bugün
- kolye140
- cep telefonu16
- nokia15
- bal9
- rüzgar11
- kader4
- lale13
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- var olmak için ne yaptınız12
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- kuş5
- cadılar bayramında ne olacaksınız18
- billie eilish'in memeleri7
- medine2
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- fil9
- gece gece sinirlenmek4
- at6
- mavi4
- kaplan17
- evi ev yapan şeyler14
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- aslan15
- rüzgar türbini2
- sevgili nedir7
- bileklik19
- brezilya7
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- flamingo3
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- gül7
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- z kusagi4
- kötüyü alaşağı etmek4
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- yogartiksen39
- türk dizi tarihinin en kötü oyuncuları2
- tabiat4
- dua6
- türkiye'nin kıymeti bilinmemiş şarkıcıları2
- öğretmenlerin kravat takma zorunluluğu2
- anın görüntüsü22
- pıtı atma4
- ankara8
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- netflix asaf dizisi3
- cemil tugay6
- galatasaray19
birinci cumhuriyet sanıldığı kadar millî ve antiemperyalist değilmiş.. batılı devletlerle bir antlaşma dahi yapılmayan, dış politikasını "yurtta sulh, cihanda sulh" fikri üzere barışçıl(ki bu emperyalizmin doğasına aykırı) temel üzere inşa eden, mazlum milletlerden yana(sadabat paktı, balkan paktı) tutum sergileyen, cumhuriyetin onuncu yıl kutlamalarında batılı devletlerden bir temsilcinin dahi çağırılmadığı, yalnızca sovyetler birliği temsilcisinin kabul edilip, enternasyonal'in rusça okunduğu(bunlar basite indirgenmemeli, diplomaside/devletlerarası ilişkilerde bunlar önemli ayrıntılardır, mesaj niteliği taşımaktadır), solidarist korporatist anlayışla sınıflar ile çıkar gruplarının uyumlu kalmasının sağlandığı ve korporasyonlar aracılığı ile meslekî örgütlerin devletle birebir muhatap kılındığı, dolayısı ile ithal etmemek için üretime teşvik edilen ve bu yolda yaratılan millî burjuvazinin uluslararası kompradorlar olmasını engelleyen devletin esnek de olsa müdahaleciliğinin bulunduğu(ki burjuvanın palazlanmaya başlayıp da devletle rekabette devletin önüne geçmesi halinde, "devletin bekaası" tehlikeye girebileceği vakit devlet müdahalesinin meşru sayıldığı, not: "devletin bekaası" söyleminin patenti de fransız devrimi'nin kanaat önderi jean jacques rousseau'ya aittir) ve sair örneklerle çoğaltılabilecek gazi paşa dönemi sanıldığı kadar antiemperyalist değilmiş, he mi? hasiktir derler adama...
e dil ile uluslaşma sürecini biz de eleştiririz fakat, millî olmadığına dair iddiayı bertaraf ederken, eğitimde uluslaşmayı da bi kenara iliştiriveririz. gazi dönemine dair millî olmayan bir şeyler varsa, şapkadır kılık kıyafettir, hatta belki de laikliktir.. devrimler tepeden inmedir doğru, fakat yerinde müdahaleler olduğunu ya da olmadığını bugün geldiğimiz nokta ile kıyaslamak hayati hatadır. neden? bakın, attilâ ilhan sovyetlerdeki sosyalizm pratiğini eleştirirken şu ifadeleri kullanıyor: "Sosyalizm iflas etmişmiş! Boş laf! 'Kıro' bir şoför, kullandığı otobüsü şarampole devirdi diye artık otobüse binmekten vaz mı geçeceğiz? Vazgeçilecek olan o şoför ve onun otobüsü kullanma biçimi..." hah aynı mevzuyu kemalist devrim'e uygula bakayım..
cumhuriyete olan düşmanlığınıza dair taşıdığınız argümanlar, "atatürk'ün eleştirilebilirliği" ve "oligarşi ile mücadele" kisvesi altında vatan hainliğine dönüşmekte, çünkü tarihi yalanla yorumluyorsunuz, kemalizm'i "inönü atatürkçülüğü" ile karıştırıyorsunuz. eleştirilecek bir şey ve birileri varsa, gazi vefat ettikten 44 gün sonra ingilizlerle masaya oturan, daha sonra fransızlarla ortaklıklar imzalayan ve son darbe "marshall yardımları"na imzayı çakan, eğitimdeki uluslaşmayı yunan-latin kültürünü okullarda empoze ettirerek rafa kaldıran, kendini halk üstü gören dağlı türk entelijansiyasını yaratan ismet inönü olmalıdır..
kaka çocuk olmayın. kızıyorum haa..
e dil ile uluslaşma sürecini biz de eleştiririz fakat, millî olmadığına dair iddiayı bertaraf ederken, eğitimde uluslaşmayı da bi kenara iliştiriveririz. gazi dönemine dair millî olmayan bir şeyler varsa, şapkadır kılık kıyafettir, hatta belki de laikliktir.. devrimler tepeden inmedir doğru, fakat yerinde müdahaleler olduğunu ya da olmadığını bugün geldiğimiz nokta ile kıyaslamak hayati hatadır. neden? bakın, attilâ ilhan sovyetlerdeki sosyalizm pratiğini eleştirirken şu ifadeleri kullanıyor: "Sosyalizm iflas etmişmiş! Boş laf! 'Kıro' bir şoför, kullandığı otobüsü şarampole devirdi diye artık otobüse binmekten vaz mı geçeceğiz? Vazgeçilecek olan o şoför ve onun otobüsü kullanma biçimi..." hah aynı mevzuyu kemalist devrim'e uygula bakayım..
cumhuriyete olan düşmanlığınıza dair taşıdığınız argümanlar, "atatürk'ün eleştirilebilirliği" ve "oligarşi ile mücadele" kisvesi altında vatan hainliğine dönüşmekte, çünkü tarihi yalanla yorumluyorsunuz, kemalizm'i "inönü atatürkçülüğü" ile karıştırıyorsunuz. eleştirilecek bir şey ve birileri varsa, gazi vefat ettikten 44 gün sonra ingilizlerle masaya oturan, daha sonra fransızlarla ortaklıklar imzalayan ve son darbe "marshall yardımları"na imzayı çakan, eğitimdeki uluslaşmayı yunan-latin kültürünü okullarda empoze ettirerek rafa kaldıran, kendini halk üstü gören dağlı türk entelijansiyasını yaratan ismet inönü olmalıdır..
kaka çocuk olmayın. kızıyorum haa..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar