bugün
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri6
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı15
- izmirde bok kokusunun kaybolması9
- kasımpaşa gs den puan alsın eşek gibi anırırım3
- cuma akşam eve girip pazartesi sabaha dek çıkmamak3
- sneijderın kaşar karısının nafaka talebinin reddi7
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir7
- ürdün6
- 9 ekim 2026 montella'nın gönderilmesi2
- hilafetin türklere faydası18
- fusya şemsiyeli ve hipopotam9
- futbol10
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- filistin5
- aykolik'in size istanbul'u gezdirmesi3
- kız sanılan yazarlar11
- şarapçı bey birader2
- ismet gurbuz'e tavsiyeler3
- kibarhergele14
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği5
- almanya da yaşayan yazarlar3
- nervioya talip olmak5
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- istanbul'un başına geçseniz ne yaparsınız8
- yumurta turşusu2
- öleceğin günü bilmek4
- kayseri ceosu olan yazarlar4
- mehdi'nin namaz kılmayıp sürekli dolaşması4
- barney stinson2
- istanbul da cirit atmak5
- ismet gürbüz ile almanya da sosisli yemek3
- 2026 2027 süper lig şampiyonu galatasaray2
- çerkezköy kapıkule tren hattı4
- sözlüğün kırbacı10
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi9
- azerbaycan da öğretmenlere başörtüsü yasağı3
- arkadaşlar ben geri gelsem ayıp olur mu4
- george washington7
- çin2
- ak partinin izmiri asla alamayacak olması2
- hangi yazarla çift olursunuz28
- sorusormayin7
- ucan tekme atan hipopotam45
- iki elin doluyken burnun kaşınması3
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak8
- türkiye6
- sözlükte sevap işlemek2
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz12
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- yuvarlak masa şövalyelerinin meeting set etmesi2
1998-2002 yılları arasında 4 koca yılı devirdiğim ''psychedelic'' kategorisindeki yegane yurttur.
kayıt memuru olan mustafa, hemen herkese adıyla hitap ederdi; insan sarrafı, manyağın biriydi; adeta bu iş için yaratılmıştı.
çok ilginçtir; 6'şar kişilik odalarda kalan her adam birbiri ile o kadar uyumlu eşleştirilmişti ki, geçimsizlik yok denecek kadar azdı. temiz çocuklar bir arada kalırken, marjinal tipler de birlikte gruplandırıldıkları ''koğuş''larına yerleştirilmişti.
1400 baş davarın beslendiği ''tesis'' son derece yoğun bir sirkülasyona maruz kalmaktaydı. beslenme bölgesi olan, bina dışındaki tek katlı kantin yapısı akşamları, pijama-terlikle tost ya da ekmek arası yumurtalı patates sırasında bekleyenlerle dolardı. burada maç ve film izlemek müthiş bir deneyimdi. askerdeki gibi sıra sıra oturmuş adamlar 70 ekrandan son ses maçı izlerken arada herkes ilginç küfürler sallardı.
haleos'un detaylı olarak anlattığı ders çalışma etütlerinin ilki olan 1. kattaki etüt biz mimarlık öğrencileri tarafından işgal edilmişti; burada zaten gürültüden nümerik analiz vs. çalışmak mümkün değildi. özellikle perşembeleri mütemadiyen sabahlardık ama zamanın nasıl geçtiğini de anlamazdık.
şartlar gayet kısıtlıydı. o zamanlar devlet yurtlarında odalarda priz yoktu, evet yasaktı; bu yüzden ışığın anahtarı yerinden sökülüp ısıtıcılarda çay kahve suyu kaynatılıyordu. adeta Auschwitz standartlarında bir konfor katsayımız vardı.
banyo yapmaksa tam bir eziyetti. duşlar buharla karışmış boğucu küf kokusunu mecburen ciğerlerine çeken bir sürü adamla dolu olurdu. şanslılarsa sıcak su soğuğa dönmeden işlerini bitirirlerdi. ellerinde naylon poşetle gezen altı havlulu-üstü çıplak adamlar bodrum kattaki duşlardan odalarına çıkarken renkli görüntüler oluştururdu.
başımıza bela olan ''yurt mantarları''ndan hemen herkes muzdaripti; bu meret ancak eczanede hazırlanan özel bir solüsyonla iyileşiyordu.
bu arada yurda giren çıkan belli değildi; zira kimliklere doğru düzgün bakan yoktu. yurt, istanbulda sokakta kalan çaresiz öğrencilerin sığınma evine dönünce kontroller sıkılaştı ama bir süre sonra herşey eski haline döndü elbette.
burayla ilgili yazılacak çok şey var olsa da, bu sayfa yeterli olmayabilir.
tüm zorluklarına rağmen, insana karmaşık duygular yaşatan bu yerden ayrılmak kolay olmamıştır benim için.
burada iki üç yılı devirmiş çocuklar için askerlik bile vız gelir tırıs gider bir aktivite olmuştur. abdi ipekçi bu, boru değil.
kayıt memuru olan mustafa, hemen herkese adıyla hitap ederdi; insan sarrafı, manyağın biriydi; adeta bu iş için yaratılmıştı.
çok ilginçtir; 6'şar kişilik odalarda kalan her adam birbiri ile o kadar uyumlu eşleştirilmişti ki, geçimsizlik yok denecek kadar azdı. temiz çocuklar bir arada kalırken, marjinal tipler de birlikte gruplandırıldıkları ''koğuş''larına yerleştirilmişti.
1400 baş davarın beslendiği ''tesis'' son derece yoğun bir sirkülasyona maruz kalmaktaydı. beslenme bölgesi olan, bina dışındaki tek katlı kantin yapısı akşamları, pijama-terlikle tost ya da ekmek arası yumurtalı patates sırasında bekleyenlerle dolardı. burada maç ve film izlemek müthiş bir deneyimdi. askerdeki gibi sıra sıra oturmuş adamlar 70 ekrandan son ses maçı izlerken arada herkes ilginç küfürler sallardı.
haleos'un detaylı olarak anlattığı ders çalışma etütlerinin ilki olan 1. kattaki etüt biz mimarlık öğrencileri tarafından işgal edilmişti; burada zaten gürültüden nümerik analiz vs. çalışmak mümkün değildi. özellikle perşembeleri mütemadiyen sabahlardık ama zamanın nasıl geçtiğini de anlamazdık.
şartlar gayet kısıtlıydı. o zamanlar devlet yurtlarında odalarda priz yoktu, evet yasaktı; bu yüzden ışığın anahtarı yerinden sökülüp ısıtıcılarda çay kahve suyu kaynatılıyordu. adeta Auschwitz standartlarında bir konfor katsayımız vardı.
banyo yapmaksa tam bir eziyetti. duşlar buharla karışmış boğucu küf kokusunu mecburen ciğerlerine çeken bir sürü adamla dolu olurdu. şanslılarsa sıcak su soğuğa dönmeden işlerini bitirirlerdi. ellerinde naylon poşetle gezen altı havlulu-üstü çıplak adamlar bodrum kattaki duşlardan odalarına çıkarken renkli görüntüler oluştururdu.
başımıza bela olan ''yurt mantarları''ndan hemen herkes muzdaripti; bu meret ancak eczanede hazırlanan özel bir solüsyonla iyileşiyordu.
bu arada yurda giren çıkan belli değildi; zira kimliklere doğru düzgün bakan yoktu. yurt, istanbulda sokakta kalan çaresiz öğrencilerin sığınma evine dönünce kontroller sıkılaştı ama bir süre sonra herşey eski haline döndü elbette.
burayla ilgili yazılacak çok şey var olsa da, bu sayfa yeterli olmayabilir.
tüm zorluklarına rağmen, insana karmaşık duygular yaşatan bu yerden ayrılmak kolay olmamıştır benim için.
burada iki üç yılı devirmiş çocuklar için askerlik bile vız gelir tırıs gider bir aktivite olmuştur. abdi ipekçi bu, boru değil.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar