bugün
- dhalsim8
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı55
- gocu28
- yazar kızdırmak4
- gammazlık2
- true nickli namussuz yazar15
- entry si silinen yazarın salya sümük ağlaması3
- yol tarif etmek2
- uysaljakoben15
- ispanya18
- ona bir şeyler söyle2
- lionel messi12
- 2026 dünya kupası23
- arjantin17
- futbol13
- dünya18
- haluk levent vs serdar ortaç7
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- sütlü buz2
- slavko vincic4
- korku evi2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- aşk hayatı4
- ekonomi'nin 10 senedir berbat olması2
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak6
- resim hocaları5
- en pahalı internetin türkiye de olması2
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- le cola'nın 67 tl olması5
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- türkiyede güzel içecek satılmaması3
- sözlükle olan anlaşmayı fesh ediyorum4
- türklerin ileri olduğu konular21
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- kemal kılıçdaroğlu7
- sapık7
- gocu nerede8
- ilk torun olmak2
- bir kadının en güzel bölgesi13
- şehir kurma oyunları5
- marc cucurella5
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek4
- uyudunuz mu arkadaşlar3
- allah varsa beni milli yapsın7
- muşlettin amca bey birader bey3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
ben kaybedenlerdenim. elinde avucunda her şey olduğu halde hiçliğe boğulan bir kaybedenim. yazdığım satırların anlamı olmadığını anladığım için kaybedenim. insanlar istediği zaman kazanabilir hak veriyorum ama istemediği halde kaybetmeyi seçecek bir aptal olduğumu sanmıyorum. bugüne kadar ekmeğini yediğim tek şey ders çalışmak oldu, o da bana yeterli gelmiyor.
seveyim dedim usta, göz yaşlarım kaybetti
3-4 sene aralıksız sevdiğim biri vardı. asabi günaydınlarımı hayatımdan çıkarıp bandırmanın hava durumuna bakarak uyandırdı beni alarmımdan bir saat önce. acaba üşür mü? saçı ıslak çıkar şimdi bu.. mesaj atardım her sabah, dikkat et hasta olma diye.
ne oldu? ben seni 5 değil 10 sene beklerim diyen kız bir hafta sonra en yakın arkadaşının eski sevgilisiyle çıkmaya başladı.
ailem olsun sadece dedim, gözlerim kaybetti
anaokuluna başladığım ilk günü anlatayım abilerim ablalarım dostlarım. o kadar şıkır şıkır bir gün ki. yaşıtlar rengarenk giyinmiş, ben de dahil saatinde okuldaydık. annem ve babam benimleydi, ilk günüm ya destek işte. önce babamı sonra annemi iki yanağından da öpmüştüm. koca yürekli bir çocuğun gözlerinden sevgi fışkırdığı anı düşünün, biraz ıslaktı ama. iyi dersler nasihatlerinden sonra kafam, çanta ve ayaklarım olmak üzere üç ayrı tek parça halinde okuluma doğru 5 adım attım atmadım. Arkamı döndüm ve babamın gözleri biraz kanlı, sıcak ve "oğlum" diye bakıyorken annem babamla aynı yere bakmamak istercesine kafasını çok eski bir ağaca çevirmişti, yaprakları hiçbir zaman tamamen yeşil olmazdı o ağacın. akşamına aile konseyine mutfaktaydık ve ben çok küçüktüm. olayın ciddiyetine 3 ay sonra babaannem yatağa yatırdıktan sonra babamın gözlerine bakıp "biz şimdi ne yapacağız" dediğimde varmıştım. bitmişti.
arkadaş dedim kardeş dedim, ellerim kaybetti
hiç unutmuyorum anaokuluna başladığım okulda 8. sınıfımı okuyordum. arkadaşımın biraz parası vardı adı irfan. o zamanlar Hidayet Türkoğlu'nun basketbol kursları yeni açılmıştı. bayağı ses getirmişti ve bu da ona katılmış, kendini geliştirmişti. gazetede haber yapmışlar, bunun da fotoğrafı çıkmış. kaçırır mı kaptığı gibi getirmiş sınıfa gazeteyi. bizim oralar meraklıdır çokça, üşütüler çocuğun üstüne. çocuk diyorum ama, o zamanlar beldenin en sağlam arkadaşlarındandık. bekledim başı dağılsın diye, yanına gidip gazetenin ucunu tuttum, bakayım kanka diye. "ya bırak" diye bir ses. "yırtacaksın". ne var lan dedim benden önemli mi kağıt parçası işte. "evet önemli, git" dedi. ondan sonra hiçbirine sonuna kadar güvenemedim ben. şu an can ciğer olduğum arkadaşlarıma bile sonuna kadar güvenemez oldum. kaybettim anlayacağın.
yağmurdan nefret ederim mesela, her yağmur yağdığında ıslanmaktan, çamurlu yollardan, ıslak çantalardan hep nefret ettim. inkar edemedim sade. yağmurun huzurunu inkar edemedim. içimdekileri her zaman o gün yüzüne çıkardı, o hatırlattı, o rahatlattı. yağmura bile kaybettim. şimdi country dinlerken ağlayan bir tip oldum. hayatın ne demek olduğunu öğrenemedim ama getireceği şeylere hazırlıklıyım galiba. ne olursa olsun pişman olmadım, her şey ufacık bile olsa tecrübedir. önemli olan ders çıkarabilmek.
şimdi bu saçmalığı okuduğunuz için teşekkür etmem gerekiyor ama ben hayatınızdan 10 dk çaldığım için özür dilemek istiyorum. kaybetmek değil önemli olan, kaybettiğiniz şeyi ilerde benim olacak biliyorum diye kaybettiğiniz zaman gerçekten kaybetmiş oluyorsunuz. yoksa kaybetmenin bile bir anlamı yok.
seveyim dedim usta, göz yaşlarım kaybetti
3-4 sene aralıksız sevdiğim biri vardı. asabi günaydınlarımı hayatımdan çıkarıp bandırmanın hava durumuna bakarak uyandırdı beni alarmımdan bir saat önce. acaba üşür mü? saçı ıslak çıkar şimdi bu.. mesaj atardım her sabah, dikkat et hasta olma diye.
ne oldu? ben seni 5 değil 10 sene beklerim diyen kız bir hafta sonra en yakın arkadaşının eski sevgilisiyle çıkmaya başladı.
ailem olsun sadece dedim, gözlerim kaybetti
anaokuluna başladığım ilk günü anlatayım abilerim ablalarım dostlarım. o kadar şıkır şıkır bir gün ki. yaşıtlar rengarenk giyinmiş, ben de dahil saatinde okuldaydık. annem ve babam benimleydi, ilk günüm ya destek işte. önce babamı sonra annemi iki yanağından da öpmüştüm. koca yürekli bir çocuğun gözlerinden sevgi fışkırdığı anı düşünün, biraz ıslaktı ama. iyi dersler nasihatlerinden sonra kafam, çanta ve ayaklarım olmak üzere üç ayrı tek parça halinde okuluma doğru 5 adım attım atmadım. Arkamı döndüm ve babamın gözleri biraz kanlı, sıcak ve "oğlum" diye bakıyorken annem babamla aynı yere bakmamak istercesine kafasını çok eski bir ağaca çevirmişti, yaprakları hiçbir zaman tamamen yeşil olmazdı o ağacın. akşamına aile konseyine mutfaktaydık ve ben çok küçüktüm. olayın ciddiyetine 3 ay sonra babaannem yatağa yatırdıktan sonra babamın gözlerine bakıp "biz şimdi ne yapacağız" dediğimde varmıştım. bitmişti.
arkadaş dedim kardeş dedim, ellerim kaybetti
hiç unutmuyorum anaokuluna başladığım okulda 8. sınıfımı okuyordum. arkadaşımın biraz parası vardı adı irfan. o zamanlar Hidayet Türkoğlu'nun basketbol kursları yeni açılmıştı. bayağı ses getirmişti ve bu da ona katılmış, kendini geliştirmişti. gazetede haber yapmışlar, bunun da fotoğrafı çıkmış. kaçırır mı kaptığı gibi getirmiş sınıfa gazeteyi. bizim oralar meraklıdır çokça, üşütüler çocuğun üstüne. çocuk diyorum ama, o zamanlar beldenin en sağlam arkadaşlarındandık. bekledim başı dağılsın diye, yanına gidip gazetenin ucunu tuttum, bakayım kanka diye. "ya bırak" diye bir ses. "yırtacaksın". ne var lan dedim benden önemli mi kağıt parçası işte. "evet önemli, git" dedi. ondan sonra hiçbirine sonuna kadar güvenemedim ben. şu an can ciğer olduğum arkadaşlarıma bile sonuna kadar güvenemez oldum. kaybettim anlayacağın.
yağmurdan nefret ederim mesela, her yağmur yağdığında ıslanmaktan, çamurlu yollardan, ıslak çantalardan hep nefret ettim. inkar edemedim sade. yağmurun huzurunu inkar edemedim. içimdekileri her zaman o gün yüzüne çıkardı, o hatırlattı, o rahatlattı. yağmura bile kaybettim. şimdi country dinlerken ağlayan bir tip oldum. hayatın ne demek olduğunu öğrenemedim ama getireceği şeylere hazırlıklıyım galiba. ne olursa olsun pişman olmadım, her şey ufacık bile olsa tecrübedir. önemli olan ders çıkarabilmek.
şimdi bu saçmalığı okuduğunuz için teşekkür etmem gerekiyor ama ben hayatınızdan 10 dk çaldığım için özür dilemek istiyorum. kaybetmek değil önemli olan, kaybettiğiniz şeyi ilerde benim olacak biliyorum diye kaybettiğiniz zaman gerçekten kaybetmiş oluyorsunuz. yoksa kaybetmenin bile bir anlamı yok.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar