bugün
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek14
- cumartesi kahvaltısı5
- sözlükte ne değişti5
- intihar düşüncesi4
- cumartesi günü sözlükte takılan asosyaller2
- insan olmaya ceyrek kala11
- zalbert ramstein6
- uludağ itiraf17
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya17
- sevgiliyle kavga etmeyi özlemek2
- ölümden korkuyor musunuz12
- hafızayı sildirmek7
- queen feristah15
- seninleyken kendim olabiliyorum4
- hava su ateş toprak2
- bara giden erkeğin asıl amacı7
- türkşad kunthan uçuk2
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- hoşlanılan kızın küçük erkek kardeşi2
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez11
- bir bela geliyor28
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- fusya semsiyeli yabanci20
- gocu43
- anneanne2
- işiniz gücünüz yok mu11
- twitter hassasiyetçisi kadıköy feministi2
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- melatonin3
- gecenin şarkısı18
- ayıyla güreşmek7
- ghost rider2
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- fahiş fiyat soruşturmasında 40 tutuklama2
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- erkekler neden evlenmek ister15
- apo'nun villası11
- sözlükten korkmak5
- kürdü sevin21
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- kendin hakkında bir entry bırak9
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- 195 kaslı pilot14
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- mazotun litresi 101 lira35
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- uludağ sözlük evreni8
Değerler eğitimi, esasında bir rehberlik sürecidir. Bu süreçte, bireye doğru olanı söylemek yeterli değildir. Doğru olanın, eğitimciler tarafından gösterilmesi yani temsil edilmesi gerekir. Doğru olanın vücut bulmuş halini gören birey, bu şekilde istenen değeri daha sağlıklı bir şekilde kazanacaktır. Bu gerçekten hareketle, denilebilir ki değerler eğitimi, insanlık tarihi kadar eskidir. Çünkü geçmişten bugüne yetişkinler, yeni nesillere hep rehberlik yapmış ve onların yetiştirilmesi sürecinde, inandıkları değerlerin aktarımına dikkat etmiştir. Dolayısıyla, değerler eğitimi, çok eskiden beri verilmektedir. Ancak, resmi bir şekilde verilmeyen, daha çok ailelerin, akrabaların, öğretmenlerin bazen bilinçli bazen de bilinçsizce bir şekilde verdikleri bu eğitim, özellikle geçtiğimiz yüzyılla beraber Batı dünyasında sistematik bir şekilde ve devlet eli ile verilmeye başlanmıştır.
Materyalizmin etkileri ile beraber terk edilen başta aile müessesi olmak üzere pek çok değer, Batılılar tarafından yeniden keşfedilmiş ve kaybettikleri değerleri yeniden kazanabilmek adına değerler eğitimine önem vermeye başlanmıştır. Bu şekilde değerler eğitimi literatüre girmiş ve özellikle eğitimin ilk kademelerinde uygulamaya konmuştur.
Değerler eğitimi, kaybedilen değerlerin yeniden kazanımı adına olduğu kadar, küreselleşmenin ortaya çıkardığı yeni durumlara (özellikle etnik ve dinsel çeşitliliğin fazla olduğu ülkelerde) uyum sağlayabilme adına da uygulanmaktadır.
Birleşmiş Milletler, 1995 yılında Yaşayan Değerler Eğitimi (Living Values Education) Programı adı ile bir proje başlatmıştır. UNESCO tarafından da desteklenen bu proje ile birlikte, tüm dünyada değerler eğitimine verilen önem artmış ve her ülke, evrensel değerleri de dikkate alarak kendi toplumsal değerlerine uygun programları geliştirerek, eğitimin farklı kademelerinde uygulamaya başlamıştır.
Ülkemizde de son 10 yıldır MEB tarafından bu konuda çalışmalar yapılmaktadır. Ancak bu çalışmaların daha çok söyleme yönelik olduğunu, uygulamaya dönük olmadığını belirtmek gerekir. Bu da doğal olarak verilen değerler eğitiminin istenilen etkiyi sağlayamamasına neden oluyor. Buna bağlı olarak da çevremizde hoşgörüsüz, bilinçsiz, anlayışsız, empati yoksunu dahası ahlaki erozyona uğramış nesillerin türemesine neden oluyor.
Belli bir plan ve program çerçevesinde verilecek değerler eğitimi, yeni nesillere belli bir bilinç kazandıracak ve günümüzde her toplumsal olaydan sonra yaşadığımız duygusal ve fikirsel ayrılıkları en aza indirecektir.
Materyalizmin etkileri ile beraber terk edilen başta aile müessesi olmak üzere pek çok değer, Batılılar tarafından yeniden keşfedilmiş ve kaybettikleri değerleri yeniden kazanabilmek adına değerler eğitimine önem vermeye başlanmıştır. Bu şekilde değerler eğitimi literatüre girmiş ve özellikle eğitimin ilk kademelerinde uygulamaya konmuştur.
Değerler eğitimi, kaybedilen değerlerin yeniden kazanımı adına olduğu kadar, küreselleşmenin ortaya çıkardığı yeni durumlara (özellikle etnik ve dinsel çeşitliliğin fazla olduğu ülkelerde) uyum sağlayabilme adına da uygulanmaktadır.
Birleşmiş Milletler, 1995 yılında Yaşayan Değerler Eğitimi (Living Values Education) Programı adı ile bir proje başlatmıştır. UNESCO tarafından da desteklenen bu proje ile birlikte, tüm dünyada değerler eğitimine verilen önem artmış ve her ülke, evrensel değerleri de dikkate alarak kendi toplumsal değerlerine uygun programları geliştirerek, eğitimin farklı kademelerinde uygulamaya başlamıştır.
Ülkemizde de son 10 yıldır MEB tarafından bu konuda çalışmalar yapılmaktadır. Ancak bu çalışmaların daha çok söyleme yönelik olduğunu, uygulamaya dönük olmadığını belirtmek gerekir. Bu da doğal olarak verilen değerler eğitiminin istenilen etkiyi sağlayamamasına neden oluyor. Buna bağlı olarak da çevremizde hoşgörüsüz, bilinçsiz, anlayışsız, empati yoksunu dahası ahlaki erozyona uğramış nesillerin türemesine neden oluyor.
Belli bir plan ve program çerçevesinde verilecek değerler eğitimi, yeni nesillere belli bir bilinç kazandıracak ve günümüzde her toplumsal olaydan sonra yaşadığımız duygusal ve fikirsel ayrılıkları en aza indirecektir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar