bugün
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı15
- org vs synthesizer4
- tripofobisi olanlar revani yemezler4
- koyun yoğurdu3
- sokak röportajı veren sıradan vatandaş2
- izinli yazarın entry girebilmesi5
- sözluk kız ayarlama yeri değildir12
- karısını puanlayıp sosyal medyada paylaşan erkek2
- azizlik neden ispanyollara mahsus5
- 2026 dünya kupası13
- hiçbir kızın senden hoşlanmaması8
- ortalama bir insan olmak2
- sistem patlamış4
- egay sucukcu7
- islam düşmanlarına epstein şoku12
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi10
- aydın da bir tonluk balyanın altında kalan adam2
- kaslı erkeklerin gizli ruh hastası olması4
- çekya2
- 9000 iş günü prim ödemek2
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler8
- kemal derviş5
- kademeli emeklilik sistemi2
- beşar esad vs kemal kılıçdaroğlu2
- iş verenlerin aç gözlü olması11
- en iyi yanık kremi5
- bir daha doğmayacak olmak2
- sokaktaki çocuk sesleri4
- bugün ne yedin10
- bir gün ölecek olmak6
- ismail kartal9
- linkedin2
- yanlış mesleği seçtim denilen an5
- en iyi terapi6
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- şu anda ne yapıyorsun19
- kapitalizmin gerekliliği3
- alternatif sözlük arayışı4
- içsel olarak hayvandan daha boş kimse2
- gecenin şarkısı4
- claude ai ile min 30klık işi 2kya yaptırmak2
- yanlışlıkla erkek sikmek8
- ben saraca kilo verdim sizce yakışıklı olmuşmuyum4
- güne bir şarkı bırak14
- müzik dinlemenin felsefesi5
- sevgiliden gelen ilk canımlı mesaj3
- kırılsın ellerim neye yarıyor2
- hayvan barınağında bok temizleme cezası alan kürt3
- 18 haziran 2026 yusuf ziya gümüşel'in tahliyesi2
- leblebi şekeri3
Aze; üç köyün heybetli ağası Haydar'ın nazlı kızıydı..Her gün batımında sonu görünmez sofraların kurulduğu,misafirin eksik olmadığı bir ağa evinin kızıydı Aze..Anası karlı bir kış sabahında dayanılmaz sancılarla kıvranırken ve sıkarken dişlerini bağırmamak için sıktığı döşeği parçalarken geldi dünyaya..Ağa oğlan istemişti ama olmadı.. Delal kadının yapacak bir şeyi de yoktu.Utancını aldı bastı bağrına,ilk sütünü doğururken dökmediği gözyaşlarıyla verdi Aze'nin ağzına..Töreler ağırdı..Delal kadın acılı..Ağa kabullendi Aze bebeği.Kabullenmemekte mümkün değildi.O boncuk gözleri,gece karanlığı saçları nasıl olurda görmezden gelirdi.Çok geçmeden baba kız at tepelerinde birlikte gezer oldular.Aze'nin ardından gelen üç nur topu gibi oğlan bile vazgeçirememişti ağanın sevgisini..Zordur o töreler arasında baba-kız ilişkileri..
Birde Berdan vardı ki...Yağız,yüreği berk bir delikanlı..Sesi çığlık olurdu rüzgarda,gezdiği yollar bahar..Bir türkü söylerdi ki bütün dağ köyleri irkilirdi uçurumlarda yankılanan sesiyle..Çobandı babası gibi.O koca köy sahibi ağanın emrindeki bir çoban..Anasının gözbebeği,babasının tek umudu...
Dağlarda kardelenlerin yüzünü göstermeye başladığı zamanlardı.Aze'nin yüreği dağlardı..Ne vakit dağlara çıksa bir ceylan olur her köşesini gezerdi.. Berdan uçurum başında türkü söylerken Aze ile göz göze geldi.Aynı köydeydiler ama bilmediler hiç birbirlerini..Sesi kesildi Berdan'ın,suskunluğu çığlık oldu dağda..Aze uçurum kenarında bakmakla yetindi sadece..Döndü arkasını koşarak uzaklaştı oradan.. Berdan öylece kaldı.Gördüğü düştü;güzel ömürlük bir düş..
Akşam eve vardığında anasına anlattı gördüğü düşü.Anası ''oğul rüya görmüşsün'' dedi.Berdan Ne gördüğünü biliyordu..Aze başka bir diyarda başka düşlerdeydi..
Her gün gitti Berdan o uçurum kenarına yeniden gelecek diyerek..Adını,kim olduğunu bilmediği ceylana vurulmuştu.Aze hiç gitmedi o uçuruma bir daha..Gitmedi gitmesine ya yüreğindeki ateş her gün biraz daha büyüdü.At tepelerinde dört nala geçtiği patikalardan sevdası yayıldı dört yana..Yüzüne sürdüğü hüzün sevdanın hediyesiydi..O neşe dolu kız gitmiş düşler içinde yaşayan bir sevdalı gelmişti..
Bir sabah ağanın evine emir almak için gitti Berdan..Usulca kapılar açıldı.ilk kez girdiği bu kapının ardında onu bekleyenlerden habersizdi..Başını kaldırdı şöyle bir süzdü etrafı.Bahçenin dört yanında yaşını tahmin edemediği kavak ağaçları vardı..insanı sarhoş eden çiçek kokuları..''Böyle gel'' dedi ağa güçlü sesiyle..Berdan ilerledi.Masa başında ağanın ailesi oturmuştu. Berdan'ın öne eğik başını kaldırmasıyla her şey değişti..Sanki o uçurumun başında yeniden karşılaştılar Aze ile...Gözlerindeki o ışık baş döndürüyordu..Ağa;hasta hayvanların durumunu soruyordu ama Berdan dan ses çıkmıyordu.Sanki orda değildi.Bir ceylanla o uçurum kenarında geziyordu.Uzun bir vakit sonra kendine geldi ağanın bağırmasıyla..Ağa emirleri ardı ardına sıraladı.Berdan koyup ceplerine gördüğü düşleri dağlara vurdu kendini..Aze kızda peşinden kendini uçurum kenarında buldu..Bir tek kelime söylemediler birbirlerine..Sadece gözlerinde yok oldular sevdanın..Zaman durdu..Umut dağlardan yüce oldu..Yıldızlar yağdı üzerlerine..Uçurumun iki ayrı köşesine sığınmış iki sevda..Bitmez hasret başladı körpe yüreklerde...
Bu sevda dinmez oldu.Uzun süren gecelerde Berdan gözünü ayırmadan yıldızlardan uçurum kenarındaki o ceylanı düşledi.Töreler böyle olmasaydı keşke de gidip alsaydı Aze'yi..Töre sevda dinlemedi,yürek dinlemezdi..
Bir hazan sabahında dört nala gelen atlılar dayandı ağanın evine..Giyinmiş kuşanmış ağır misafirler..Hemen sofralar kuruldu..Ağanın yüzünle hüzünle karışık bir sevinç vardı.Aze kız her şeyden habersiz hürmet ediyor gelen misafirleri ağırlamaya yardım ediyordu..Gelen misafirler o yüce dağların eteklerindeki köylerden birinin ağasıydı..Dillere destan olan güzelliği ta oralara varmıştı.Büyüyüp serpilmişti aze göz açıp kapayana kadar..Güzelliği mutsuzluğu olacaktı..Sevdası sürgün..
Ağa bir çırpıda nasılda söyleyiverdi ''Aze'yi gelin almak isteriz köyümüze'' diye..Bilmeden dünyanın nasıl başına yıkılacağını,nasıl ölüp ölüp dirileceğini Aze'nin..Odasına kapandı nazlı ceylan..Gözleri yağmur döken bulut oldu..Yüreği acıyla doldu.Nasıl olurdu,nasıl varırdı? Ertasi sabah uçurumun kenarına gitti..Berdan usulca yaklaştı sevdalısına..Kavuşan iki yürek , vurdu kendilerini dağlara..Dağ yüceydi.Nice yiğitleri,sevdaları bağrına basmış gizlemişti..Onları esirgemezdi korur,saklardı..
Bir mağaranın içine sığındıklarında yüreklerinde sadece sevdaları vardı.Tek bir korku yoktu.Gelecek en elim son, ölümdü gerekirse hazırdı..iki koca günü mağaranın soğuk duvarlarına yaslandılar.Az sonra ayrılacak ellerinden habersiz sımsıkı tutundular birbirlerine..Dışarıda öfke vardı,dışarıda hüzün,kan kokusu..Törelerin ağır bedelleri iyice yaklaşmıştı sevdalarına şahit olan mağara duvarlarına...Düşlerinden ötede bir yerde mutluluk yoktu onlar için..Kapanan gözlerinden süzülürken yaşlar geçirdikleri iki günü kar sayacaktı yürekler..
Önce silaha sürülen mermi sesleri çınladı mağarada,sonra bir ağanın öfkesi..Çekip aldılar Aze'yi..acımadan kopardılar iki yüreği..Suskundu iki çift göz..Suskundu sevda türküleri söyleyen diller..
Berdan dönmedi o dağdan bir daha geri..Hep bekledi yeniden nazlı ceylanına kavuşacağı günleri..O gün hiç olmasa da bekleyecekti.Beklemek acısını dindirecekti..
Aze bir hafta içinde gelin verildi ...Sesi çıkmadı,acısı dinmedi..O gülen gözleri hiç gülmedi..Çalan davullar bedene inen kamçı oldu o gece..Ağa bilmedi yüreği başkasının,bedeni başkasının olan ceylanın ölüden farksız olduğunu..Atlar üzerinde yeni yurduna giderken Aze gelin,dağlardan azenin türküsünü çığlık çığlığa söyleyen Berdan yakıyordu herkesin yüreğini. *
Birde Berdan vardı ki...Yağız,yüreği berk bir delikanlı..Sesi çığlık olurdu rüzgarda,gezdiği yollar bahar..Bir türkü söylerdi ki bütün dağ köyleri irkilirdi uçurumlarda yankılanan sesiyle..Çobandı babası gibi.O koca köy sahibi ağanın emrindeki bir çoban..Anasının gözbebeği,babasının tek umudu...
Dağlarda kardelenlerin yüzünü göstermeye başladığı zamanlardı.Aze'nin yüreği dağlardı..Ne vakit dağlara çıksa bir ceylan olur her köşesini gezerdi.. Berdan uçurum başında türkü söylerken Aze ile göz göze geldi.Aynı köydeydiler ama bilmediler hiç birbirlerini..Sesi kesildi Berdan'ın,suskunluğu çığlık oldu dağda..Aze uçurum kenarında bakmakla yetindi sadece..Döndü arkasını koşarak uzaklaştı oradan.. Berdan öylece kaldı.Gördüğü düştü;güzel ömürlük bir düş..
Akşam eve vardığında anasına anlattı gördüğü düşü.Anası ''oğul rüya görmüşsün'' dedi.Berdan Ne gördüğünü biliyordu..Aze başka bir diyarda başka düşlerdeydi..
Her gün gitti Berdan o uçurum kenarına yeniden gelecek diyerek..Adını,kim olduğunu bilmediği ceylana vurulmuştu.Aze hiç gitmedi o uçuruma bir daha..Gitmedi gitmesine ya yüreğindeki ateş her gün biraz daha büyüdü.At tepelerinde dört nala geçtiği patikalardan sevdası yayıldı dört yana..Yüzüne sürdüğü hüzün sevdanın hediyesiydi..O neşe dolu kız gitmiş düşler içinde yaşayan bir sevdalı gelmişti..
Bir sabah ağanın evine emir almak için gitti Berdan..Usulca kapılar açıldı.ilk kez girdiği bu kapının ardında onu bekleyenlerden habersizdi..Başını kaldırdı şöyle bir süzdü etrafı.Bahçenin dört yanında yaşını tahmin edemediği kavak ağaçları vardı..insanı sarhoş eden çiçek kokuları..''Böyle gel'' dedi ağa güçlü sesiyle..Berdan ilerledi.Masa başında ağanın ailesi oturmuştu. Berdan'ın öne eğik başını kaldırmasıyla her şey değişti..Sanki o uçurumun başında yeniden karşılaştılar Aze ile...Gözlerindeki o ışık baş döndürüyordu..Ağa;hasta hayvanların durumunu soruyordu ama Berdan dan ses çıkmıyordu.Sanki orda değildi.Bir ceylanla o uçurum kenarında geziyordu.Uzun bir vakit sonra kendine geldi ağanın bağırmasıyla..Ağa emirleri ardı ardına sıraladı.Berdan koyup ceplerine gördüğü düşleri dağlara vurdu kendini..Aze kızda peşinden kendini uçurum kenarında buldu..Bir tek kelime söylemediler birbirlerine..Sadece gözlerinde yok oldular sevdanın..Zaman durdu..Umut dağlardan yüce oldu..Yıldızlar yağdı üzerlerine..Uçurumun iki ayrı köşesine sığınmış iki sevda..Bitmez hasret başladı körpe yüreklerde...
Bu sevda dinmez oldu.Uzun süren gecelerde Berdan gözünü ayırmadan yıldızlardan uçurum kenarındaki o ceylanı düşledi.Töreler böyle olmasaydı keşke de gidip alsaydı Aze'yi..Töre sevda dinlemedi,yürek dinlemezdi..
Bir hazan sabahında dört nala gelen atlılar dayandı ağanın evine..Giyinmiş kuşanmış ağır misafirler..Hemen sofralar kuruldu..Ağanın yüzünle hüzünle karışık bir sevinç vardı.Aze kız her şeyden habersiz hürmet ediyor gelen misafirleri ağırlamaya yardım ediyordu..Gelen misafirler o yüce dağların eteklerindeki köylerden birinin ağasıydı..Dillere destan olan güzelliği ta oralara varmıştı.Büyüyüp serpilmişti aze göz açıp kapayana kadar..Güzelliği mutsuzluğu olacaktı..Sevdası sürgün..
Ağa bir çırpıda nasılda söyleyiverdi ''Aze'yi gelin almak isteriz köyümüze'' diye..Bilmeden dünyanın nasıl başına yıkılacağını,nasıl ölüp ölüp dirileceğini Aze'nin..Odasına kapandı nazlı ceylan..Gözleri yağmur döken bulut oldu..Yüreği acıyla doldu.Nasıl olurdu,nasıl varırdı? Ertasi sabah uçurumun kenarına gitti..Berdan usulca yaklaştı sevdalısına..Kavuşan iki yürek , vurdu kendilerini dağlara..Dağ yüceydi.Nice yiğitleri,sevdaları bağrına basmış gizlemişti..Onları esirgemezdi korur,saklardı..
Bir mağaranın içine sığındıklarında yüreklerinde sadece sevdaları vardı.Tek bir korku yoktu.Gelecek en elim son, ölümdü gerekirse hazırdı..iki koca günü mağaranın soğuk duvarlarına yaslandılar.Az sonra ayrılacak ellerinden habersiz sımsıkı tutundular birbirlerine..Dışarıda öfke vardı,dışarıda hüzün,kan kokusu..Törelerin ağır bedelleri iyice yaklaşmıştı sevdalarına şahit olan mağara duvarlarına...Düşlerinden ötede bir yerde mutluluk yoktu onlar için..Kapanan gözlerinden süzülürken yaşlar geçirdikleri iki günü kar sayacaktı yürekler..
Önce silaha sürülen mermi sesleri çınladı mağarada,sonra bir ağanın öfkesi..Çekip aldılar Aze'yi..acımadan kopardılar iki yüreği..Suskundu iki çift göz..Suskundu sevda türküleri söyleyen diller..
Berdan dönmedi o dağdan bir daha geri..Hep bekledi yeniden nazlı ceylanına kavuşacağı günleri..O gün hiç olmasa da bekleyecekti.Beklemek acısını dindirecekti..
Aze bir hafta içinde gelin verildi ...Sesi çıkmadı,acısı dinmedi..O gülen gözleri hiç gülmedi..Çalan davullar bedene inen kamçı oldu o gece..Ağa bilmedi yüreği başkasının,bedeni başkasının olan ceylanın ölüden farksız olduğunu..Atlar üzerinde yeni yurduna giderken Aze gelin,dağlardan azenin türküsünü çığlık çığlığa söyleyen Berdan yakıyordu herkesin yüreğini. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar