bugün
- sözlük kürdü42
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği6
- file simidi4
- beyaz ekmek4
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler21
- boğaziçi üniversitesi3
- denizalti alirken dikkat edilecek hususlar3
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam8
- sözlükteki çiftçi yazarlar5
- başkomutan recep tayyip erdoğan6
- bıçağın ucuyla peynir tattırmak3
- osman pamukoğlu7
- 1 11 2026 bulgarda seçim kadın cumhurbaşkanı 58 oy4
- para için hiç sevmediğin birine köpeklik yapmak3
- ıslak rüya görmek3
- rami kütüphanesi2
- millette manyak para var4
- gta online2
- ben her sene ülkeme gelip döviz sokuyorum8
- denizaltıda uyumak2
- simko323
- geri dönüşüm2
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- etnik köken20
- hangi ülke de doğmak isterdin16
- aç uyumak6
- ileri dönüşüm2
- ırkçılık yapmayın12
- 1 milyon liralık soru2
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir7
- cop312
- ermenilerin kürtleri katlettiği gerçeği10
- salçalı makarna4
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- doğu da bir evet git açım de9
- nasıl zengin oldum2
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn6
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif11
- nervio24
- sabahları nefret edilen şeyler2
- ctrlx6
- geçmişe götüren şarkılar2
- en iyi çizgi filmler9
- yarın sabah işe gidecek olmak2
- kürtlüğü gündeme getirerek dikkat çekmek6
- kürt kızına baban terörist mi demek6
- hangi yazara aşıksınız8
- sigara6
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik5
- giresun'un trabzon'a komşu olması2
bankacılıktır.
şöyle ki; bankalar insanlara kredi kartını ve ihtiyaç kredisini "cezbetme psikolojisi" ile veriyor.
hatta büyük meblalarda vermeye çalışıyor. 2,000 lira maaşla çalışan adamın cebinde 5,000 lira limitli kredi kartı
taşımasının olayı da budur. buraya kadar herşey meşru. herşey iyi niyetli gibi değil mi?
olay şundan sonra başlıyor. hayatın yükü altında ezilmiş, ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan adam;
başlıyor kredi kartına yüklenmeye. üç-beş derken kredi kartının limiti doluyor. asgari tutarı ödeyemediği zaman da; başlıyor icra işlemleri.
bu da normal görünüyor fakat bunu dolandırıcılık sistemine dönüştüren olay "bankanın niyeti".
banka borcunuzu ödemenizi hiçbir zaman istemez. çünkü size verdiği 5.000 tl 3 sene sonra 9,000 tl olacak faizleriyle birlikte.
ve türkiyedeki bütün bankacılık kuruluşları "devlet güvencesi" altında oldukları için; 5 sene sonunda size verdiği krediyi veya kredi kartını faiziyleriyle beraber devletten "görev zararı" adı altında tahsil edecek. yani banka sizin "borcunuuz ödemenizi" istemiyor. çünkü verdiği 5,000 tl'yi 10,000 tl olarak almak veya vergiden düşmek varken; takdir edersiniz ki sizin götü boklu 321 tl'lik taksidinizi önemsemez.
daha sonrasında ise olay çok daha güzel ve flu bir boyut kazanıyor.
aradan 5 sene geçti ve banka alacağını tahsil etti. sonrasında bu dosyaları ihale usulü ile satışa çıkarıyor ve icra avukatları da ortalama olarak %5-%10 gibi bir meblayla satın alıyor. yani 5.000 lira alacağı olan bir dosyayı, 100 ila 500 lira arasında bir rakama satın alıyor. rakamlar tabii ki farz-ı misal olarak verilmiştir. sonra başlıyor sizi aramaya "faizleri silelim gelin 2,000 lira ödeyin kapatalım borcu" diye. avukatın kendisinden hiçbir şey alamayacağı belli olan emekli vb.. kesim için ise "aylık 200 lira ödeyin 10 ayda kapatalım güzel abicim" şeklinde seçenekler sunarken; ticaret yapan ve kaybedecek bişeyleri olan insanlara da "bu borcu 3 gün içince öde" diyerek tahsil ediyorlar.
bilin bakalım bu çoklu denklemde sikilen taraf kim?
her konuda olduğu gibi tabii ki vatandaş...
evet bu adama demek kolaydır, "kullanmasaydın, ayağını yorganına göre uzatsaydın" diye.
ama ayak 5 metre yorgan ise 30 santim olunca, insanlar çocuğunun eğitim masraflarını; evinin geçim masraflarını karşılayabilmek için bu yollara başvuruyorlar.
şöyle ki; bankalar insanlara kredi kartını ve ihtiyaç kredisini "cezbetme psikolojisi" ile veriyor.
hatta büyük meblalarda vermeye çalışıyor. 2,000 lira maaşla çalışan adamın cebinde 5,000 lira limitli kredi kartı
taşımasının olayı da budur. buraya kadar herşey meşru. herşey iyi niyetli gibi değil mi?
olay şundan sonra başlıyor. hayatın yükü altında ezilmiş, ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan adam;
başlıyor kredi kartına yüklenmeye. üç-beş derken kredi kartının limiti doluyor. asgari tutarı ödeyemediği zaman da; başlıyor icra işlemleri.
bu da normal görünüyor fakat bunu dolandırıcılık sistemine dönüştüren olay "bankanın niyeti".
banka borcunuzu ödemenizi hiçbir zaman istemez. çünkü size verdiği 5.000 tl 3 sene sonra 9,000 tl olacak faizleriyle birlikte.
ve türkiyedeki bütün bankacılık kuruluşları "devlet güvencesi" altında oldukları için; 5 sene sonunda size verdiği krediyi veya kredi kartını faiziyleriyle beraber devletten "görev zararı" adı altında tahsil edecek. yani banka sizin "borcunuuz ödemenizi" istemiyor. çünkü verdiği 5,000 tl'yi 10,000 tl olarak almak veya vergiden düşmek varken; takdir edersiniz ki sizin götü boklu 321 tl'lik taksidinizi önemsemez.
daha sonrasında ise olay çok daha güzel ve flu bir boyut kazanıyor.
aradan 5 sene geçti ve banka alacağını tahsil etti. sonrasında bu dosyaları ihale usulü ile satışa çıkarıyor ve icra avukatları da ortalama olarak %5-%10 gibi bir meblayla satın alıyor. yani 5.000 lira alacağı olan bir dosyayı, 100 ila 500 lira arasında bir rakama satın alıyor. rakamlar tabii ki farz-ı misal olarak verilmiştir. sonra başlıyor sizi aramaya "faizleri silelim gelin 2,000 lira ödeyin kapatalım borcu" diye. avukatın kendisinden hiçbir şey alamayacağı belli olan emekli vb.. kesim için ise "aylık 200 lira ödeyin 10 ayda kapatalım güzel abicim" şeklinde seçenekler sunarken; ticaret yapan ve kaybedecek bişeyleri olan insanlara da "bu borcu 3 gün içince öde" diyerek tahsil ediyorlar.
bilin bakalım bu çoklu denklemde sikilen taraf kim?
her konuda olduğu gibi tabii ki vatandaş...
evet bu adama demek kolaydır, "kullanmasaydın, ayağını yorganına göre uzatsaydın" diye.
ama ayak 5 metre yorgan ise 30 santim olunca, insanlar çocuğunun eğitim masraflarını; evinin geçim masraflarını karşılayabilmek için bu yollara başvuruyorlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar