bugün
- türk esnafı9
- fatma betül sayan kaya4
- türküm doğruyum çalışkanım11
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter5
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- fon vurgunu30
- ben bir yahudiyim4
- keşke nickim şu yazarınki olsaydı denen nickler4
- aykolik efendi6
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı6
- iltica27
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi5
- kolye142
- eskortluk yapan sözlük yazarı27
- kadınların yedekte erkek tutması7
- sabahın 3 ünde gecelikle sarma getiren komşu kızı3
- andımız3
- cam açık ve çıplak uyumak7
- ofis pornosu13
- sabah elinde bavulla kapıya dayanan bugs bunny2
- emret komutanım ferit in silahını kaybettiği bölüm2
- saraca096
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu2
- güne bir şiir dizesi bırak2
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- uzaylılar selam verir mi4
- sabahın 4 ünde ayakta olan 420 yazar2
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri5
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- ilişkiye ara vermek10
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- çoktan hareket etmiş trene el sallamak2
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- öyle koşup varmak ki sen sonra gelmek2
- platon un mağara alegorisi8
- 5 bin kişinin katıldığı konserde ölüm3
- marka giyinmek9
- düşün ki o bunu okuyor3
- 18 ekim 2026 başakşehir gaziantep maçı2
- saraca09'a yapılan haksızlık3
- koro halinde ulumak2
- asansörde konuşmama kuralı9
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- tertemiz delirmek2
- uzaylılar kovalasın seni3
- emret komutanım sinyor seyfi2
- komşuya hola lopez como estas demek2
- aleyna kalaycıoğlu2
- vizyonsuzları bakan yapmak2
- moovit2
dikkat :anı içerir.
Starbucks'a ilk defa gidiyorduk arkadaşımla. onun daha önce gidip gitmediğini bilmiyordum. filmlerden de gördüğüm ve bildiğim kadarıyla barda duran çalışana gidip isim yazdırılıyordu. bu garip sipariş anlayışını acaba nasıl arkadaşıma yıkabilirim diye içimden düşünürken arkadaşım:''ben lavaboya gideceğim, sen siparişleri ver'' dedi. benden hızlı davranıp bana yıkmıştı sipariş olayını aklınca. tabi ben de :''boş masa yok ben oturayım sen gelene kadar '' dedim ve bekledim. arkadaşım gelince de ben lavaboya gittim siparişleri tabi ki o verdi. birinci aşamayı atlatmıştım çok şükür. bardaki çalışan, arkadaşın ismini bağırınca kahveleri aldı ve getirdi. şimdi en garipsediğim kısmı. bizim jargonumuzda emzikli bardak diye geçen starbucks bardaklarını getirdi. evet üstü kapalı ve küçük bir kısmı açık olan bir bardaktı. muhtemelen sıcak tutması için. ''buradan ve bu şekilde mi içeceğim'' diye düşünüyordum. arkadaşım da tabi telefonuyla ilgileniyordu. etrafıma baktım, kimse içmiyor ve bazı bardakların kapağı açılmıştı. ''acaba bende mi açsam'' diye düşündüm. ''açılmayacak tabi ki boşuna mı koymuşlar'' dedim. ve içmeye yeltendim , hızlıca ağzımı bardağa götürdüm içer gibi oldum ama içemedim. bozuntuya vermeden arkadaşa ''sen içsene neyi bekliyorsun? '' dedim. arkadaş tam içerken kendimi tutamadım ve güldüm. arkadaşım gülerek. ''ne oldu lan ? böyle içilmiyor mu bu melet ?'' dedi. ''oğlum iki saattir çözemedim ben de. nasıl içilecek bu?''dedim ve sonunda fikir birliğiyle öyle içildiğine karar verdik ve içtik. kahve içelim dinlenelim, sosyaleşelim stres atalım derken stres olduk.
(bkz: kahve içelim dedik burnumuzdan geldi)
not: ilginçtir arkadaşım baristadır. starbucks'a ilk kez o gün gitmiş.
görsel
Starbucks'a ilk defa gidiyorduk arkadaşımla. onun daha önce gidip gitmediğini bilmiyordum. filmlerden de gördüğüm ve bildiğim kadarıyla barda duran çalışana gidip isim yazdırılıyordu. bu garip sipariş anlayışını acaba nasıl arkadaşıma yıkabilirim diye içimden düşünürken arkadaşım:''ben lavaboya gideceğim, sen siparişleri ver'' dedi. benden hızlı davranıp bana yıkmıştı sipariş olayını aklınca. tabi ben de :''boş masa yok ben oturayım sen gelene kadar '' dedim ve bekledim. arkadaşım gelince de ben lavaboya gittim siparişleri tabi ki o verdi. birinci aşamayı atlatmıştım çok şükür. bardaki çalışan, arkadaşın ismini bağırınca kahveleri aldı ve getirdi. şimdi en garipsediğim kısmı. bizim jargonumuzda emzikli bardak diye geçen starbucks bardaklarını getirdi. evet üstü kapalı ve küçük bir kısmı açık olan bir bardaktı. muhtemelen sıcak tutması için. ''buradan ve bu şekilde mi içeceğim'' diye düşünüyordum. arkadaşım da tabi telefonuyla ilgileniyordu. etrafıma baktım, kimse içmiyor ve bazı bardakların kapağı açılmıştı. ''acaba bende mi açsam'' diye düşündüm. ''açılmayacak tabi ki boşuna mı koymuşlar'' dedim. ve içmeye yeltendim , hızlıca ağzımı bardağa götürdüm içer gibi oldum ama içemedim. bozuntuya vermeden arkadaşa ''sen içsene neyi bekliyorsun? '' dedim. arkadaş tam içerken kendimi tutamadım ve güldüm. arkadaşım gülerek. ''ne oldu lan ? böyle içilmiyor mu bu melet ?'' dedi. ''oğlum iki saattir çözemedim ben de. nasıl içilecek bu?''dedim ve sonunda fikir birliğiyle öyle içildiğine karar verdik ve içtik. kahve içelim dinlenelim, sosyaleşelim stres atalım derken stres olduk.
(bkz: kahve içelim dedik burnumuzdan geldi)
not: ilginçtir arkadaşım baristadır. starbucks'a ilk kez o gün gitmiş.
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar