bugün
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın6
- birbirine benzeyen ünlüler4
- nemlendirici krem16
- eskileri özlemek3
- nev18
- askerde özlenen şeyler8
- ağzı kokan arkadaş5
- platonik aşık olduğum sözlük yazarının reddetmesi3
- nissan micra kullanan erkek3
- tom skerritt2
- batı trakya müftülük atamalarına ankara tepkisi2
- tiktok4
- sözlük yazarlarının yapay zeka fotoğrafları4
- çok acıkmak ama bu saatte ne yemek2
- fransızlar yeni bir çağ açacak mı3
- katatespizartmasi13
- mokv yaşıyor mu6
- yaşlılarla musiki korosunda şarkı söylemek2
- teleferik6
- sadrazam torununun izmir'in üçte ikisini istemesi7
- elenor müzik2
- bakımlı sözlük erkekleri2
- adaçayı içen erkekler2
- kalıplaşmış güzellik standartları4
- iri memeler6
- beşinci boyut hacı2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı26
- mustafa sarıgül4
- bakın ne geldi6
- tabağın dibini ekmekle sıyıran kız6
- babaların babası5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- azrail'in görüldüğü an6
- aufschreiben2
- şafak saymak3
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- aziz yıldırım5
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- parayı gazze için katlamak istedim3
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- özelden mesajlaşırken başlık açıp cevap vermek3
- nurcanım şarkısının popüler olduğu zamanlar5
- benim açık oylarım görünüyor mu4
- ciddi ciddi devlet aklı diyen şahıs5
- istanbul şu an 16 derece4
- çocukluk arkadaşlığı11
- ertan aydın2
kimisinin, alakasız, boş tezlerle çürütmeye çalıştığı kanıtlardır.
ey cahiller, imtihan, dirilme, hesap verme, cennet, cehennem gibi tezlerinizin geçerli olabilmesi için, imtihan edilebilecek, sorumlu tutulabilecek "tutarlı" bir "ben" olması gerekir. söz konusu "ben"i de "ruh" olarak açıklıyorsunuz.
peki fiziksel ve kimyasal etkilerle bu kadar değişikliğe uğrayabilen bir "ben" nasıl bir "ben"dir? ortada gerçekten sorumlu tutulabilecek, hesaba çekilebilecek, tekrar diriltilebilecek sabit bir "ben" var mıdır?
misal, bir kişi, frontal lobu hasar aldığı için, çekilmez, aksi, kalp kıran, hırsızlık yapan, doğruyla yanlışı ayırt edemeyen, sağlıklı ahlaki değerlendirmeler yapamayan, yolun ortasına dışkılayan (şişli etfal'deki kadının böyle bir rahatsızlığı olabilir, zira frontal lob hasarlarında literatüre geçmiş benzer örnekler var) bir kişi haline gelsin... bu kişinin sorumlu tutulacak hali hangisidir? önceki hali mi, sonraki hali mi? işinize geldiği için "önceki hali" diyeceksiniz... neye dayanarak? "efendim beyni hasar almış işte" diyeceksiniz. iyi de o zaman "ruh" dediğinizin "beyin" olduğunu itiraf etmiş olmuyor musunuz? aynen bir robot gibi... ana işlemcisi bozulunca, bozuluveriyor!.. geriye ne kalıyor? sadece inançlarınız, boş iddialarınız...
eminim kahir ekseriyetiniz "occam'ın usturası" tabirini duymamışsınızdır. felsefi bir prensiptir. "zorunlu olmadıkça varlıkları çoğaltmamak gerekir" anlamına gelir. söz konusu prensibi örneğimiz açısından ele alırsak, ortada bozulunca "bizim" de bozuluverdiğimiz bir makina (beyin) var. durum böyleyken beynin ötesinde bir de ne idüğü belirsiz "ruh" kavramını koymanın ne manası var? ortada yeterli açıklama varken, varlığına dair hiçbir işaret olmayan ek bir kavram türetmek niye?
burada saçmalayanların okuması, anlaması mümkün değil ama geniş bilgi isteyenlere nörolog david eagleman'ın "incognito" adlı satış rekorları kırmış eserini tavsiye ederim.
ey cahiller, imtihan, dirilme, hesap verme, cennet, cehennem gibi tezlerinizin geçerli olabilmesi için, imtihan edilebilecek, sorumlu tutulabilecek "tutarlı" bir "ben" olması gerekir. söz konusu "ben"i de "ruh" olarak açıklıyorsunuz.
peki fiziksel ve kimyasal etkilerle bu kadar değişikliğe uğrayabilen bir "ben" nasıl bir "ben"dir? ortada gerçekten sorumlu tutulabilecek, hesaba çekilebilecek, tekrar diriltilebilecek sabit bir "ben" var mıdır?
misal, bir kişi, frontal lobu hasar aldığı için, çekilmez, aksi, kalp kıran, hırsızlık yapan, doğruyla yanlışı ayırt edemeyen, sağlıklı ahlaki değerlendirmeler yapamayan, yolun ortasına dışkılayan (şişli etfal'deki kadının böyle bir rahatsızlığı olabilir, zira frontal lob hasarlarında literatüre geçmiş benzer örnekler var) bir kişi haline gelsin... bu kişinin sorumlu tutulacak hali hangisidir? önceki hali mi, sonraki hali mi? işinize geldiği için "önceki hali" diyeceksiniz... neye dayanarak? "efendim beyni hasar almış işte" diyeceksiniz. iyi de o zaman "ruh" dediğinizin "beyin" olduğunu itiraf etmiş olmuyor musunuz? aynen bir robot gibi... ana işlemcisi bozulunca, bozuluveriyor!.. geriye ne kalıyor? sadece inançlarınız, boş iddialarınız...
eminim kahir ekseriyetiniz "occam'ın usturası" tabirini duymamışsınızdır. felsefi bir prensiptir. "zorunlu olmadıkça varlıkları çoğaltmamak gerekir" anlamına gelir. söz konusu prensibi örneğimiz açısından ele alırsak, ortada bozulunca "bizim" de bozuluverdiğimiz bir makina (beyin) var. durum böyleyken beynin ötesinde bir de ne idüğü belirsiz "ruh" kavramını koymanın ne manası var? ortada yeterli açıklama varken, varlığına dair hiçbir işaret olmayan ek bir kavram türetmek niye?
burada saçmalayanların okuması, anlaması mümkün değil ama geniş bilgi isteyenlere nörolog david eagleman'ın "incognito" adlı satış rekorları kırmış eserini tavsiye ederim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar