bugün
- sinek as'ın sözlüğe vedası6
- balık yanına en yakışan çorba7
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın16
- kedi eti3
- askerde özlenen şeyler11
- müslüm gürses'i herkesin sevmesi5
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak19
- arkadaşlar öldünüz mü10
- nev19
- 40 yaşında halen sürpriz yumurta alan insan4
- 43 bin yaşlının ölümünde ağır ihmal4
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri15
- anal ilişki yaparsak hemoroid olur muyuz10
- atatürk'ün en büyük düşmanı2
- nemlendirici krem20
- gocu nerede gocu9
- istanbul da gece hayatı2
- fenerbahçe medyası2
- keşke atatürk hiç doğmasaydı diye düşünen yobaz4
- atatürk'ün islam ile değil emevi diniyle savaşması4
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek12
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum7
- cihangir ç2
- telefonlardaki görüntüler porno sitelere satılıyor3
- kobra takibi3
- yapay zekayı destekleyen mallar4
- kadir mısıroğlunun yezid hayranlığı3
- recep ivedik 84
- nissan micra kullanan erkek11
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- sevgiliye gezme sözü vermek2
- clio klitorisin kısaltılmışıdır5
- haklısın özür dilerim seni seviyorum diyen kadın5
- sabah menemen yaparken kış güneşi dinlemek3
- chp osmanlı gibidir2
- bir şeyler söyle3
- öğretmenlerin teneffüse ihtiyacı olması5
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- siyasal islamcıların ataları2
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- disco disco gezen insan8
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek24
- fon vurgunu53
- katatespizartmasi12
- kudüs üç semavi din için önemlidir3
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- bik bik'in mutfağına konuk olmak2
- src belgesi2
- çirkin yapınca tacizci yakışıklı yapınca çapkın2
- güne jelatinli ananas suyu ile başlamak2
Beni satrançtan soğutan bir Stefan Zweig romanıdır. Ancak buradaki soğumanın nedeni romanın kötü olmasından dolayı değil, romanın mükemmel olmasındandır. Roman kısa bir hikaye barındırmasına rağmen mükemmel kurgulanmış, mükemmel bir anlatımla süslenmiştir. Satrancı iyi bilen bir ustanın elinden çıktığı belli bu eser.
Bu romanı okuduktan sonra benim kendi fikirlerim şöyle gelişti., Stefan Zweig satrancı iyi bildiğini göstermenin bir yolunu bu romanı yazarak bulmuştur diye düşünüyorum. Konusu satranç olan bu kadar iyi bir eser dünya üzerinde bir tane daha tanımıyorum. Ayrıca satrancın fazla oynandığında ben de yorgunluk yarattığını bildiğimden sanırım, bu romandan sonra satranç tahtalarına pek yaklaşmayacağım. işin esprisi tabi, biz romanın konusuna geçelim. Eserimiz oldukça kısa bir hikaye barındırıyor bünyesinde.
Hitlerin baskı döneminde uzun süre psikolojik bir işkence ile bir odada çürümeye bırakılan Dr. B'nin bir satranç kitabı hırsızlığıyla başlayan hikayesinde zamanla yalnızlığını satranç ile birlikte yenerek, kendine iyi bir meşgale yaratır. Kitapta yer alan satranç kuramlarını ve eski satranç maçlarını çok iyi bir şekilde ezberler. Zaman içinde kafasının içinde kendi kendine maç yapacak kadar kendini geliştirir. Bir müddet sonra beynini ikiye bölerek siyah ve beyaz rakipler olarak maç yapması onda bir takım sanrıların ortaya çıkmasına neden olur. Sanrılar yüzünden DR. B. Neredeyse aklını yitirmiş bir haldedir. Kendini kontrol edememeye başladığı bir anda kendini kaybeder. Doktor gözetimine alınır. Eski saray mensubu olmasının nüfuzundan da faydalanarak mahkumiyeti son bulur. Ancak doktorunun verdiği tavsiye ile bundan sonra hiç satranç oynamayacaktır. Ta ki gemide -muhtemel- yazar Zweig ve dostlarının dünya satranç şampiyonu Czentovic ile olan maçlarını görene kadar. Sürekli kafası içinde oynadığı oyunlardan dolayı gerçek bir rakiple maç yapabileceğini düşünmeyen B. Ye bir maç teklifi gelir. Czentovic ile kendini denemek için bir satranç maçı yapmaya karar veren B. ilk maçını rahat kazandıktan sonra sanrılarına kendini kaptırarak, rövanş teklifini de kabul eder. Fakat bu, onun hastalığını açığa çıkartarak belki de bir daha asla satranç oynamamasına neden olacaktır...
Bu romanın beni satrançtan soğutmasının nedeni ise karakterimiz Dr. B.' Nin hastalık derecesinde bağlandığı oyunun beni korkutmasındandır sanırım. Yazar o kadar güzel ve gerçekçi bir hikaye anlatmış gibi geldi ki bana, bir an Dr. Bnin durumuna gerçekten üzüldüm. Stefan Zweig' in eşsiz eseri defalarca okunmayı hak edebilecek bir yere sahip...
"Yazık. Aslında o kadar da kötü düşünülmemiş bir hamleydi bu. Bu bey amatör olmasına rağmen iyi bir iş çıkardı. "
Bu romanı okuduktan sonra benim kendi fikirlerim şöyle gelişti., Stefan Zweig satrancı iyi bildiğini göstermenin bir yolunu bu romanı yazarak bulmuştur diye düşünüyorum. Konusu satranç olan bu kadar iyi bir eser dünya üzerinde bir tane daha tanımıyorum. Ayrıca satrancın fazla oynandığında ben de yorgunluk yarattığını bildiğimden sanırım, bu romandan sonra satranç tahtalarına pek yaklaşmayacağım. işin esprisi tabi, biz romanın konusuna geçelim. Eserimiz oldukça kısa bir hikaye barındırıyor bünyesinde.
Hitlerin baskı döneminde uzun süre psikolojik bir işkence ile bir odada çürümeye bırakılan Dr. B'nin bir satranç kitabı hırsızlığıyla başlayan hikayesinde zamanla yalnızlığını satranç ile birlikte yenerek, kendine iyi bir meşgale yaratır. Kitapta yer alan satranç kuramlarını ve eski satranç maçlarını çok iyi bir şekilde ezberler. Zaman içinde kafasının içinde kendi kendine maç yapacak kadar kendini geliştirir. Bir müddet sonra beynini ikiye bölerek siyah ve beyaz rakipler olarak maç yapması onda bir takım sanrıların ortaya çıkmasına neden olur. Sanrılar yüzünden DR. B. Neredeyse aklını yitirmiş bir haldedir. Kendini kontrol edememeye başladığı bir anda kendini kaybeder. Doktor gözetimine alınır. Eski saray mensubu olmasının nüfuzundan da faydalanarak mahkumiyeti son bulur. Ancak doktorunun verdiği tavsiye ile bundan sonra hiç satranç oynamayacaktır. Ta ki gemide -muhtemel- yazar Zweig ve dostlarının dünya satranç şampiyonu Czentovic ile olan maçlarını görene kadar. Sürekli kafası içinde oynadığı oyunlardan dolayı gerçek bir rakiple maç yapabileceğini düşünmeyen B. Ye bir maç teklifi gelir. Czentovic ile kendini denemek için bir satranç maçı yapmaya karar veren B. ilk maçını rahat kazandıktan sonra sanrılarına kendini kaptırarak, rövanş teklifini de kabul eder. Fakat bu, onun hastalığını açığa çıkartarak belki de bir daha asla satranç oynamamasına neden olacaktır...
Bu romanın beni satrançtan soğutmasının nedeni ise karakterimiz Dr. B.' Nin hastalık derecesinde bağlandığı oyunun beni korkutmasındandır sanırım. Yazar o kadar güzel ve gerçekçi bir hikaye anlatmış gibi geldi ki bana, bir an Dr. Bnin durumuna gerçekten üzüldüm. Stefan Zweig' in eşsiz eseri defalarca okunmayı hak edebilecek bir yere sahip...
"Yazık. Aslında o kadar da kötü düşünülmemiş bir hamleydi bu. Bu bey amatör olmasına rağmen iyi bir iş çıkardı. "
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar