bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı73
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim25
- sözlükte kim kimle sevgili27
- terapi niteliğindeki şeyler8
- nervio43
- iyi menemenin sırrı7
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- sözlüğün en şık erkeği12
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- iyi memenin sırrı7
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- almanca bilmek5
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- kale3112 ifşa8
- siyah sütyen5
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok6
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- fenerbahçeli yazarlar7
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- meme4
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- muslettin amca14
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- engineer288
- ese dezze8
- true esaretten kurtulacak4
- sözlük klasikleri12
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek4
- selahattin demirtaşın hapiste 10 yılını doldurması3
- kassız erkek neye benzer5
- aşk9
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- yarın iş olması3
- aleksey batrakov27
- anın görüntüsü32
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu8
- futbol17
- herkesin beni evlendirmeye çalışması5
- sözlük kürdü55
- gel münihe sözünü tut travel4
- tacettin libosoglu4
- ben jesus olsam4
psikologların söylediğine göre, hatırladığımız ilk anı bugünkü mutluluk sebebimizi belirliyormuş. şimdi size hatırladığım ilk anımdan bahsetmek istiyorum.
dört beş yaşlarındayım, evdekilerle kahvaltı yapıyoruz, ben de hararetli bir şekilde evdekilere izlediğim filmi anlatıyorum. bizimkiler bana gülüyor, 'aa sonra noldu' gibi sorular soruyorlar. bizimkilerin yüzündeki mutluluğu görünce ben de mutlu oluyorum tabi.
neyse efendim, aradan uzun yıllar geçti koca adam oldum. bu süre içersinde geçmişe baktığımda hiçbir işi doğru düzgün başaramadığımı farkettim. her başarısızlığıma sinirlendim, hıçkıra hıçkıra ağladım, yeri geldi yüksek sesle kahkaha hattım.
boyum uzun olduğundan dolayı bir hevesle ilkokulda şehrin basketbol takımlarından birine girdim. bir süre geçtikten sonra baktım ki benim bu spora yeteneğim yok. hırs yaptım, maçlarda süre almaya başladım. takım benden çok çok önce kurulduğu için beni dışladılar (yeteneğimin olmaması da buna sebepti tabi). beş dakika oyunda kalıyorsam elime en fazla 3-4 kere top geliyordu. sinirlendim, dayanamadım. takım kaptanının kaşını patlatmamla takımdan kovuldum.
ortaokul yıllarımda kuzenimin verdiği nirvana cdsinin etkisiyle gitar çalmaya karar verdim. bir iki ay sonra bunu da beceremicem ben deyip gitarı duvara astım. gitar hala duvarda asılı duruyor. biblo niyetine kullanıyorum.
göt zoruyla dandik bi anadolu lisesini kazandım. çocukluktan beri tarihe olan ilgimden dolayı tarih ile ilgili bir bölüm okumak istemiştim, buna giden yolda sözel bölümünü seçmem gerekiyordu. fakat lise birde derslerimin iyi olmasından dolayı ailemin ve sınıf öğretmenimin zoruyla sayısal bölümünü tercih ettim. şuan üniversite son sınıf öğrencisiyim istemeyerek okuduğum bi bölümden bir ay sonra mezun oluyorum. bu bölümü dört yılda nasıl bitiriyorum hala inanmakta zorluk çekiyorum, neyse.
üniverstenin birinci yazında dil öğrenmek amaçlı ingiltere'ye gittim. kendimce öğrendiğimi de sanıyordum fakat yds puanlarım acınacak halde.
üniversite ikinci sınıfta kendime şehir bisikleti aldım. bütün bir yıl boyunca bütün ulaşımımı bisikletle yaptım. dedim ki 'ulan bi de uzun yolu deneyeyim, bakalım becerebilcek miyim.' herşeyi hazırladım, rota istanbul' dan izmir' e kadardı. tura çıktıktan birkaç saat sonra önüme çıkan köpekten dolayı duran bi arabaya tosladım. sonuç olarak kolumu alçıya aldılar, başıma da üç dikiş. allaha şükür yine başarısız olmuştum.
üçüncü sınıfın yazında interaile çıktım. 14 ülke dolaştım. amacım yeni insanlarla tanışıp onların hikayelerini kitap haline getirmekti. sonuç olarak tek bir satır bile yazmadım.
bu başarısızlık zinciri sayesinde yüzlerce anıya sahip oldum. bu anılarımı insanlara anlattığımda gülümsemeleri, kahkahaları, şaşırmaları aynı ogün ailemin bana 'ee sonra noldu' gibi sorular sormaları beni mutlu ediyor.
sanırım başarısızlığımla mutlu olan nadir insanlardanım.
şimdi ne yapıcaksın diye soracak olursanız. sevmedğim bölümümün herhangi bir dalında yüksek lisans yapıcam. kısaca başarısız oldukça mutlu olmaya devam edicem.
dört beş yaşlarındayım, evdekilerle kahvaltı yapıyoruz, ben de hararetli bir şekilde evdekilere izlediğim filmi anlatıyorum. bizimkiler bana gülüyor, 'aa sonra noldu' gibi sorular soruyorlar. bizimkilerin yüzündeki mutluluğu görünce ben de mutlu oluyorum tabi.
neyse efendim, aradan uzun yıllar geçti koca adam oldum. bu süre içersinde geçmişe baktığımda hiçbir işi doğru düzgün başaramadığımı farkettim. her başarısızlığıma sinirlendim, hıçkıra hıçkıra ağladım, yeri geldi yüksek sesle kahkaha hattım.
boyum uzun olduğundan dolayı bir hevesle ilkokulda şehrin basketbol takımlarından birine girdim. bir süre geçtikten sonra baktım ki benim bu spora yeteneğim yok. hırs yaptım, maçlarda süre almaya başladım. takım benden çok çok önce kurulduğu için beni dışladılar (yeteneğimin olmaması da buna sebepti tabi). beş dakika oyunda kalıyorsam elime en fazla 3-4 kere top geliyordu. sinirlendim, dayanamadım. takım kaptanının kaşını patlatmamla takımdan kovuldum.
ortaokul yıllarımda kuzenimin verdiği nirvana cdsinin etkisiyle gitar çalmaya karar verdim. bir iki ay sonra bunu da beceremicem ben deyip gitarı duvara astım. gitar hala duvarda asılı duruyor. biblo niyetine kullanıyorum.
göt zoruyla dandik bi anadolu lisesini kazandım. çocukluktan beri tarihe olan ilgimden dolayı tarih ile ilgili bir bölüm okumak istemiştim, buna giden yolda sözel bölümünü seçmem gerekiyordu. fakat lise birde derslerimin iyi olmasından dolayı ailemin ve sınıf öğretmenimin zoruyla sayısal bölümünü tercih ettim. şuan üniversite son sınıf öğrencisiyim istemeyerek okuduğum bi bölümden bir ay sonra mezun oluyorum. bu bölümü dört yılda nasıl bitiriyorum hala inanmakta zorluk çekiyorum, neyse.
üniverstenin birinci yazında dil öğrenmek amaçlı ingiltere'ye gittim. kendimce öğrendiğimi de sanıyordum fakat yds puanlarım acınacak halde.
üniversite ikinci sınıfta kendime şehir bisikleti aldım. bütün bir yıl boyunca bütün ulaşımımı bisikletle yaptım. dedim ki 'ulan bi de uzun yolu deneyeyim, bakalım becerebilcek miyim.' herşeyi hazırladım, rota istanbul' dan izmir' e kadardı. tura çıktıktan birkaç saat sonra önüme çıkan köpekten dolayı duran bi arabaya tosladım. sonuç olarak kolumu alçıya aldılar, başıma da üç dikiş. allaha şükür yine başarısız olmuştum.
üçüncü sınıfın yazında interaile çıktım. 14 ülke dolaştım. amacım yeni insanlarla tanışıp onların hikayelerini kitap haline getirmekti. sonuç olarak tek bir satır bile yazmadım.
bu başarısızlık zinciri sayesinde yüzlerce anıya sahip oldum. bu anılarımı insanlara anlattığımda gülümsemeleri, kahkahaları, şaşırmaları aynı ogün ailemin bana 'ee sonra noldu' gibi sorular sormaları beni mutlu ediyor.
sanırım başarısızlığımla mutlu olan nadir insanlardanım.
şimdi ne yapıcaksın diye soracak olursanız. sevmedğim bölümümün herhangi bir dalında yüksek lisans yapıcam. kısaca başarısız oldukça mutlu olmaya devam edicem.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar