bugün
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- pankek yiyen erkek6
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- uçum'un 16 nisan 2028 seçim önerisi2
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı4
- iskilipli atıf hoca3
- sözlük kürdü54
- ben tevratı da okudum incili de12
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- traş olmaya üşenmek7
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- ismail kartal19
- damat tıraşı4
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- muhteşem yüzyıl kösem3
- 6 yaşındaki kızını satan anne7
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- volkswagen passat9
- ahmet nazif zorlu3
- arkadaşlar naber ya4
- şöyle tüysüz bir şeftali olsa da2
- türkiyeli kahvesi8
- klozette borudan fare gelecek korkusu5
- millette manyak para var13
- cadılar bayramını kutlayan erkek5
- 20073
- escort ile para kavgası4
- şanzıman ustası4
- 30 liraya satılan tavuk döner10
- yahuda işkariyot3
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- en tehlikeli insanlar neden en sevilenlerdir3
- allah5
- eski sevgiliyi cadılar bayramı kutlarken görmek3
- bencil ve kendini beğenmiş rezil4
- cop315
- simit ayran3
- türkler bize sözlük kurmak zorunda5
- zenginin çocuğu olaydım yiyip yataydım düşüncesi3
- 007 tarzı entry girmek3
- charm2
birbiriyle sürekli mücadele ve çekişme içinde olan çifte verilen genel isimdir.
evet aynen öyle...sürekli mücadele, çekişme, kavgalar, tartışmalar, tripler, ayrılmalar, tekrar barışmalar...
evlilik niyetiyle görüşüp tanışmak isteyen biri olarak bile bu "sevgililik" durumundan ürküyorum. öyle ki bu gidişle birini tanımadan nasıl evlilik kararı alınır onu da bilmiyorum.
etrafımdaki arkadaşlarım hep nişanlandı, evlendi. sevgililik denen süreçleri çoktan tamamladılar. ben hâlâ bu sürece bile gelemedim. korkuyorum çünkü...anlayışlı, karşıdakine güvenen birine denk gelemem diye korkuyorum.
sürekli saçma salak şeylerin tartışmasını yapmak zorunda mıyım? bakkala dahi gitsem sürekli açıklama yapmak zorunda mıyım? yüz yüze görüşmediğimiz zamanda bile günde 4-5 saat telefon, internet aracılığıyla görüşmek zorunda mıyım? sürekli mesajlaşmak durumunda mıyım? telefon sevmeyen biri olarak sürekli telefonun ekranına bakmak zorunda mıyım? telefona bağlı yaşamalı mıyım? "telefonla pek haşır neşir değilim" dediğimde karşıdaki tarafından "benden bir şeyler gizliyor, beni kesin aldatıyor" diye düşünülür müyüm? karşıdaki erkeği aldatmak fikri aklıma bile gelmez halbuki. şükürler olsun; inançlı, vicdanlı biriyim.
ben öyle her şeyi sevgiliden gelsin diye bekleyenlerden de değilim. çantamı, ayakkabımı, makyaj malzemelerimi aldırmam yani adama...ya da bazıları gibi telefon bilgisayar gibi pahalı hediyeler alsa da kabul de et-mem. ya da "bana şunu alsana aşkım" demem mesela. eşim değil niye kabul edeyim onun pahalı hediyelerini...daha henüz aileler de tanışmadıysa eğer bir de...
merak ettiğim bir diğer soru...bu sevgililik sürecinde "kendi kazancımla" "kendime aldığım" bir şeyin dahi hesabını vermek zorunda mıyım? ben açıklama yaparım gene sorun yok, ama sürekli karşıdakini kendine inandırmak ve ikna etmek için her şeyi açıklamak...
şaka maka...sevgililer birbirinin ömründen ömrü götürüyor. bu yüzden çok korkuyorum. saçma salak tartışmaların, triplerin müsebbipi olmak istemiyorum. ama bir yandan da tanışmak, beraber evlilik kararı almak istiyorum.
keşke bu sevgili'nin anlayışlısından karşıma çıksa...gerçekten "sevgi" kelimesinin içi dolsa...
evet aynen öyle...sürekli mücadele, çekişme, kavgalar, tartışmalar, tripler, ayrılmalar, tekrar barışmalar...
evlilik niyetiyle görüşüp tanışmak isteyen biri olarak bile bu "sevgililik" durumundan ürküyorum. öyle ki bu gidişle birini tanımadan nasıl evlilik kararı alınır onu da bilmiyorum.
etrafımdaki arkadaşlarım hep nişanlandı, evlendi. sevgililik denen süreçleri çoktan tamamladılar. ben hâlâ bu sürece bile gelemedim. korkuyorum çünkü...anlayışlı, karşıdakine güvenen birine denk gelemem diye korkuyorum.
sürekli saçma salak şeylerin tartışmasını yapmak zorunda mıyım? bakkala dahi gitsem sürekli açıklama yapmak zorunda mıyım? yüz yüze görüşmediğimiz zamanda bile günde 4-5 saat telefon, internet aracılığıyla görüşmek zorunda mıyım? sürekli mesajlaşmak durumunda mıyım? telefon sevmeyen biri olarak sürekli telefonun ekranına bakmak zorunda mıyım? telefona bağlı yaşamalı mıyım? "telefonla pek haşır neşir değilim" dediğimde karşıdaki tarafından "benden bir şeyler gizliyor, beni kesin aldatıyor" diye düşünülür müyüm? karşıdaki erkeği aldatmak fikri aklıma bile gelmez halbuki. şükürler olsun; inançlı, vicdanlı biriyim.
ben öyle her şeyi sevgiliden gelsin diye bekleyenlerden de değilim. çantamı, ayakkabımı, makyaj malzemelerimi aldırmam yani adama...ya da bazıları gibi telefon bilgisayar gibi pahalı hediyeler alsa da kabul de et-mem. ya da "bana şunu alsana aşkım" demem mesela. eşim değil niye kabul edeyim onun pahalı hediyelerini...daha henüz aileler de tanışmadıysa eğer bir de...
merak ettiğim bir diğer soru...bu sevgililik sürecinde "kendi kazancımla" "kendime aldığım" bir şeyin dahi hesabını vermek zorunda mıyım? ben açıklama yaparım gene sorun yok, ama sürekli karşıdakini kendine inandırmak ve ikna etmek için her şeyi açıklamak...
şaka maka...sevgililer birbirinin ömründen ömrü götürüyor. bu yüzden çok korkuyorum. saçma salak tartışmaların, triplerin müsebbipi olmak istemiyorum. ama bir yandan da tanışmak, beraber evlilik kararı almak istiyorum.
keşke bu sevgili'nin anlayışlısından karşıma çıksa...gerçekten "sevgi" kelimesinin içi dolsa...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar