bugün
- çocuklara verilen farklı isimler4
- tai lung50
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı30
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması14
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar16
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- claudian clouds15
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- gece gelen makarna yeme isteği10
- kombin atıp erkek düşüren kız yazar7
- eşşek gözlü sözlük yazarı6
- büyü yapan sözlük yazarları11
- dünyayı kimler yönetiyor6
- ölmüş birini özlemek4
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- arkadaşlar neden böylesiniz8
- cinlerin insanlarla ilişkiye girmesi9
- enayimiknatisii21
- lezbiyenlik kul hakkına girmektir8
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- seviştikten sonra biz şimdi neyiz diyen cin5
- salça yapan sözlük kızı10
- arkadaşlar bir şey dicem7
- sözlükte cin var mı6
- sarapci koala55
- gece mezarlıkta cinlere şeker dağıtmak6
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği11
- kombin atıp kız düşüren erkek yazar7
- nervio8
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- victor osimhen10
- öğretmenlerin 3 aylık tatillerinin bitmesi6
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak11
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- demleme usulü makarna5
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri29
- zorunlu eğitim13
- kendini eleştirebilen insan7
- anın görüntüsü21
- mucizelere inanıyor musunuz6
- s'i l v'e r m'i s t29
- geceye bir şiir bırak7
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim13
- havaların soğumaya başlaması3
- sözlük erkeklerinin kombinleri9
- iyi geceler4
- lise mezunu olup ateist olan tip8
- sevgilim var8
değiştirilmiş sistemdir. bundan sonra her yılın sonunda bir sınav yapılacak ve bu sınavlar öss'nin %25'ini oluşturacak. böylece de yıllardır söylenen "geleceğin tek sınavla belirlenmesi" garabeti aşılmış olacak.
yukarıda yazdıklarım, aşağı yukarı milli eğitimin söledikleri şeylerdir. hayatımda gördüğüm en ucuz popülizm de budur. zaten eğer bu hükümetin başarılı olduğu bir tek konu varsa o da popülizmi, cesur hamle gibi göstermedeki başarısıdır. ben de, az çok eğitim sistemiyle alakalı bir insan olduğumdan ve üniversitedeki sınıf arkadaşlarımın bir kısmı dershanelerde öğretmenlik yaptığından bu konuyla ilgili bir iki düşünceye sahibim.
öncelikle şunu söyleyeyim, devlet okullarının durumu hiç iç açıcı değildir. heyecanını kaybetmiş, öğrenciye bir şeyler vermeye çalışmaktan vaz geçmiş, kimileri ciddi ciddi tüccar olmuş öğretmenlerle doludur. öğretmenlerin bu hale gelmesi, elbette ki pek çok dış etkene bağlıdır ve işini çok iyi yapmaya çalışan öğretmenler de mevcuttur ama genel olarak durum bu. devlet okulları öğrencileri sınavlara hazırlayabilecek durumda değildir. bu durumun değişmesi hem çok köklü değişiklikler hem de büyük paralar gerektirmektedir. ama -allah başımızdan eksik etmesin- devletimiz, herhangi bir ekonomik sıkışıklıkta ilk olarak sağlık ve eğitim giderlerinden kıstığı için, kısa ve orta vadede böyle bir düzelme olmayacak gibi görünüyor. eğitim sisteminin boktanlığı, bir-iki paragrafla anlatılabilecek durumda değil ve zaten pek çoğunuz az çok bu durumun farkındasınız.
peki bu dört sınav ne işe yarayacak? ya da kimin işine yarayacak? dört sınav sistemi, hükümetin söylediği gibi, öğrenci odaklı bir sistem midir? değildir efendim. bu dört sınav, sadece ve sadece dershanelerin işine yarayan sistemdir. önceden çocuğunu lise birinci sınıfta dershaneye yollamayacak aileler bile bundan sonra göndermek zorunda kalacaklar. sistem öyle bir çalışıyor ki, lise birden itibaren çocuğunu dershaneye göndermeyen aile kendini suçlu hissediyor, çocuğuna gerektiği kadar önem vermediğini hissediyor. çünkü herkes dershaneye gidiyor!
öğrenci ve ailelerin bilinç seviyesi o kadar düşük ki bu insanların kandırılması çok kolaydır. aileler, çocuklarıyla ilgilenmek ve onlar için ellerinden geleni yapmak istiyorlar. dershaneler çok büyük miktarlarda paralar verip, çocuklarını sınava hazırlamak istiyorlar. artık bunu dört kere yapacaklar.
işin en acıklı noktası ise, hükümet bu yaptıklarını dershanelere karşı yaptığına herkesi inandırabiliyor. gerçi, aynı hükümet bir sürü ilacı sigorta kapsamından çıkarırken de bunun fakirlerin yararına olduğuna inandırmıştı herkesi. bu da olur.
alakasız not: oks'de de durum hiç farklı değil. bu yıl son bir kez oks sınavı yapılacak ve ondan sonra onlarda da üç sınav olacak. ilk okul beşinci sınıftan itibaren çocuklar yarışa sokulacak ve arkadaşları hep rakipleri olacak. dershane öğretmeni arkadaşım, 5. sınıfa giden çocukların dershaneye başladığını söylüyor. ve bu çocuklar arkadaşımın kendilerine hazırladığı ders çalışma programlarına itiraz ediyorlar; "hocam, bu kadar zaman bize yetmiyor, sizin oyun yazdığınız zamanlarda da ders çalışıyoruz" diyorlar. bunu 11-12 yaşında çocuklar söylüyor.
eğitim sistemimiz tamamen ticarileşmiş durumda. küçücük çocuklar, 10-11 yaşında stresle tanışıyor (ben o yaşlarda pazar akşamları yarım sayfa ödev yapar, onunla yarın hocayı kandırıp kandıramayacağımı düşünerek korkardım, benim yaşadığım stres böyle bir şeydi, sizi bilmem). durum o kadar kötü ki, şu yazdıklarım %10'unu filan belki anlatabilir.
yukarıda yazdıklarım, aşağı yukarı milli eğitimin söledikleri şeylerdir. hayatımda gördüğüm en ucuz popülizm de budur. zaten eğer bu hükümetin başarılı olduğu bir tek konu varsa o da popülizmi, cesur hamle gibi göstermedeki başarısıdır. ben de, az çok eğitim sistemiyle alakalı bir insan olduğumdan ve üniversitedeki sınıf arkadaşlarımın bir kısmı dershanelerde öğretmenlik yaptığından bu konuyla ilgili bir iki düşünceye sahibim.
öncelikle şunu söyleyeyim, devlet okullarının durumu hiç iç açıcı değildir. heyecanını kaybetmiş, öğrenciye bir şeyler vermeye çalışmaktan vaz geçmiş, kimileri ciddi ciddi tüccar olmuş öğretmenlerle doludur. öğretmenlerin bu hale gelmesi, elbette ki pek çok dış etkene bağlıdır ve işini çok iyi yapmaya çalışan öğretmenler de mevcuttur ama genel olarak durum bu. devlet okulları öğrencileri sınavlara hazırlayabilecek durumda değildir. bu durumun değişmesi hem çok köklü değişiklikler hem de büyük paralar gerektirmektedir. ama -allah başımızdan eksik etmesin- devletimiz, herhangi bir ekonomik sıkışıklıkta ilk olarak sağlık ve eğitim giderlerinden kıstığı için, kısa ve orta vadede böyle bir düzelme olmayacak gibi görünüyor. eğitim sisteminin boktanlığı, bir-iki paragrafla anlatılabilecek durumda değil ve zaten pek çoğunuz az çok bu durumun farkındasınız.
peki bu dört sınav ne işe yarayacak? ya da kimin işine yarayacak? dört sınav sistemi, hükümetin söylediği gibi, öğrenci odaklı bir sistem midir? değildir efendim. bu dört sınav, sadece ve sadece dershanelerin işine yarayan sistemdir. önceden çocuğunu lise birinci sınıfta dershaneye yollamayacak aileler bile bundan sonra göndermek zorunda kalacaklar. sistem öyle bir çalışıyor ki, lise birden itibaren çocuğunu dershaneye göndermeyen aile kendini suçlu hissediyor, çocuğuna gerektiği kadar önem vermediğini hissediyor. çünkü herkes dershaneye gidiyor!
öğrenci ve ailelerin bilinç seviyesi o kadar düşük ki bu insanların kandırılması çok kolaydır. aileler, çocuklarıyla ilgilenmek ve onlar için ellerinden geleni yapmak istiyorlar. dershaneler çok büyük miktarlarda paralar verip, çocuklarını sınava hazırlamak istiyorlar. artık bunu dört kere yapacaklar.
işin en acıklı noktası ise, hükümet bu yaptıklarını dershanelere karşı yaptığına herkesi inandırabiliyor. gerçi, aynı hükümet bir sürü ilacı sigorta kapsamından çıkarırken de bunun fakirlerin yararına olduğuna inandırmıştı herkesi. bu da olur.
alakasız not: oks'de de durum hiç farklı değil. bu yıl son bir kez oks sınavı yapılacak ve ondan sonra onlarda da üç sınav olacak. ilk okul beşinci sınıftan itibaren çocuklar yarışa sokulacak ve arkadaşları hep rakipleri olacak. dershane öğretmeni arkadaşım, 5. sınıfa giden çocukların dershaneye başladığını söylüyor. ve bu çocuklar arkadaşımın kendilerine hazırladığı ders çalışma programlarına itiraz ediyorlar; "hocam, bu kadar zaman bize yetmiyor, sizin oyun yazdığınız zamanlarda da ders çalışıyoruz" diyorlar. bunu 11-12 yaşında çocuklar söylüyor.
eğitim sistemimiz tamamen ticarileşmiş durumda. küçücük çocuklar, 10-11 yaşında stresle tanışıyor (ben o yaşlarda pazar akşamları yarım sayfa ödev yapar, onunla yarın hocayı kandırıp kandıramayacağımı düşünerek korkardım, benim yaşadığım stres böyle bir şeydi, sizi bilmem). durum o kadar kötü ki, şu yazdıklarım %10'unu filan belki anlatabilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar