bugün
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası28
- ismet gurbuz 20248
- kale3112 ifşa9
- mısır daki haladan miras kalması6
- kahvaltım güzel mi3
- masklavi ile çay içmek5
- zorda kalsanız penguen siker miydiniz3
- sinek as3
- arkadaşlar slm falıma bakın3
- cüneyt arkın'ın bizans ta savaş suçu işlemesi3
- eve jobs4
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak2
- kötü adamın kahkaha atarak suçunu itiraf etmesi3
- kötü adamın iyi adamı öldürmek yerine konuşması3
- cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi4
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı20
- fakirliğin kuşaktan kuşağa aktarılması2
- zenginlerin de geçinemiyoruz demeye başlaması2
- bizanslılıktan soğumak2
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
- pasifik okyanusuna gay demek2
- yol yemek ssk sağlayan mafya babası2
- fizik kurallarından muaf olmak2
- saçını topuz yapan erkek3
- kötü adamların adamlarına sigorta yapmaması2
- sergen yalçın2
- fon vurgunu29
- kolye140
- amigurumi2
- parcalandim toparlanamiyorum37
- kim jong'un bir türlü ölmemesi4
- gözlüğü çıkarınca superman olan clark kent2
- yeşilçam da zenginlerin sürekli viski içmesi2
- platon un mağara alegorisi7
- filmlerde bir yere girince kapıyı kapamamaları2
- can sıkıntısı3
- yaşar ustanın olayları biraz fazla ajite etmesi2
- 20 ekim 2026 galatasaray strasbourg basketbol maçı2
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- sabahları nefret edilen şeyler3
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- ihvan'ın türkiye de yeni vakıf kurması3
- yüksek enflasyon12
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek8
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- sözlük yazarlarının salataları15
- kabataş yalanı3
- ozan tufan'ın beşiktaş'a karşı gol geleneği2
- güzellik göreceli değildir7
- bdsm ci kadın yazar12
sevmiyorum sonbaharı...kimse kızmasın, gücenmesin; sevmiyorum. iki tarafı ağaçlıklı bir yolda yürürken sararmış yaprakların dökülmesi, uçuşması etkilemiyor beni. o yapraklara bakıp hayal kurmuyorum. birinden ayrıldığımda da sonbahara bakıp hayal kuramıyorum.
sabah uyandığımda duyduğum kuş cıvıltıları gibisi yok, yapraklar sararmış dahi olsa, hava güzel,güneşli. üstüme bir hırka alsam yeter. evden çıkıyorum ki,hırkaya bile gerek yok. amma terliyorum. terledikçe etrafımda mutlu çiftleri görüyorum. ah çekiyorum. bazı ağaç altlarında oturan mutlu çiftleri görüyorum bu sefer de. yine ah çekerken, burnuma toz kaçıyor; hani sonbahar ya... ondan!
çok terlemişim, hava da esmeye başlamış. ter üstümde kuruyor. hırkamı üstüme alıyorum ama fayda etmiyor, rüzgar üşütüyor. sırtım yapış yapış... bir de o halde belediye otobüsüne binmek zorundayım. terliyim, pis görünüyorum ya, bu sefer de otobüsteki mutlu çiftler bana aşağılayıcı bakışlar atıyor. ah çekmiyorum; ayakta durduğum yerden uzanıp camı açıyorum. hani sonbahar,hava da rüzgarlı ya, arkadan kızın biri "aşkım ne çok esti ya" diyor ve sevgilisi bana "kardeşim camı kapatır mısın, çok esti". ah da çekmiyorum, pof da çekmiyorum bana da esiyor, iniyorum otobüsten. hava dengesiz, hani sonbahar ya... bir anda etrafı kaplayan karabulutlar rüzgara eşlik ediyor.
belli ki, havanın durumunu önceden kestirenler var... ya da sonbaharın kalleşliğini bilenler. ellerinde şemsiyeyle dolaşan insanlar onlar. meydanda banklarda simit yiyenler, deniz kenarını seyredenler var. ama hiç biri tek değil.
çift bunlar çift. rüzgar bile etkilemiyor onları ve ben bunları düşünürken ani bir yağmur bastırıyor. şemsiyesizim, sırtımda kuruyan ter bu sefer yerini yağmurun ıslaklığına bırakıyor. koşuyor da koşuyorum. şemsiyesini ortak kullananlara, bir montu ortak kullananlara kızıyorum koşarken, ıslanmıyor onlar.
eve ulaşıyorum, ev sıcak ama ben çok koşmuşum. bir hapşırık krizi, ani baş ağrısı saplanması, öksürük ve burun akması...
sonbahar mı? aşk mı? hadi lan ordan!
sabah uyandığımda duyduğum kuş cıvıltıları gibisi yok, yapraklar sararmış dahi olsa, hava güzel,güneşli. üstüme bir hırka alsam yeter. evden çıkıyorum ki,hırkaya bile gerek yok. amma terliyorum. terledikçe etrafımda mutlu çiftleri görüyorum. ah çekiyorum. bazı ağaç altlarında oturan mutlu çiftleri görüyorum bu sefer de. yine ah çekerken, burnuma toz kaçıyor; hani sonbahar ya... ondan!
çok terlemişim, hava da esmeye başlamış. ter üstümde kuruyor. hırkamı üstüme alıyorum ama fayda etmiyor, rüzgar üşütüyor. sırtım yapış yapış... bir de o halde belediye otobüsüne binmek zorundayım. terliyim, pis görünüyorum ya, bu sefer de otobüsteki mutlu çiftler bana aşağılayıcı bakışlar atıyor. ah çekmiyorum; ayakta durduğum yerden uzanıp camı açıyorum. hani sonbahar,hava da rüzgarlı ya, arkadan kızın biri "aşkım ne çok esti ya" diyor ve sevgilisi bana "kardeşim camı kapatır mısın, çok esti". ah da çekmiyorum, pof da çekmiyorum bana da esiyor, iniyorum otobüsten. hava dengesiz, hani sonbahar ya... bir anda etrafı kaplayan karabulutlar rüzgara eşlik ediyor.
belli ki, havanın durumunu önceden kestirenler var... ya da sonbaharın kalleşliğini bilenler. ellerinde şemsiyeyle dolaşan insanlar onlar. meydanda banklarda simit yiyenler, deniz kenarını seyredenler var. ama hiç biri tek değil.
çift bunlar çift. rüzgar bile etkilemiyor onları ve ben bunları düşünürken ani bir yağmur bastırıyor. şemsiyesizim, sırtımda kuruyan ter bu sefer yerini yağmurun ıslaklığına bırakıyor. koşuyor da koşuyorum. şemsiyesini ortak kullananlara, bir montu ortak kullananlara kızıyorum koşarken, ıslanmıyor onlar.
eve ulaşıyorum, ev sıcak ama ben çok koşmuşum. bir hapşırık krizi, ani baş ağrısı saplanması, öksürük ve burun akması...
sonbahar mı? aşk mı? hadi lan ordan!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar