bugün
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi11
- gey ve şey kavgası5
- arkadaşlar bakar mısınız7
- ispartalı kızlar9
- sözlükte ortamın çok gergin olması4
- her yerden engelleyen kız3
- kırdığımız kalbi tamir etmek4
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
- kaş bıyık alınca yüze gelen güzellik6
- anın görüntüsü17
- hoşlanılan kızın ıspartalı çıkması5
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- popo liposuction6
- ioçk hırkası3
- türkçeye sistemli saldırı3
- güne acı bir gerçek bırak7
- küpe4
- galatasaray büyüklüğü2
- cumartesi günü yapılabilecekler3
- libidonun anlden pik yapması2
- travelerin içince pisleşmesi3
- ben divayım5
- meksika açmazı macerası7
- parcalandim toparlanamiyorum36
- emevi dini2
- hangi manifest kızısın6
- hazaryada kağan neden yavudiliği seçti3
- evli bir adama aşık oldum sözlük21
- nureddin zengi tugayları2
- öbür sözlükten gelen yazarlar8
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var8
- fatma betül sayan kaya71
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- konuşurken yanlışlıkla tükürmek2
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- arsa kapatmak3
- üzülünce kusmak2
- ada vapuru yandan çarptı2
- kız görünce değişen erkek4
- oyum ak partiye4
- akrabanın 11 milyonu gitmiş3
- ismed bin miralay'ı istihkam vel kalikratyaevi2
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- from gold from dust28
- sözlüğün manyak dolu olması6
- billur tuzu2
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek7
- 41 numerolu metanet vapuru2
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı16
#2351160 nolu girdimde de belirttiğim gibi milliyetçilik, kapitalist bir toplumun en basite indirgenmiş halinden yegane ideolojisidir. kimi geç uluslaşmalarda bu süreç içinde din bir ideoloji olarak kullanılmıştır, ulusçuluk için zaruri bir neticenin sonucudur dini ideoloji. #2351160 nolu girmiş olduğum girdide tanımlamak istediğim milliyetçilik sosyalist ve biricik bilimsel bakış açısını temsil etmektedir- indirgemeci tutumları dikkate almazsak-
hareket noktası üretim ilişkisinin kendisi olan bir ideolojinin kendisi, günümüz şartlarında ayakları yere basan bir anti-emperyalizme sahip olması beklenemez. türkiye'nin öznel şartları içerisinde, türkiye kapitalizminin uluslarası sermayeye bağımlı konumlanışı zorunlu bir sistem boşluğuna itiyor bizleri. sermayeyi dışlayamayacak olan milliyetçilik, zorunlu ve belirlenmeci bir şekilde emperyalizmin kendisine yedekleniyor.
türkiye'nin kapitalistleşme sürecinde, dış sermayedarların güçlü konumlanışı, türkiye'deki dinamikleri şekillendirmiştir. halkçı damarın minumum düzeyde kalışı, milliyetçiliği bir şekilde faşizme kadar ilerletebiliyor. elbette bu ilerleme türkiye'nin kendi öznel koşulları ile sınırlı değil. kimi emperyalist ülkelerdeki, yönetimsel boşluklar milliyetçiliğin kendisi faşizmin uzantısı, eklentisi haline geliyor.
günümüzde uluslarası sermayenin globalleşme adı altında hızlı emperyalist saldırısı, ulus-devletlerin( bunu kapitalist devletler hiyerarşisinde piramidin altını oluşturan kesimler/devletler olarak değerlendirmek zorunlu) tasfiyesi aslında aşağı tabaka ülkelere emperyalist saldırısı vardır. bu kimi ülkelerde milliyetçilik ideolojisini anti-emperyalist konumlanışa mahal veriyor. bu bir hayalden mevcuttur, uluslarası konjonktörün zorunlu neticesidir. bu tepki halkçı-yurtsever karakterden uzaklaştıkça kendini faşizm olarak adlandıracak, ulusal sermayenin uluslarası sermayenin gücüne bağımlılığından ötürü başarısızlığa uğraycaktır.
gelişmiş kapitalist ülkelerin içine düştükleri askeri-ekonomik krizler derinleştikçe egemen sınıflar gittikçe gericileşen, yaşama alanlara müdahale eden, dinci gericiliği körükleyebilir kendi ülkelerinde. şüphesiz bu kapitalist üretim sisteminin sonunu hazırlayabilecek savaşların yegane tetikleyicisidir.
bu değerlendirmelerin sonucunda ülkemizde anti emperyalist(aslında anti-amerikanca ya da anti-abci, ama asla ikisi birden değil) hareketin milliyetçi bir karakter kazanması yalnızca günümüzde geçerlidir ve ancak "bir adım ileri iki adım geri" mantığıyla ilerleyebilecek siyasi yapıya sahiptir, en azından şimdilik bu böyle ilerlemektedir. halkçı- yurtsever safların büyümesi yegane bilimsel çözümdür.
hareket noktası üretim ilişkisinin kendisi olan bir ideolojinin kendisi, günümüz şartlarında ayakları yere basan bir anti-emperyalizme sahip olması beklenemez. türkiye'nin öznel şartları içerisinde, türkiye kapitalizminin uluslarası sermayeye bağımlı konumlanışı zorunlu bir sistem boşluğuna itiyor bizleri. sermayeyi dışlayamayacak olan milliyetçilik, zorunlu ve belirlenmeci bir şekilde emperyalizmin kendisine yedekleniyor.
türkiye'nin kapitalistleşme sürecinde, dış sermayedarların güçlü konumlanışı, türkiye'deki dinamikleri şekillendirmiştir. halkçı damarın minumum düzeyde kalışı, milliyetçiliği bir şekilde faşizme kadar ilerletebiliyor. elbette bu ilerleme türkiye'nin kendi öznel koşulları ile sınırlı değil. kimi emperyalist ülkelerdeki, yönetimsel boşluklar milliyetçiliğin kendisi faşizmin uzantısı, eklentisi haline geliyor.
günümüzde uluslarası sermayenin globalleşme adı altında hızlı emperyalist saldırısı, ulus-devletlerin( bunu kapitalist devletler hiyerarşisinde piramidin altını oluşturan kesimler/devletler olarak değerlendirmek zorunlu) tasfiyesi aslında aşağı tabaka ülkelere emperyalist saldırısı vardır. bu kimi ülkelerde milliyetçilik ideolojisini anti-emperyalist konumlanışa mahal veriyor. bu bir hayalden mevcuttur, uluslarası konjonktörün zorunlu neticesidir. bu tepki halkçı-yurtsever karakterden uzaklaştıkça kendini faşizm olarak adlandıracak, ulusal sermayenin uluslarası sermayenin gücüne bağımlılığından ötürü başarısızlığa uğraycaktır.
gelişmiş kapitalist ülkelerin içine düştükleri askeri-ekonomik krizler derinleştikçe egemen sınıflar gittikçe gericileşen, yaşama alanlara müdahale eden, dinci gericiliği körükleyebilir kendi ülkelerinde. şüphesiz bu kapitalist üretim sisteminin sonunu hazırlayabilecek savaşların yegane tetikleyicisidir.
bu değerlendirmelerin sonucunda ülkemizde anti emperyalist(aslında anti-amerikanca ya da anti-abci, ama asla ikisi birden değil) hareketin milliyetçi bir karakter kazanması yalnızca günümüzde geçerlidir ve ancak "bir adım ileri iki adım geri" mantığıyla ilerleyebilecek siyasi yapıya sahiptir, en azından şimdilik bu böyle ilerlemektedir. halkçı- yurtsever safların büyümesi yegane bilimsel çözümdür.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar