bugün
- herkes yatmış görünüyor3
- manifest dinleyen erkek11
- aşk acısı çekiyorum sözlük21
- eğitimde sınav sistemi2
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması10
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor3
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi7
- sudekiray'ın 18000 entry kutlaması4
- sudekiray3
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- komik olmayan komedyen2
- kız arkadaşın 4 gündür mesaj atmaması4
- evlenilmeyecek 4 erkek11
- berrak tüzünataç3
- sözlük yazarlarının kıro olmaları7
- fahriye evcen3
- ilk buluşmada öpmeye çalışan kız3
- mesele ne senin benden ayrılman3
- mohamed salah ghaly13
- türkiye7
- aykolik'in iyi bir yazar olması5
- lahmacun yiyen insan kırodur4
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- yaz yemekleri5
- taşak sütyeni2
- gulmekicinyaratilmis11
- scooter'a 6 kişi binmek5
- taksici muhabbeti5
- insan zamandan ibarettir3
- tofaş2
- spiderman mi döver batman mi5
- trabzonspor7
- mauro icardi3
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay10
- gocu4
- adını yoldaki taşlara yazdım4
- stres yönetimi6
- birleşik krallık3
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- arkadaşlar ben güzel miyim6
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- doğuda yaşayan yazarlar5
- elalem ne der4
- almanya5
- ispanya7
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
- petrol4
- gocu bay bey birader3
- dost2
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
bir yazı okudum hayatım değişti derler ya , işte aynen öyle. Şu yazıyı okuyunca, sanki birileri halime acıdı da bunu yazdı dedim resmen.
Mutlaka okuyun ve düşünün. tüketmenin sonu yok,anlayacaksınız ne demek istediğimi.
http://onedio.com/haber/m...meniz-icin-21-adim-538830
O kadar bunaltıcı, yorucu şey var ki hayatımızda.evlerimizde. Farkında bile olmuyoruz.
Kendi hikayemi anlatayım özetle,
eşya bağımlısıyım ben, (Bağımlısıydım daha doğrusu artık değilim, umarım bi daha da olmam)
hiç bir şeyi atmaya kıyamam, hatıra diye saklarım. Sinema biletleri, konser biletleri, müze broşürleri, sadece kalabalık yapan hiç bir işlevi olmayan magnetler biriktirirdim. gittiğim her şehirden minimum 2 kupa, 4 bardak altılığı, bir anahlarlık, 5 kartpostal, bir bez çanta falan alırdım. Niye? Hatıra olsun diye... O kadar gerizekalıca bir hareketmiş ki, şimdi şimdi aydım. Sadece para tuzağı ve kalabalık.
Bitmiş parfüm şişelerini bile atmaz dolabımın içinde saklardım, koku versin az biraz diye.
Ucuz bulup aldığım, iki kere giyip bir kenara attığım t-shirtler, belki tekrar okurum diye sakladığım dergiler, vermeye kıyamadığım ama giymediğim ayakkabılar, montlar, dönem modası olduğu için alınmış saçma sapan çantalar.
Bunlara ek olarak çok titizimdir de, eşyalarıma çok düşkünümdür. Haftada bir günümü mutlaka eşyalarımın ve evimin temizliği için ayırırım.
Bir gün bir baktım, dolap indidirip yerleştirmekten canım çıkıyor ben farkında değilim.
Öğrencilik yıllarımda yurtta kaldım, isterdim ki her şeyim yanımda olsun. Her yerde evimde gibi hissedeyim, hiç bir şeyim eksik olmasın. Ömrüm boyumdan büyük bavulları 4 kat yukarı süürklemeyle geçti. Şimdi düşünüyorum da ne kadar salakmışım.
Eşya o kadar sinsi bir şey ki, siz hiç farkında olmadan öyle bir dolduruyor ki dolapları, çekmeceleri hatta yetmeyince ortadaki boş alanı... neredeyse bana yer kalmamış zaten küçücük olan 1+1 evimde.
Bir yerin tozunu almak işkence olmuştu, oyuncak arabaları, kar kürelerini kaldır, tozlarını al , sonra geri yerleştir.
Makinalarca çamaşır yıka, as , kurut, ütüle , yerleştir.
Farkettim ki, ben yaşamımın %50sini bunlar için harcıyorum.
Hayır bir de takıntılıyım, mesela çalışmaya başlicam, isterim ki ortalık bal dök yala olsun.
misafir gelecek evime, 2 gün öncesinden başlarım temizlemeye...
eee nolcak böyle, bunun sonu yok ki...
Derken, bu yazı çıktı karşıma bir yerde. ilk okuduğumda bir durdum gerçekten. sonra tekrar tekrar okudum.Daha sonra 1 hafta boyunca her gün okudum, Ki öyle, "okudum ama orada kaldı, uygulayamadım" olmasın.iyice kafama işlesin. idrak edeyim.
Oturdum bir haftasonu, evde gereksiz ne kadar cam,tabak, bardak vs varsa hepsini sokaktaki geri dönüşüme attım.
Dergileri de aynı şekilde.
Kıyafetlerimi ayıkladım, malum önümüz kış, ne kadar mont kazak, bot varsa artık giymediğim ama hala kullanılır durumda olan, hepsini bir çantaya doldurdum, kapının önüne koydum temiz bir şekilde. ihtiyacı olan biri alacaktır muhakkak.
Eski görünen t-shirt,çorap vs onları da H&m'e götürdüm, geri dönüşüm kapsamında alıyorlarlar.
En zoru benim için, bilet kartpostal magnet vs gibi ıvır zıvır sözümona koleksiyonumdam, oyuncaklarımdan kurtulmak oldu. Çünkü çoğu manevi bir şeyler hatırlatan, güzel naları çağrıştıran şeyler.ama gözümü karartıp atıverdim onları da jumbo boy bir çöp torbasıyla.
Dünya varmış gerçekten, ferah ferah...
yani uzun lafın kısası, Eşyaya bağlanmayın. Çok nankör ve sinsi bir şey, sizi ele geçiriyor bir şekilde.
Hem paranızı ,hem zamanınızı hem de zihninizi harcıyor.
Hiç gerek yok, ilerde bakıp "aaaa evet bu filme şu filme gitmiştim" demek için bileti saklamaya lüzum yok,
Gittiğiniz ve çok sevdiğiniz bir şehri size hatırlatsın diye tanesi 3 eurodan 2 tane magnet almanın hele hiç gereği yok. O şehir sizde yer ettiyse zaten hep anılarınızda olacaktır.
Kıyafet konusuna girmiyorum bile. Tüketmenin sonu yok.
Az olsun, Öz olsun.
Sadelik en yüksek gelişmişlik düzeyidir.
Ve az aslında çoktur.
Mutlaka okuyun ve düşünün. tüketmenin sonu yok,anlayacaksınız ne demek istediğimi.
http://onedio.com/haber/m...meniz-icin-21-adim-538830
O kadar bunaltıcı, yorucu şey var ki hayatımızda.evlerimizde. Farkında bile olmuyoruz.
Kendi hikayemi anlatayım özetle,
eşya bağımlısıyım ben, (Bağımlısıydım daha doğrusu artık değilim, umarım bi daha da olmam)
hiç bir şeyi atmaya kıyamam, hatıra diye saklarım. Sinema biletleri, konser biletleri, müze broşürleri, sadece kalabalık yapan hiç bir işlevi olmayan magnetler biriktirirdim. gittiğim her şehirden minimum 2 kupa, 4 bardak altılığı, bir anahlarlık, 5 kartpostal, bir bez çanta falan alırdım. Niye? Hatıra olsun diye... O kadar gerizekalıca bir hareketmiş ki, şimdi şimdi aydım. Sadece para tuzağı ve kalabalık.
Bitmiş parfüm şişelerini bile atmaz dolabımın içinde saklardım, koku versin az biraz diye.
Ucuz bulup aldığım, iki kere giyip bir kenara attığım t-shirtler, belki tekrar okurum diye sakladığım dergiler, vermeye kıyamadığım ama giymediğim ayakkabılar, montlar, dönem modası olduğu için alınmış saçma sapan çantalar.
Bunlara ek olarak çok titizimdir de, eşyalarıma çok düşkünümdür. Haftada bir günümü mutlaka eşyalarımın ve evimin temizliği için ayırırım.
Bir gün bir baktım, dolap indidirip yerleştirmekten canım çıkıyor ben farkında değilim.
Öğrencilik yıllarımda yurtta kaldım, isterdim ki her şeyim yanımda olsun. Her yerde evimde gibi hissedeyim, hiç bir şeyim eksik olmasın. Ömrüm boyumdan büyük bavulları 4 kat yukarı süürklemeyle geçti. Şimdi düşünüyorum da ne kadar salakmışım.
Eşya o kadar sinsi bir şey ki, siz hiç farkında olmadan öyle bir dolduruyor ki dolapları, çekmeceleri hatta yetmeyince ortadaki boş alanı... neredeyse bana yer kalmamış zaten küçücük olan 1+1 evimde.
Bir yerin tozunu almak işkence olmuştu, oyuncak arabaları, kar kürelerini kaldır, tozlarını al , sonra geri yerleştir.
Makinalarca çamaşır yıka, as , kurut, ütüle , yerleştir.
Farkettim ki, ben yaşamımın %50sini bunlar için harcıyorum.
Hayır bir de takıntılıyım, mesela çalışmaya başlicam, isterim ki ortalık bal dök yala olsun.
misafir gelecek evime, 2 gün öncesinden başlarım temizlemeye...
eee nolcak böyle, bunun sonu yok ki...
Derken, bu yazı çıktı karşıma bir yerde. ilk okuduğumda bir durdum gerçekten. sonra tekrar tekrar okudum.Daha sonra 1 hafta boyunca her gün okudum, Ki öyle, "okudum ama orada kaldı, uygulayamadım" olmasın.iyice kafama işlesin. idrak edeyim.
Oturdum bir haftasonu, evde gereksiz ne kadar cam,tabak, bardak vs varsa hepsini sokaktaki geri dönüşüme attım.
Dergileri de aynı şekilde.
Kıyafetlerimi ayıkladım, malum önümüz kış, ne kadar mont kazak, bot varsa artık giymediğim ama hala kullanılır durumda olan, hepsini bir çantaya doldurdum, kapının önüne koydum temiz bir şekilde. ihtiyacı olan biri alacaktır muhakkak.
Eski görünen t-shirt,çorap vs onları da H&m'e götürdüm, geri dönüşüm kapsamında alıyorlarlar.
En zoru benim için, bilet kartpostal magnet vs gibi ıvır zıvır sözümona koleksiyonumdam, oyuncaklarımdan kurtulmak oldu. Çünkü çoğu manevi bir şeyler hatırlatan, güzel naları çağrıştıran şeyler.ama gözümü karartıp atıverdim onları da jumbo boy bir çöp torbasıyla.
Dünya varmış gerçekten, ferah ferah...
yani uzun lafın kısası, Eşyaya bağlanmayın. Çok nankör ve sinsi bir şey, sizi ele geçiriyor bir şekilde.
Hem paranızı ,hem zamanınızı hem de zihninizi harcıyor.
Hiç gerek yok, ilerde bakıp "aaaa evet bu filme şu filme gitmiştim" demek için bileti saklamaya lüzum yok,
Gittiğiniz ve çok sevdiğiniz bir şehri size hatırlatsın diye tanesi 3 eurodan 2 tane magnet almanın hele hiç gereği yok. O şehir sizde yer ettiyse zaten hep anılarınızda olacaktır.
Kıyafet konusuna girmiyorum bile. Tüketmenin sonu yok.
Az olsun, Öz olsun.
Sadelik en yüksek gelişmişlik düzeyidir.
Ve az aslında çoktur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar