden oy bekleyen tip8
- arkadaşlar neden böyle4
- regl günündeki bir kızın aksesuarları4
- israil nüfusunun yarısı müslüman5
- kürdü sevin9
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz12
- as maca8
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- yetiş ya gavs6
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
- atilla uğur'un öcalanın listesinin başında olması5
- vazgeçtim dünyadan2
- reagan ridley9
- türkiyeli ermeniler ve rumlar4
- mhplilerin hala mhpye oy verecek olması7
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek20
- true vs sarı şeker kafes dövüşü8
- arkadaşlar bakar mısınız18
- sabah uyanınca ilk iş küpelerini takan erkek4
- doktor kadın çöpçü erkek evliliği11
- çanakkale kumandanı mustafa kemal paşa3
- başkasını açık oylamış bir erkekle evlenen kız5
- bonnie blue6
- yaşlılığı kabullenemeyen insan7
- 51 komando tugayı3
- en iyi bisküvi9
- ktç'nin küçükken sarışın yeşil gözlü olması11
- dağdan gelip bağdakini kovmak3
- serhat kılıç2
- yazarların fobileri20
- iltica13
- hasan atilla uğur9
- star wars ta en çok stormtrooper ların sevilmesi5
- g i l d e d l i l y27
- sıkıldım13
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- larisalisa öldü mü5
- çocuk gibi nickten küfür peyda eden yazarlar5
- ismet birader neden koşturmuyor sorunsalı4
- kahvaltıda sevgilinizden nasıl çay istersiniz10
- açık oylayan yazara alevli meyve tabağı göndermek3
hiç huyum değildir bir önceki yılı düşünmek ama nedense aklıma geldi kulaklığımda hüzünlü farsi nağmeler çınlarken. ne kadar safmışım, ne kadar saflığımı yitirmişim ve ne kadar kaybetmişim beni ben yapan şeyleri diye düşündüm. tam bir hayal kırıklığı olarak geçmiş benim için 2015.
yalan yok zaman zaman çok da mutlu oldum ama zaman zaman sadece. hem onlar da olmasalar sebepsiz kalıyor insan yaşamak için, savaşmak için. mesela bir kadının gözlerinde gördüm sevilmeyi, ilk kez sarıldığımda yüreğinin çarpışını hissettim göğsümde, elini tuttuğumda konuşamadı, titredi çenesi. göğsüme yattığında ağladı ''bırakma beni'' diye. ona her baktığımda ''acaba ahmed arif yanılmış olabilir mi o en sevdiğim dizelerde'' dedim. yani bir ben bilmeyebilirim sanırım ne afad sevdiğimi, bu ay parçası da seviyor benim gibi. en azından o nasıl sevdiğini anlatamasa da ben anlıyordum. gözlerinden her yaş süzüldüğünde yüreğime damlıyordu, her fotoğrafımızda hüzünlü bir bakışı vardı sanki ve ben kendimden utanıyordum onun aşkını her gördüğümde. ona hak ettiği sevgiyi, ilgiyi verebilirdim sanırım kendi enkazımın altında kalmış olmasaydım bu kadar. temelinden söküp üzerine kurduğum onca hayali, güveni, üzerime fırlatıp gitmeselerdi. gerçi kimseyi de kınamıyorum açıkcası, olması gerekiyordu oldu. suçlu biri varsa o da bendim. bu kadar çocukca güvenip toz pembe hayallere dalmayacaktım ama canımı bu kadar acıtmaları da gerekmiyordu. onlara olan saygımı da alıp gömecek kadar derin çukurlar kazdırmaları gereksizdi ama hata benim. yaptığıma hata da denmez gerçi aptallık daha doğru bir kelime. neyse benim aptallığım adeta bir kelebek etkisi yarattı da hiç alakasız insanları üzdü. üzülmeyi hiç hak etmeyen yüreği avucumda atan ''ah'' desem canım yandı diye yüzü değişen ''gel'' desem gözlerinin içi gülen saf mı saf, tatlı mı tatlı, peri kızı gibi bir hatun kişisini. ona yaptığım haksızlığı kimseye yapmadım. çok özür dilerdim ama özürler sadece kelimelerden ibaret ve ben kendimi affetmeyeceğim asla.
uzun zaman sonra tatile gittim ve sanırım bende az da olsa şeytan tüyü var. flört eden kadınlar hoşuma gitse de yine o umut dolu saflığımla kendimi geri çekmeme pişmanım. hele o dudaklarıma yapışan sülün gibi hatunu nasıl istemedim o gece hala kendime şaşıyorum. kendime not: bir daha yapma.
birkaç yıl sonra tatile gidebilmek gerçekten iyi geldi bir iki günü dışında.
sonra normal şartlar altında tanışsak hiç geri vites yapmayacağım bir kadınla tanıştım. ona baktığımda ''allah allah neden istemiyorum ki'' diye kendime şaşıyorum. ulan üstelik açık açık bir şeyler bekliyor benden. gerçi artık o da beklemiyordur. iki üç kere çok fena fırçaladım. sanırım ben de kötü insanlardan olmaya başlıyorum. allahım kimin bedduasını aldım ben?
işlerim de tam anlamıyla boktan geçti bu yılda. bir naneyi yaparken diğeri patladı. koşup onu yapalım derken başka salaklılar, iş bilmeyen beceriksiz insanlarla uğraşmak zorunda kaldık! neyse ki yılın sonlarına doğru gelecek için umut vaad eden anlaşmalar yaptık da biraz olsun yılı kurtardık sayılır.
fakat bu saçma sapan yılın en büyük hayal kırıklıları sırasıyla; bir kahkaha, bir cümle ve birkaç saat oldu.
2015 bitti artık ve bu yılı bir daha düşünmemeye çalışacağım asla. o, birkaç güzel, bir iki mükemmel ve binlerce aldanışla beraber raflardaki yerini alacak. değiştim mi? evet değiştim sanırım. bir noktaya gelince kimse umurumda olmuyor artık. isimleri unutuyorum, günleri unutuyorum, anıları unutuyorum... bazen üzücü geliyor ama hayatı daha yaşanılabilir kılıyor bunlar.
2016 ya da şunu demek istiyorum; hele bırakın gelsin hele...
yalan yok zaman zaman çok da mutlu oldum ama zaman zaman sadece. hem onlar da olmasalar sebepsiz kalıyor insan yaşamak için, savaşmak için. mesela bir kadının gözlerinde gördüm sevilmeyi, ilk kez sarıldığımda yüreğinin çarpışını hissettim göğsümde, elini tuttuğumda konuşamadı, titredi çenesi. göğsüme yattığında ağladı ''bırakma beni'' diye. ona her baktığımda ''acaba ahmed arif yanılmış olabilir mi o en sevdiğim dizelerde'' dedim. yani bir ben bilmeyebilirim sanırım ne afad sevdiğimi, bu ay parçası da seviyor benim gibi. en azından o nasıl sevdiğini anlatamasa da ben anlıyordum. gözlerinden her yaş süzüldüğünde yüreğime damlıyordu, her fotoğrafımızda hüzünlü bir bakışı vardı sanki ve ben kendimden utanıyordum onun aşkını her gördüğümde. ona hak ettiği sevgiyi, ilgiyi verebilirdim sanırım kendi enkazımın altında kalmış olmasaydım bu kadar. temelinden söküp üzerine kurduğum onca hayali, güveni, üzerime fırlatıp gitmeselerdi. gerçi kimseyi de kınamıyorum açıkcası, olması gerekiyordu oldu. suçlu biri varsa o da bendim. bu kadar çocukca güvenip toz pembe hayallere dalmayacaktım ama canımı bu kadar acıtmaları da gerekmiyordu. onlara olan saygımı da alıp gömecek kadar derin çukurlar kazdırmaları gereksizdi ama hata benim. yaptığıma hata da denmez gerçi aptallık daha doğru bir kelime. neyse benim aptallığım adeta bir kelebek etkisi yarattı da hiç alakasız insanları üzdü. üzülmeyi hiç hak etmeyen yüreği avucumda atan ''ah'' desem canım yandı diye yüzü değişen ''gel'' desem gözlerinin içi gülen saf mı saf, tatlı mı tatlı, peri kızı gibi bir hatun kişisini. ona yaptığım haksızlığı kimseye yapmadım. çok özür dilerdim ama özürler sadece kelimelerden ibaret ve ben kendimi affetmeyeceğim asla.
uzun zaman sonra tatile gittim ve sanırım bende az da olsa şeytan tüyü var. flört eden kadınlar hoşuma gitse de yine o umut dolu saflığımla kendimi geri çekmeme pişmanım. hele o dudaklarıma yapışan sülün gibi hatunu nasıl istemedim o gece hala kendime şaşıyorum. kendime not: bir daha yapma.
birkaç yıl sonra tatile gidebilmek gerçekten iyi geldi bir iki günü dışında.
sonra normal şartlar altında tanışsak hiç geri vites yapmayacağım bir kadınla tanıştım. ona baktığımda ''allah allah neden istemiyorum ki'' diye kendime şaşıyorum. ulan üstelik açık açık bir şeyler bekliyor benden. gerçi artık o da beklemiyordur. iki üç kere çok fena fırçaladım. sanırım ben de kötü insanlardan olmaya başlıyorum. allahım kimin bedduasını aldım ben?
işlerim de tam anlamıyla boktan geçti bu yılda. bir naneyi yaparken diğeri patladı. koşup onu yapalım derken başka salaklılar, iş bilmeyen beceriksiz insanlarla uğraşmak zorunda kaldık! neyse ki yılın sonlarına doğru gelecek için umut vaad eden anlaşmalar yaptık da biraz olsun yılı kurtardık sayılır.
fakat bu saçma sapan yılın en büyük hayal kırıklıları sırasıyla; bir kahkaha, bir cümle ve birkaç saat oldu.
2015 bitti artık ve bu yılı bir daha düşünmemeye çalışacağım asla. o, birkaç güzel, bir iki mükemmel ve binlerce aldanışla beraber raflardaki yerini alacak. değiştim mi? evet değiştim sanırım. bir noktaya gelince kimse umurumda olmuyor artık. isimleri unutuyorum, günleri unutuyorum, anıları unutuyorum... bazen üzücü geliyor ama hayatı daha yaşanılabilir kılıyor bunlar.
2016 ya da şunu demek istiyorum; hele bırakın gelsin hele...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar