bugün
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- yorgun mermi11
- sssilvermist6
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları11
- gürsel tekin6
- eh madem benle kavga etmiyorsunuz4
- nazar değdi sözlük4
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- habire12 adamdır15
- arabadan anlamayan erkek4
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı9
- 26 temmuz 2026 türkiye brezilya voleybol maçı7
- kadın yazarların boş konulara ilgi göstermesi5
- gammazların tarafsız olması gerekliliği27
- fetöyü doğuran katı laikliktir2
- büyük baştankara kuşu2
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- sözlük bebeleri4
- aylık 484 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- kadın olmak4
- retro oyuncu bilgisayarı3
- galaxy ace3
- gocu bak bi6
- çilek reçeli vs vişne reçeli9
- gizli gizli sözlüğü okuyan boykotçular3
- bugün gelen kitaplar4
- izmirli kızların verici olması2
- birader bay efendiler3
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak8
- burhaniye2
- sözlüğün geri zekalı kaynaması2
- isveçlilerin dünyaya kattıkları3
- manyak olmaya karar verdim8
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak9
- öyle bir geçer zaman ki2
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- gece denize girmek12
- erkek yazarlardaki eğilim3
- online olupta entry atmayan yazarlar2
- voleybol maçı izleyen erkek5
- eğirdir2
- başak burcu8
- diyet kokteyl tarifleri2
- sözlüğe fotoğraf atan kadın8
- şeriat3
- muslettin amca12
- nickten isim tahmini yapmak25
- mutsuzluğun en büyük nedeni9
- bad boy5
psikologların söylediğine göre, hatırladığımız ilk anı bugünkü mutluluk sebebimizi belirliyormuş. şimdi size hatırladığım ilk anımdan bahsetmek istiyorum.
dört beş yaşlarındayım, evdekilerle kahvaltı yapıyoruz, ben de hararetli bir şekilde evdekilere izlediğim filmi anlatıyorum. bizimkiler bana gülüyor, 'aa sonra noldu' gibi sorular soruyorlar. bizimkilerin yüzündeki mutluluğu görünce ben de mutlu oluyorum tabi.
neyse efendim, aradan uzun yıllar geçti koca adam oldum. bu süre içersinde geçmişe baktığımda hiçbir işi doğru düzgün başaramadığımı farkettim. her başarısızlığıma sinirlendim, hıçkıra hıçkıra ağladım, yeri geldi yüksek sesle kahkaha hattım.
boyum uzun olduğundan dolayı bir hevesle ilkokulda şehrin basketbol takımlarından birine girdim. bir süre geçtikten sonra baktım ki benim bu spora yeteneğim yok. hırs yaptım, maçlarda süre almaya başladım. takım benden çok çok önce kurulduğu için beni dışladılar (yeteneğimin olmaması da buna sebepti tabi). beş dakika oyunda kalıyorsam elime en fazla 3-4 kere top geliyordu. sinirlendim, dayanamadım. takım kaptanının kaşını patlatmamla takımdan kovuldum.
ortaokul yıllarımda kuzenimin verdiği nirvana cdsinin etkisiyle gitar çalmaya karar verdim. bir iki ay sonra bunu da beceremicem ben deyip gitarı duvara astım. gitar hala duvarda asılı duruyor. biblo niyetine kullanıyorum.
göt zoruyla dandik bi anadolu lisesini kazandım. çocukluktan beri tarihe olan ilgimden dolayı tarih ile ilgili bir bölüm okumak istemiştim, buna giden yolda sözel bölümünü seçmem gerekiyordu. fakat lise birde derslerimin iyi olmasından dolayı ailemin ve sınıf öğretmenimin zoruyla sayısal bölümünü tercih ettim. şuan üniversite son sınıf öğrencisiyim istemeyerek okuduğum bi bölümden bir ay sonra mezun oluyorum. bu bölümü dört yılda nasıl bitiriyorum hala inanmakta zorluk çekiyorum, neyse.
üniverstenin birinci yazında dil öğrenmek amaçlı ingiltere'ye gittim. kendimce öğrendiğimi de sanıyordum fakat yds puanlarım acınacak halde.
üniversite ikinci sınıfta kendime şehir bisikleti aldım. bütün bir yıl boyunca bütün ulaşımımı bisikletle yaptım. dedim ki 'ulan bi de uzun yolu deneyeyim, bakalım becerebilcek miyim.' herşeyi hazırladım, rota istanbul' dan izmir' e kadardı. tura çıktıktan birkaç saat sonra önüme çıkan köpekten dolayı duran bi arabaya tosladım. sonuç olarak kolumu alçıya aldılar, başıma da üç dikiş. allaha şükür yine başarısız olmuştum.
üçüncü sınıfın yazında interaile çıktım. 14 ülke dolaştım. amacım yeni insanlarla tanışıp onların hikayelerini kitap haline getirmekti. sonuç olarak tek bir satır bile yazmadım.
bu başarısızlık zinciri sayesinde yüzlerce anıya sahip oldum. bu anılarımı insanlara anlattığımda gülümsemeleri, kahkahaları, şaşırmaları aynı ogün ailemin bana 'ee sonra noldu' gibi sorular sormaları beni mutlu ediyor.
sanırım başarısızlığımla mutlu olan nadir insanlardanım.
şimdi ne yapıcaksın diye soracak olursanız. sevmedğim bölümümün herhangi bir dalında yüksek lisans yapıcam. kısaca başarısız oldukça mutlu olmaya devam edicem.
dört beş yaşlarındayım, evdekilerle kahvaltı yapıyoruz, ben de hararetli bir şekilde evdekilere izlediğim filmi anlatıyorum. bizimkiler bana gülüyor, 'aa sonra noldu' gibi sorular soruyorlar. bizimkilerin yüzündeki mutluluğu görünce ben de mutlu oluyorum tabi.
neyse efendim, aradan uzun yıllar geçti koca adam oldum. bu süre içersinde geçmişe baktığımda hiçbir işi doğru düzgün başaramadığımı farkettim. her başarısızlığıma sinirlendim, hıçkıra hıçkıra ağladım, yeri geldi yüksek sesle kahkaha hattım.
boyum uzun olduğundan dolayı bir hevesle ilkokulda şehrin basketbol takımlarından birine girdim. bir süre geçtikten sonra baktım ki benim bu spora yeteneğim yok. hırs yaptım, maçlarda süre almaya başladım. takım benden çok çok önce kurulduğu için beni dışladılar (yeteneğimin olmaması da buna sebepti tabi). beş dakika oyunda kalıyorsam elime en fazla 3-4 kere top geliyordu. sinirlendim, dayanamadım. takım kaptanının kaşını patlatmamla takımdan kovuldum.
ortaokul yıllarımda kuzenimin verdiği nirvana cdsinin etkisiyle gitar çalmaya karar verdim. bir iki ay sonra bunu da beceremicem ben deyip gitarı duvara astım. gitar hala duvarda asılı duruyor. biblo niyetine kullanıyorum.
göt zoruyla dandik bi anadolu lisesini kazandım. çocukluktan beri tarihe olan ilgimden dolayı tarih ile ilgili bir bölüm okumak istemiştim, buna giden yolda sözel bölümünü seçmem gerekiyordu. fakat lise birde derslerimin iyi olmasından dolayı ailemin ve sınıf öğretmenimin zoruyla sayısal bölümünü tercih ettim. şuan üniversite son sınıf öğrencisiyim istemeyerek okuduğum bi bölümden bir ay sonra mezun oluyorum. bu bölümü dört yılda nasıl bitiriyorum hala inanmakta zorluk çekiyorum, neyse.
üniverstenin birinci yazında dil öğrenmek amaçlı ingiltere'ye gittim. kendimce öğrendiğimi de sanıyordum fakat yds puanlarım acınacak halde.
üniversite ikinci sınıfta kendime şehir bisikleti aldım. bütün bir yıl boyunca bütün ulaşımımı bisikletle yaptım. dedim ki 'ulan bi de uzun yolu deneyeyim, bakalım becerebilcek miyim.' herşeyi hazırladım, rota istanbul' dan izmir' e kadardı. tura çıktıktan birkaç saat sonra önüme çıkan köpekten dolayı duran bi arabaya tosladım. sonuç olarak kolumu alçıya aldılar, başıma da üç dikiş. allaha şükür yine başarısız olmuştum.
üçüncü sınıfın yazında interaile çıktım. 14 ülke dolaştım. amacım yeni insanlarla tanışıp onların hikayelerini kitap haline getirmekti. sonuç olarak tek bir satır bile yazmadım.
bu başarısızlık zinciri sayesinde yüzlerce anıya sahip oldum. bu anılarımı insanlara anlattığımda gülümsemeleri, kahkahaları, şaşırmaları aynı ogün ailemin bana 'ee sonra noldu' gibi sorular sormaları beni mutlu ediyor.
sanırım başarısızlığımla mutlu olan nadir insanlardanım.
şimdi ne yapıcaksın diye soracak olursanız. sevmedğim bölümümün herhangi bir dalında yüksek lisans yapıcam. kısaca başarısız oldukça mutlu olmaya devam edicem.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar