bugün
- the merich10
- horoz hayası çorbası3
- kadim kültürler4
- erkeklerin giderek feminenleşmesi9
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak8
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- gocusuz sözlük5
- cabrio mercedes süren kadının arabasına atlamak2
- arkadaşlar beni gammazlayın6
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- bir üniversitenin kötü olduğunu anlama yolları2
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- sözlük kızlarının kombinleri20
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip5
- bira cips6
- velvet vs nervio19
- sözlük kızlarının burunları3
- şeytan6
- age of empire 23
- kısık sesle hapşıran erkek2
- gammazların sanki biraz şey olması2
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- cristiano ronaldo dos santos aveiro2
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- ömer hayyam3
- kalpte velvele yaratan güzel yazar4
- sözlük kızlarının aletleri2
- binlerce dansöz var3
- laptop5
- kafanızdaki ses4
- yazarların çocukken en sevdiği çizgi film4
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- sudekiray7
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- aga be şarkılar5
- cin çarpma hikayeleri2
- arkadaşlar nasılsınız2
- kaçak elektrik kullann bölgelern elektriğin kesmek4
- sözlük kızlarının göbek delikleri2
- maden suyu4
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- zam2
- ispanya20
- ismet'in çok hızlı entry girmesi3
- tarot bakabilen sözlük yazarları3
- oytun erbaş3
bu kurumun yılmaz neferleri var. bir de her şeyi buna bağlayan sersemler var. bir örnekle entrymizi perçinleyelim hemen.
ayşe, 40 yaşında. hiç evlenmemiş. güzel ve yaşını göstermeyen taş şeklinde tabir edilebilecek bir kadın, ekonomik özgürlüğe sahip, güçlü, herkesten daha dürüst, korkusuz.
diğerleri, bir kısmı evli, diğer kısmı bekar olsa da evlenmek için müthiş bir çaba harcıyor. bunlar bizim toplumumuzun minik bir örneklemini oluşturuyor.
her iş yerinde olduğu gibi benimkinde de yönetim kimse tarafından sevilmiyor. yönetimin minik minik yalakaları var. bunun dışında kalan sevgili arkadaşlarımız her gün müdürün sağ kulağından başlıyor ve eşinden çıkışı yapıyorlar. ama tuhaflık şurada ki kendileri müdürle karşılaştıklarında el pençe divan... gülücükler, efendimler, müdürümler. hehe hadi len diyorsun içinden tabi.
bir de bu ayşe var. okulda yolunda gitmeyen her şeyi pat pat söylüyor. kimsenin arkasından konuşmuyor, yüzüne söylüyor. herkesin arasında konuştuğu şeyleri ortalıkta konuşuyor. ama sevilmiyor. neden, çünkü insanlar buna alışık değil. hepsinin olması gerektiğini düşündüğü ama olmaya cesaret edemedikleri kişi. üstelik evli de değil. tam bir anarşist.
sonra iğrenç muhabbetler dönüyor. "syşe ne güzel salata yiyor her gün, ben de mi öyle yapsam, çok kilo aldım." diyen bir kadın öğretmene "hehehe canı istiyor ya, salatalık yiyor işte" diyen ahlaksız bir erkek hoca düşünün şimdi. düşündünüz mü, şimdi benimle beraber yemek masasından kalkın.
bu kadınla kavgalı bir rehber hoca düşünün şimdi. arkasından öğretmenler odasında edilmiş şu lafı düşünün. "onun canı s.k istiyor ama o da bende yok." gördüğünüz gibi bu bir kadın ve çocukların dertlerini çözüp, psikolojik destek verecek *
olm şaka mısınız lan siz. yani ne yapmaya çalışıyorsunuz. nasıl pis bir beyniniz, ahlak yapınız var. herkesin yaşayabileceği şeyler nedense evliliğe bağlanıyor habire. nedir bu çirkinliğiniz.
sizin gibi insanlar yüzünden çoğu kişi yanlış evlilikler yapıyor, olan çocuklara oluyor. okulda on çocuktan beşinin ailesi ayrı, hepsi travmalar yaşamış, kimisi tamir edilemez düzeyde. ben de ayrı bir ailede büyüdüm. çok mu basit sanıyorsunuz anlam veremiyorum.
sabah işe gelip evlilikle ilgili sorumluluklarından şikayet eden insanların hangi yüzüne inanalım. herkes evlenmek zorunda mı? bir insan hayatını birleştirmek isteyeceği biriyle karşılaşmamış da olabilir. birini çok sevmiştir ama sevilmemiştir belki. vicdanınıza sığıyor mu?
ya da bir insan evlilik hayatını yaşamak istemiyordur. size hesap mı verecek.
benim anladığım bir şey var ki evlilik içine giren insanların dışarıda kalanları çekmek istediği bir yer. belki de kendi mutsuzluklarına davet ediyorlardır insanları bilmiyorum.
ama gerçek şu ki bu ülkede ister boşanmış ol, ister hiç evlenmemiş. yalnız ve özgür kadın olmak işte bu. bir de burası güya çocukları yetiştirecek, eğitimli, kültürlü öğretmenlerin olduğu bir yer. bir de toplumu düşünün.
sonuç olarak: baskı kötü bir şey, ahlaksızlık ve vicdansızlık ise akıl almaz derecede korkunç.
ayşe, 40 yaşında. hiç evlenmemiş. güzel ve yaşını göstermeyen taş şeklinde tabir edilebilecek bir kadın, ekonomik özgürlüğe sahip, güçlü, herkesten daha dürüst, korkusuz.
diğerleri, bir kısmı evli, diğer kısmı bekar olsa da evlenmek için müthiş bir çaba harcıyor. bunlar bizim toplumumuzun minik bir örneklemini oluşturuyor.
her iş yerinde olduğu gibi benimkinde de yönetim kimse tarafından sevilmiyor. yönetimin minik minik yalakaları var. bunun dışında kalan sevgili arkadaşlarımız her gün müdürün sağ kulağından başlıyor ve eşinden çıkışı yapıyorlar. ama tuhaflık şurada ki kendileri müdürle karşılaştıklarında el pençe divan... gülücükler, efendimler, müdürümler. hehe hadi len diyorsun içinden tabi.
bir de bu ayşe var. okulda yolunda gitmeyen her şeyi pat pat söylüyor. kimsenin arkasından konuşmuyor, yüzüne söylüyor. herkesin arasında konuştuğu şeyleri ortalıkta konuşuyor. ama sevilmiyor. neden, çünkü insanlar buna alışık değil. hepsinin olması gerektiğini düşündüğü ama olmaya cesaret edemedikleri kişi. üstelik evli de değil. tam bir anarşist.
sonra iğrenç muhabbetler dönüyor. "syşe ne güzel salata yiyor her gün, ben de mi öyle yapsam, çok kilo aldım." diyen bir kadın öğretmene "hehehe canı istiyor ya, salatalık yiyor işte" diyen ahlaksız bir erkek hoca düşünün şimdi. düşündünüz mü, şimdi benimle beraber yemek masasından kalkın.
bu kadınla kavgalı bir rehber hoca düşünün şimdi. arkasından öğretmenler odasında edilmiş şu lafı düşünün. "onun canı s.k istiyor ama o da bende yok." gördüğünüz gibi bu bir kadın ve çocukların dertlerini çözüp, psikolojik destek verecek *
olm şaka mısınız lan siz. yani ne yapmaya çalışıyorsunuz. nasıl pis bir beyniniz, ahlak yapınız var. herkesin yaşayabileceği şeyler nedense evliliğe bağlanıyor habire. nedir bu çirkinliğiniz.
sizin gibi insanlar yüzünden çoğu kişi yanlış evlilikler yapıyor, olan çocuklara oluyor. okulda on çocuktan beşinin ailesi ayrı, hepsi travmalar yaşamış, kimisi tamir edilemez düzeyde. ben de ayrı bir ailede büyüdüm. çok mu basit sanıyorsunuz anlam veremiyorum.
sabah işe gelip evlilikle ilgili sorumluluklarından şikayet eden insanların hangi yüzüne inanalım. herkes evlenmek zorunda mı? bir insan hayatını birleştirmek isteyeceği biriyle karşılaşmamış da olabilir. birini çok sevmiştir ama sevilmemiştir belki. vicdanınıza sığıyor mu?
ya da bir insan evlilik hayatını yaşamak istemiyordur. size hesap mı verecek.
benim anladığım bir şey var ki evlilik içine giren insanların dışarıda kalanları çekmek istediği bir yer. belki de kendi mutsuzluklarına davet ediyorlardır insanları bilmiyorum.
ama gerçek şu ki bu ülkede ister boşanmış ol, ister hiç evlenmemiş. yalnız ve özgür kadın olmak işte bu. bir de burası güya çocukları yetiştirecek, eğitimli, kültürlü öğretmenlerin olduğu bir yer. bir de toplumu düşünün.
sonuç olarak: baskı kötü bir şey, ahlaksızlık ve vicdansızlık ise akıl almaz derecede korkunç.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar