bugün
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu26
- dövmeli küpeli bi erkeği damat getirmek14
- uyudun mu mesajı12
- arabada sevişmek6
- regl ağrısı çeken sevgiliye yapılacaklar9
- boyumun 2 cm kısalması21
- sözlük yazarlarına güvenmek15
- dövme yaptıran erkeklerin genelde gay olması10
- duygusal yorgunluk3
- fazla samimiyet9
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü22
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı23
- sözlüğe bir daha gelinse alınacak nickler8
- prenses gibi büyüyen kızlar4
- mossad'ın kullandığı gizli ağ3
- bugün elini paylaşan yarın neresini paylaşır7
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum3
- otelde sevişmek8
- gece 3 te boş bir sokakta taksi beklemek4
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler18
- uzun saçlı küpeli dövmeli hukuk okuyan erkek5
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri13
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- anın görüntüsü26
- kanepede sevişmek3
- marmara depremi için ezber bozan açıklama2
- nev10
- 64 5 yaşında yks'ye hazırlanmak4
- teoman'ın 60 yaşına girmesi6
- mal mıyım sorunsalı13
- kiraz cicegi kolonyasi41
- elidor4
- küpe takan adama kız vermem diyen baba4
- küpe takan bıyıklı2
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek7
- küt saçlı hatun12
- kocanızın kulağını deldirir misiniz4
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi6
- gece zurna dürüm söylemek3
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı8
- kulak memesi delik bir erkeği ciddiye almak4
- sabah ezan i okunurken entry girmek2
- umudumuz mançur2
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- sözlük kızlarının meme savaşı7
- ismail kartal34
- sözlük yazarlarının saatleri8
psikologların söylediğine göre, hatırladığımız ilk anı bugünkü mutluluk sebebimizi belirliyormuş. şimdi size hatırladığım ilk anımdan bahsetmek istiyorum.
dört beş yaşlarındayım, evdekilerle kahvaltı yapıyoruz, ben de hararetli bir şekilde evdekilere izlediğim filmi anlatıyorum. bizimkiler bana gülüyor, 'aa sonra noldu' gibi sorular soruyorlar. bizimkilerin yüzündeki mutluluğu görünce ben de mutlu oluyorum tabi.
neyse efendim, aradan uzun yıllar geçti koca adam oldum. bu süre içersinde geçmişe baktığımda hiçbir işi doğru düzgün başaramadığımı farkettim. her başarısızlığıma sinirlendim, hıçkıra hıçkıra ağladım, yeri geldi yüksek sesle kahkaha hattım.
boyum uzun olduğundan dolayı bir hevesle ilkokulda şehrin basketbol takımlarından birine girdim. bir süre geçtikten sonra baktım ki benim bu spora yeteneğim yok. hırs yaptım, maçlarda süre almaya başladım. takım benden çok çok önce kurulduğu için beni dışladılar (yeteneğimin olmaması da buna sebepti tabi). beş dakika oyunda kalıyorsam elime en fazla 3-4 kere top geliyordu. sinirlendim, dayanamadım. takım kaptanının kaşını patlatmamla takımdan kovuldum.
ortaokul yıllarımda kuzenimin verdiği nirvana cdsinin etkisiyle gitar çalmaya karar verdim. bir iki ay sonra bunu da beceremicem ben deyip gitarı duvara astım. gitar hala duvarda asılı duruyor. biblo niyetine kullanıyorum.
göt zoruyla dandik bi anadolu lisesini kazandım. çocukluktan beri tarihe olan ilgimden dolayı tarih ile ilgili bir bölüm okumak istemiştim, buna giden yolda sözel bölümünü seçmem gerekiyordu. fakat lise birde derslerimin iyi olmasından dolayı ailemin ve sınıf öğretmenimin zoruyla sayısal bölümünü tercih ettim. şuan üniversite son sınıf öğrencisiyim istemeyerek okuduğum bi bölümden bir ay sonra mezun oluyorum. bu bölümü dört yılda nasıl bitiriyorum hala inanmakta zorluk çekiyorum, neyse.
üniverstenin birinci yazında dil öğrenmek amaçlı ingiltere'ye gittim. kendimce öğrendiğimi de sanıyordum fakat yds puanlarım acınacak halde.
üniversite ikinci sınıfta kendime şehir bisikleti aldım. bütün bir yıl boyunca bütün ulaşımımı bisikletle yaptım. dedim ki 'ulan bi de uzun yolu deneyeyim, bakalım becerebilcek miyim.' herşeyi hazırladım, rota istanbul' dan izmir' e kadardı. tura çıktıktan birkaç saat sonra önüme çıkan köpekten dolayı duran bi arabaya tosladım. sonuç olarak kolumu alçıya aldılar, başıma da üç dikiş. allaha şükür yine başarısız olmuştum.
üçüncü sınıfın yazında interaile çıktım. 14 ülke dolaştım. amacım yeni insanlarla tanışıp onların hikayelerini kitap haline getirmekti. sonuç olarak tek bir satır bile yazmadım.
bu başarısızlık zinciri sayesinde yüzlerce anıya sahip oldum. bu anılarımı insanlara anlattığımda gülümsemeleri, kahkahaları, şaşırmaları aynı ogün ailemin bana 'ee sonra noldu' gibi sorular sormaları beni mutlu ediyor.
sanırım başarısızlığımla mutlu olan nadir insanlardanım.
şimdi ne yapıcaksın diye soracak olursanız. sevmedğim bölümümün herhangi bir dalında yüksek lisans yapıcam. kısaca başarısız oldukça mutlu olmaya devam edicem.
dört beş yaşlarındayım, evdekilerle kahvaltı yapıyoruz, ben de hararetli bir şekilde evdekilere izlediğim filmi anlatıyorum. bizimkiler bana gülüyor, 'aa sonra noldu' gibi sorular soruyorlar. bizimkilerin yüzündeki mutluluğu görünce ben de mutlu oluyorum tabi.
neyse efendim, aradan uzun yıllar geçti koca adam oldum. bu süre içersinde geçmişe baktığımda hiçbir işi doğru düzgün başaramadığımı farkettim. her başarısızlığıma sinirlendim, hıçkıra hıçkıra ağladım, yeri geldi yüksek sesle kahkaha hattım.
boyum uzun olduğundan dolayı bir hevesle ilkokulda şehrin basketbol takımlarından birine girdim. bir süre geçtikten sonra baktım ki benim bu spora yeteneğim yok. hırs yaptım, maçlarda süre almaya başladım. takım benden çok çok önce kurulduğu için beni dışladılar (yeteneğimin olmaması da buna sebepti tabi). beş dakika oyunda kalıyorsam elime en fazla 3-4 kere top geliyordu. sinirlendim, dayanamadım. takım kaptanının kaşını patlatmamla takımdan kovuldum.
ortaokul yıllarımda kuzenimin verdiği nirvana cdsinin etkisiyle gitar çalmaya karar verdim. bir iki ay sonra bunu da beceremicem ben deyip gitarı duvara astım. gitar hala duvarda asılı duruyor. biblo niyetine kullanıyorum.
göt zoruyla dandik bi anadolu lisesini kazandım. çocukluktan beri tarihe olan ilgimden dolayı tarih ile ilgili bir bölüm okumak istemiştim, buna giden yolda sözel bölümünü seçmem gerekiyordu. fakat lise birde derslerimin iyi olmasından dolayı ailemin ve sınıf öğretmenimin zoruyla sayısal bölümünü tercih ettim. şuan üniversite son sınıf öğrencisiyim istemeyerek okuduğum bi bölümden bir ay sonra mezun oluyorum. bu bölümü dört yılda nasıl bitiriyorum hala inanmakta zorluk çekiyorum, neyse.
üniverstenin birinci yazında dil öğrenmek amaçlı ingiltere'ye gittim. kendimce öğrendiğimi de sanıyordum fakat yds puanlarım acınacak halde.
üniversite ikinci sınıfta kendime şehir bisikleti aldım. bütün bir yıl boyunca bütün ulaşımımı bisikletle yaptım. dedim ki 'ulan bi de uzun yolu deneyeyim, bakalım becerebilcek miyim.' herşeyi hazırladım, rota istanbul' dan izmir' e kadardı. tura çıktıktan birkaç saat sonra önüme çıkan köpekten dolayı duran bi arabaya tosladım. sonuç olarak kolumu alçıya aldılar, başıma da üç dikiş. allaha şükür yine başarısız olmuştum.
üçüncü sınıfın yazında interaile çıktım. 14 ülke dolaştım. amacım yeni insanlarla tanışıp onların hikayelerini kitap haline getirmekti. sonuç olarak tek bir satır bile yazmadım.
bu başarısızlık zinciri sayesinde yüzlerce anıya sahip oldum. bu anılarımı insanlara anlattığımda gülümsemeleri, kahkahaları, şaşırmaları aynı ogün ailemin bana 'ee sonra noldu' gibi sorular sormaları beni mutlu ediyor.
sanırım başarısızlığımla mutlu olan nadir insanlardanım.
şimdi ne yapıcaksın diye soracak olursanız. sevmedğim bölümümün herhangi bir dalında yüksek lisans yapıcam. kısaca başarısız oldukça mutlu olmaya devam edicem.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar