bugün
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı8
- sigara içen kızla öpüşülür mü6
- çizgili pijamalı çocuk5
- aşk acısı çekenlere tavsiyeler10
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- cilgincapkin29
- sevgili yapınca ortadan kaybolan arkadaş4
- antalyalıların kabak tatlısına tahin dökmeleri11
- gammazlar çetesi17
- cemevinde arada lokma yemek vs dağıtılması8
- insanlarda bıraktığımız iz3
- edep sen ne güzel şeysin3
- yeşil gözlü kız11
- cecot gibi bir hapishane inşa etmek2
- atatürk'ün boyunun 164cm olması16
- normal sözlük moderasyonu4
- bu sen misin6
- chp kapatılsın kampanyası10
- osmanlı padişahları vs firavunlar3
- masklavi'nin düşünceleri18
- gençler isyan ediyor6
- vice city eğitim ve araştırma hastanesi5
- eh işte3
- chp'nin hali ne olacak46
- kabak tatlısı kapatılsın6
- melahat ileri4
- afşin2
- insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders5
- başkalarının mutluluklarını izlemekten bıkmak7
- eski sevgilinin yeni sevgilisini beğenmemek3
- sigortanizi nerden yaptırıyorsunuz4
- kokuşmuşluğunu düşünen kişi3
- tanışır tanışmaz burç soran kadın3
- yavudilerin ikide bir tanrı adını anmaması3
- teklif edilen kızın aşağılaması5
- 90 santimetrelik yapay damarla hayata dönüş2
- gavurlar niye müslüman olmuyor11
- özgür özel ekibinden 28 istifa4
- sıkıntı vermeyen akraba5
- tendürdiyot kokusuna mest olan insan2
- türkiye11
- çikolatalı dondurma yiyen zenci hatun2
- bisiklet marka tavsiyesi7
- olasılıkları içinden en kötüsünü seçmek5
- araplar bizi sırtımızdan vurdu5
- normal sözlük2
- sivaslılar kapatılsın3
- durduğun yerde terlemek5
- yürek arkeoloğu2
- ebediyeti düşünüp her amelde bunu inkar etmek2
son nesil bilimkurgu dilmlerinden, bir danny boyle eseri.
kadrosunda 28days later dan cillian murphy i, troy ve 28 weeks later dan rose bryne ı, fantastic four serisinden chris evans ı barındıran film.
filmin konusu bir nevi dünyayı kurtarma görevi. ancak armageddon tarzı, dünyaya yaklaşan meteor u bombalarla patlatalım tarzında ilerlemiyor. klasik holywood klişelerinden olan baba ile kızının nişanlısının aynı gemide olması ve filmin sonunda babanın kendisini feda edip kızına mutlulukla bahşetmesi gibi saçmalıkla hiç yok. zaten danny boyle, şu and akadar çektiği filmlerle bu tarz klişelere pek de sıcak bakmıyor. ne de olsa adamın hamurunda yaratıcılık var.
efendime söyleyeyim güneş ölüyor. birilerinin bunu durdurması, en azından güneşi tekrar canlandırması gerekiyor.
anlayamadığım bir kaç nokta var ancak.
--spoiler--
film tahmini bundan 50 sene sornasında geçiyor. güneş in öldüğünü biliniyor. onu tekrar canlandırmak için nükleer bir bomba kullanılması planlanıyor. peki ne kadar nükleer madde gerektiği nasıl hesaplanıyor? güneşin içinde kalan helyum ve hidrojen miktarı nasıl hesaplanıyor? hangi sıcaklıkta nasıl bir reaksiyona gireceği nasıl hesaplanıyor? bomba güneşe yaklaşırken neden aşırı ısıdan erken reaksiyona girip patlamıyor? madem ki bomba güneşin üzerinde gideceği yere kadar etkilenmeden gidiyor, neden icarus LL kalkanları dışındaki diğer yerleri de bu bombanın dış malzemesinde yapılmıyor? çok iyi seçemedim ama gemi zaten bir şemsiyeye benziyor. neden bir şemsiyeye benziyor? mesela altı açık küre şeklinde bir kalkan yapılamaz mıydı? diyeceksiniz ki o zaman önlerini nasıl görücekler? e peki de kalkan zaten bombayı koruyor. insanları da korumak için tasarlanamaz mıydı? bomba da bu küre kalkan ile beraber yollanamz mıydı hedefine?
peki bombayı koruma amaçlı yapılmış zaten kalkan ki filmin sonunda bunu görüyoruz. hatta kalkının güneşin ısısına dayanamayıp paramparça olduğunu da nfark ediyoruz. bu bir intihar görevi mi? o bomba gittikten sonra icarus LL kalkansız nasıl orada dayanacak? kalkan ayrıldığı anda gemi nereye gidecek? peki intihar görevi ise o zaman neden filmin başında geminin botaniği ile kaptanı arasında "geriye dönecek kadar oksijenimiz yok maalesef" muhabbeti geçiyor.
bomba güneşe atılıyor. icarus LL nin içinde simulasyon aygıtı var ki bombaya neler olacağını gösteriyor. peki bomba güneşin neresine atılıyor? tam ortasında mı giriyor içine? ya da girmeden yüzeyde mi, patlıyor? ya da allah ne verdiyse, ne zaman patlasa olur mu diyorlar? yüzeyde patlıyorsa güneşin çekirdeğini bu bomba nasıl etkiliyor? güneşte temel reaksiyonlar çekirdekte olmuyor mu? manhattan adası büyüklüğünde bir bomba diyorlar. iyi de bu bombnaın büyüklüğü güneşin belki de milyarda biri. anlayamadığım bu kadar hesaplamayı nasıl yapıyorlar? kim yapıyor?
peki varsayıyorum ki yaptılar. bu kadar hesaplamanın içinden çıkan bir adam, geminin yörüngesini değiştirirken nasıl kalkanların açısını değiştirmeyi unutuyor?
7 yıl boyunca yalnız kalan pinbacker nasıl yemeklere dokunmadan yaşayabiliyor? yaşıyorsa neden yaşıyor? amacı ne? madem dünya yok olucak niçin hayatına son vermiyor. icarus L den icarus LL ye nasıl geçiyor kahramanlarımızın haberi olmadan?
pinbacker icarus 1 de ike, botanik neden bulduğu bir filiz e seviniyor? filmin başında sera büyüklüğündeki oksijen üreten oda bile yetmiyorken, o bitkinin nasıl ve ne kadar büyüyeceği hakkında nasıl umutlanabiliyor? 18 ay gibi bir sürede o kadarlık bitkiden ne kadar tohum çıkacağını koskoca botanik hesaplayamıyor mu?
film bu noktada bana göre ümitsizlik ile boşümitler arasında bir geçiş yapıyor. bu sürekşli geçiş de filmi kanımca vasat kılıyor.
--spoiler--
yine de çok hoş ve güzel bir sonu var filmin ki bu son için bile izlenebilir. aynı zamanda rose bryne rulez!*
kadrosunda 28days later dan cillian murphy i, troy ve 28 weeks later dan rose bryne ı, fantastic four serisinden chris evans ı barındıran film.
filmin konusu bir nevi dünyayı kurtarma görevi. ancak armageddon tarzı, dünyaya yaklaşan meteor u bombalarla patlatalım tarzında ilerlemiyor. klasik holywood klişelerinden olan baba ile kızının nişanlısının aynı gemide olması ve filmin sonunda babanın kendisini feda edip kızına mutlulukla bahşetmesi gibi saçmalıkla hiç yok. zaten danny boyle, şu and akadar çektiği filmlerle bu tarz klişelere pek de sıcak bakmıyor. ne de olsa adamın hamurunda yaratıcılık var.
efendime söyleyeyim güneş ölüyor. birilerinin bunu durdurması, en azından güneşi tekrar canlandırması gerekiyor.
anlayamadığım bir kaç nokta var ancak.
--spoiler--
film tahmini bundan 50 sene sornasında geçiyor. güneş in öldüğünü biliniyor. onu tekrar canlandırmak için nükleer bir bomba kullanılması planlanıyor. peki ne kadar nükleer madde gerektiği nasıl hesaplanıyor? güneşin içinde kalan helyum ve hidrojen miktarı nasıl hesaplanıyor? hangi sıcaklıkta nasıl bir reaksiyona gireceği nasıl hesaplanıyor? bomba güneşe yaklaşırken neden aşırı ısıdan erken reaksiyona girip patlamıyor? madem ki bomba güneşin üzerinde gideceği yere kadar etkilenmeden gidiyor, neden icarus LL kalkanları dışındaki diğer yerleri de bu bombanın dış malzemesinde yapılmıyor? çok iyi seçemedim ama gemi zaten bir şemsiyeye benziyor. neden bir şemsiyeye benziyor? mesela altı açık küre şeklinde bir kalkan yapılamaz mıydı? diyeceksiniz ki o zaman önlerini nasıl görücekler? e peki de kalkan zaten bombayı koruyor. insanları da korumak için tasarlanamaz mıydı? bomba da bu küre kalkan ile beraber yollanamz mıydı hedefine?
peki bombayı koruma amaçlı yapılmış zaten kalkan ki filmin sonunda bunu görüyoruz. hatta kalkının güneşin ısısına dayanamayıp paramparça olduğunu da nfark ediyoruz. bu bir intihar görevi mi? o bomba gittikten sonra icarus LL kalkansız nasıl orada dayanacak? kalkan ayrıldığı anda gemi nereye gidecek? peki intihar görevi ise o zaman neden filmin başında geminin botaniği ile kaptanı arasında "geriye dönecek kadar oksijenimiz yok maalesef" muhabbeti geçiyor.
bomba güneşe atılıyor. icarus LL nin içinde simulasyon aygıtı var ki bombaya neler olacağını gösteriyor. peki bomba güneşin neresine atılıyor? tam ortasında mı giriyor içine? ya da girmeden yüzeyde mi, patlıyor? ya da allah ne verdiyse, ne zaman patlasa olur mu diyorlar? yüzeyde patlıyorsa güneşin çekirdeğini bu bomba nasıl etkiliyor? güneşte temel reaksiyonlar çekirdekte olmuyor mu? manhattan adası büyüklüğünde bir bomba diyorlar. iyi de bu bombnaın büyüklüğü güneşin belki de milyarda biri. anlayamadığım bu kadar hesaplamayı nasıl yapıyorlar? kim yapıyor?
peki varsayıyorum ki yaptılar. bu kadar hesaplamanın içinden çıkan bir adam, geminin yörüngesini değiştirirken nasıl kalkanların açısını değiştirmeyi unutuyor?
7 yıl boyunca yalnız kalan pinbacker nasıl yemeklere dokunmadan yaşayabiliyor? yaşıyorsa neden yaşıyor? amacı ne? madem dünya yok olucak niçin hayatına son vermiyor. icarus L den icarus LL ye nasıl geçiyor kahramanlarımızın haberi olmadan?
pinbacker icarus 1 de ike, botanik neden bulduğu bir filiz e seviniyor? filmin başında sera büyüklüğündeki oksijen üreten oda bile yetmiyorken, o bitkinin nasıl ve ne kadar büyüyeceği hakkında nasıl umutlanabiliyor? 18 ay gibi bir sürede o kadarlık bitkiden ne kadar tohum çıkacağını koskoca botanik hesaplayamıyor mu?
film bu noktada bana göre ümitsizlik ile boşümitler arasında bir geçiş yapıyor. bu sürekşli geçiş de filmi kanımca vasat kılıyor.
--spoiler--
yine de çok hoş ve güzel bir sonu var filmin ki bu son için bile izlenebilir. aynı zamanda rose bryne rulez!*
güncel Önemli Başlıklar
