bugün

beşiktaş

dün elenmesine zerre kadar üzülmediğim takım.

liverpool'un elenmesi takıma olağanüstü bir rehavet ve şımarıklık getirmiş. kurada brugge çıktığında herkes küçümseye küçümseye bitiremiyordu. ve evet kağıt üstünde nispeten en rahat kura buydu ama beşiktaş gayet eleyebilecekken hem overrated özgüven, hem bilic'in yanlış kadro tercihleri hem de demba ba denilen şişirilmiş adam nedeniyle dün ummadık bir sonuç ile elendi.

neden üzülmediğimin bir başka nedeni; ya kardeşim tamam, galatasaray'dan daha başarılı bir performans sergileyerek oynadınız, arsenal'ı elinizden kaçırdınız, liverpool'u elediniz, tottenham'dan 4 puan kopardınız, buraya kadar tebrik ettik de, liverpool'u eledikten sonra taraftarlardan başkanına kadar öyle bir hava içine girdiniz ki bu ülkeye avrupa'da galatasaray ve fenerbahçe hiç başarı getirmemiş gibi "avrupa'nın en iyi türk takımı biziz" moduna girdiniz.

bir şımarmalar, bir havalar... başkanları galatasaray'ın uefa kupası'nı yok sayar, oyuncuları gidip utanmadan "boz bo formoylo uefodo çoyrok fonol oynodok" diye reklam filminde oynar (bu reklam filmine sahip takımın taraftarları galatasaraylıları başarıya endeskli olmakla suçlar bu arada), daha brugge'u elemeden kupayı almış gibi havalara girerler...

iyi oldu dün brugge aldı los galacticos takımınızın gazını. şimdi kaldınız mı o burun kıvırdığınız süper lig'e?

ve çok da sevdiğim bir söz vardır: biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu. * anlayana...

edit: he bir de uefa için fazla şerefli takımdır. *
© copyright 2005 - 2026