bugün
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği41
- from gold from dust32
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- arkadaşlar çok sıkıcısınız11
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- queen ravenna ifşası15
- 50 kilo üstü kız tripleri8
- bir erkek adam kadınlara yükselmez10
- bu saatte uyumama sebebi3
- pudra kokusu6
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- saat12
- sözlük yazarlarının en sevdiği tv kanalı8
- kol saati8
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı4
- sözlük kızlarının venüs gamzeleri7
- damacanayı sebile takarken gaza gelmek5
- kelebek3
- tavuklu pilav8
- kolye143
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- crystal palace8
- fırın sütlaç8
- beşiktaş18
- akepe dönemi15
- futbol20
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- ayaklara fısıldayan adam5
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- izmirin en güzel semtleri10
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- la loba21
- true'nun çaylak olması5
- avrupa11
- ioçk'nın ifşası4
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak4
- engineer2820
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- denenecek çok şey var4
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- ben geldim naneler12
- nickin yanında yaş da yazsın16
- at9
- nervio'nun ayakları16
evrensel bir tanım yapacak olursak:
belli bir konuda, bir disiplin içerisinde bilimsel nitelikte araştırma yapmayı ve bu araştırma sonuçlarını yine belli bir disiplin içerisinde yazıya dökerek, o konuda bilimsel bir literatür oluşturmayı hedef edinen meslek grubu.
ancak tanımlamayı türkiye'ye göre yapacak olursak;
öğrencinin akademisyenliğe dair yeteneğinin olup olmaması, akademisyenlikte belki de en önemli kritelerinden biri olan araştırma merakının olup olmadığı, yazabilme yani üretebilme yeteneğinin olup olmaması ya da yapacağı işi sevip sevmeyeceği göz ardı edilen ve devreye ilgisiz faktörlerin sokulduğu meslek grubu. maalesef ülkemizde akademisyenlik; sınav sonuçlarına, ideolojik kaygılara ve zorunlu tercihe (kpss'yi geçemeyen öğretmen adayları) mahkûm edilmiş durumda. bu durum, akademisyenliği idealist bir düşünce ile yapılan bir meslek olmaktan çıkarıp, ideolojik ve ekonomik kaygılar ile yapılan bir mesleğe dönüştürmekte. yıllardır üniversitelerde ideolojinin ne kadar etkin olduğu -ki hâlâ devam etmekte- herkesin malumu. son yıllarda ise -özellikle son 4-5 yıldır- başta fen-edebiyat mezunları olmak üzere pek çok lisans mezunu, üniversitelerde araştırma görevlisi olmayı ekonomik olarak rahatlama ve geçemediği kpss sınavından dolayı giremediği meb’e ya da farklı bir devlet dairesine bir alternatif olarak düşünmekte. (bu çıkarımı, çevremdeki pek çok araştırma görevlisi arkadaşımın benzer söylemlerinden yola çıkarak söylüyorum.)
üniversiteye ilk başlandığında, her öğrencinin kafasında yer alan öğretmen ya da devlet memuru olma isteği, üniversitedeki son senede yerini farklı hedeflere (akademisyenlik gibi) bırakıyor. akademisyenliği hayatının hiçbir döneminde düşünmemiş, bu yönde bir çalışma yapmamış, yeterli bir alan bilgisine sahip olmayan öğrenciler, kestirme yoldan işe girme ve rahat bir iş yapma düşüncesi ile (özelikle yeni açılan üniversitelerde araştırma görevlileri yeterli öğretim üyesi olmadığından dolayı denetlenmemekte) akademisyenliğe yönelmekte. akademik bilgiyi ölçmek ile ilgisi olmayan, türkçe ve matematik dışında hiçbir dersin yer almadığı, alan bilgisinin dikkate alınmadığı, -akademisyenlik için- son derece basit bir sınav olan ales, bugün ortalama bir lisans öğrencisi tarafından rahatlıkla 80-85 aralığında bir skorun alınabildiği bir sınav. bu sınav dışındaki en önemli kriter olan lisans ortalaması ise özellikle anadolu’da yeni açılan üniversitelerdeki öğrenciler için ciddi bir avantaj sağlamakta. yeni açılan bu üniversitelerin kuruluş aşamasında olması ve yeterli öğretim üyesi ya da öğretim görevlisinin yer almaması nedeni ile yüksek not ortalamaları ile mezunlar verilmekte. aynı şekilde özellikle burslu öğrencilerin, para ile okuyan öğrencilerden fazla olduğu (!) vakıf üniversitelerindeki öğrenciler de aynı şekilde yorum ağırlıklı bölümlerden dahi yüz üzerinden yüz ile mezun olabilmekte. bu durum, özellikle öyp alımlarında büyük bir yanılgıya neden olmakta ve ülkemizdeki bilimsel kadroların; akademik yeterliliği olmayan, hayatının hiçbir döneminde akademisyenliği düşünmeyen hatta -burası özellikle önemli- yeterli bir lisans eğitimi dahi alamamış öğrenciler tarafından doldurulmasına neden olmakta.
velhasılı eğitim şart. daha okuması bile problemli olan asistanlar var yahu. referansın ne olduğunu bilmeyen, hayatında bir roman bile okumamış, bilimsel yazı dilinden bihaber, word kullanmasını bilmeyen, büyük harflerin nerelerde kullanılacağını bilmeyenler var. şaka değil. bunların hepsini gördüm. sonra "neden bizde bilim gelişmiyor?" diye hayıflanıyoruz.
belli bir konuda, bir disiplin içerisinde bilimsel nitelikte araştırma yapmayı ve bu araştırma sonuçlarını yine belli bir disiplin içerisinde yazıya dökerek, o konuda bilimsel bir literatür oluşturmayı hedef edinen meslek grubu.
ancak tanımlamayı türkiye'ye göre yapacak olursak;
öğrencinin akademisyenliğe dair yeteneğinin olup olmaması, akademisyenlikte belki de en önemli kritelerinden biri olan araştırma merakının olup olmadığı, yazabilme yani üretebilme yeteneğinin olup olmaması ya da yapacağı işi sevip sevmeyeceği göz ardı edilen ve devreye ilgisiz faktörlerin sokulduğu meslek grubu. maalesef ülkemizde akademisyenlik; sınav sonuçlarına, ideolojik kaygılara ve zorunlu tercihe (kpss'yi geçemeyen öğretmen adayları) mahkûm edilmiş durumda. bu durum, akademisyenliği idealist bir düşünce ile yapılan bir meslek olmaktan çıkarıp, ideolojik ve ekonomik kaygılar ile yapılan bir mesleğe dönüştürmekte. yıllardır üniversitelerde ideolojinin ne kadar etkin olduğu -ki hâlâ devam etmekte- herkesin malumu. son yıllarda ise -özellikle son 4-5 yıldır- başta fen-edebiyat mezunları olmak üzere pek çok lisans mezunu, üniversitelerde araştırma görevlisi olmayı ekonomik olarak rahatlama ve geçemediği kpss sınavından dolayı giremediği meb’e ya da farklı bir devlet dairesine bir alternatif olarak düşünmekte. (bu çıkarımı, çevremdeki pek çok araştırma görevlisi arkadaşımın benzer söylemlerinden yola çıkarak söylüyorum.)
üniversiteye ilk başlandığında, her öğrencinin kafasında yer alan öğretmen ya da devlet memuru olma isteği, üniversitedeki son senede yerini farklı hedeflere (akademisyenlik gibi) bırakıyor. akademisyenliği hayatının hiçbir döneminde düşünmemiş, bu yönde bir çalışma yapmamış, yeterli bir alan bilgisine sahip olmayan öğrenciler, kestirme yoldan işe girme ve rahat bir iş yapma düşüncesi ile (özelikle yeni açılan üniversitelerde araştırma görevlileri yeterli öğretim üyesi olmadığından dolayı denetlenmemekte) akademisyenliğe yönelmekte. akademik bilgiyi ölçmek ile ilgisi olmayan, türkçe ve matematik dışında hiçbir dersin yer almadığı, alan bilgisinin dikkate alınmadığı, -akademisyenlik için- son derece basit bir sınav olan ales, bugün ortalama bir lisans öğrencisi tarafından rahatlıkla 80-85 aralığında bir skorun alınabildiği bir sınav. bu sınav dışındaki en önemli kriter olan lisans ortalaması ise özellikle anadolu’da yeni açılan üniversitelerdeki öğrenciler için ciddi bir avantaj sağlamakta. yeni açılan bu üniversitelerin kuruluş aşamasında olması ve yeterli öğretim üyesi ya da öğretim görevlisinin yer almaması nedeni ile yüksek not ortalamaları ile mezunlar verilmekte. aynı şekilde özellikle burslu öğrencilerin, para ile okuyan öğrencilerden fazla olduğu (!) vakıf üniversitelerindeki öğrenciler de aynı şekilde yorum ağırlıklı bölümlerden dahi yüz üzerinden yüz ile mezun olabilmekte. bu durum, özellikle öyp alımlarında büyük bir yanılgıya neden olmakta ve ülkemizdeki bilimsel kadroların; akademik yeterliliği olmayan, hayatının hiçbir döneminde akademisyenliği düşünmeyen hatta -burası özellikle önemli- yeterli bir lisans eğitimi dahi alamamış öğrenciler tarafından doldurulmasına neden olmakta.
velhasılı eğitim şart. daha okuması bile problemli olan asistanlar var yahu. referansın ne olduğunu bilmeyen, hayatında bir roman bile okumamış, bilimsel yazı dilinden bihaber, word kullanmasını bilmeyen, büyük harflerin nerelerde kullanılacağını bilmeyenler var. şaka değil. bunların hepsini gördüm. sonra "neden bizde bilim gelişmiyor?" diye hayıflanıyoruz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar