bugün
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı13
- ilk sıra arkadaşınız ne yapıyor5
- kale3112'nin çalıştığı binaya saldırı düzenlemek6
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- nasıl açık oylarız4
- fon vurgununu eleştiren imama erişim engeli4
- emecek bor çift göğüs bile bulamamak7
- gece gelen yemek yapma isteği3
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- gece 2 de yatıp sabah 6 da kalkmak3
- trafikte korna çalmanın işlevi7
- terhis oluyorum sözlük21
- bizde arkadaşın karısına yanlış olmaz4
- gecenin şarkısı4
- kombiler açıldı mı arkadaşlar8
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak12
- 20078
- damar patlatan hemşire uyuzluğu2
- en güzel geçen yıllar4
- tablacı köftesi3
- levent yüksel4
- gece vardiyası yazarlar3
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından6
- sözlükten buluştuğu kızın göğüslerini çalan adam5
- yalnız kalma lüksü2
- sözlüğe nasıl başladınız2
- tek başına kafede kahve içmek2
- olgun erkek vs şakacı erkek3
- vajinanın tatsız tuzsuz olması6
- akıllı telefon kullanan erkek9
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi6
- yersiz şaka2
- fm27 takım önerileri2
- camilerdeki ayak kokusu11
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi12
- öbür sözlükte sözlüğümüzü karalayan karaktersz3
- deveciolpeyy4
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- münafık11
- victor osimhen9
- 20053
- memeniz açık kalmış2
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- sevişirken video kaydı yapmak3
- aponun villası5
- psikiyatri kliniği3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı6
bir yazı okudum hayatım değişti derler ya , işte aynen öyle. Şu yazıyı okuyunca, sanki birileri halime acıdı da bunu yazdı dedim resmen.
Mutlaka okuyun ve düşünün. tüketmenin sonu yok,anlayacaksınız ne demek istediğimi.
http://onedio.com/haber/m...meniz-icin-21-adim-538830
O kadar bunaltıcı, yorucu şey var ki hayatımızda.evlerimizde. Farkında bile olmuyoruz.
Kendi hikayemi anlatayım özetle,
eşya bağımlısıyım ben, (Bağımlısıydım daha doğrusu artık değilim, umarım bi daha da olmam)
hiç bir şeyi atmaya kıyamam, hatıra diye saklarım. Sinema biletleri, konser biletleri, müze broşürleri, sadece kalabalık yapan hiç bir işlevi olmayan magnetler biriktirirdim. gittiğim her şehirden minimum 2 kupa, 4 bardak altılığı, bir anahlarlık, 5 kartpostal, bir bez çanta falan alırdım. Niye? Hatıra olsun diye... O kadar gerizekalıca bir hareketmiş ki, şimdi şimdi aydım. Sadece para tuzağı ve kalabalık.
Bitmiş parfüm şişelerini bile atmaz dolabımın içinde saklardım, koku versin az biraz diye.
Ucuz bulup aldığım, iki kere giyip bir kenara attığım t-shirtler, belki tekrar okurum diye sakladığım dergiler, vermeye kıyamadığım ama giymediğim ayakkabılar, montlar, dönem modası olduğu için alınmış saçma sapan çantalar.
Bunlara ek olarak çok titizimdir de, eşyalarıma çok düşkünümdür. Haftada bir günümü mutlaka eşyalarımın ve evimin temizliği için ayırırım.
Bir gün bir baktım, dolap indidirip yerleştirmekten canım çıkıyor ben farkında değilim.
Öğrencilik yıllarımda yurtta kaldım, isterdim ki her şeyim yanımda olsun. Her yerde evimde gibi hissedeyim, hiç bir şeyim eksik olmasın. Ömrüm boyumdan büyük bavulları 4 kat yukarı süürklemeyle geçti. Şimdi düşünüyorum da ne kadar salakmışım.
Eşya o kadar sinsi bir şey ki, siz hiç farkında olmadan öyle bir dolduruyor ki dolapları, çekmeceleri hatta yetmeyince ortadaki boş alanı... neredeyse bana yer kalmamış zaten küçücük olan 1+1 evimde.
Bir yerin tozunu almak işkence olmuştu, oyuncak arabaları, kar kürelerini kaldır, tozlarını al , sonra geri yerleştir.
Makinalarca çamaşır yıka, as , kurut, ütüle , yerleştir.
Farkettim ki, ben yaşamımın %50sini bunlar için harcıyorum.
Hayır bir de takıntılıyım, mesela çalışmaya başlicam, isterim ki ortalık bal dök yala olsun.
misafir gelecek evime, 2 gün öncesinden başlarım temizlemeye...
eee nolcak böyle, bunun sonu yok ki...
Derken, bu yazı çıktı karşıma bir yerde. ilk okuduğumda bir durdum gerçekten. sonra tekrar tekrar okudum.Daha sonra 1 hafta boyunca her gün okudum, Ki öyle, "okudum ama orada kaldı, uygulayamadım" olmasın.iyice kafama işlesin. idrak edeyim.
Oturdum bir haftasonu, evde gereksiz ne kadar cam,tabak, bardak vs varsa hepsini sokaktaki geri dönüşüme attım.
Dergileri de aynı şekilde.
Kıyafetlerimi ayıkladım, malum önümüz kış, ne kadar mont kazak, bot varsa artık giymediğim ama hala kullanılır durumda olan, hepsini bir çantaya doldurdum, kapının önüne koydum temiz bir şekilde. ihtiyacı olan biri alacaktır muhakkak.
Eski görünen t-shirt,çorap vs onları da H&m'e götürdüm, geri dönüşüm kapsamında alıyorlarlar.
En zoru benim için, bilet kartpostal magnet vs gibi ıvır zıvır sözümona koleksiyonumdam, oyuncaklarımdan kurtulmak oldu. Çünkü çoğu manevi bir şeyler hatırlatan, güzel naları çağrıştıran şeyler.ama gözümü karartıp atıverdim onları da jumbo boy bir çöp torbasıyla.
Dünya varmış gerçekten, ferah ferah...
yani uzun lafın kısası, Eşyaya bağlanmayın. Çok nankör ve sinsi bir şey, sizi ele geçiriyor bir şekilde.
Hem paranızı ,hem zamanınızı hem de zihninizi harcıyor.
Hiç gerek yok, ilerde bakıp "aaaa evet bu filme şu filme gitmiştim" demek için bileti saklamaya lüzum yok,
Gittiğiniz ve çok sevdiğiniz bir şehri size hatırlatsın diye tanesi 3 eurodan 2 tane magnet almanın hele hiç gereği yok. O şehir sizde yer ettiyse zaten hep anılarınızda olacaktır.
Kıyafet konusuna girmiyorum bile. Tüketmenin sonu yok.
Az olsun, Öz olsun.
Sadelik en yüksek gelişmişlik düzeyidir.
Ve az aslında çoktur.
Mutlaka okuyun ve düşünün. tüketmenin sonu yok,anlayacaksınız ne demek istediğimi.
http://onedio.com/haber/m...meniz-icin-21-adim-538830
O kadar bunaltıcı, yorucu şey var ki hayatımızda.evlerimizde. Farkında bile olmuyoruz.
Kendi hikayemi anlatayım özetle,
eşya bağımlısıyım ben, (Bağımlısıydım daha doğrusu artık değilim, umarım bi daha da olmam)
hiç bir şeyi atmaya kıyamam, hatıra diye saklarım. Sinema biletleri, konser biletleri, müze broşürleri, sadece kalabalık yapan hiç bir işlevi olmayan magnetler biriktirirdim. gittiğim her şehirden minimum 2 kupa, 4 bardak altılığı, bir anahlarlık, 5 kartpostal, bir bez çanta falan alırdım. Niye? Hatıra olsun diye... O kadar gerizekalıca bir hareketmiş ki, şimdi şimdi aydım. Sadece para tuzağı ve kalabalık.
Bitmiş parfüm şişelerini bile atmaz dolabımın içinde saklardım, koku versin az biraz diye.
Ucuz bulup aldığım, iki kere giyip bir kenara attığım t-shirtler, belki tekrar okurum diye sakladığım dergiler, vermeye kıyamadığım ama giymediğim ayakkabılar, montlar, dönem modası olduğu için alınmış saçma sapan çantalar.
Bunlara ek olarak çok titizimdir de, eşyalarıma çok düşkünümdür. Haftada bir günümü mutlaka eşyalarımın ve evimin temizliği için ayırırım.
Bir gün bir baktım, dolap indidirip yerleştirmekten canım çıkıyor ben farkında değilim.
Öğrencilik yıllarımda yurtta kaldım, isterdim ki her şeyim yanımda olsun. Her yerde evimde gibi hissedeyim, hiç bir şeyim eksik olmasın. Ömrüm boyumdan büyük bavulları 4 kat yukarı süürklemeyle geçti. Şimdi düşünüyorum da ne kadar salakmışım.
Eşya o kadar sinsi bir şey ki, siz hiç farkında olmadan öyle bir dolduruyor ki dolapları, çekmeceleri hatta yetmeyince ortadaki boş alanı... neredeyse bana yer kalmamış zaten küçücük olan 1+1 evimde.
Bir yerin tozunu almak işkence olmuştu, oyuncak arabaları, kar kürelerini kaldır, tozlarını al , sonra geri yerleştir.
Makinalarca çamaşır yıka, as , kurut, ütüle , yerleştir.
Farkettim ki, ben yaşamımın %50sini bunlar için harcıyorum.
Hayır bir de takıntılıyım, mesela çalışmaya başlicam, isterim ki ortalık bal dök yala olsun.
misafir gelecek evime, 2 gün öncesinden başlarım temizlemeye...
eee nolcak böyle, bunun sonu yok ki...
Derken, bu yazı çıktı karşıma bir yerde. ilk okuduğumda bir durdum gerçekten. sonra tekrar tekrar okudum.Daha sonra 1 hafta boyunca her gün okudum, Ki öyle, "okudum ama orada kaldı, uygulayamadım" olmasın.iyice kafama işlesin. idrak edeyim.
Oturdum bir haftasonu, evde gereksiz ne kadar cam,tabak, bardak vs varsa hepsini sokaktaki geri dönüşüme attım.
Dergileri de aynı şekilde.
Kıyafetlerimi ayıkladım, malum önümüz kış, ne kadar mont kazak, bot varsa artık giymediğim ama hala kullanılır durumda olan, hepsini bir çantaya doldurdum, kapının önüne koydum temiz bir şekilde. ihtiyacı olan biri alacaktır muhakkak.
Eski görünen t-shirt,çorap vs onları da H&m'e götürdüm, geri dönüşüm kapsamında alıyorlarlar.
En zoru benim için, bilet kartpostal magnet vs gibi ıvır zıvır sözümona koleksiyonumdam, oyuncaklarımdan kurtulmak oldu. Çünkü çoğu manevi bir şeyler hatırlatan, güzel naları çağrıştıran şeyler.ama gözümü karartıp atıverdim onları da jumbo boy bir çöp torbasıyla.
Dünya varmış gerçekten, ferah ferah...
yani uzun lafın kısası, Eşyaya bağlanmayın. Çok nankör ve sinsi bir şey, sizi ele geçiriyor bir şekilde.
Hem paranızı ,hem zamanınızı hem de zihninizi harcıyor.
Hiç gerek yok, ilerde bakıp "aaaa evet bu filme şu filme gitmiştim" demek için bileti saklamaya lüzum yok,
Gittiğiniz ve çok sevdiğiniz bir şehri size hatırlatsın diye tanesi 3 eurodan 2 tane magnet almanın hele hiç gereği yok. O şehir sizde yer ettiyse zaten hep anılarınızda olacaktır.
Kıyafet konusuna girmiyorum bile. Tüketmenin sonu yok.
Az olsun, Öz olsun.
Sadelik en yüksek gelişmişlik düzeyidir.
Ve az aslında çoktur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com