bugün
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat4
- mansur yavaş9
- arkadaşlar ben ayrılmak istiyorum3
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması7
- en son neye çok üzüldünüz12
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- true yaşıyor mu6
- israil seviciliği5
- gocu32
- bekarlığın avantajları5
- herkesten nefret etmek3
- 34 yaşına kadar eline erkek eli değmemiş erkek2
- inci sözlük5
- allah ı görmek3
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay10
- nuh ve ibrahimle yapılan antlaşma6
- tablet mi pc mi telefon mu4
- yehova şahitleri5
- mamudo gurban niye doğdun9
- kadının en güzel olduğu yaş3
- her şeyin çözümü var demek4
- cem yılmaza gülenler sözlük2
- ibrahim'in allah'ı elestirmesi4
- feministlerin cevaplayamadığı soru7
- yahudilerin mesih seviciliği3
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi7
- yağmurlu havaları seven insan7
- iş yerindeki orospu çocukları7
- yan tuvalette sesli osurarak sıçan insan2
- cimere şikayet eden yazar tipi4
- başkent istanbul olsun11
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- true nickli yazar23
- bahar feyzan4
- queen ravennanın cinleri5
- tai'nin mutfağına konuk olmak8
- hiçbir şeyi bilmeden hayvan gibi yasamak3
- türklerin tartışma kültürü2
- eskiyen gocuğu çöpe atmak2
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip5
- kullanıcı adı değişmiyor3
- göksel in memeleri3
- kürtlerin aslında iyi olduğu gerçeği4
- uçakta sözlüğe girmek2
- nasıl nude istenir4
- piyasanın en ağır sigarası4
- mansur yavaş'ın chp den ayrılması6
- şaka maka yeni bir günün başlaması3
- amedspor6
ilişkili iki kavramdır; örneğin salaklar daha mutludur.
---alıntı---
Mutluluk sahte, salaklık hakiki
Bir dünya düşünün ki çocuklar, arabası ''baba'' olana baba diyor. Büyüyünce akıllanmıyor, bisküvi yiyince astronot olup uzaya gidiyor.
Delikanlılık döneminde kraker ısırınca, komşu kıza göbek attırıyor.
Zaten daldırma çayla kız tavlıyor, kahve içerken de âşık oluyor. Ama ne kadar aptal olursa olsun, kız sürdüğü kokuya vurgun! Onu terk edemiyor.
Fakat kablolu televizyonu yoksa ve Amerikan dizisindeki ''artizin'' sütyen rengini bilemezse, abazan kalıyor...
Mecburen, sakalını traş ettiği jiletin içinden çıkan robot kızla idare ediyor.
Sonunda ne sürdüğü parfüm, ne traş losyonu, ama lipofize kahvesinin saldığı kimyasal fındık kokusu sayesinde bir kıza yamanıyor.
***
Kavga mı edecekler? Daha keskin olamayan cep telefonlarıyla birbirlerinin üstünü başına parçalayarak dövüşüyorlar.
Zarar yok! Toplu tarifeden cep telefonuyla gece gündüz ucuza konuşup barışıyorlar.
Arabalarına benzin doldururken, eşek arısı kılıklı kız öyle çok çip para veriyor ki, bedava yaşayacaklarına inanıp evleniyorlar.
Evlenmeye karar vermelerinde tabii mobilyada ''eskiyi getir yeniyi götür'' kampanyasının, Seda Sayan 'ın şakıdığı halıların, bir türlü hızlanamamasına karşın Mazhar gitar tıngırdattıkça temizlenen internetin de etkisi var.
Hanım da kendi kendine dolan buzdolabı, sofrayı toplayan bulaşık makinesi, kocasının televizyon gibi seyrettiği sessiz çamaşır makinesiyle mutlu olabiliyor, zaten. Lekeleri soğuk suda çıkaracak deterjanı buldu mu, tamam. Bir de içine makineyi kireçten koruyacak tableti koyduysa, ver eline buharlı ütüyü, değme keyfine.
Bey dersen, kuru fasulyenin içindeki üç beş fazla sucuk halkasına kaynanayla kaynatayı bile çekmeye hazır.
Zaten koku sürmediği, traş olmadığı ve sucuk yemediği zamanlar, maç seyrederek mutlu, gol atılınca orgazm oluyor daha çok.
iki maç arasında ayağa uygun bir kredi bulup çocuk yaparlarsa, yavrunun istikbali tabii ki kredi hesabında.
***
Çocuğun bakımı da pek kolay; bağlıyorsun altına peti, şarkı söyleyip dans ediyor. Ancak çişini söylemeye hiç niyeti yok: Litrelerce işese de kuru kaldığından, poposunda bir paketle dolaşmaktan hiç rahatsız değil!
Bir şekilde büyüyüp gurbete mi gitti? Bu sefer evinizde bal arısı kılıklı çocuklar beslemeye başlıyorsunuz, sizi cep telefonuyla özlediğiniz yavrularınıza bağlıyor, hatta bazen ingiltere'den bile getirip kavuşturuyorlar.
Ve Türkiye böyle yaşayıp gidiyor, sayın seyirciler!
***
Yoksa sizin yaşamınız reklamlardaki gibi değil mi?
Nasıl yaşıyorsunuz peki? Reklamlardan sonra başlayan dizideki gibi mi? Hangi oyuncuya âşıksınız, hangi hikâye sizin hayatınız, hangisi sizsiniz o dizilerdeki?
Belki de cehalet yarışmalarını, kim daha talk salak şovlarını, lahmacun kralının ince kıyılmış soğan esprilerini, mutasyona uğramış hadım evladının müzik otoriteliğini seyredip gülüyorsunuzdur, kah kah.
Oysa siz yaşarken ekran tefecilerine borçlandığınız hayali bir dünyada, gerçek dünyada bir çocuk, taş doldurduğu sırt çantasıyla denize atıyor kendisini, cennet vaadinin peşinde. Hocalar, kızların içindeki cini çıkarmak için uçkur çözüyor. Atatürk ve rasyonel mantık okul kitaplarından çıkarılıyor, isviçre dağlarının kızı Heidi romanındaki büyükanne hidayete erip tesettüre giriyor, 5 bin imam hatip de yargıçlığa ve savcılığa hazırlanıyor, zaten.
Siz reklamlardaki Türkiye'yi borçlanarak yakalamaya ve ödünç yaşamaya çalışırken satın alamayacağınız mutlulukları, çocuklarınızın çocuklarına ödetilecek dış borç yükleniyor sırtınıza.
Türkiye din diktatörlüğüne kayıyor, sattılar sizi, sattılar kadın erkek eşitliğini, laikliği, hukuk devletini. Ne gam?
Reklamlardaki Türkiye'de Atatürk hâlâ yaşayıp bahçelerden gül derlediği ve siz de televizyon karşısında Ayşe Teyze'nin cipslerini atıştırdığınız sürece...
Selamünaleyküm Türkiya!
Esselamünaleyküm ve tayyibullah!
---alıntı sonu---
(mine g. kirikkanat)
---alıntı---
Mutluluk sahte, salaklık hakiki
Bir dünya düşünün ki çocuklar, arabası ''baba'' olana baba diyor. Büyüyünce akıllanmıyor, bisküvi yiyince astronot olup uzaya gidiyor.
Delikanlılık döneminde kraker ısırınca, komşu kıza göbek attırıyor.
Zaten daldırma çayla kız tavlıyor, kahve içerken de âşık oluyor. Ama ne kadar aptal olursa olsun, kız sürdüğü kokuya vurgun! Onu terk edemiyor.
Fakat kablolu televizyonu yoksa ve Amerikan dizisindeki ''artizin'' sütyen rengini bilemezse, abazan kalıyor...
Mecburen, sakalını traş ettiği jiletin içinden çıkan robot kızla idare ediyor.
Sonunda ne sürdüğü parfüm, ne traş losyonu, ama lipofize kahvesinin saldığı kimyasal fındık kokusu sayesinde bir kıza yamanıyor.
***
Kavga mı edecekler? Daha keskin olamayan cep telefonlarıyla birbirlerinin üstünü başına parçalayarak dövüşüyorlar.
Zarar yok! Toplu tarifeden cep telefonuyla gece gündüz ucuza konuşup barışıyorlar.
Arabalarına benzin doldururken, eşek arısı kılıklı kız öyle çok çip para veriyor ki, bedava yaşayacaklarına inanıp evleniyorlar.
Evlenmeye karar vermelerinde tabii mobilyada ''eskiyi getir yeniyi götür'' kampanyasının, Seda Sayan 'ın şakıdığı halıların, bir türlü hızlanamamasına karşın Mazhar gitar tıngırdattıkça temizlenen internetin de etkisi var.
Hanım da kendi kendine dolan buzdolabı, sofrayı toplayan bulaşık makinesi, kocasının televizyon gibi seyrettiği sessiz çamaşır makinesiyle mutlu olabiliyor, zaten. Lekeleri soğuk suda çıkaracak deterjanı buldu mu, tamam. Bir de içine makineyi kireçten koruyacak tableti koyduysa, ver eline buharlı ütüyü, değme keyfine.
Bey dersen, kuru fasulyenin içindeki üç beş fazla sucuk halkasına kaynanayla kaynatayı bile çekmeye hazır.
Zaten koku sürmediği, traş olmadığı ve sucuk yemediği zamanlar, maç seyrederek mutlu, gol atılınca orgazm oluyor daha çok.
iki maç arasında ayağa uygun bir kredi bulup çocuk yaparlarsa, yavrunun istikbali tabii ki kredi hesabında.
***
Çocuğun bakımı da pek kolay; bağlıyorsun altına peti, şarkı söyleyip dans ediyor. Ancak çişini söylemeye hiç niyeti yok: Litrelerce işese de kuru kaldığından, poposunda bir paketle dolaşmaktan hiç rahatsız değil!
Bir şekilde büyüyüp gurbete mi gitti? Bu sefer evinizde bal arısı kılıklı çocuklar beslemeye başlıyorsunuz, sizi cep telefonuyla özlediğiniz yavrularınıza bağlıyor, hatta bazen ingiltere'den bile getirip kavuşturuyorlar.
Ve Türkiye böyle yaşayıp gidiyor, sayın seyirciler!
***
Yoksa sizin yaşamınız reklamlardaki gibi değil mi?
Nasıl yaşıyorsunuz peki? Reklamlardan sonra başlayan dizideki gibi mi? Hangi oyuncuya âşıksınız, hangi hikâye sizin hayatınız, hangisi sizsiniz o dizilerdeki?
Belki de cehalet yarışmalarını, kim daha talk salak şovlarını, lahmacun kralının ince kıyılmış soğan esprilerini, mutasyona uğramış hadım evladının müzik otoriteliğini seyredip gülüyorsunuzdur, kah kah.
Oysa siz yaşarken ekran tefecilerine borçlandığınız hayali bir dünyada, gerçek dünyada bir çocuk, taş doldurduğu sırt çantasıyla denize atıyor kendisini, cennet vaadinin peşinde. Hocalar, kızların içindeki cini çıkarmak için uçkur çözüyor. Atatürk ve rasyonel mantık okul kitaplarından çıkarılıyor, isviçre dağlarının kızı Heidi romanındaki büyükanne hidayete erip tesettüre giriyor, 5 bin imam hatip de yargıçlığa ve savcılığa hazırlanıyor, zaten.
Siz reklamlardaki Türkiye'yi borçlanarak yakalamaya ve ödünç yaşamaya çalışırken satın alamayacağınız mutlulukları, çocuklarınızın çocuklarına ödetilecek dış borç yükleniyor sırtınıza.
Türkiye din diktatörlüğüne kayıyor, sattılar sizi, sattılar kadın erkek eşitliğini, laikliği, hukuk devletini. Ne gam?
Reklamlardaki Türkiye'de Atatürk hâlâ yaşayıp bahçelerden gül derlediği ve siz de televizyon karşısında Ayşe Teyze'nin cipslerini atıştırdığınız sürece...
Selamünaleyküm Türkiya!
Esselamünaleyküm ve tayyibullah!
---alıntı sonu---
(mine g. kirikkanat)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar