bugün
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı8
- bir bela geliyor6
- trakyalı yazarlar6
- boşnak olmak ister miydiniz5
- lahmacun9
- kaan sezyum7
- habire1219
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- ellerim bos gonlum hos27
- arif kocabıyık14
- basmane tren garı7
- ay diyen erkek9
- mladiç piçtir piç kalacaktır3
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- biraderin koşturması3
- apo yu eleştirmek vs apo'ya küfretmek4
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri23
- silvermist9
- sırta zincir vurarak zikir etmek3
- sobadan kurtulmak5
- trakyadan adam çıkmaz diyen insan4
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- gocu37
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- dororo2
- ben evlendiğimde 51 kiloydum3
- raikagetokatlayan4
- sarapci koala63
- hiç kimse fikirleri yüzünden hapis yatmasın8
- vexillarius the slayer8
- gocu bey bay reyiz2
- atatürk'ün papanın iznik ziyaretine izin vermemesi2
- renkli rüyalar oteli5
- türkiye solunun en büyük sorunu6
- ben geldim naneler15
- aşk3
- günün tweeti2
- habire12nin çaylak olması5
- ben sizin anonim11
- sersem herif5
- tekerlek toplayan cocuk3
- araba kullanırken ara gaz verebilen kız2
- torpille bir yerlere gelenler4
- dinler tarihi5
- ak partililerin bebek katili apo sevgileri2
- mantı8
- gammaz çetesi9
- erlik dinleyip gaza gelmek3
- tribünlerde apoya küfür edilmesinin yasaklanması6
- ebu muhammed el culani2
dikkat :anı içerir.
Starbucks'a ilk defa gidiyorduk arkadaşımla. onun daha önce gidip gitmediğini bilmiyordum. filmlerden de gördüğüm ve bildiğim kadarıyla barda duran çalışana gidip isim yazdırılıyordu. bu garip sipariş anlayışını acaba nasıl arkadaşıma yıkabilirim diye içimden düşünürken arkadaşım:''ben lavaboya gideceğim, sen siparişleri ver'' dedi. benden hızlı davranıp bana yıkmıştı sipariş olayını aklınca. tabi ben de :''boş masa yok ben oturayım sen gelene kadar '' dedim ve bekledim. arkadaşım gelince de ben lavaboya gittim siparişleri tabi ki o verdi. birinci aşamayı atlatmıştım çok şükür. bardaki çalışan, arkadaşın ismini bağırınca kahveleri aldı ve getirdi. şimdi en garipsediğim kısmı. bizim jargonumuzda emzikli bardak diye geçen starbucks bardaklarını getirdi. evet üstü kapalı ve küçük bir kısmı açık olan bir bardaktı. muhtemelen sıcak tutması için. ''buradan ve bu şekilde mi içeceğim'' diye düşünüyordum. arkadaşım da tabi telefonuyla ilgileniyordu. etrafıma baktım, kimse içmiyor ve bazı bardakların kapağı açılmıştı. ''acaba bende mi açsam'' diye düşündüm. ''açılmayacak tabi ki boşuna mı koymuşlar'' dedim. ve içmeye yeltendim , hızlıca ağzımı bardağa götürdüm içer gibi oldum ama içemedim. bozuntuya vermeden arkadaşa ''sen içsene neyi bekliyorsun? '' dedim. arkadaş tam içerken kendimi tutamadım ve güldüm. arkadaşım gülerek. ''ne oldu lan ? böyle içilmiyor mu bu melet ?'' dedi. ''oğlum iki saattir çözemedim ben de. nasıl içilecek bu?''dedim ve sonunda fikir birliğiyle öyle içildiğine karar verdik ve içtik. kahve içelim dinlenelim, sosyaleşelim stres atalım derken stres olduk.
(bkz: kahve içelim dedik burnumuzdan geldi)
not: ilginçtir arkadaşım baristadır. starbucks'a ilk kez o gün gitmiş.
görsel
Starbucks'a ilk defa gidiyorduk arkadaşımla. onun daha önce gidip gitmediğini bilmiyordum. filmlerden de gördüğüm ve bildiğim kadarıyla barda duran çalışana gidip isim yazdırılıyordu. bu garip sipariş anlayışını acaba nasıl arkadaşıma yıkabilirim diye içimden düşünürken arkadaşım:''ben lavaboya gideceğim, sen siparişleri ver'' dedi. benden hızlı davranıp bana yıkmıştı sipariş olayını aklınca. tabi ben de :''boş masa yok ben oturayım sen gelene kadar '' dedim ve bekledim. arkadaşım gelince de ben lavaboya gittim siparişleri tabi ki o verdi. birinci aşamayı atlatmıştım çok şükür. bardaki çalışan, arkadaşın ismini bağırınca kahveleri aldı ve getirdi. şimdi en garipsediğim kısmı. bizim jargonumuzda emzikli bardak diye geçen starbucks bardaklarını getirdi. evet üstü kapalı ve küçük bir kısmı açık olan bir bardaktı. muhtemelen sıcak tutması için. ''buradan ve bu şekilde mi içeceğim'' diye düşünüyordum. arkadaşım da tabi telefonuyla ilgileniyordu. etrafıma baktım, kimse içmiyor ve bazı bardakların kapağı açılmıştı. ''acaba bende mi açsam'' diye düşündüm. ''açılmayacak tabi ki boşuna mı koymuşlar'' dedim. ve içmeye yeltendim , hızlıca ağzımı bardağa götürdüm içer gibi oldum ama içemedim. bozuntuya vermeden arkadaşa ''sen içsene neyi bekliyorsun? '' dedim. arkadaş tam içerken kendimi tutamadım ve güldüm. arkadaşım gülerek. ''ne oldu lan ? böyle içilmiyor mu bu melet ?'' dedi. ''oğlum iki saattir çözemedim ben de. nasıl içilecek bu?''dedim ve sonunda fikir birliğiyle öyle içildiğine karar verdik ve içtik. kahve içelim dinlenelim, sosyaleşelim stres atalım derken stres olduk.
(bkz: kahve içelim dedik burnumuzdan geldi)
not: ilginçtir arkadaşım baristadır. starbucks'a ilk kez o gün gitmiş.
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar