bugün
- sözlükte kim kimle sevgili20
- arkadaşlar bi bakar mısınız7
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı36
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı5
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- arkadaşlar sizce ben ruh hastası mıyım6
- nervio42
- yağmurda ıslanan ayakkabı4
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük9
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu9
- devlet bahçeli7
- karıya şiddet7
- 0 0 7'nin elini öpmek3
- dedenize sahip çıkar mısınız9
- reha muhtar2
- acıbadem taksim hastanesi2
- kadınların yaptığı en büyük hata5
- fenerbahçe liverpool maçı saat 20 45 te trt 1 de2
- allah neler yaratmis3
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı11
- sudekiray'ın ruj resimleri girmesi3
- muslettin amca15
- fon vurguncularının fetva alması9
- ısparta havalimanı5
- entel görünme adına yatakta kitap okuyan zübük3
- yılın entrysi2
- sözlük klasikleri12
- bir sözlük kızına heimlich manevrası yapmak4
- yağmur altında bankta öpüşmek4
- note flawless nail enamel oje 78 bittersweet2
- teoman müziği bıraktı8
- yağmurlu bir güne uyanmak9
- erkekler neden teşhirci giyinmez9
- 0 0 73
- çoçuk sahibi olmadan dünya'dan ayrılmak5
- aleksey batrakov vs fyodor dostoyevski4
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar11
- mutlu ol yeter2
- evlenmek5
- note flawless nail enamel oje 67 antique rouge2
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan9
- insan sevmemek6
- ahmet nazif zorlu11
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı6
- takımınızın maçını izlemek istediğiniz yazarlar3
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı26
- cezaevine özenen gençler9
- düşün ki o bunu okuyor5
- çorbamı sanılanın aksine şöyle yerim diyen teyze2
sırp bir kahin.
--spoiler--
"...Sınırlarımızda yeni bir millet ortaya çıkacak. Sel sonrası çıkan otlar gibi hızla büyüyecekler, (Kosova ve Arnavutlar) onlar iyi ve dürüst olacaklar. Birbiri için birer kardeş misali endişe duyacaklar. Ve biz her şeyi bildiğimizi ve bir şeyler yapabileceğimizi sanıp kendimizi aldatacağız, ve yeni bir kaderle onları çevreleyeceğiz, lâkin her şey boşuna... Çünkü onlar sırf kendilerine güvenirler. Tatsızlıkların kaynağı bu milletin cesaretidir...
ikinci Büyük Savaş (!) sonrası dünya barış ve bolluk içinde yaşamaya başladığı zaman, her şey acınası bir hayal (kandırmaca) olacak. Çünkü çoğunlukla Tanrı unutulacak ve sadece kendi beyinlerine tapacaklar. Ve siz,
peder, insan zekasının Tanrı hikmetine ve bilgisine kıyasla ne denli küçük olduğunu biliyorsunuz. Denizdeki tek bir damladan bile azdır.
Adamlar bir kutucuk icat edecekler, içinde görüntülerle ilgili tertibatlar bulunacak (televizyon). Ama aletler artık hayatta olmayan benimle irtibata geçemez, halbuki görüntü cihazları o hayata saç tellerinin birbirine yakınlığı kadar yakın olacaklar.
insan bu görüntü cihazları sayesinde dünyada olan biten her şeyi izleyebilecek. insanlar yerin derinliklerinde kuyular açacaklar ve altın elde edecekler. (Petrolün diğer bir adı siyah altındır.) Bu altın onlara ışık, hız ve enerji sağlayacak ve dünya gözyaşı içinde boğulacak, çünkü yüzeyde, derinliklerde olduğundan fazla altın bulunacak. Dünya, bu açık yaralardan dolayı zarar görecek. insanlar -tarlada çalışmak yerine her yeri kazıyacaklar, doğru ve yanlış yerleri; fakat bu güç (enerji) haberleri olmaksızın hemen çevrelerinde duruyor olacak. Çok sonraları enerjiye ulaşabilecekler ve her yeri kazmanın ne kadar aptalca olduğu anlaşılacak. Bu güç insanoğlunun içinde de var olacak fakat keşfedilmesi ve kullanıma geçmesi için uzun zaman geçmesi gerekecek. Böylece insan kendini bilmeden, tanımadan uzun zaman yaşayacak. Bilge adamlar kendi kitaplarına bakarak her şeyi bildiklerini ve yapabileceklerini zannederek yanılırlar. insanın neye sahip olduğuna anlamanın, kendini bilmenin önündeki en büyük engel bu adamlardır. insanlar, bu bilgiye sahip hale geldiklerinde, bilge adamları dinlemenin ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu fark edeceklerdir. Bu olay gerçekleştiği zaman, bilginin (gerçeğin) ne kadar basit olduğunu görüp, daha evvel keşfedemedikleri için pişman olacaklardır.
insanlar, hiçbir şey bilmemelerine rağmen, her şeyi bilip yapabileceklerini zannederler ve çok aptalca işler yapacaklar.
Doğudan gerçek bilgeliğe sahip olanlar çıkacak ve bilgelikleri denizleri ve sınırları aşacak, fakat insanlar gerçeğe inanmayacaklar ve de uzun zaman süresince bu realiteye yalan diyecekler. Kalpleri şeytana esir olmadığı halde bazıları fazlasıyla kötü olacak. Onlar yanılsamayı gerçek sanacaklar, lâkin kafalarında gerçeğin zerresine dair bir bilgi bulunmayacak.
insanlar temiz havadan, tanrısal tazelik ve güzellikten haz etmeyecekler ve sadece kariyerlerini büyütme peşinde koşacaklar. Kimse bunları yapmaları için zorlamıyor, onlar gönüllüdür.
Sırbistan'da kadını erkekten ayırt etmek olanaksız hale gelecek. Hemen herkes aynı şeyi giyecek. Bu felaket sınırların ötesinden gelerek uzun zaman devam edecek. Damatlar kim olduklarını bilmedikleri gelinleri alacaklar, insanlar, amaçsızca günlerini geçirirken kayıp ruhlar gibi olacaklar. Babasının, dedesinin kim olduğunu bilmeyen çocuklar doğacak. Her şeyi bildiklerini sanırken aslında her şeyden habersiz olacaklar.
Kendi topraklarımızdan gittiğimiz zaman kuzeye yöneleceğiz. Ve aptalca davranışımızı idrak ederek dönüşüm geçireceğiz. O zaman aramızdan "adil olmayanı" atacağız. (Miloshevich)
Tüm dünya garip bir hastalıkla boğuşacak ve kimse ona tedavi bulamayacak.(Belki de AIDS) Herkes ben biliyorum, çünkü akıllıyım, bilim adamıyım der ama kimse bir şey bilmez, insanlar düşünüp duracaklar ama doğru sonuca ulaşmaları olanaksızdır. Çare, Tanrı'nın yardımıyla etrafımızda ve içimizdedir.
insan başka gezegenlere gidince cansız çöllerle karşılaşacak. Ve Tanrı onu affetsin, Tanrı'dan daha zeki olduğunu sanacak. Orada Tanrı'nın sonsuz barışı dışında bir şey göremeyecek, fakat kalbinin sezgisiyle onu, bütün güzelliğini ve hikmetini hissedecek. insanlar kulelerle Ay'a ve yıldızlara seyahat edecekler. Canlı hayat arayacaklar, fakat bizimkine benzer bir hayat bulamazlar. O, canlı hayat, orda olacak lâkin onu göremezler, canlı hayatın ne olduğunu anlayamazlar.
Tanrı'ya inanmadan oraya giden kişi, döndüğünde şöyle diyecek: "Siz, Tanrı'nın adını şüphe ile ananlar, benim bulunduğum yere gidin ve Tanrı zeka ve gücünün ne olduğunu görün."
insanlar daha çok bilip daha çok yapabildikçe, o kadar daha az birbirini sevip kollayacaklar. Öyle bir nefret hüküm sürecek ki, bir takım makineler insanlara en yakınlarından daha yakın olacak. insan kendi makinesine (aklımıza o zaman icat bile edilmemiş bilgisayar geliyor) en yakın komşusundan daha çok inanacak. Rakamların yer aldığı kitapları okuyup yazanların en çok bilgi sahibi olduğu sanılacak. Bu bilgeler her şeyi rakamlara bırakacak ve sayılar onlara ne derse onu yapacaklar. Bilgelerin arasında iyiler de kötüler de olacak. Kötüler kötülük getirecek. Havayı ve suyu mahvedecekler, mavi denizleri zehirleyecekler, insanlar birtakım hastalıklardan ölmeye başlayacak, iyi olan bilgeler, tüm çabalarının boşa çıktığını fark edince sayıların yerine kendi içlerine dönecekler, düşünmek için... Düşündükçe tanrısal bilgeliğe yakınlaşacaklar, fakat boşuna. Kötüler artık tüm dünyayı mahvetmiş olacaklar ve gerçek ölüm gelecek.
insanlar şehirleri terk edip köylere sığınacaklar, nefes alabilmek ve su içmek için yeniden dağları ve ormanları arayacaklar. Kaçabilenler kendini ve ailelerini kurtarabilir, fakat hepsi değil ve daimi değil, çünkü korkunç açlık baş gösterecektir. Köy ve şehirlerde bulunabilen yiyecekler zehirli olacak. Çok yiyecekler, fakat doyabilmek için ağızlarını tıkıştıracaklar ve bundan dolayı ölecekler...
Bu sıralarda uzak rus şehirlerinde Mihailo adında biri duyulacak. Aydın yüzlü ve barışçıl olacak. insanlar onun gökte nasıl yürüdüğüne şaşıracaklar, o ise ilk manastıra gidip çanları çalacak. Etrafında toplananlara:
"Benim kim olduğumu ve de ölmediğimi unuttunuz, oysa göğe canlı gitmiştim." diyecek.
Ve tüm halklar Mihailo'nun arkasından yürüyecek, dünya cennet bahçesine dönüşecek. Mihailo her yerde bulunacak ve en çok ta istanbul'da, ta ki tüm insanlar aynı dili konuşup aynı inancı kabul edene kadar. Sonra memnun bir şekilde göğe dönecek.
Acı (korkunç) savaş başladığında, göğe uçacak olan savaş güçlerine Tanrı yardımcı olsun. Talih, karada ve denizde savaşanların yanında olacaktır.
Bu savaşı yürütenlerin içerisinde, savaş toplarına yeni bir cephane geliştirecek olan bilim adamları olacaktır. Bu cephane düştüğü yerde öldürmek yerine baygınlığa sebep olacak. Bu sihirle askerler uykuya dalacaklar. Böylece bayılanlar savaşmak yerine rüya görecekler, daha sonra bilinçleri geri dönecek... Bu ne zaman olacak, bilemiyorum - bana gösterilmiyor!
Biz (Sırbistan) savaşmayacağız ama başkaları bizim üstümüzde (göklerde) çatışacaklar. Pozegoy'da (Sırbistan'da bir şehir) semalardan alevler içinde yanan insanlar düşecek. Sadece Avrupa büyüklüğünde, denizlerin çevrelediği bir ülke (Avustralya) tatsızlıktan uzak, barış içinde kalacak. Kaçıp haçlı ormana saklananlar kurtulacaklar, sonra bolluk, mutluluk ve sevgi içinde yaşayacaklar. Çünkü bundan başka savaş olmayacak..."
--spoiler--
http://renanseckin.blogsp...ar-tarabich-gunumuzu.html
--spoiler--
"...Sınırlarımızda yeni bir millet ortaya çıkacak. Sel sonrası çıkan otlar gibi hızla büyüyecekler, (Kosova ve Arnavutlar) onlar iyi ve dürüst olacaklar. Birbiri için birer kardeş misali endişe duyacaklar. Ve biz her şeyi bildiğimizi ve bir şeyler yapabileceğimizi sanıp kendimizi aldatacağız, ve yeni bir kaderle onları çevreleyeceğiz, lâkin her şey boşuna... Çünkü onlar sırf kendilerine güvenirler. Tatsızlıkların kaynağı bu milletin cesaretidir...
ikinci Büyük Savaş (!) sonrası dünya barış ve bolluk içinde yaşamaya başladığı zaman, her şey acınası bir hayal (kandırmaca) olacak. Çünkü çoğunlukla Tanrı unutulacak ve sadece kendi beyinlerine tapacaklar. Ve siz,
peder, insan zekasının Tanrı hikmetine ve bilgisine kıyasla ne denli küçük olduğunu biliyorsunuz. Denizdeki tek bir damladan bile azdır.
Adamlar bir kutucuk icat edecekler, içinde görüntülerle ilgili tertibatlar bulunacak (televizyon). Ama aletler artık hayatta olmayan benimle irtibata geçemez, halbuki görüntü cihazları o hayata saç tellerinin birbirine yakınlığı kadar yakın olacaklar.
insan bu görüntü cihazları sayesinde dünyada olan biten her şeyi izleyebilecek. insanlar yerin derinliklerinde kuyular açacaklar ve altın elde edecekler. (Petrolün diğer bir adı siyah altındır.) Bu altın onlara ışık, hız ve enerji sağlayacak ve dünya gözyaşı içinde boğulacak, çünkü yüzeyde, derinliklerde olduğundan fazla altın bulunacak. Dünya, bu açık yaralardan dolayı zarar görecek. insanlar -tarlada çalışmak yerine her yeri kazıyacaklar, doğru ve yanlış yerleri; fakat bu güç (enerji) haberleri olmaksızın hemen çevrelerinde duruyor olacak. Çok sonraları enerjiye ulaşabilecekler ve her yeri kazmanın ne kadar aptalca olduğu anlaşılacak. Bu güç insanoğlunun içinde de var olacak fakat keşfedilmesi ve kullanıma geçmesi için uzun zaman geçmesi gerekecek. Böylece insan kendini bilmeden, tanımadan uzun zaman yaşayacak. Bilge adamlar kendi kitaplarına bakarak her şeyi bildiklerini ve yapabileceklerini zannederek yanılırlar. insanın neye sahip olduğuna anlamanın, kendini bilmenin önündeki en büyük engel bu adamlardır. insanlar, bu bilgiye sahip hale geldiklerinde, bilge adamları dinlemenin ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu fark edeceklerdir. Bu olay gerçekleştiği zaman, bilginin (gerçeğin) ne kadar basit olduğunu görüp, daha evvel keşfedemedikleri için pişman olacaklardır.
insanlar, hiçbir şey bilmemelerine rağmen, her şeyi bilip yapabileceklerini zannederler ve çok aptalca işler yapacaklar.
Doğudan gerçek bilgeliğe sahip olanlar çıkacak ve bilgelikleri denizleri ve sınırları aşacak, fakat insanlar gerçeğe inanmayacaklar ve de uzun zaman süresince bu realiteye yalan diyecekler. Kalpleri şeytana esir olmadığı halde bazıları fazlasıyla kötü olacak. Onlar yanılsamayı gerçek sanacaklar, lâkin kafalarında gerçeğin zerresine dair bir bilgi bulunmayacak.
insanlar temiz havadan, tanrısal tazelik ve güzellikten haz etmeyecekler ve sadece kariyerlerini büyütme peşinde koşacaklar. Kimse bunları yapmaları için zorlamıyor, onlar gönüllüdür.
Sırbistan'da kadını erkekten ayırt etmek olanaksız hale gelecek. Hemen herkes aynı şeyi giyecek. Bu felaket sınırların ötesinden gelerek uzun zaman devam edecek. Damatlar kim olduklarını bilmedikleri gelinleri alacaklar, insanlar, amaçsızca günlerini geçirirken kayıp ruhlar gibi olacaklar. Babasının, dedesinin kim olduğunu bilmeyen çocuklar doğacak. Her şeyi bildiklerini sanırken aslında her şeyden habersiz olacaklar.
Kendi topraklarımızdan gittiğimiz zaman kuzeye yöneleceğiz. Ve aptalca davranışımızı idrak ederek dönüşüm geçireceğiz. O zaman aramızdan "adil olmayanı" atacağız. (Miloshevich)
Tüm dünya garip bir hastalıkla boğuşacak ve kimse ona tedavi bulamayacak.(Belki de AIDS) Herkes ben biliyorum, çünkü akıllıyım, bilim adamıyım der ama kimse bir şey bilmez, insanlar düşünüp duracaklar ama doğru sonuca ulaşmaları olanaksızdır. Çare, Tanrı'nın yardımıyla etrafımızda ve içimizdedir.
insan başka gezegenlere gidince cansız çöllerle karşılaşacak. Ve Tanrı onu affetsin, Tanrı'dan daha zeki olduğunu sanacak. Orada Tanrı'nın sonsuz barışı dışında bir şey göremeyecek, fakat kalbinin sezgisiyle onu, bütün güzelliğini ve hikmetini hissedecek. insanlar kulelerle Ay'a ve yıldızlara seyahat edecekler. Canlı hayat arayacaklar, fakat bizimkine benzer bir hayat bulamazlar. O, canlı hayat, orda olacak lâkin onu göremezler, canlı hayatın ne olduğunu anlayamazlar.
Tanrı'ya inanmadan oraya giden kişi, döndüğünde şöyle diyecek: "Siz, Tanrı'nın adını şüphe ile ananlar, benim bulunduğum yere gidin ve Tanrı zeka ve gücünün ne olduğunu görün."
insanlar daha çok bilip daha çok yapabildikçe, o kadar daha az birbirini sevip kollayacaklar. Öyle bir nefret hüküm sürecek ki, bir takım makineler insanlara en yakınlarından daha yakın olacak. insan kendi makinesine (aklımıza o zaman icat bile edilmemiş bilgisayar geliyor) en yakın komşusundan daha çok inanacak. Rakamların yer aldığı kitapları okuyup yazanların en çok bilgi sahibi olduğu sanılacak. Bu bilgeler her şeyi rakamlara bırakacak ve sayılar onlara ne derse onu yapacaklar. Bilgelerin arasında iyiler de kötüler de olacak. Kötüler kötülük getirecek. Havayı ve suyu mahvedecekler, mavi denizleri zehirleyecekler, insanlar birtakım hastalıklardan ölmeye başlayacak, iyi olan bilgeler, tüm çabalarının boşa çıktığını fark edince sayıların yerine kendi içlerine dönecekler, düşünmek için... Düşündükçe tanrısal bilgeliğe yakınlaşacaklar, fakat boşuna. Kötüler artık tüm dünyayı mahvetmiş olacaklar ve gerçek ölüm gelecek.
insanlar şehirleri terk edip köylere sığınacaklar, nefes alabilmek ve su içmek için yeniden dağları ve ormanları arayacaklar. Kaçabilenler kendini ve ailelerini kurtarabilir, fakat hepsi değil ve daimi değil, çünkü korkunç açlık baş gösterecektir. Köy ve şehirlerde bulunabilen yiyecekler zehirli olacak. Çok yiyecekler, fakat doyabilmek için ağızlarını tıkıştıracaklar ve bundan dolayı ölecekler...
Bu sıralarda uzak rus şehirlerinde Mihailo adında biri duyulacak. Aydın yüzlü ve barışçıl olacak. insanlar onun gökte nasıl yürüdüğüne şaşıracaklar, o ise ilk manastıra gidip çanları çalacak. Etrafında toplananlara:
"Benim kim olduğumu ve de ölmediğimi unuttunuz, oysa göğe canlı gitmiştim." diyecek.
Ve tüm halklar Mihailo'nun arkasından yürüyecek, dünya cennet bahçesine dönüşecek. Mihailo her yerde bulunacak ve en çok ta istanbul'da, ta ki tüm insanlar aynı dili konuşup aynı inancı kabul edene kadar. Sonra memnun bir şekilde göğe dönecek.
Acı (korkunç) savaş başladığında, göğe uçacak olan savaş güçlerine Tanrı yardımcı olsun. Talih, karada ve denizde savaşanların yanında olacaktır.
Bu savaşı yürütenlerin içerisinde, savaş toplarına yeni bir cephane geliştirecek olan bilim adamları olacaktır. Bu cephane düştüğü yerde öldürmek yerine baygınlığa sebep olacak. Bu sihirle askerler uykuya dalacaklar. Böylece bayılanlar savaşmak yerine rüya görecekler, daha sonra bilinçleri geri dönecek... Bu ne zaman olacak, bilemiyorum - bana gösterilmiyor!
Biz (Sırbistan) savaşmayacağız ama başkaları bizim üstümüzde (göklerde) çatışacaklar. Pozegoy'da (Sırbistan'da bir şehir) semalardan alevler içinde yanan insanlar düşecek. Sadece Avrupa büyüklüğünde, denizlerin çevrelediği bir ülke (Avustralya) tatsızlıktan uzak, barış içinde kalacak. Kaçıp haçlı ormana saklananlar kurtulacaklar, sonra bolluk, mutluluk ve sevgi içinde yaşayacaklar. Çünkü bundan başka savaş olmayacak..."
--spoiler--
http://renanseckin.blogsp...ar-tarabich-gunumuzu.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar