bugün
- bik bik 220
- sözlük yazarları neden birbirinden nefret ediyor8
- anın görüntüsü16
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- en yakın erkek kankaya sakso çekmek6
- teomancalmasur23
- eski eş ile yeni eşi yemeğe davet etmek5
- herzevekil13
- msn kullanan efsane nesil4
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın24
- türk solu16
- mercedes benz tırlarn çamaşır makinesine benzemesi3
- ayak yalamak için 591 km gitmek7
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi10
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği6
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- gay olduğunu saklayan erkek4
- nervio13
- noodle6
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız15
- türkiyede evlenmeyenlerin sayısı 20 milyon olması4
- sibel can'ın nutellalı memeleri9
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik3
- ayağı güzel kızlar nereli sorunsalı6
- ismetin ciddi sıkıntıları olması8
- jeffrey epstein12
- ayak istiyorum ayak bulun bana ayak6
- deri tayt giyen kız osurunca hava nasıl çıkıyor4
- kadınların tayt ile toto gösterme çabası2
- an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı2
- tipe boya paraya karaktere bakmayan kız2
- bir erkeğin en mutlu olduğu an5
- aşırı mutluluk veren sıradan olaylar2
- psikolog4
- akademisyen egosu2
- kadınların yok bir şey demesi2
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı4
- mi6'nın takibe aldığı sözlük yazarları3
- olmaz olsun öyle yetkili4
- yaş ilerledikçe fark edilen şeyler2
- insan doğuştan iyi midir17
- tanga giyen kişi osurursa ıslık sesi mi çıkıyor4
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- rafael leao6
- simko38
- ekşi sözlük toplu alım bitti6
- ak partiyi savunan dayılar9
- ankara allah'ın belası bir yerdir4
- 2028 cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan5
olaylar şöyle gelişti: Türkiye Milli Futbol Takımı, gruptaki en önemli maçında Hollanda'yı 3-0 gibi net bir skorla mağlup etti. Tam o dakikalarda Dağlıca'dan gelen bir haber bu sevinci derhal üzüntüye çevirdi hepimiz için. Alçak terör örgütü, Dağlıca'da pek çok askerimizin şehit olmasıyla sonuçlanan bir saldırı düzenledi. Haberin yayılmasından kısa bir süre sonra o esnada bir televizyon kanalında canlı yayın konuğu olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunucu tarafından bu baskın soruldu. Cumhurbaşkanı da, bu meselenin nasıl bu hale geldiği ve nasıl çözüleceği konusunda fikir beyan etti. işte tam bu noktada Hürriyet ve Zaman gazeteleri devreye girip, tahminen milyonlarca insanın izlediği bir canlı yayında, üstelik Cumhurbaşkanı'nın asla söylemediği sözleri şöyle haber yaptılar: 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Dağlıca yorumu: 400 milletvekili verselerdi böyle olmazdı.'
Doğrusu, Hürriyet'in algıyı oluşturup sonra derhal sildiği o manşeti görür görmez kendi kendime 'yuh artık, yok artık. Birinin etmediği bir sözü etmiş gibi haber yapmanın da bir şekli var. Hepimizi aptal yerine koymanın da bir sınırı var' dedim. Meğer yokmuş.
Yokmuş, çünkü bu habere derhal inanan binlerce, on binlerce sosyal medya hesabı gördüm dakikalar içerisinde.
Sonra olaylar şöyle devam etti:
Cumhurbaşkanı'nın etmediği sözler üzerinden yapılan haber, muazzam bir algı fırtınasına dönüştürüldü. Dağlıca'daki hain baskını PKK yapmamış da bizatihi Erdoğan yapmış gibi bir hava estirildi. Zaten 'bu olan bitenler hep AK Parti 400 vekil çıkaramadı diye oldu' cümlesine inandırılmış bir kitle, Dağlıca baskınının da 'normal' hatta 'AK Parti ve Erdoğan tarafından planlanmış bir eylem' olduğuna ikna edilmeye çalışıldı. Dağlıca'da, PKK denilen alçaklık organizasyonunun yaptığı baskın derhal ikinci plana itildi özenle ve toplumun önüne o dolma yeniden servis edildi: 'Bu Erdoğan diktatör.'
işte bu noktada, Hürriyet'in yaptığı algı operasyonunu içine sindiremeyen 200 kadar insan, gazete binasının önüne giderek protesto gösterisi düzenlediler. Yapmamaları gereken bir şey yapıp, gazetenin bir iki kapısını ve birkaç camını da kırdılar. Gerçi, adliyeye girip savcı şehit edenlere 'eylemci' diyebilen insanları bünyesinde barındıran Doğan Medya Grubu'nun böylesi basit bir olayı 'demokraside böyle şeyler olur. Eylemci arkadaşların camımızı kırmaları çok yanlıştı' türünden bir açıklama ile karşılamasını beklerdim, ama öyle olmadı. Hatta bir ara, 'belki buradan bir Gezi daha fışkırabilir' diyerek gaza gelen bir Doğan Medya insanı 'içeriye giriyorlar' falan bile yazdı sosyal medyada; ama meselenin öyle olmadığı çok kısa sürede anlaşıldı.
Diğer yandan, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı ve AK Parti'nin iktidarı bitsin diye artık kimin kiminle ittifak ettiği belli olmayan güzel ülkemizde bir önemsiz gelişme daha yaşandı. Today's Zaman ve Meydan gazetesi yazarı ihsan Yılmaz sosyal medyada 'muhalif herkes; yazar, aydın, gazeteci, akademisyen, siyasetçi v.s Hürriyet'e destek ziyaretine gitmelidir. Bir an önce ve herkes! Lütfen!' yazdı. Valla ne yalan söyleyeyim. ilerleyen saatlerde bir takım ablaları ellerinde cevşenlerle Hürriyet gazetesinin önünde görmeyi umut ettim. 'Okçular tepesi' deyip bir bankanın, 'altın bilmem ne' deyip bir holdingin önünde cevşen okuyan bir gruptan '411 el kaosa kalktı', 'gerekirse silah bile kullanırız' ya da 'tank sesleri' manşetlerini atan Hürriyet'e de bir mazlumiyet, bir mağduriyet izafe etmelerini niçin beklemeyelim ki?
Ve olayların finali:
Kendiliğinden toplanan kalabalığı sakinleştirmek, herhangi bir taşkınlığa mahal vermemek için, sorumluluk alarak, derhal Hürriyet Gazetesi'nin önüne giden ve burada ortamın sükûnet bulmasını sağlayan AK Parti milletvekili ve AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Abdurrahim Boynukalın, bizatihi Hürriyet tarafından hedef tahtasına konulmaya çalışıldı.
Ekranında saz çaldırdığı adamın ellerindeki kanı gizlemeye ant içmiş, söylenmeyen sözler üzerinden aşağılık bir algı oyunu oynamaktan çekinmeyen, Dağlıca'daki alçak pusuyu bile birilerinin lehine karartmaya çalışan o bulanık, o karanlık yapı, gözünü kolay lokma sandığı bir isme, Boynukalın'a dikti. Sanki o lokma boğazlarına yumruk olup takılmazmış, sanki Abdurrahim Boynukalın ve ona benzeyen milyonlarca insan dişlerini sıkmaktan başka bir şey yapamazmış gibi…
Tel dolapta peynir olacaktı. Yer misiniz?
Ne diyordu Nietzsche: 'işte ben tam bu noktada 'bu ülke giderek bir akıl hastanesine dönüşüyor' cümlesini kurdum. Sonrasını Elizabeth'e soruver de anlatsın yeğenim.'
ismail kılıçarslan
tanım: türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanıdır.
Doğrusu, Hürriyet'in algıyı oluşturup sonra derhal sildiği o manşeti görür görmez kendi kendime 'yuh artık, yok artık. Birinin etmediği bir sözü etmiş gibi haber yapmanın da bir şekli var. Hepimizi aptal yerine koymanın da bir sınırı var' dedim. Meğer yokmuş.
Yokmuş, çünkü bu habere derhal inanan binlerce, on binlerce sosyal medya hesabı gördüm dakikalar içerisinde.
Sonra olaylar şöyle devam etti:
Cumhurbaşkanı'nın etmediği sözler üzerinden yapılan haber, muazzam bir algı fırtınasına dönüştürüldü. Dağlıca'daki hain baskını PKK yapmamış da bizatihi Erdoğan yapmış gibi bir hava estirildi. Zaten 'bu olan bitenler hep AK Parti 400 vekil çıkaramadı diye oldu' cümlesine inandırılmış bir kitle, Dağlıca baskınının da 'normal' hatta 'AK Parti ve Erdoğan tarafından planlanmış bir eylem' olduğuna ikna edilmeye çalışıldı. Dağlıca'da, PKK denilen alçaklık organizasyonunun yaptığı baskın derhal ikinci plana itildi özenle ve toplumun önüne o dolma yeniden servis edildi: 'Bu Erdoğan diktatör.'
işte bu noktada, Hürriyet'in yaptığı algı operasyonunu içine sindiremeyen 200 kadar insan, gazete binasının önüne giderek protesto gösterisi düzenlediler. Yapmamaları gereken bir şey yapıp, gazetenin bir iki kapısını ve birkaç camını da kırdılar. Gerçi, adliyeye girip savcı şehit edenlere 'eylemci' diyebilen insanları bünyesinde barındıran Doğan Medya Grubu'nun böylesi basit bir olayı 'demokraside böyle şeyler olur. Eylemci arkadaşların camımızı kırmaları çok yanlıştı' türünden bir açıklama ile karşılamasını beklerdim, ama öyle olmadı. Hatta bir ara, 'belki buradan bir Gezi daha fışkırabilir' diyerek gaza gelen bir Doğan Medya insanı 'içeriye giriyorlar' falan bile yazdı sosyal medyada; ama meselenin öyle olmadığı çok kısa sürede anlaşıldı.
Diğer yandan, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı ve AK Parti'nin iktidarı bitsin diye artık kimin kiminle ittifak ettiği belli olmayan güzel ülkemizde bir önemsiz gelişme daha yaşandı. Today's Zaman ve Meydan gazetesi yazarı ihsan Yılmaz sosyal medyada 'muhalif herkes; yazar, aydın, gazeteci, akademisyen, siyasetçi v.s Hürriyet'e destek ziyaretine gitmelidir. Bir an önce ve herkes! Lütfen!' yazdı. Valla ne yalan söyleyeyim. ilerleyen saatlerde bir takım ablaları ellerinde cevşenlerle Hürriyet gazetesinin önünde görmeyi umut ettim. 'Okçular tepesi' deyip bir bankanın, 'altın bilmem ne' deyip bir holdingin önünde cevşen okuyan bir gruptan '411 el kaosa kalktı', 'gerekirse silah bile kullanırız' ya da 'tank sesleri' manşetlerini atan Hürriyet'e de bir mazlumiyet, bir mağduriyet izafe etmelerini niçin beklemeyelim ki?
Ve olayların finali:
Kendiliğinden toplanan kalabalığı sakinleştirmek, herhangi bir taşkınlığa mahal vermemek için, sorumluluk alarak, derhal Hürriyet Gazetesi'nin önüne giden ve burada ortamın sükûnet bulmasını sağlayan AK Parti milletvekili ve AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Abdurrahim Boynukalın, bizatihi Hürriyet tarafından hedef tahtasına konulmaya çalışıldı.
Ekranında saz çaldırdığı adamın ellerindeki kanı gizlemeye ant içmiş, söylenmeyen sözler üzerinden aşağılık bir algı oyunu oynamaktan çekinmeyen, Dağlıca'daki alçak pusuyu bile birilerinin lehine karartmaya çalışan o bulanık, o karanlık yapı, gözünü kolay lokma sandığı bir isme, Boynukalın'a dikti. Sanki o lokma boğazlarına yumruk olup takılmazmış, sanki Abdurrahim Boynukalın ve ona benzeyen milyonlarca insan dişlerini sıkmaktan başka bir şey yapamazmış gibi…
Tel dolapta peynir olacaktı. Yer misiniz?
Ne diyordu Nietzsche: 'işte ben tam bu noktada 'bu ülke giderek bir akıl hastanesine dönüşüyor' cümlesini kurdum. Sonrasını Elizabeth'e soruver de anlatsın yeğenim.'
ismail kılıçarslan
tanım: türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar