bugün
- kolye76
- aslan15
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver5
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- sözlük obezlerinin fotoğrafları11
- odanız sade mi olsun yaratıcı mı4
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- fransa5
- futbol18
- evi ev yapan şeyler14
- sarı teker kim sorunsalı7
- bugün sözlüğün sakin olması4
- queen ravenna'nın kutsal büyücülük kitabı3
- ankara8
- papatya5
- nervio'nun arkadaşının eline asık olmak5
- fenerbahçe18
- almanya10
- evrim2
- fc barcelona4
- ona bir şey söyle9
- bileklik19
- yalnızlık ömür boyu4
- çehrenin duygularla değişmesi2
- elektrik kesintisi2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- jeffrey epstein6
- anadolu çomarları7
- türkiye18
- benzin2
- galatasaray19
- true bey birader birader beydir2
- bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip7
- alanyaspor2
- anın görüntüsü21
- çalışmak isteyen bağyan kişilik4
- sözlük bitmiş arkadaşlar4
- uzun yola gitmeyi özlemek3
- tır şoförü olmayı istemek13
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun9
- beşiktaş17
- kedi9
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması4
- süper lig7
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- oyun2
- kim kimi neden sevmiyor14
- ebru gündeş2
- yogartiksen39
"Onu ya bana verirsin ya da denize atarsın. Yanında götürmene izin yok!" dedi rıhtımda dikilen asker, Rusça. Omzuna astığı tüfeğinin kayışını gevşetmiş, karşısındaki genç delikanlının bir yanlış yapmasını bekliyordu.
Genç Çerkes gümüş işlemeli kamasının sapına öyle sarıldı ki, ikiz zirvesi buz tutmuş Elbruz yerinden oynasa bırakmazdı onu. Babasından yadigardı o kama. Ona da dedesinden kalmıştı. Mansur'un peşinden giderken dedesi, Şamil'in yanında savaşırken kendisi taşımıştı. Onuru söz konusu olmadıkça kurtulmazdı kınından.
Ama şimdi basit bir asker, bir işgalci Rus neferi ondan kamasını teslim etmesini emrediyordu.
Kamayı yavaşça sıyırdı. Güneşin ışıklarını yakalayan usta işi çeliği ölüm kadar, sürgün kadar soğuk bir ateşle parladı.
Bir an için, kısa bir an için kanında o deli ateş yandı. Vatanını, evini gasp eden bu adamlara haddini bildirmek istedi. Kapanmaya başlayan savaş yaraları umurunda değildi. Kara kaşlarının altında yatan yeşil gözleri alevlendi. Kaması belindeydi, onu savuracak bir omzu hala sağlamdı. Kamasından da keskin yüreği hala göğsünde çarpıyordu. Bir savaşçı daha ne isteyebilirdi ki?
Rus askeri omzundan tüfeğini indirdi. Elinde, ucunda kan lekeli bir süngü takılmış tüfeği olmasına rağmen, karşısında sadece kamasına sarılmış bir Çerkes gazisi olmasına rağmen üç adım geri çekildi. Çünkü o bakışı iyi bilirdi. Bu "dağlıların" kanlarında yanan, bir türlü söndüremedikleri ateşin iziydi o gözlerdeki ışık.
Çerkes gazisinin dikkatini bir ağlama sesi böldü. Kundaktaki kızının sesiydi o. Babasının huzursuzluğunu mu hissetmişti, yoksa yine açlıktan mı ağlıyordu? Genç Çerkes'in bu soruya bir cevabı yoktu. Ama aklını bir an çelen o soruya cevap bulmuştu. Kamayı tamamen kınından kurtardı. Rus askerinin tüfeği ona doğrultmasına aldırış etmedi. Parlayan güneşin altında son kez onuruna, gururuna, ata mirasına baktı. Ve Karadeniz'in soğuk, tuzlu sularına kamasını gömdü. Deniz kamayı bağrına kabul etti. Pek çoklarını ettiği gibi...
Genç Çerkes kucağında kızıyla bekleyen karısının yanına gitti. Karısı yaşlı gözlerle ona baktı. "Geri dönecek miyiz dersin?"
Elbruz'un gururlu tepelerine baktı Çerkes genci. Ve yalan söyledi. "Elbette. Elbette geri döneceğiz."
Kadın gözlerinin yaşını sildi. Genç adam iki parça küçük bohçadan oluşan yüklerini sırtladı ve daha şimdiden dolmuş olan gemiye bindiler.
Genç adam güverteden son bir kez güzel vatanına baktı. Onun bağrında şehit düşmüş dedesi, babası, kardeşleri, kardeşleri gibi sevdiği silah arkadaşları yatıyordu. Gözlerinde yine o yeşil ateş yanmaya başladı. Ve işte o zaman yalan söylemediğini anladı".
Genç Çerkes gümüş işlemeli kamasının sapına öyle sarıldı ki, ikiz zirvesi buz tutmuş Elbruz yerinden oynasa bırakmazdı onu. Babasından yadigardı o kama. Ona da dedesinden kalmıştı. Mansur'un peşinden giderken dedesi, Şamil'in yanında savaşırken kendisi taşımıştı. Onuru söz konusu olmadıkça kurtulmazdı kınından.
Ama şimdi basit bir asker, bir işgalci Rus neferi ondan kamasını teslim etmesini emrediyordu.
Kamayı yavaşça sıyırdı. Güneşin ışıklarını yakalayan usta işi çeliği ölüm kadar, sürgün kadar soğuk bir ateşle parladı.
Bir an için, kısa bir an için kanında o deli ateş yandı. Vatanını, evini gasp eden bu adamlara haddini bildirmek istedi. Kapanmaya başlayan savaş yaraları umurunda değildi. Kara kaşlarının altında yatan yeşil gözleri alevlendi. Kaması belindeydi, onu savuracak bir omzu hala sağlamdı. Kamasından da keskin yüreği hala göğsünde çarpıyordu. Bir savaşçı daha ne isteyebilirdi ki?
Rus askeri omzundan tüfeğini indirdi. Elinde, ucunda kan lekeli bir süngü takılmış tüfeği olmasına rağmen, karşısında sadece kamasına sarılmış bir Çerkes gazisi olmasına rağmen üç adım geri çekildi. Çünkü o bakışı iyi bilirdi. Bu "dağlıların" kanlarında yanan, bir türlü söndüremedikleri ateşin iziydi o gözlerdeki ışık.
Çerkes gazisinin dikkatini bir ağlama sesi böldü. Kundaktaki kızının sesiydi o. Babasının huzursuzluğunu mu hissetmişti, yoksa yine açlıktan mı ağlıyordu? Genç Çerkes'in bu soruya bir cevabı yoktu. Ama aklını bir an çelen o soruya cevap bulmuştu. Kamayı tamamen kınından kurtardı. Rus askerinin tüfeği ona doğrultmasına aldırış etmedi. Parlayan güneşin altında son kez onuruna, gururuna, ata mirasına baktı. Ve Karadeniz'in soğuk, tuzlu sularına kamasını gömdü. Deniz kamayı bağrına kabul etti. Pek çoklarını ettiği gibi...
Genç Çerkes kucağında kızıyla bekleyen karısının yanına gitti. Karısı yaşlı gözlerle ona baktı. "Geri dönecek miyiz dersin?"
Elbruz'un gururlu tepelerine baktı Çerkes genci. Ve yalan söyledi. "Elbette. Elbette geri döneceğiz."
Kadın gözlerinin yaşını sildi. Genç adam iki parça küçük bohçadan oluşan yüklerini sırtladı ve daha şimdiden dolmuş olan gemiye bindiler.
Genç adam güverteden son bir kez güzel vatanına baktı. Onun bağrında şehit düşmüş dedesi, babası, kardeşleri, kardeşleri gibi sevdiği silah arkadaşları yatıyordu. Gözlerinde yine o yeşil ateş yanmaya başladı. Ve işte o zaman yalan söylemediğini anladı".
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar