bugün
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı39
- ne yazarsanız yazın anında gerçeğe dönüşseydi8
- enayimiknatisii36
- aziz yıldırım11
- online listesinden manita beğenmek7
- amerikada hasidik yahudi avı başlaması6
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak6
- geceye bir söz bırak8
- serhat kılıç13
- bik bik dondurma yapsın da görelim6
- insan olmaya ceyrek kala26
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- kerem aktürkoğlu8
- evde dondurma yapmak5
- fusya semsiyeli yabanci8
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- ismail kartal8
- tolga sarıtaş2
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- flat white3
- hangi renksiniz17
- limonlu dondurma4
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- yarın kpssye girecek yazarlar5
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- fenerbahçe nin liverpool ile karşılaşacak olması4
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- sözlük kızlarındaki libido yüksekliği4
- milan skriniar5
- uzak durulası insan modelleri2
- ragnarın memeleri5
- geleneksel ciğer ısrmarlama şenlikleri9
- özledim mesajına verilecek cevaplar13
- çingene2
- seri eksici6
- anın görüntüsü23
- 5 eylül 2026 fenerbahçe'ye döşenen boru5
- geceye hayattan öğrendiğin bir tavsiye bırak2
- ioçk'nın mavi boncuğu toptan alması4
- beşiktaş8
- yapay gerizekalılık3
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı6
- herkese mavi boncuk dağıtan kız4
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- evde ölü bulunmak4
- s'i l v'e r m'i s t29
- konuşursam yer yerinden oynar2
- sözlükteki şer çetesi12
- sokak kedilerini besleyenler2
- mutlu ama tekerlek olsun4
kimisinin, alakasız, boş tezlerle çürütmeye çalıştığı kanıtlardır.
ey cahiller, imtihan, dirilme, hesap verme, cennet, cehennem gibi tezlerinizin geçerli olabilmesi için, imtihan edilebilecek, sorumlu tutulabilecek "tutarlı" bir "ben" olması gerekir. söz konusu "ben"i de "ruh" olarak açıklıyorsunuz.
peki fiziksel ve kimyasal etkilerle bu kadar değişikliğe uğrayabilen bir "ben" nasıl bir "ben"dir? ortada gerçekten sorumlu tutulabilecek, hesaba çekilebilecek, tekrar diriltilebilecek sabit bir "ben" var mıdır?
misal, bir kişi, frontal lobu hasar aldığı için, çekilmez, aksi, kalp kıran, hırsızlık yapan, doğruyla yanlışı ayırt edemeyen, sağlıklı ahlaki değerlendirmeler yapamayan, yolun ortasına dışkılayan (şişli etfal'deki kadının böyle bir rahatsızlığı olabilir, zira frontal lob hasarlarında literatüre geçmiş benzer örnekler var) bir kişi haline gelsin... bu kişinin sorumlu tutulacak hali hangisidir? önceki hali mi, sonraki hali mi? işinize geldiği için "önceki hali" diyeceksiniz... neye dayanarak? "efendim beyni hasar almış işte" diyeceksiniz. iyi de o zaman "ruh" dediğinizin "beyin" olduğunu itiraf etmiş olmuyor musunuz? aynen bir robot gibi... ana işlemcisi bozulunca, bozuluveriyor!.. geriye ne kalıyor? sadece inançlarınız, boş iddialarınız...
eminim kahir ekseriyetiniz "occam'ın usturası" tabirini duymamışsınızdır. felsefi bir prensiptir. "zorunlu olmadıkça varlıkları çoğaltmamak gerekir" anlamına gelir. söz konusu prensibi örneğimiz açısından ele alırsak, ortada bozulunca "bizim" de bozuluverdiğimiz bir makina (beyin) var. durum böyleyken beynin ötesinde bir de ne idüğü belirsiz "ruh" kavramını koymanın ne manası var? ortada yeterli açıklama varken, varlığına dair hiçbir işaret olmayan ek bir kavram türetmek niye?
burada saçmalayanların okuması, anlaması mümkün değil ama geniş bilgi isteyenlere nörolog david eagleman'ın "incognito" adlı satış rekorları kırmış eserini tavsiye ederim.
ey cahiller, imtihan, dirilme, hesap verme, cennet, cehennem gibi tezlerinizin geçerli olabilmesi için, imtihan edilebilecek, sorumlu tutulabilecek "tutarlı" bir "ben" olması gerekir. söz konusu "ben"i de "ruh" olarak açıklıyorsunuz.
peki fiziksel ve kimyasal etkilerle bu kadar değişikliğe uğrayabilen bir "ben" nasıl bir "ben"dir? ortada gerçekten sorumlu tutulabilecek, hesaba çekilebilecek, tekrar diriltilebilecek sabit bir "ben" var mıdır?
misal, bir kişi, frontal lobu hasar aldığı için, çekilmez, aksi, kalp kıran, hırsızlık yapan, doğruyla yanlışı ayırt edemeyen, sağlıklı ahlaki değerlendirmeler yapamayan, yolun ortasına dışkılayan (şişli etfal'deki kadının böyle bir rahatsızlığı olabilir, zira frontal lob hasarlarında literatüre geçmiş benzer örnekler var) bir kişi haline gelsin... bu kişinin sorumlu tutulacak hali hangisidir? önceki hali mi, sonraki hali mi? işinize geldiği için "önceki hali" diyeceksiniz... neye dayanarak? "efendim beyni hasar almış işte" diyeceksiniz. iyi de o zaman "ruh" dediğinizin "beyin" olduğunu itiraf etmiş olmuyor musunuz? aynen bir robot gibi... ana işlemcisi bozulunca, bozuluveriyor!.. geriye ne kalıyor? sadece inançlarınız, boş iddialarınız...
eminim kahir ekseriyetiniz "occam'ın usturası" tabirini duymamışsınızdır. felsefi bir prensiptir. "zorunlu olmadıkça varlıkları çoğaltmamak gerekir" anlamına gelir. söz konusu prensibi örneğimiz açısından ele alırsak, ortada bozulunca "bizim" de bozuluverdiğimiz bir makina (beyin) var. durum böyleyken beynin ötesinde bir de ne idüğü belirsiz "ruh" kavramını koymanın ne manası var? ortada yeterli açıklama varken, varlığına dair hiçbir işaret olmayan ek bir kavram türetmek niye?
burada saçmalayanların okuması, anlaması mümkün değil ama geniş bilgi isteyenlere nörolog david eagleman'ın "incognito" adlı satış rekorları kırmış eserini tavsiye ederim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar