bugün
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek15
- amedspor30
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- şimdi ne yapsam acaba7
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- manken gibi kadınla evlenmek5
- kim milyoner olmak ister5
- cumartesi gecesi4
- bu ne hal yahu9
- yarma şeftali7
- itici gelen davranışlar4
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- bugünlük bu kadar yeter sözlük3
- gençlerin iş arama paltformları3
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- 01100010 01100001 01101011 100110001 011011104
- kar soğuğu4
- bu sözlükte en büyük benim4
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim34
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu7
- aleksey batrakov27
- sinsi dudak2
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- akşama ne yemek yapsam10
- erdoğan'ın trump ile telefon görüşmesi4
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- bilecik3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- ağıza alınca rahatlatan şeyler10
- geceye bir şiir bırak5
- ismet özel der ki2
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- 4 çocuğunu bırakıp evli genç adama kaçan kadın5
- galatasaray7
- şeftalinin tüylerini jiletle almak5
- masaj salonu2
- izdivaç programları3
- bize ne sizin mutfağınızdan6
- sözlük üzerinden alınan son dm6
- ismet'in ilim fuarına katılması8
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit9
- yemek fotoğrafıyla düşen erkek5
- sözlük yazarlarının şeftalileri5
- kumar oynamak2
- 900 lü hatlar2
- kaz eti2
- deveciolpeyy5
şakası yapılır, karikatürü çizilir falan anlarım da o şakalar üzerinden ciddi ciddi tespitler çıkardığını sananları hakikaten anlamıyorum.
komünist değilim, tek yol devrim zırvalarına da inanmıyorum. ama komünizmin kapitalizm üzerine çok ciddi eleştirileri var ve geçtiğimiz asırda bu eleştirilerin bir kısmının haklılığı da görülmüş olacak ki bir takım düzenlemelere gidilmiş. daha hala burada "işçi ekmeğinin derdinde olm, sizin gibi boş beleş işlerle uğraşmıyo ki" diye öten bebeleri sosyal bilimlerin anlam ve önemini anlamak üzere bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum! şaka amk, açın biraz kitap okuyun lan. hayat össdeki türev integral sorularından, dolar kurunun kaça çıktığından, iddaada kimlerin kazandırdığından ve kate upton'un memelerinden ibaret değil.
otomobil fabrikasında çalışan işçileri düşünün. o işçiler bir günde söz gelimi yüz tane otomobil monte ediyorlar. fabrikada bin tane işçi olsun. bu adamlar on günde ürettikleri otomobillerle her biri kendi otomobiline sahip olabilir. ama olmuyor işte. o adamlar kırk yıl çalışsalar, o otomobili satın alabilecek kadar para biriktiremiyorlardı. işte buna emek sömürüsü denir. kendin ürettiğin şeyi, tüketemiyorsun. evde babanızın aldığı ekmeğin içine annenizin yaptığı rus salatasını doldurunca bile "kimseye vermem, benim sandviçim bu" diyen bebelersiniz. anlamanız lazım bunun nasıl bir his olduğunu.
5 yıldızlı otelde temizlikçilik yapan insanı düşünün bir de. jakuziler, pahalı mobilyalar, muhteşem bir manzara... ama sen bir ömrünü tüketsen, orada bir iki ay konaklayacak kadar para biriktiremiyorsun.
orada çalışan insan, bunu fark edemeyebilir. gramsci de zaten bunu açıklamaya çalışır eserlerinde. (bkz: Antonio Gramsci) ona göre, burjuva sınıfı kendisini ve gücünü meşru kılmak için sınıfsal ayrımı adeta görünmez hale getiren farklı yapılar ve kanallar üretir. mesela dini cemaatleri kullanır, onlara bağışlar yapar. böylece "din kardeşi" vasfı yüklenir. dikkat edin mafyasından, iş adamına, bankerinden, petrol zenginine pek çok zengin insan dini topluluklara, kiliselere, camilere, hayır kurumlarına vs yüklü miktarlarda bağışlar yaparlar. üstelik bunu sırf bilinçli olarak da yapmazlar. belki hakikaten hayır sever oldukları için yaparlar, belki gerçekten de dindar oldukları için yaparlar. ama bu yine de şu gerçeği değiştirmez, burjuva sınıfı bu şekilde sömürü düzenini daha kolayca meşrulaştırır ve onun toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini daha kolay gizler.
bunun neticesinde de işte o işçi, tüm bu yaşanan süreci göremeyebilir. neticede devlet okullarında eğitim almıştır. devlet ona hakim ideolojiyi öğretmiştir hep. belki kendi bulunduğu konumu da "yeteneksizliğine" zamanında karşısına çıkan "şans"ları tepmesine bağlıyor olabilir. peki, bu beni o adam hakkında kafa yormaktan, işçi sınıfının ve sadece işçi de değil, yoksulun, emeği sömürülenlerin (mesela ev hanımları) hakkında kafa yormaktan alıkoyabilir mi?
komünizm ister ütopya olsun, ister distopya; ister romantik bir hayal olsun, ister bambaşka sefil fikirleri arkasında saklayan sahte bir görünüş, en temelinde işte bu sınıfsal ayrışmaları inceler. haklı bulabilirsiniz, ya da bulmazsınız. ama "hakkını savunduğunuzu iddia ettiğiniz işçiler bile size bön bön bakıyor" diyerek komünizm eleştirisi yapmış olmazsınız. sadece konu hakkında hiç bir sik bilmediği halde konuşmaktan çekinmeyen, bayağı bayağı da bir ideolojiyi çökertebileceğini falan sanan bir hödük olduğunuzu gözler önüne sermiş olursunuz.
yoksa şakalar komiklikler falan bunlarda sıkıntı yok, hep birlikte gülüyoruz yani.
komünist değilim, tek yol devrim zırvalarına da inanmıyorum. ama komünizmin kapitalizm üzerine çok ciddi eleştirileri var ve geçtiğimiz asırda bu eleştirilerin bir kısmının haklılığı da görülmüş olacak ki bir takım düzenlemelere gidilmiş. daha hala burada "işçi ekmeğinin derdinde olm, sizin gibi boş beleş işlerle uğraşmıyo ki" diye öten bebeleri sosyal bilimlerin anlam ve önemini anlamak üzere bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum! şaka amk, açın biraz kitap okuyun lan. hayat össdeki türev integral sorularından, dolar kurunun kaça çıktığından, iddaada kimlerin kazandırdığından ve kate upton'un memelerinden ibaret değil.
otomobil fabrikasında çalışan işçileri düşünün. o işçiler bir günde söz gelimi yüz tane otomobil monte ediyorlar. fabrikada bin tane işçi olsun. bu adamlar on günde ürettikleri otomobillerle her biri kendi otomobiline sahip olabilir. ama olmuyor işte. o adamlar kırk yıl çalışsalar, o otomobili satın alabilecek kadar para biriktiremiyorlardı. işte buna emek sömürüsü denir. kendin ürettiğin şeyi, tüketemiyorsun. evde babanızın aldığı ekmeğin içine annenizin yaptığı rus salatasını doldurunca bile "kimseye vermem, benim sandviçim bu" diyen bebelersiniz. anlamanız lazım bunun nasıl bir his olduğunu.
5 yıldızlı otelde temizlikçilik yapan insanı düşünün bir de. jakuziler, pahalı mobilyalar, muhteşem bir manzara... ama sen bir ömrünü tüketsen, orada bir iki ay konaklayacak kadar para biriktiremiyorsun.
orada çalışan insan, bunu fark edemeyebilir. gramsci de zaten bunu açıklamaya çalışır eserlerinde. (bkz: Antonio Gramsci) ona göre, burjuva sınıfı kendisini ve gücünü meşru kılmak için sınıfsal ayrımı adeta görünmez hale getiren farklı yapılar ve kanallar üretir. mesela dini cemaatleri kullanır, onlara bağışlar yapar. böylece "din kardeşi" vasfı yüklenir. dikkat edin mafyasından, iş adamına, bankerinden, petrol zenginine pek çok zengin insan dini topluluklara, kiliselere, camilere, hayır kurumlarına vs yüklü miktarlarda bağışlar yaparlar. üstelik bunu sırf bilinçli olarak da yapmazlar. belki hakikaten hayır sever oldukları için yaparlar, belki gerçekten de dindar oldukları için yaparlar. ama bu yine de şu gerçeği değiştirmez, burjuva sınıfı bu şekilde sömürü düzenini daha kolayca meşrulaştırır ve onun toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini daha kolay gizler.
bunun neticesinde de işte o işçi, tüm bu yaşanan süreci göremeyebilir. neticede devlet okullarında eğitim almıştır. devlet ona hakim ideolojiyi öğretmiştir hep. belki kendi bulunduğu konumu da "yeteneksizliğine" zamanında karşısına çıkan "şans"ları tepmesine bağlıyor olabilir. peki, bu beni o adam hakkında kafa yormaktan, işçi sınıfının ve sadece işçi de değil, yoksulun, emeği sömürülenlerin (mesela ev hanımları) hakkında kafa yormaktan alıkoyabilir mi?
komünizm ister ütopya olsun, ister distopya; ister romantik bir hayal olsun, ister bambaşka sefil fikirleri arkasında saklayan sahte bir görünüş, en temelinde işte bu sınıfsal ayrışmaları inceler. haklı bulabilirsiniz, ya da bulmazsınız. ama "hakkını savunduğunuzu iddia ettiğiniz işçiler bile size bön bön bakıyor" diyerek komünizm eleştirisi yapmış olmazsınız. sadece konu hakkında hiç bir sik bilmediği halde konuşmaktan çekinmeyen, bayağı bayağı da bir ideolojiyi çökertebileceğini falan sanan bir hödük olduğunuzu gözler önüne sermiş olursunuz.
yoksa şakalar komiklikler falan bunlarda sıkıntı yok, hep birlikte gülüyoruz yani.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com