bugün
- film izlerken sevişmek6
- erkek gibi konuşan kız3
- ha diyen kız3
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı10
- eren kaşıkçı8
- velvet15
- islamcilara sorulmasi gereken sorular5
- kuran da 5 vakit namaz denmemesi8
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- tamer yiğit2
- tekstil sektörü ve esnaf sorunları3
- oooo manifest3
- 30 temmuz 20263
- yoran insanların ortak özellikleri6
- akp'ye geçeceğime paşa paşa yatarım2
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- coca cola zero gerçekten zararlı mı9
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- yeni parti51
- hikayeyi devam ettir52
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri17
- gece denize girmek20
- arkadaşlar uyudunuz mu7
- manifest grubu vs tarkan16
- almanya7
- basit bir insan olmak4
- yılbaşı tv programları2
- mehdiye inanıyor musunuz10
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin8
- nickten isim tahmini yapmak72
- içi ve dışı farklı olan insan7
- islam düşmanlarına bir soru9
- danimarka5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- luks araba almak6
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- bir insanın arkasından konuşmak6
- türkiye de çalışmak3
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak4
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri13
- özel hayat2
- sözlük kızlarının kekleri11
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası39
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- sibel can3
- bugün farklı bi gün değil aslında4
- z kuşağı3
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak11
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak9
evrensel bir tanım yapacak olursak:
belli bir konuda, bir disiplin içerisinde bilimsel nitelikte araştırma yapmayı ve bu araştırma sonuçlarını yine belli bir disiplin içerisinde yazıya dökerek, o konuda bilimsel bir literatür oluşturmayı hedef edinen meslek grubu.
ancak tanımlamayı türkiye'ye göre yapacak olursak;
öğrencinin akademisyenliğe dair yeteneğinin olup olmaması, akademisyenlikte belki de en önemli kritelerinden biri olan araştırma merakının olup olmadığı, yazabilme yani üretebilme yeteneğinin olup olmaması ya da yapacağı işi sevip sevmeyeceği göz ardı edilen ve devreye ilgisiz faktörlerin sokulduğu meslek grubu. maalesef ülkemizde akademisyenlik; sınav sonuçlarına, ideolojik kaygılara ve zorunlu tercihe (kpss'yi geçemeyen öğretmen adayları) mahkûm edilmiş durumda. bu durum, akademisyenliği idealist bir düşünce ile yapılan bir meslek olmaktan çıkarıp, ideolojik ve ekonomik kaygılar ile yapılan bir mesleğe dönüştürmekte. yıllardır üniversitelerde ideolojinin ne kadar etkin olduğu -ki hâlâ devam etmekte- herkesin malumu. son yıllarda ise -özellikle son 4-5 yıldır- başta fen-edebiyat mezunları olmak üzere pek çok lisans mezunu, üniversitelerde araştırma görevlisi olmayı ekonomik olarak rahatlama ve geçemediği kpss sınavından dolayı giremediği meb’e ya da farklı bir devlet dairesine bir alternatif olarak düşünmekte. (bu çıkarımı, çevremdeki pek çok araştırma görevlisi arkadaşımın benzer söylemlerinden yola çıkarak söylüyorum.)
üniversiteye ilk başlandığında, her öğrencinin kafasında yer alan öğretmen ya da devlet memuru olma isteği, üniversitedeki son senede yerini farklı hedeflere (akademisyenlik gibi) bırakıyor. akademisyenliği hayatının hiçbir döneminde düşünmemiş, bu yönde bir çalışma yapmamış, yeterli bir alan bilgisine sahip olmayan öğrenciler, kestirme yoldan işe girme ve rahat bir iş yapma düşüncesi ile (özelikle yeni açılan üniversitelerde araştırma görevlileri yeterli öğretim üyesi olmadığından dolayı denetlenmemekte) akademisyenliğe yönelmekte. akademik bilgiyi ölçmek ile ilgisi olmayan, türkçe ve matematik dışında hiçbir dersin yer almadığı, alan bilgisinin dikkate alınmadığı, -akademisyenlik için- son derece basit bir sınav olan ales, bugün ortalama bir lisans öğrencisi tarafından rahatlıkla 80-85 aralığında bir skorun alınabildiği bir sınav. bu sınav dışındaki en önemli kriter olan lisans ortalaması ise özellikle anadolu’da yeni açılan üniversitelerdeki öğrenciler için ciddi bir avantaj sağlamakta. yeni açılan bu üniversitelerin kuruluş aşamasında olması ve yeterli öğretim üyesi ya da öğretim görevlisinin yer almaması nedeni ile yüksek not ortalamaları ile mezunlar verilmekte. aynı şekilde özellikle burslu öğrencilerin, para ile okuyan öğrencilerden fazla olduğu (!) vakıf üniversitelerindeki öğrenciler de aynı şekilde yorum ağırlıklı bölümlerden dahi yüz üzerinden yüz ile mezun olabilmekte. bu durum, özellikle öyp alımlarında büyük bir yanılgıya neden olmakta ve ülkemizdeki bilimsel kadroların; akademik yeterliliği olmayan, hayatının hiçbir döneminde akademisyenliği düşünmeyen hatta -burası özellikle önemli- yeterli bir lisans eğitimi dahi alamamış öğrenciler tarafından doldurulmasına neden olmakta.
velhasılı eğitim şart. daha okuması bile problemli olan asistanlar var yahu. referansın ne olduğunu bilmeyen, hayatında bir roman bile okumamış, bilimsel yazı dilinden bihaber, word kullanmasını bilmeyen, büyük harflerin nerelerde kullanılacağını bilmeyenler var. şaka değil. bunların hepsini gördüm. sonra "neden bizde bilim gelişmiyor?" diye hayıflanıyoruz.
belli bir konuda, bir disiplin içerisinde bilimsel nitelikte araştırma yapmayı ve bu araştırma sonuçlarını yine belli bir disiplin içerisinde yazıya dökerek, o konuda bilimsel bir literatür oluşturmayı hedef edinen meslek grubu.
ancak tanımlamayı türkiye'ye göre yapacak olursak;
öğrencinin akademisyenliğe dair yeteneğinin olup olmaması, akademisyenlikte belki de en önemli kritelerinden biri olan araştırma merakının olup olmadığı, yazabilme yani üretebilme yeteneğinin olup olmaması ya da yapacağı işi sevip sevmeyeceği göz ardı edilen ve devreye ilgisiz faktörlerin sokulduğu meslek grubu. maalesef ülkemizde akademisyenlik; sınav sonuçlarına, ideolojik kaygılara ve zorunlu tercihe (kpss'yi geçemeyen öğretmen adayları) mahkûm edilmiş durumda. bu durum, akademisyenliği idealist bir düşünce ile yapılan bir meslek olmaktan çıkarıp, ideolojik ve ekonomik kaygılar ile yapılan bir mesleğe dönüştürmekte. yıllardır üniversitelerde ideolojinin ne kadar etkin olduğu -ki hâlâ devam etmekte- herkesin malumu. son yıllarda ise -özellikle son 4-5 yıldır- başta fen-edebiyat mezunları olmak üzere pek çok lisans mezunu, üniversitelerde araştırma görevlisi olmayı ekonomik olarak rahatlama ve geçemediği kpss sınavından dolayı giremediği meb’e ya da farklı bir devlet dairesine bir alternatif olarak düşünmekte. (bu çıkarımı, çevremdeki pek çok araştırma görevlisi arkadaşımın benzer söylemlerinden yola çıkarak söylüyorum.)
üniversiteye ilk başlandığında, her öğrencinin kafasında yer alan öğretmen ya da devlet memuru olma isteği, üniversitedeki son senede yerini farklı hedeflere (akademisyenlik gibi) bırakıyor. akademisyenliği hayatının hiçbir döneminde düşünmemiş, bu yönde bir çalışma yapmamış, yeterli bir alan bilgisine sahip olmayan öğrenciler, kestirme yoldan işe girme ve rahat bir iş yapma düşüncesi ile (özelikle yeni açılan üniversitelerde araştırma görevlileri yeterli öğretim üyesi olmadığından dolayı denetlenmemekte) akademisyenliğe yönelmekte. akademik bilgiyi ölçmek ile ilgisi olmayan, türkçe ve matematik dışında hiçbir dersin yer almadığı, alan bilgisinin dikkate alınmadığı, -akademisyenlik için- son derece basit bir sınav olan ales, bugün ortalama bir lisans öğrencisi tarafından rahatlıkla 80-85 aralığında bir skorun alınabildiği bir sınav. bu sınav dışındaki en önemli kriter olan lisans ortalaması ise özellikle anadolu’da yeni açılan üniversitelerdeki öğrenciler için ciddi bir avantaj sağlamakta. yeni açılan bu üniversitelerin kuruluş aşamasında olması ve yeterli öğretim üyesi ya da öğretim görevlisinin yer almaması nedeni ile yüksek not ortalamaları ile mezunlar verilmekte. aynı şekilde özellikle burslu öğrencilerin, para ile okuyan öğrencilerden fazla olduğu (!) vakıf üniversitelerindeki öğrenciler de aynı şekilde yorum ağırlıklı bölümlerden dahi yüz üzerinden yüz ile mezun olabilmekte. bu durum, özellikle öyp alımlarında büyük bir yanılgıya neden olmakta ve ülkemizdeki bilimsel kadroların; akademik yeterliliği olmayan, hayatının hiçbir döneminde akademisyenliği düşünmeyen hatta -burası özellikle önemli- yeterli bir lisans eğitimi dahi alamamış öğrenciler tarafından doldurulmasına neden olmakta.
velhasılı eğitim şart. daha okuması bile problemli olan asistanlar var yahu. referansın ne olduğunu bilmeyen, hayatında bir roman bile okumamış, bilimsel yazı dilinden bihaber, word kullanmasını bilmeyen, büyük harflerin nerelerde kullanılacağını bilmeyenler var. şaka değil. bunların hepsini gördüm. sonra "neden bizde bilim gelişmiyor?" diye hayıflanıyoruz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar