bugün
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- gammazların tarafsız olması gerekliliği27
- habire12 adamdır9
- bad boy5
- sözlük içi şakalar3
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması10
- başak burcu8
- sözlüğe fotoğraf atan kadın8
- usta yazarların dediğini yapın yaptığını yapmayın4
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak10
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması7
- hakkımda bilmeniz gerekenler35
- zencilere maymun denmesi3
- mutsuzluğun en büyük nedeni9
- nickli başlık açanlar kucağa alınacak5
- akrep kadını4
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur6
- kuşadası ndaki başıboş köpek domuz kavgası4
- aylık 481 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- limonlu makarna10
- dem parti9
- vazo ve saksı arasındaki farkı bilen erkek7
- karton toplayan balkan göçmeni4
- ismet gürbüz'ün en sevdiği gazete3
- antalya da yaşamak4
- kaymak vs tereyağı6
- 150 boyundaki kızın seni komaya sokarım demesi2
- nickten isim tahmini yapmak25
- the merich adamdır2
- çilek reçeli vs vişne reçeli6
- ismet gürbüz nednn türkiye'ye gelemiyor3
- çocukluğa götüren şeyler3
- as maca8
- sözlüğe yazmama kararı veriyorum4
- un certain regard2
- ai değil alın teri entry4
- true vs gocu3
- çare sarıgül4
- arka sokaklar2
- gece denize girmek9
- sıfır bir gökhan abi4
- ismet gürbüz'ün en sevdiği yemek2
- radyo mars2
- eyy sjsjsjsjs sen kimsin ya4
- fazla akbili olan var mı4
- pişik kremi3
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları9
- zaman baba adamdır2
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası17
- isveçlilerin üstün olduğu konular2
amnesia'yı "ay bu ne ayol sümük gibi ahahahaha" diye oynamış biri olarak Düşman başına dediğim oyun.
Dünya üzerinde bu oyunu oynamayan son üç kişiden biriyseniz birinci tavsiyem; gece oynayın. * * *
ikinci tavsiyem; sesini kısmayın. * * *
Üçüncü tavsiyem de; türkçe yamasız oynamayın. ingilizceniz ne kadar iyi olursa olsun oyunda o kadar çok belge, rapor, dilekçe ve uzun yazı var ki insan "oyun mu oynıcam çeviri mi yapıcam ulan?" demeden edemiyor. oyunceviri.com türkçe yaması oldukça başarılı her zamanki gibi ama o da oyunu bozuyor, olsun çaresi var, pes etmeyin, onu da hallederiz.
Uyarı: Aşağıdaki yazı eser miktarda spoiler içermektedir. Ama öldürmez, okuyun.
Efendim gönül isterdi ki o şatoya girerkene tüm kapıları kilitli bulunca çirkef çirkef binaya tırmanmak yerine gerisin geri arabamıza binip yol alalım ancak tabii ki öyle olmuyor. Binadaki Yaratıkların şöyle bir cilvesi var; bazıları gördüğü yerde seni hunharca kovalamaya başlarken, bazılarının tatlı sözler bile söylediği oluyor. Beni en önce tedirgin eden şey "Napıcak acaba aq?" düşüncesi. "Delidir ne yapsa yeridir." atasözünün oyununu yapmışlar diyebilirim. Kapıyı açıyorum o hilkat garibesi tiple gözgöze geliyoruz; o bana bakıyor ben ona bakıyorum, o bana ben ona, o bakıyor ben daha çok bakıyorum derken başlıyor kovalamaya aq. Artık masanın altına mı girersin, yatağın altına mı girersin, elbise dolabına mı saklanırsın allah ne verdiyse depar atarak kaçıyorsun ardındaki kapıları da kapatarak elbette. *
Ve şarj sorunu outlast'te de peşimizi bırakmıyor. Pil bulmak için dip bucak her odaya girmek gerekiyor ve her kapıyı açışta minibüse binen teyzeler gibi "bbissssmmmilla.." diye yükseliyorum, çünkü şahane pazar gibi aq ne çıkacağı belli değil ki. Kapının ardında elinde balyozla bekleyen bir deli de olabilir, her şey mümkün.
Garibeler yapay zeka gibi hareket etmiyor, mesela bir yere saklanıyorsun, gelip saklandığın odayı kolaçan ediyor, sonra çıkıp gidebiliyor ya da diğer odaları da kolaçan edebiliyor, bir bakmışsın çıkmış gitmiş koridora bakıyor ama yeniden oynadığında gelip iki üç kere senin odana bakabiliyor yani ne yapacağı belli değil, kafasına göre dolanıyor en korkuncu da bu. Sinsi sinsi odadan çıkarken "Hello, doctor..." diye kafana balyoz yiyebiliyorsun, senden benden akıllı bu noktada.
Karakterimiz biraz mal. Biz ses çıkmasın diye suda çömmüş hareketsiz dururken kapıyı kapatalım da garibe gelirse birkaç saniye fırsatımız olsun saklanmak için diyoruz ve kapıyı kapatmaya meylediyoruz ama bizim kahraman açlıktan ordaki yüreklerden birini yemiş olacak ki kapıyı kapatmıyor, resmen "çarpıyor." haaaydi bakalııım işin yoksa elbise dolabı ara ki saklanasın.
Garibelerin hareketleri şahane. Oyundaki ayrıntılar şahane. Bağırsak-kola kombinasyonu gördüm lan adamlar deli meli ama sakatatın yanında kola içiyorlar.
Uzunun kısası, herkes oynamalı. Çok keyif aldığımı söyleyemem açıkçası ama korkutucu mu? son derece. Ve açıkçası insan sonunda ne olacak diye merak ediyor, e hedefe giden yolda da çekilen çile kutsal diyoruz, biraz ödümüz patlayacak ama merakı da gidermek lazım. Zaten insanın başına ne geliyorsa ya meraktan...
Uyarı: Aşağıdaki görseller spoiler içermemektedir.
yha en sefdqm progrm .d.d: görsel
bağırsak-kola kombinasyonu: görsel
görsel
görsel
görsel
hııı siz hııı çok .s.s.s: görsel
Dünya üzerinde bu oyunu oynamayan son üç kişiden biriyseniz birinci tavsiyem; gece oynayın. * * *
ikinci tavsiyem; sesini kısmayın. * * *
Üçüncü tavsiyem de; türkçe yamasız oynamayın. ingilizceniz ne kadar iyi olursa olsun oyunda o kadar çok belge, rapor, dilekçe ve uzun yazı var ki insan "oyun mu oynıcam çeviri mi yapıcam ulan?" demeden edemiyor. oyunceviri.com türkçe yaması oldukça başarılı her zamanki gibi ama o da oyunu bozuyor, olsun çaresi var, pes etmeyin, onu da hallederiz.
Uyarı: Aşağıdaki yazı eser miktarda spoiler içermektedir. Ama öldürmez, okuyun.
Efendim gönül isterdi ki o şatoya girerkene tüm kapıları kilitli bulunca çirkef çirkef binaya tırmanmak yerine gerisin geri arabamıza binip yol alalım ancak tabii ki öyle olmuyor. Binadaki Yaratıkların şöyle bir cilvesi var; bazıları gördüğü yerde seni hunharca kovalamaya başlarken, bazılarının tatlı sözler bile söylediği oluyor. Beni en önce tedirgin eden şey "Napıcak acaba aq?" düşüncesi. "Delidir ne yapsa yeridir." atasözünün oyununu yapmışlar diyebilirim. Kapıyı açıyorum o hilkat garibesi tiple gözgöze geliyoruz; o bana bakıyor ben ona bakıyorum, o bana ben ona, o bakıyor ben daha çok bakıyorum derken başlıyor kovalamaya aq. Artık masanın altına mı girersin, yatağın altına mı girersin, elbise dolabına mı saklanırsın allah ne verdiyse depar atarak kaçıyorsun ardındaki kapıları da kapatarak elbette. *
Ve şarj sorunu outlast'te de peşimizi bırakmıyor. Pil bulmak için dip bucak her odaya girmek gerekiyor ve her kapıyı açışta minibüse binen teyzeler gibi "bbissssmmmilla.." diye yükseliyorum, çünkü şahane pazar gibi aq ne çıkacağı belli değil ki. Kapının ardında elinde balyozla bekleyen bir deli de olabilir, her şey mümkün.
Garibeler yapay zeka gibi hareket etmiyor, mesela bir yere saklanıyorsun, gelip saklandığın odayı kolaçan ediyor, sonra çıkıp gidebiliyor ya da diğer odaları da kolaçan edebiliyor, bir bakmışsın çıkmış gitmiş koridora bakıyor ama yeniden oynadığında gelip iki üç kere senin odana bakabiliyor yani ne yapacağı belli değil, kafasına göre dolanıyor en korkuncu da bu. Sinsi sinsi odadan çıkarken "Hello, doctor..." diye kafana balyoz yiyebiliyorsun, senden benden akıllı bu noktada.
Karakterimiz biraz mal. Biz ses çıkmasın diye suda çömmüş hareketsiz dururken kapıyı kapatalım da garibe gelirse birkaç saniye fırsatımız olsun saklanmak için diyoruz ve kapıyı kapatmaya meylediyoruz ama bizim kahraman açlıktan ordaki yüreklerden birini yemiş olacak ki kapıyı kapatmıyor, resmen "çarpıyor." haaaydi bakalııım işin yoksa elbise dolabı ara ki saklanasın.
Garibelerin hareketleri şahane. Oyundaki ayrıntılar şahane. Bağırsak-kola kombinasyonu gördüm lan adamlar deli meli ama sakatatın yanında kola içiyorlar.
Uzunun kısası, herkes oynamalı. Çok keyif aldığımı söyleyemem açıkçası ama korkutucu mu? son derece. Ve açıkçası insan sonunda ne olacak diye merak ediyor, e hedefe giden yolda da çekilen çile kutsal diyoruz, biraz ödümüz patlayacak ama merakı da gidermek lazım. Zaten insanın başına ne geliyorsa ya meraktan...
Uyarı: Aşağıdaki görseller spoiler içermemektedir.
yha en sefdqm progrm .d.d: görsel
bağırsak-kola kombinasyonu: görsel
görsel
görsel
görsel
hııı siz hııı çok .s.s.s: görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar