bugün
- mor semsiyeli yabanci16
- seni yeşerteceğim diyen erkek6
- yüzükoyun uyuyan erkekte gizli eşcinsellik vardır8
- yazarların şu an dinledikleri şarkı8
- sigara içen kızla öpüşülür mü12
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor13
- yıkaması en zor mutfak aracı14
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum9
- kadınlar hakkında bazı mülahazalar4
- buddy dudeye övgü entrysi giren tipler18
- sözlükte kavga etmek7
- 35 yaş üstü erkeklerin genç erkek gibi giyinmesi16
- cilgincapkin219
- memeleri füze gibi kadın13
- ona bir şey söyle11
- 5 taneden fazla makyaj malzemesi sayabilen erkek5
- buddy dude21
- kocamı çalıştırmam diyen kadın3
- neden herkes aynı şeyi söylüyor3
- kabuksuz kaplumbaga7
- yazarların parfümleri2
- erden timur2
- karton toplayan abi7
- bisiklet marka tavsiyesi10
- yaz aylarında bol bol kadın ayağı görmek10
- insanlarda bıraktığımız iz5
- bana wp den yazdı3
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı13
- çok kişilikli biri olmanın dayanılmaz dramı2
- 2026 dünya kupası şampiyonu olacak takım4
- sözlüğün eski tadının olmaması8
- güzel götlü kız vs güzel gözlü kız7
- mermi abla4
- chp'nin hali ne olacak46
- kızıl cin4
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- ilahi adaletin tecelli etmesi5
- enayimiknatisii12
- supergirl'den hoşlanmak2
- gecenin şiiri4
- masklavi'nin düşünceleri18
- rüzgarın yönünün terse dönmesi4
- atatürk'ün boyunun 164cm olması16
- artık online sayısını göremiyor olmamız4
- musallada duran kendini beğenmiş tabut3
- anın görüntüsü15
- gammazlar çetesi17
- gocu25
- sözlüğün kırbacı10
- bir kızı bin kişi ister bir kişi alır2
cahil ve araştırmayan insan modelinin istanbul'a, tarihi ismi olan, constantinoplois diye hitap edenlere tepki babında ve çoğu zaman da sağda solda sarfetmekten çekinmediği cümlecik. ancak tepki bir de 1453'e dayanınca daha da trajik bir denyoluk vaziyetine dönüşüyor. o dA şöyle oluyor.
bir kere constantinopolis, 1453'den sonra diğer adları ile birlikte osmanlı'da Konstantiniye diye anılan; batı roma yıkıldıktan sonra roma imparatorluğunun da başkenti olan şehrin ismidir.
günümüzde türkiye insanına bazen şehrin roma döneminden kalma ismiyle hitap edilmesi durumuna karşın bir alerji oluşturmsı tembihlenmiştir resmi kaynaklarımızın pomapasıyla. o nedenle etrafta tonla "constantinapolis değil istanbul, sizin emellerinizi biliyoruz" paronoyası ve bir nevi denyoluğu ile cümleler kuran insancıklara rastlamaktayız. nedir emelleri bir sormak lazım ama ondan öte bu denyoluğun bir hastalık durumu oluşturduğunu görünce, kelimenin etimolojik ve daha sonra antropolojik anlamlarına göz atmanın belki biraz bu paranoyı giderebileceğini düşündüm. şimdi dostlar biliyoruz artık, constantinopolis'in konstantin'in şehri anlamına geldiğini. yeterince açıklanmış zaten etimolojik kökenine fazla inmeme hiç gerek yok bu konuda kuşku da yok sanırım. tamam.
peki kim bu konstantin?
konstantin sırbistan'ın niş şehrinde doğmuş aslen sırp asıllı ve ismi de Latince 'constantia'dan gelen yunanlılıkla da uzaktan yakından alakası olmayan bir şahsiyet. biliyoruz ki daha sonra imparatorluğun kralı olup yeni kurulan devletin başşehri kendi ismiyle anılır olmuş. buarada constantinapolis'in konstantin'den önceki ismi hassosundan yunancadır. bunu da bir kenera hemen not edin.
herneyse, bizim mehmet sultan, istanbul'u fethettiğinde bırakın inkar etmeyi sanılanın aksine gurula bu ismi ile şehre hitap etmiş ve ta ki cumhuriyet kurulana dek constantinoplois'in ismi konstantiniye diye de osmanlı'da anılmıştır. ayrıca osmanlı'nın başşehri de burası olmuştur. yani değerli bir yazarımızın da deyimiyle; "Osmanlılar da herhangi bir kompleks duymadan, öteki adlarının yanı sıra 'Konstantiniye' diyorlardı bu kente. 'Kompleks' bir yana, özellikle kıvanç duyarak söylüyorlardı bunu, çünkü şanı dillere destan Konstantin kentini onlar fethetmişlerdi ve adını her söyleyişlerinde bunu bir daha dünyaya ilan etmiş oluyorlardı." şimdi biraz daha anladığını umuyorum paranoyanın denyoluk seviyesinde bulunan alerjik vakaya yakalanmışları.
bunu da geçtik. peki, bugun kullandığımız ve kimimizin gururlanarak ismini sağda solda karıştırılmamasını dilediği, fakat malesef 1453'ten beri değil ama türkiye cumhuriyeti kurulalı beridir resmen tek ismiyle hitap ettiğimiz istanbul'un etimolojik kökenine. bir hayal kırıklığı oluşturabilir bahsettiğim sınıf için ama malesef tamamen yunancadır. o da şöyle oluyor: istanbul = sten poli > eis ten poli yani yunanaca; şehir içi, ya da iç şehir demek oluyor. eee nerede kaldı bizim gurur gurur gururlanmamız. constantinopolis'in kökeni latince ama istanbul yunanca ve biz çok sinirliyiz. çünkü batılılar bazen dünyanın gelmiş geçmiş en uzun ömürlü ve en güçlü imparatorluğunun başkentininin ismiyle hitap ediyor, bizim 1453'te osmanlı sultanı fatih tarafından fethedilmiş ve gurula konstantiye'yi fethettiğini söylediği istanbul'umuza.
hadi şimdi gidin aklınızı başınıza toplayın, ya da sakinleşin biraz.
bir kere constantinopolis, 1453'den sonra diğer adları ile birlikte osmanlı'da Konstantiniye diye anılan; batı roma yıkıldıktan sonra roma imparatorluğunun da başkenti olan şehrin ismidir.
günümüzde türkiye insanına bazen şehrin roma döneminden kalma ismiyle hitap edilmesi durumuna karşın bir alerji oluşturmsı tembihlenmiştir resmi kaynaklarımızın pomapasıyla. o nedenle etrafta tonla "constantinapolis değil istanbul, sizin emellerinizi biliyoruz" paronoyası ve bir nevi denyoluğu ile cümleler kuran insancıklara rastlamaktayız. nedir emelleri bir sormak lazım ama ondan öte bu denyoluğun bir hastalık durumu oluşturduğunu görünce, kelimenin etimolojik ve daha sonra antropolojik anlamlarına göz atmanın belki biraz bu paranoyı giderebileceğini düşündüm. şimdi dostlar biliyoruz artık, constantinopolis'in konstantin'in şehri anlamına geldiğini. yeterince açıklanmış zaten etimolojik kökenine fazla inmeme hiç gerek yok bu konuda kuşku da yok sanırım. tamam.
peki kim bu konstantin?
konstantin sırbistan'ın niş şehrinde doğmuş aslen sırp asıllı ve ismi de Latince 'constantia'dan gelen yunanlılıkla da uzaktan yakından alakası olmayan bir şahsiyet. biliyoruz ki daha sonra imparatorluğun kralı olup yeni kurulan devletin başşehri kendi ismiyle anılır olmuş. buarada constantinapolis'in konstantin'den önceki ismi hassosundan yunancadır. bunu da bir kenera hemen not edin.
herneyse, bizim mehmet sultan, istanbul'u fethettiğinde bırakın inkar etmeyi sanılanın aksine gurula bu ismi ile şehre hitap etmiş ve ta ki cumhuriyet kurulana dek constantinoplois'in ismi konstantiniye diye de osmanlı'da anılmıştır. ayrıca osmanlı'nın başşehri de burası olmuştur. yani değerli bir yazarımızın da deyimiyle; "Osmanlılar da herhangi bir kompleks duymadan, öteki adlarının yanı sıra 'Konstantiniye' diyorlardı bu kente. 'Kompleks' bir yana, özellikle kıvanç duyarak söylüyorlardı bunu, çünkü şanı dillere destan Konstantin kentini onlar fethetmişlerdi ve adını her söyleyişlerinde bunu bir daha dünyaya ilan etmiş oluyorlardı." şimdi biraz daha anladığını umuyorum paranoyanın denyoluk seviyesinde bulunan alerjik vakaya yakalanmışları.
bunu da geçtik. peki, bugun kullandığımız ve kimimizin gururlanarak ismini sağda solda karıştırılmamasını dilediği, fakat malesef 1453'ten beri değil ama türkiye cumhuriyeti kurulalı beridir resmen tek ismiyle hitap ettiğimiz istanbul'un etimolojik kökenine. bir hayal kırıklığı oluşturabilir bahsettiğim sınıf için ama malesef tamamen yunancadır. o da şöyle oluyor: istanbul = sten poli > eis ten poli yani yunanaca; şehir içi, ya da iç şehir demek oluyor. eee nerede kaldı bizim gurur gurur gururlanmamız. constantinopolis'in kökeni latince ama istanbul yunanca ve biz çok sinirliyiz. çünkü batılılar bazen dünyanın gelmiş geçmiş en uzun ömürlü ve en güçlü imparatorluğunun başkentininin ismiyle hitap ediyor, bizim 1453'te osmanlı sultanı fatih tarafından fethedilmiş ve gurula konstantiye'yi fethettiğini söylediği istanbul'umuza.
hadi şimdi gidin aklınızı başınıza toplayın, ya da sakinleşin biraz.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
