bugün
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- yazarların özlediği şeyler9
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle61
- genç yaşta ölen ünlüler5
- bot yazarlar4
- beyazsemsiyeliyabanci12
- kadınları erkeklerden soğutan nedenler4
- penis yüzüğü9
- dilan polatın instagramına erişim engeli5
- mesai saatleri dışında öğretmenden iş beklemek3
- küçük memedeki hayat doluluk9
- türk pornoları18
- euphoria isimli lezbiyen dizisinin çok izlenmesi3
- tütüncüde 40 tl'ye satılan 20 lik sigara8
- 50 bin dolara götünü açarak çarşıda koşar mısın7
- iyi ki sivaslı olmamak4
- buddy dude18
- rahmi koç hakkında soruşturma başlatılması11
- kolye10
- uysaljakoben28
- fenerbahçe6
- neden intihar etmiyorsun5
- yeşil gözlerinden sen sorumlusun2
- sözlüğün en kötü yazarları13
- 2026 2027 şampiyonlar ligi şampiyonu2
- 6 haziran 19262
- türkiye15
- kendi başlığını uplamak2
- marjane satrapi2
- gocu40
- 34 yaşında olmak3
- takıntılı biri olmak3
- brad pitt'in son hali3
- uludağ sözlük tımarhanesi4
- 7 haziran 2026 venezuela türkiye maçı8
- kadınları itici yapan detaylar12
- araba ön camına güneşte ne konulur8
- mehir2
- kadınını meleğim diye seven erkek4
- mossad'ın pkk planını türkiye'ye kim sızdırdığı10
- ne zaman adam oluruz4
- gelişin yaşamak kadar güzel bana4
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak19
- en saçma yiyecek isimleri6
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir28
- botların sözlük sessizleşince gaza gelmesi2
- bulaşık yıkarken dinlenilen şarkılar2
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
- selime teyzenin 2 yıldır adalet araması2
- halkın gelir düzeyinin yükselmesi3
ici gercekten de berbat, hasta yakinlari tarafindan dusunuldugunde ayri bir dert, doktorlar tarafindan dusunuldugunde de ayri bir dert olan yerdir. soguk, elinize gecse, eskiciye bile vermeyceginiz, bir suru dugmesi olan aletler bulundurur; hemsireler girer cikar, ya dedenizden ya babanizdan ya da esinizden sorumlu kisidir, onlarin size soylecegi bir kelimeye bakarsiniz. ama, tarafimca doktorlarin da her ne kadar, bir zamandan sonra makinaya donusse de, her turlu insan oldugu gercegini yuzume vuran bir olaya denk gelmisimdir;
2006 senesinin ramazan ayinin basiydi, eylul sonu ekim basi olacak. dedem de, dag gibi dedem, bir ameliyat sonrasi, uludag universitesi tip fakultesi hastanesi nin 3. katinda bulunan genel cerrahi bolumunun yogun bakimi na yatirilmisti; aman allah im, buraya giren cikamaz diyenler mi ararsiniz, yeni gelenler mi, daha benim yasimda olup da, kocasini yogun bakimda bekleyen tazeler. neyse bunlarin hepsine sebebiyet veren, bir nevi basrol oyuncusu olan yogun bakim da, dedem yatmadan once kocasi yatirilan bir abla vardi, ben diyeyim 33 - 34 siz deyin, en fazla 40 yaslarinda ufak tefek bir abla. ama, ne abladir ki, - su an bile tuylerimi diken diken etti - insanlik ayibinin cacik oldugu dusunulurse icerisine umarsizca dogranmis bir salata gibiydi; neyse efendim, kocasini yaklasik 15 gunden beri bekliyormus, ayaga kalkacagi, tepki verecegi ani; belki de eski mutlu gunlerini, ama ablanin konusmalari degismis, ilginc cumleler kuruyor, yattigi yeri goruyorum, bank tarzi oturma yerlerinin arasina sikistirmis bir iki karton - artik nereden bulduysa - hemsireler de anlamislar herhalde halini, yastik yorgan vermisler, yasini yukarida kestirmeye calistigimiz ablanin surat ifadesine gore olan yasi, abartmiyorum 60 a yaklasmis, o kadar cokmus, hep yerlere bakiyor...
iste boyle bir kisa olaydan sonra, ben de uludag universitesi nde okuyup da, her gun dedemin durumunu ogrenmek icin, ziyarete geldigim birgun, yine diger bas rolu paylasan ve de mekaniklesmedigi belli olan doktor bana, dedemin vehametini anlatirken ve de tam ikinci ameliyat icin bir kagit imzalatacakken, o ablanin kocasinin aniden fenalastigi haberi geldi; girdi iki dakika icer, hemen ablayi cagirdi ve - aslinda olanlari yavas yavas soyler gibi -
- abla, kocan fenalasti, simdi mudahele edicem ! dedi, oyle ki, doktorla abla arasindaki iliski doktor refakatci iliskisinden cok abla - kardes gibiydi, ben yogun bakim kapisinin onunde, yanimda kim bilir kac olunun tasindigi mechul olan bos bir sedye, ve hemen onumde abla. neyse efendim, bu doktor abimiz, ellerine o anda eldivenlerini filan gecirdi, kafasina da ilk defa gordugum beyaz bir bone gecirdi, ama digerlerinden farkliydi; onlugu de beyazdi. neyse, doktor iceri girdi, baska hastalarin da yakinlari var, teselli etmeye calisiyoruz, * adam bana da, "ikinci kez deden ameliyat olacak" dedigi icin ben de tedirginim, biraz dolasmistim o anda, sonra yine, ablaya ilk haber verdigi yere geldim, kapi acildi ve de doktor aslinda surpriz son olmasa da, az once kar beyaz olan, ve simdi kan parcalariyla bezenmis eldivenleriyle cikti kapidan, ve kadina cuk diye ama, sut dokmus kedi capinda, boynunu bukerek;
- basin sagolsun abla, abiyi kaybettik. dedi, ki o an ne anlatilir ne de bir yere sigdirilabilir; kelimeler kifayetsiz kalir, o ablanin o anki surat ifadesini hicbir sekilde unutmak da mumkun degildir. benim bile o anda, tuylerim diken diken olmustu ki, gozlerim doldu aniden, teselli etmeye calistik, ama yere dondurmasi dusen cocugu teselli etmiyoruz...
iste boyle olaylarin kim bilir kac defa yasandigi yerlerdir yogun bakim, sonra da yine bir kisi daha olmustu, benden yasca buyuk olan ogluna bas sagligi dilerken, kisa bir muhabbet kurmus, ben de "dede"min yattigini soylemistim, ardindan da,
- buraya giren sag cikmaz kardes ! demis, "hade len, babasi oldu, ona veriyorum ama benim dedem cikacak" demistim "sag - canli kanli" diye. maalesef ki, abiyi hakli cikardi dedem. ama iste boyle bir yerdir yogun bakim, oldurmeyen allah oldurmez derler, ama olum ani disinda gormeyecegimiz azrail her an oradadir.
2006 senesinin ramazan ayinin basiydi, eylul sonu ekim basi olacak. dedem de, dag gibi dedem, bir ameliyat sonrasi, uludag universitesi tip fakultesi hastanesi nin 3. katinda bulunan genel cerrahi bolumunun yogun bakimi na yatirilmisti; aman allah im, buraya giren cikamaz diyenler mi ararsiniz, yeni gelenler mi, daha benim yasimda olup da, kocasini yogun bakimda bekleyen tazeler. neyse bunlarin hepsine sebebiyet veren, bir nevi basrol oyuncusu olan yogun bakim da, dedem yatmadan once kocasi yatirilan bir abla vardi, ben diyeyim 33 - 34 siz deyin, en fazla 40 yaslarinda ufak tefek bir abla. ama, ne abladir ki, - su an bile tuylerimi diken diken etti - insanlik ayibinin cacik oldugu dusunulurse icerisine umarsizca dogranmis bir salata gibiydi; neyse efendim, kocasini yaklasik 15 gunden beri bekliyormus, ayaga kalkacagi, tepki verecegi ani; belki de eski mutlu gunlerini, ama ablanin konusmalari degismis, ilginc cumleler kuruyor, yattigi yeri goruyorum, bank tarzi oturma yerlerinin arasina sikistirmis bir iki karton - artik nereden bulduysa - hemsireler de anlamislar herhalde halini, yastik yorgan vermisler, yasini yukarida kestirmeye calistigimiz ablanin surat ifadesine gore olan yasi, abartmiyorum 60 a yaklasmis, o kadar cokmus, hep yerlere bakiyor...
iste boyle bir kisa olaydan sonra, ben de uludag universitesi nde okuyup da, her gun dedemin durumunu ogrenmek icin, ziyarete geldigim birgun, yine diger bas rolu paylasan ve de mekaniklesmedigi belli olan doktor bana, dedemin vehametini anlatirken ve de tam ikinci ameliyat icin bir kagit imzalatacakken, o ablanin kocasinin aniden fenalastigi haberi geldi; girdi iki dakika icer, hemen ablayi cagirdi ve - aslinda olanlari yavas yavas soyler gibi -
- abla, kocan fenalasti, simdi mudahele edicem ! dedi, oyle ki, doktorla abla arasindaki iliski doktor refakatci iliskisinden cok abla - kardes gibiydi, ben yogun bakim kapisinin onunde, yanimda kim bilir kac olunun tasindigi mechul olan bos bir sedye, ve hemen onumde abla. neyse efendim, bu doktor abimiz, ellerine o anda eldivenlerini filan gecirdi, kafasina da ilk defa gordugum beyaz bir bone gecirdi, ama digerlerinden farkliydi; onlugu de beyazdi. neyse, doktor iceri girdi, baska hastalarin da yakinlari var, teselli etmeye calisiyoruz, * adam bana da, "ikinci kez deden ameliyat olacak" dedigi icin ben de tedirginim, biraz dolasmistim o anda, sonra yine, ablaya ilk haber verdigi yere geldim, kapi acildi ve de doktor aslinda surpriz son olmasa da, az once kar beyaz olan, ve simdi kan parcalariyla bezenmis eldivenleriyle cikti kapidan, ve kadina cuk diye ama, sut dokmus kedi capinda, boynunu bukerek;
- basin sagolsun abla, abiyi kaybettik. dedi, ki o an ne anlatilir ne de bir yere sigdirilabilir; kelimeler kifayetsiz kalir, o ablanin o anki surat ifadesini hicbir sekilde unutmak da mumkun degildir. benim bile o anda, tuylerim diken diken olmustu ki, gozlerim doldu aniden, teselli etmeye calistik, ama yere dondurmasi dusen cocugu teselli etmiyoruz...
iste boyle olaylarin kim bilir kac defa yasandigi yerlerdir yogun bakim, sonra da yine bir kisi daha olmustu, benden yasca buyuk olan ogluna bas sagligi dilerken, kisa bir muhabbet kurmus, ben de "dede"min yattigini soylemistim, ardindan da,
- buraya giren sag cikmaz kardes ! demis, "hade len, babasi oldu, ona veriyorum ama benim dedem cikacak" demistim "sag - canli kanli" diye. maalesef ki, abiyi hakli cikardi dedem. ama iste boyle bir yerdir yogun bakim, oldurmeyen allah oldurmez derler, ama olum ani disinda gormeyecegimiz azrail her an oradadir.
güncel Önemli Başlıklar
