bugün
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı19
- zallın 1 aylık kazancını yazarlarına dağıtma planı5
- tayt giyen kevaşeyi götten sikmek8
- z kuşağı3
- beni biraz da şu tarafa doğru sev3
- aşkım sakso ne demek diye soran kız4
- damarsız tüysüz manisa yaprağı26
- biranın üstüne rakı içmek2
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar13
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi20
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler24
- okan buruk'un şişirilmiş bir balon olması2
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi15
- distopik film önerisi6
- discordçu iki arkadaşa rastlamak3
- galatahahahahahaha3
- galatasaray12
- victor osimhen14
- babaların acayip huyları2
- aniden masayı devirip çığlık atmak2
- yandım çavuş ayranı3
- umreye gidene ve gelene ne denir7
- iremga32
- mehdi nereye inecek sorunsalı10
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- yağmur yağdıktan sonra oluşan koku6
- ishal olmak5
- dursun özbek3
- uludağ sözlük evreni9
- sözlükte iki gündür dönen erkek memesi muhabbeti8
- velvet15
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- bir bela geliyor8
- sözlükte marka olmak11
- sebahattin şirin21
- kedi tekmelemek11
- sözlükten birine telefon vermek3
- galatasaray'ın kırmız kart jokeri3
- köprüleri yakmak2
- la taverne des yeux2
- anın görüntüsü31
- doruk madencilik işçilerinin direnişi5
- monica bellucci bakışı3
- sözlükteki galatasaraylılar2
- yakışıklı seri katil4
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- uludağ sözlük hacc organizasyonu5
- mustafa4
- brokeback dagindan ev almak3
- neredesiniz kızlar4
Gazetenizin 5 Kasım Perşembe günlü nüshasında Oray Eğin tarafından kaleme alınan “Hadi hadi hadiiiii” başlıklı yazıda müvekkilimiz Perihan Mağden’in kişilik haklarını ağır bir biçimde ihlal eden yalana ve çarpıtmaya dayalı bir yazı yayınlamıştır.
Anılan yazarın büyük bir gururla kendine atfen sıraladığı; ihale takipçiliği yapmamak, patronunun işinin peşinden koşmamak, gazeteciliği kullanarak kooperatiflere üye olmamak, araya tanıdıklar sokup düşük faizli krediler almamak, büyük şirketlere aracı olmamak, gazete köşelerini patronun çıkarlarına kullanmamak ve benzeri tutumlar zaten bağımsız ve doğru bir gazetecilik yapmanın asgari gerekleridir. Bunları övgüyle ve vurguyla yazmak Oray Eğin’in zihnindeki gazetecilik ve yazarlık standartlarının ne kadar düşük olduğunu gösterir. Oray Eğin bilmelidir ki bunlar erdem değildir. Bunlar vasat ahlakın olması gereken sıradan sonuçlarıdır.
Ancak bu sıradan sonuçları yazarak sanki Perihan Mağden bunların aksine davranan bir yazarmış izlenimi yaratma çabasına yönelik Oray Eğin kurnazlığının, gazeteciliğin hangi faziletiyle (!) bağdaştığını anlamak güçtür.
Gazetecilikte erdem gerçeğe sadakattir. Gazetecilikte erdem ortak iyilik adına sürekli muhalif olabilmektir. Gazetecilikte erdem her koşulda kişilikli ve doğru yazabilmektir. Ülkemizde bu erdemlere sahip değerli yazarlardan biri olan Perihan Mağden aleyhine gerçeğe aykırı ve gerçekleri çarpıtan ikinci bir yazıyı kaleme alan Oray Eğin’in bu tutumunun gazeteciliğin hiçbir erdemiyle uyuşmadığı açıktır.
Oray Eğin bilmelidir ki; bir yurttaşın hukuka uygun davranmak için imar izni alma başvurusunu, sağlık yardımı alan bir kişinin doktoruyla meslek sırrı kapsamında kalan ilişkisini ve bir insanın kişisel bir tartışmasını; gerçeğe aykırı bir biçimde, gerçekleri çarpıtarak ve dedikodular ekleyip okuyucunun gerçeklik algılamasını bozarak gazete köşesinde yazmakla, hukuka aykırı ihale takipçiliği yapan zihniyete sahip olmak arasında hiçbir fark yoktur.
Perihan Mağden’in yazıda sözü geçen ailesinden kalmış evi Boğaziçi imar Müdürlüğü ile Anıtlar Yüksek Kurulunun yetki alanındadır. Bu alanda bulunan yerlerle ilgili hiçbir belediyenin tadilat ve restorasyon izni verme yetkisi yoktur. Bu nedenle Perihan Mağden’in eviyle ilgili herhangi bir Belediye Başkanı ile görüştüğü iddiası her şey bir yana bu basit gerçekliğe aykırıdır. Sormak gerekir: Bu sıradan bilgiyi bile temin etme niyetinden ve belki de becerisinden yoksun Oray Eğin’in sadece dedikoduya dayalı olarak Perihan Mağden’e yönelik asılsız iddialarda bulunmasını hangi gazetecilik erdemiyle bağdaştırmak mümkündür.
Sormak gerekir: Oray Eğin, bir yazarın sosyal ve siyasal sorumluluk duygusuyla ve gündemde yer alan olaylarla bağlantılı olarak doğru değerlendirmeler ve isabetli eleştiriler yapabilmek amacıyla toplantılara katılmak, izlemek ve iletişimde bulunmak faaliyetlerini gerçeği bozarak, uydurma unsurlar ekleyerek o kişiyi aşağılama amacıyla kullanma becerisinin, gazete köşelerini patron ve kişisel çıkarlar için kullanma cambazlığından farklı olmadığını görme yetisine haiz midir?
Üstelik Perihan Mağden, uzun yıllardır devam eden yazarlığı süresince gazetecilere sunulan hiçbir promosyon imkanını kullanmayan, yazıda sözü edilen kişilerin bazılarıyla sadece bir kere bazılarıyla (Cumhurbaşkanı ve eşi de dahil olmak üzere) iki kezden fazla asla görüşmemiş olan, mesleki ve sosyal yaşamında olanaklı en az sayıda ilişkiler kurmayı tercih eden bir kişi olarak, bu asılsız suçlamalarla karşı karşıya bırakılıyorsa, bunu yapan Oray Eğin’in bu yazıyı yazarken gazetecilikten başka niyetler taşıdığı ortaya çıkıyor, demektir.
Peki, Oray Eğin, Perihan Mağden’in “aylarca işsiz kalıp, herkesle yemek randevularına çıkıp iş teklifi bekleyen ve bir türlü alamayan” şeklindeki tümüyle yalan olan bu beyanları, köşesinden aktarmayı herhangi bir gazetecilik “erdemine” uygun mu buluyor. Eğer öyleyse yürüyecek yolu kalmamış demektir.
Hukuk sadece Oray Eğin’in ilgi alanı dışında gördüğü “yasa” değildir. Hukuk aynı zamanda kişilerin bir davranış normudur. Hukukun önceliklerinden birisi başkalarının kişilik haklarına saygı gösterilmesidir. Bu hukuka saygı demektir. Hukuk, kendisine saygı duymayana bu saygının ne olduğunu öğretme kapasitesine sahiptir.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.
PERiHAN MAĞDEN
Vekilleri
Av. Mehmet Uçum - Av. Hatice Uçum
Anılan yazarın büyük bir gururla kendine atfen sıraladığı; ihale takipçiliği yapmamak, patronunun işinin peşinden koşmamak, gazeteciliği kullanarak kooperatiflere üye olmamak, araya tanıdıklar sokup düşük faizli krediler almamak, büyük şirketlere aracı olmamak, gazete köşelerini patronun çıkarlarına kullanmamak ve benzeri tutumlar zaten bağımsız ve doğru bir gazetecilik yapmanın asgari gerekleridir. Bunları övgüyle ve vurguyla yazmak Oray Eğin’in zihnindeki gazetecilik ve yazarlık standartlarının ne kadar düşük olduğunu gösterir. Oray Eğin bilmelidir ki bunlar erdem değildir. Bunlar vasat ahlakın olması gereken sıradan sonuçlarıdır.
Ancak bu sıradan sonuçları yazarak sanki Perihan Mağden bunların aksine davranan bir yazarmış izlenimi yaratma çabasına yönelik Oray Eğin kurnazlığının, gazeteciliğin hangi faziletiyle (!) bağdaştığını anlamak güçtür.
Gazetecilikte erdem gerçeğe sadakattir. Gazetecilikte erdem ortak iyilik adına sürekli muhalif olabilmektir. Gazetecilikte erdem her koşulda kişilikli ve doğru yazabilmektir. Ülkemizde bu erdemlere sahip değerli yazarlardan biri olan Perihan Mağden aleyhine gerçeğe aykırı ve gerçekleri çarpıtan ikinci bir yazıyı kaleme alan Oray Eğin’in bu tutumunun gazeteciliğin hiçbir erdemiyle uyuşmadığı açıktır.
Oray Eğin bilmelidir ki; bir yurttaşın hukuka uygun davranmak için imar izni alma başvurusunu, sağlık yardımı alan bir kişinin doktoruyla meslek sırrı kapsamında kalan ilişkisini ve bir insanın kişisel bir tartışmasını; gerçeğe aykırı bir biçimde, gerçekleri çarpıtarak ve dedikodular ekleyip okuyucunun gerçeklik algılamasını bozarak gazete köşesinde yazmakla, hukuka aykırı ihale takipçiliği yapan zihniyete sahip olmak arasında hiçbir fark yoktur.
Perihan Mağden’in yazıda sözü geçen ailesinden kalmış evi Boğaziçi imar Müdürlüğü ile Anıtlar Yüksek Kurulunun yetki alanındadır. Bu alanda bulunan yerlerle ilgili hiçbir belediyenin tadilat ve restorasyon izni verme yetkisi yoktur. Bu nedenle Perihan Mağden’in eviyle ilgili herhangi bir Belediye Başkanı ile görüştüğü iddiası her şey bir yana bu basit gerçekliğe aykırıdır. Sormak gerekir: Bu sıradan bilgiyi bile temin etme niyetinden ve belki de becerisinden yoksun Oray Eğin’in sadece dedikoduya dayalı olarak Perihan Mağden’e yönelik asılsız iddialarda bulunmasını hangi gazetecilik erdemiyle bağdaştırmak mümkündür.
Sormak gerekir: Oray Eğin, bir yazarın sosyal ve siyasal sorumluluk duygusuyla ve gündemde yer alan olaylarla bağlantılı olarak doğru değerlendirmeler ve isabetli eleştiriler yapabilmek amacıyla toplantılara katılmak, izlemek ve iletişimde bulunmak faaliyetlerini gerçeği bozarak, uydurma unsurlar ekleyerek o kişiyi aşağılama amacıyla kullanma becerisinin, gazete köşelerini patron ve kişisel çıkarlar için kullanma cambazlığından farklı olmadığını görme yetisine haiz midir?
Üstelik Perihan Mağden, uzun yıllardır devam eden yazarlığı süresince gazetecilere sunulan hiçbir promosyon imkanını kullanmayan, yazıda sözü edilen kişilerin bazılarıyla sadece bir kere bazılarıyla (Cumhurbaşkanı ve eşi de dahil olmak üzere) iki kezden fazla asla görüşmemiş olan, mesleki ve sosyal yaşamında olanaklı en az sayıda ilişkiler kurmayı tercih eden bir kişi olarak, bu asılsız suçlamalarla karşı karşıya bırakılıyorsa, bunu yapan Oray Eğin’in bu yazıyı yazarken gazetecilikten başka niyetler taşıdığı ortaya çıkıyor, demektir.
Peki, Oray Eğin, Perihan Mağden’in “aylarca işsiz kalıp, herkesle yemek randevularına çıkıp iş teklifi bekleyen ve bir türlü alamayan” şeklindeki tümüyle yalan olan bu beyanları, köşesinden aktarmayı herhangi bir gazetecilik “erdemine” uygun mu buluyor. Eğer öyleyse yürüyecek yolu kalmamış demektir.
Hukuk sadece Oray Eğin’in ilgi alanı dışında gördüğü “yasa” değildir. Hukuk aynı zamanda kişilerin bir davranış normudur. Hukukun önceliklerinden birisi başkalarının kişilik haklarına saygı gösterilmesidir. Bu hukuka saygı demektir. Hukuk, kendisine saygı duymayana bu saygının ne olduğunu öğretme kapasitesine sahiptir.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.
PERiHAN MAĞDEN
Vekilleri
Av. Mehmet Uçum - Av. Hatice Uçum
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar