bugün
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- ekmeğe çikolata sürmek6
- 3 kere üst üste 31 çekmek8
- kızlar başlığa gelin bi sorum olacak5
- robotların insanlara baş kaldırması5
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek5
- 82 musul 83 kerkük4
- yasin kol4
- eyeliner çekme yöntemleri7
- kahverengi göz kalemi6
- kömbe6
- yarragi olan adam4
- sivas kokan kolonya3
- gece eve yürürken takip edilmek2
- makyajın ciltte pütür durması5
- kürtjütsu3
- inci sözlük8
- arabasına pkk yıldızı yapıtıran hırto2
- ters yönden gelen tuğralı doblo4
- game of thrones taki kerhaneci4
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- fatma betül sayan kaya64
- ciğer vs kokoreç8
- ciğer yiyen midesizler10
- tut şunun ucunu döşeyelim abi3
- okul zilinin hayatı bölmesi2
- sürekli özür dileyen insan2
- sözlük yazarlarının ruh hali14
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- düz dünyacıların epeydir başlık açmaması2
- araçta donanımın önemi3
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- yunan adalarına gitmek20
- youtube4
- dinci ahlaksızlığı19
- koltuğuma kılıçdaroğlu oturdu napmalıyım2
- atatürk ten sonraki en yakışıklı cumhurbaşkanı2
- yunan aşığı tip15
- rutkay aziz3
- sol frame akmıyor3
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak15
- yarın yataktan kalkamayacak yazar6
- koşturan biradere çelme takmak2
- ciğer yemediği için evde kalan kız5
- dertliyken dinlenilecek şarkılar3
- nervioya açılamayan utangaç gammaz3
- uludağ sözlüğü gizli belge kasası olarak kullanmak2
- rüyada nervio yu görmek9
Not: bu girdi fazlaca bilgi içermektedir.
"ve evren’i (göğü) kuvvetimizle kurduk, muhakkak ki onu genişletmekteyiz." (zariyat suresi 47. ayet)
ayette “evren, gök” diye çevirdiğimiz kelime arapça “sema” kelimesidir. bu kelime aynı türkçe’deki “gök” kelimesi gibi hem evren’i, hem dünya’nın tavanını ifade eder. yeryüzünün üstünün tümü “sema” diye adlandırılır.
evren sonsuz mudur? yoksa evren sınırlarla çevrili durağan-sonlu bir yapıda mıdır ? işte size insanlığın büyük dehalarının tarihin en başından beri en hararetli tartıştıkları konulardan biri.
diyebiliriz ki insanlık tarihinde çok az konu bu kadar hararetle tartışılmış ve tüm uğraşlara rağmen bu konuda görüş birliğine varılamamıştır. ilk önce felsefenin içinde, daha sonra ise felsefeden bağımsızlığını ilan eden fizikte, evren’in sınırlarının sonsuz olup olmadığı tartışılmıştır. tarihin en parlak simalarının bir kısmı evren’in sonsuz olduğunu, buna karşın birçok ünlü düşünür de evren’in sınırlarla çevrili bir şekilde sonlu olduğunu söylemiştir. oysa kuran bu iki görüşün dışında sürekli genişleyen dinamik bir evren modeli çizmiştir. kuran’ın çizdiği model, evren’in her an bir sonu olmakla sonsuz evren modelinden, sürekli genişlemekle ise durağan sınırlı evren modelinden ayrılmaktadır. böylece insanlığın bu en büyük tartışmasında kuran tüm düşünürlerin dışında üçüncü bir modeli tarif etmiştir.
işte kuran’ın allah tarafından indirilip indirilmediğini anlamak isteyenler için bir test imkanı. bir tarafta ne felsefe, ne fizikle uğraşmış çöldeki muhammed; diğer tarafta felsefenin, fiziğin ünlü düşünürlerinin iddiaları. işte aristo, işte ptolemy, işte giordano bruno, işte telesio patrizzi, işte galieo galilei, işte ısaac newton… dünya tarihinin bu en büyük dehaları gözlemleriyle, formülsel uğraşlarıyla evren’in sınırlı, sonlu veya sonsuz olduğunu iddia etmişler, fakat hiçbiri genişleyen dinamik evren modelini çizememişlerdir.
büyük deha newton’un fiziğinde bir eksik vardı. newton, sonsuz genişlikte ve değişmeyen bir evren modelini öngörüyordu. newton’un yerçekimi yasaları bir sorunla karşılaşıyordu. nasıl oluyordu da evren’in başlangıcından beri geçen çok uzun zaman sürecinde tüm madde birbirini çekip tek bir bileşime dönüşmüyordu?
einstein’ın formüllerinden yola çıkan rus fizikçi alexander friedmann en ufak bir etkide evren’in genişleyeceğini veya daralacağını keşfetti. evren’in genişlemekte olduğunu ise açıkça, iddialı bir şekilde ilk savunan, belçikalı papaz ve bilim adamı georges lemaitre oldu. lemaitre, evren’in genişlemesini geri sardığımızda evren’in tek bir bileşimden açılarak oluştuğunu, evren’in genişlediğini; bir meşe palamudundan bir meşe ağacının büyümesi gibi evren’in bu başlangıçtaki bileşimden ortaya çıktığını söyledi. bu o kadar inanılmaz gözüküyordu ki, başta bu iddiaya kendi formüllerinden ulaşılan einstein bile inanamadı. lemaitre’nin fizikten pek anlamadığını söyleyerek, evren’in sonsuz genişlikte ve değişmez olduğunu söyledi. ilk başta, evren’in genişlediği kuramsal olarak ortaya konulmuştu. hiçbir felsefecinin tarihin uzun zaman diliminde ortaya koyamadığı bir açıklama, kant gibi bir felsefecinin “saf aklın eleştirisi” eserinde, zihinsel çatışkılardan (zihnin çözemeyeceği sorunlardan) biri olarak gördüğü ve “zihin bu sorunu çözemez” dediği konuda; başlangıcın olup olmadığı gibi dev bir hususta ortaya konulmuştu. bu kuram her şeye uyuyor ve evren’in neden yerçekimine rağmen çökmediğini açıklıyordu. alternatifi yoktu. doğru anahtarın kendi kilidine uyması gibi, doğru açıklama evrensel tabloya uymuştu. fakat bilim dünyasında ilk defa duyulan bu açıklama klasik tepkiyle karşılaşmıştı: “hayır, olamaz!”
aynı yıllarda amerikalı astronom hubble, tüm bu kuramsal tartışmaların dışında, mount wilson gözlemevinde son derece gelişmiş teleskobu ile gözlemler yapıyordu. hubble tüm galaksilerin birbirinden uzaklaştığını, böylece evren’in genişlediğini gözlemsel olarak buldu. böylece görmediğimize inanamayız diyenlere hubble; “gördüğünüze inanmalısınız” dercesine genişlemeyi ispatladı. (hubble bu tespitinde doppler etkisini kullandı. buna göre uzaklaşan cisimlerin dalga boyları ışık dalgalarının spektrumunda uzar; böylece kırmızıya kayar, cisimler yaklaşıyor ise dalga boyu kısalır, böylece maviye kayar.) tüm galaksilerden gelen ışığın, spektrumda kırmızıya kayması, tüm galaksilerin uzaklaştığını gösteriyordu. hubble bu gözlemiyle beraber çarpıcı bir yasa da buldu, galaksilerin uzaklaşma hızları, galaksiler arasındaki uzaklıkla doğru orantılıydı. galaksi ne kadar uzakta ise, o kadar hızlı uzaklaşıyordu. bu sonuç tekrar tekrar test edildi. 1950’de abd’de mount palamar’da dünya’nın en büyük teleskobu inşa edildi. tüm testler, yeniden kontroller hep bu gözlemi doğruladı. hatta ölçümler yapılıp evren’in ilk yaratılış anının yaklaşık 10-15 milyar yıl önce olduğu iddia edildi.
kuran’ın allah tarafından indirildiğini inkâr edenler, hz. Muhammed\'in kuran’ı uydurduğunu söylemektedirler. peki bunu söyleyenler hz. Muhammed\'in evren’in genişlediğini, 1900’lü yıllardan önce bilen dünya tarihindeki tek kişi olmasını nasıl açıklayacaklar? acaba hz. Muhammed 1900’lü yıllarda yapılmış olan teleskobun bir benzerini 600’lü yıllarda icat etmişti de, bu teleskobu kumlar altında mı gizliyordu? acaba hz. Muhammed teleskobu kullanmayı, yıldızların hareketlerini yorumlayacak bilgiyi biliyordu da, bunu insanlardan mı saklıyordu? eğer hz. Muhammed deli olduğu için peygamber olduğunu iddia etti denirse; bu nasıl bir deliliktir ki kendi döneminin insanlarının hiç birinin bilmediği ve bilmesine imkan olmayan, kendisinden 1300 yıl sonra ancak anlaşılacak olan bir gerçeği biliyordu ? eğer hz. Muhammed kendi menfaatleri için dini uydurdu denirse; bu nasıl bir menfaat uydurmadır ki bu kişinin uydurdukları ancak 1300 yıl sonra tam anlaşılıyor; fakat kendi döneminde bu ayeti söylemesi kendisine hiçbir menfaat sağlamıyor, hatta gözleriyle evren’in genişlediğini fark edemeyen düşmanlarına belki koz bile vermiş oluyordu. menfaat için hareket eden kişi, kendi yaşarken kendisine faydası olmayan, hatta kendi döneminde anlaşılmadığı için eleştirilmesine yol açacak bir şeyi söyler mi ?
Tanım : Tüm anlatılanların ışığında olmayan ihtimaldir.
"ve evren’i (göğü) kuvvetimizle kurduk, muhakkak ki onu genişletmekteyiz." (zariyat suresi 47. ayet)
ayette “evren, gök” diye çevirdiğimiz kelime arapça “sema” kelimesidir. bu kelime aynı türkçe’deki “gök” kelimesi gibi hem evren’i, hem dünya’nın tavanını ifade eder. yeryüzünün üstünün tümü “sema” diye adlandırılır.
evren sonsuz mudur? yoksa evren sınırlarla çevrili durağan-sonlu bir yapıda mıdır ? işte size insanlığın büyük dehalarının tarihin en başından beri en hararetli tartıştıkları konulardan biri.
diyebiliriz ki insanlık tarihinde çok az konu bu kadar hararetle tartışılmış ve tüm uğraşlara rağmen bu konuda görüş birliğine varılamamıştır. ilk önce felsefenin içinde, daha sonra ise felsefeden bağımsızlığını ilan eden fizikte, evren’in sınırlarının sonsuz olup olmadığı tartışılmıştır. tarihin en parlak simalarının bir kısmı evren’in sonsuz olduğunu, buna karşın birçok ünlü düşünür de evren’in sınırlarla çevrili bir şekilde sonlu olduğunu söylemiştir. oysa kuran bu iki görüşün dışında sürekli genişleyen dinamik bir evren modeli çizmiştir. kuran’ın çizdiği model, evren’in her an bir sonu olmakla sonsuz evren modelinden, sürekli genişlemekle ise durağan sınırlı evren modelinden ayrılmaktadır. böylece insanlığın bu en büyük tartışmasında kuran tüm düşünürlerin dışında üçüncü bir modeli tarif etmiştir.
işte kuran’ın allah tarafından indirilip indirilmediğini anlamak isteyenler için bir test imkanı. bir tarafta ne felsefe, ne fizikle uğraşmış çöldeki muhammed; diğer tarafta felsefenin, fiziğin ünlü düşünürlerinin iddiaları. işte aristo, işte ptolemy, işte giordano bruno, işte telesio patrizzi, işte galieo galilei, işte ısaac newton… dünya tarihinin bu en büyük dehaları gözlemleriyle, formülsel uğraşlarıyla evren’in sınırlı, sonlu veya sonsuz olduğunu iddia etmişler, fakat hiçbiri genişleyen dinamik evren modelini çizememişlerdir.
büyük deha newton’un fiziğinde bir eksik vardı. newton, sonsuz genişlikte ve değişmeyen bir evren modelini öngörüyordu. newton’un yerçekimi yasaları bir sorunla karşılaşıyordu. nasıl oluyordu da evren’in başlangıcından beri geçen çok uzun zaman sürecinde tüm madde birbirini çekip tek bir bileşime dönüşmüyordu?
einstein’ın formüllerinden yola çıkan rus fizikçi alexander friedmann en ufak bir etkide evren’in genişleyeceğini veya daralacağını keşfetti. evren’in genişlemekte olduğunu ise açıkça, iddialı bir şekilde ilk savunan, belçikalı papaz ve bilim adamı georges lemaitre oldu. lemaitre, evren’in genişlemesini geri sardığımızda evren’in tek bir bileşimden açılarak oluştuğunu, evren’in genişlediğini; bir meşe palamudundan bir meşe ağacının büyümesi gibi evren’in bu başlangıçtaki bileşimden ortaya çıktığını söyledi. bu o kadar inanılmaz gözüküyordu ki, başta bu iddiaya kendi formüllerinden ulaşılan einstein bile inanamadı. lemaitre’nin fizikten pek anlamadığını söyleyerek, evren’in sonsuz genişlikte ve değişmez olduğunu söyledi. ilk başta, evren’in genişlediği kuramsal olarak ortaya konulmuştu. hiçbir felsefecinin tarihin uzun zaman diliminde ortaya koyamadığı bir açıklama, kant gibi bir felsefecinin “saf aklın eleştirisi” eserinde, zihinsel çatışkılardan (zihnin çözemeyeceği sorunlardan) biri olarak gördüğü ve “zihin bu sorunu çözemez” dediği konuda; başlangıcın olup olmadığı gibi dev bir hususta ortaya konulmuştu. bu kuram her şeye uyuyor ve evren’in neden yerçekimine rağmen çökmediğini açıklıyordu. alternatifi yoktu. doğru anahtarın kendi kilidine uyması gibi, doğru açıklama evrensel tabloya uymuştu. fakat bilim dünyasında ilk defa duyulan bu açıklama klasik tepkiyle karşılaşmıştı: “hayır, olamaz!”
aynı yıllarda amerikalı astronom hubble, tüm bu kuramsal tartışmaların dışında, mount wilson gözlemevinde son derece gelişmiş teleskobu ile gözlemler yapıyordu. hubble tüm galaksilerin birbirinden uzaklaştığını, böylece evren’in genişlediğini gözlemsel olarak buldu. böylece görmediğimize inanamayız diyenlere hubble; “gördüğünüze inanmalısınız” dercesine genişlemeyi ispatladı. (hubble bu tespitinde doppler etkisini kullandı. buna göre uzaklaşan cisimlerin dalga boyları ışık dalgalarının spektrumunda uzar; böylece kırmızıya kayar, cisimler yaklaşıyor ise dalga boyu kısalır, böylece maviye kayar.) tüm galaksilerden gelen ışığın, spektrumda kırmızıya kayması, tüm galaksilerin uzaklaştığını gösteriyordu. hubble bu gözlemiyle beraber çarpıcı bir yasa da buldu, galaksilerin uzaklaşma hızları, galaksiler arasındaki uzaklıkla doğru orantılıydı. galaksi ne kadar uzakta ise, o kadar hızlı uzaklaşıyordu. bu sonuç tekrar tekrar test edildi. 1950’de abd’de mount palamar’da dünya’nın en büyük teleskobu inşa edildi. tüm testler, yeniden kontroller hep bu gözlemi doğruladı. hatta ölçümler yapılıp evren’in ilk yaratılış anının yaklaşık 10-15 milyar yıl önce olduğu iddia edildi.
kuran’ın allah tarafından indirildiğini inkâr edenler, hz. Muhammed\'in kuran’ı uydurduğunu söylemektedirler. peki bunu söyleyenler hz. Muhammed\'in evren’in genişlediğini, 1900’lü yıllardan önce bilen dünya tarihindeki tek kişi olmasını nasıl açıklayacaklar? acaba hz. Muhammed 1900’lü yıllarda yapılmış olan teleskobun bir benzerini 600’lü yıllarda icat etmişti de, bu teleskobu kumlar altında mı gizliyordu? acaba hz. Muhammed teleskobu kullanmayı, yıldızların hareketlerini yorumlayacak bilgiyi biliyordu da, bunu insanlardan mı saklıyordu? eğer hz. Muhammed deli olduğu için peygamber olduğunu iddia etti denirse; bu nasıl bir deliliktir ki kendi döneminin insanlarının hiç birinin bilmediği ve bilmesine imkan olmayan, kendisinden 1300 yıl sonra ancak anlaşılacak olan bir gerçeği biliyordu ? eğer hz. Muhammed kendi menfaatleri için dini uydurdu denirse; bu nasıl bir menfaat uydurmadır ki bu kişinin uydurdukları ancak 1300 yıl sonra tam anlaşılıyor; fakat kendi döneminde bu ayeti söylemesi kendisine hiçbir menfaat sağlamıyor, hatta gözleriyle evren’in genişlediğini fark edemeyen düşmanlarına belki koz bile vermiş oluyordu. menfaat için hareket eden kişi, kendi yaşarken kendisine faydası olmayan, hatta kendi döneminde anlaşılmadığı için eleştirilmesine yol açacak bir şeyi söyler mi ?
Tanım : Tüm anlatılanların ışığında olmayan ihtimaldir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar