bugün
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum10
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak5
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- en ılık burç4
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar18
- söğüşçü aco6
- çamaşır makinesinde yorgan yıkamak4
- ruh hastası aktiviteleri6
- özel sektör de çalışmak10
- genelevim4
- arapçayı kutsal sanan gerzek3
- şeker hastalığı6
- spk başkanı ve üyelerinin görevden alınması2
- ellerim bos gonlum hos13
- bahçeli den fon krizi açıklaması2
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması12
- galatasaray büyüklüğü14
- aklınıza gelen şarkı sözü7
- arkadaşlar bakar mısınız14
- lukaku vs abdülkerim6
- ermenice6
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- beyaz yaka yazilimci3
- kızlar buraya bakar mısınız6
- ben geldim naneler6
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi15
- 3 ekim 2026 finlandiya arnavutluk maçı4
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- migros ta şarap seçen kaslı ve hüzünlü erkekler6
- kes artık konuşmak istemiyorum2
- açık oylayamamak6
- sosyoloji vs antropoloji3
- kıbrısı ingilize veren padişah6
- bik bik'in mutfağına konuk olan yazar5
- arjantin4
- 3 ekim 2026 hindistan brezilya maçı2
- vincenzo montella7
- şanlıurfa şehir hastanesi5
- anın görüntüsü19
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- 3 ekim alman birliği günü3
- cumartesi günü yapılabilecekler7
- ispanya çin yakınlaşması ab de rahatsızlık5
- ioçk'nın müziği3
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- sözlükteki yazarların çok ahlaklı olması6
- ispartalı kızlar9
- ceviz kabuğunu kıramayan kargaya yardım etmek2
iclal aydin'in kizina dogmadan once yazdigi siir. (ayrica kizinin adi da lal'dir.)
Canım kızım,
Meğer sanaymış yolculuğum...
Bir gün kendime neden yaşadığımı sordum.
Bir anlamı olmalıydı başımdan geçen onca şeyin,
Bir karşılığı olmalıydı hayatta.
Bu soru sordum kendime,
Yirmi üç yalındaydım.
Ellerim yaşlanmamıştı henüz ama
Soluk soluğa kalmış yorgun bir çocuktum.
Bildiğim her şeyden, herkesten uzaktaydım.
Yalnızlık, yabancılık, haksızlık
Dünya kederleri bir olup
Yüklenmişlerdi bir gece kalbime
Balkona çıktım, dördüncü kattaydım.
Soğuk bir kış gecesiydi
Demirleri tuttum, caddeyi seyrettim ağlayarak.
Göreceksin, insan nasıl acır kendine böyle anlarda.
Yüz yirmi dokuz numaralı otobüs geçiyordu
Ve bir kız köşedeki benzinciden çıkmış,
Elimde bira şişesi ağlıyordu.
Uzundu saçları.
Kaldırıma oturdu, elindeki bira şişesini
Karşısındaki saat kulesine fırlattı.
Saat on ikiye on vardı.
Ve belli ki ikimizin de canı çok yanmaktaydı.
Annem geldi aklıma, bir Pazar dönüşü
Elimi avucunun içinde kavrayışı ve bana doğumumu anlatışı.
Yalnızmış sancıları geldiğinde
Çok korkmuş “ya başaramazsa” diye
Balkona çıkmış, insanları seyretmiş,
“Başka kadınlar da çekti bu acıyı”, diyerek
Ve başka insanların acılarından güç alarak
Doğuma girmiş.
Doğduğumda ilk yaptığı şey saate bakmak olmuş:
Saat öğlen on ikiye on varmış.
işte böyle demiştim kendi kendime
“Buraya kadarmış.”
Sonra çilekli pastayı, çaldığım vişneleri,
Limonlu dondurmayı ne çok sevdiğimi düşündüm.
Saçlarımı uzatacaktım, para biriktirip yollara çıkacaktım
Ve bir daha hiç yirmi üç yaşında olmayacaktım.
Büyük kararlardan önce mutlaka bir gece beklemeli
Eğer sabah aynıysa her şey
O zaman düşünmeli bitirmeyi bir hikâyeyi.
Ertesi gün güneşli bir sabahtı
Çoktan düşmüştü ruhumun ve kederimin ateşi.
O günden sonra neler oldu bir bilsen
Sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki
Çok korkuyorum sever misin acaba beni?
iyi bir anne olabilecek miyim,
Koruyabilecek miyim seni?
Kalbimde ve zihnimde biriktirdiklerimi
Eksiksiz iletebilecek miyim sana?
Takvimler bir sonbahar çocuğu olacağını söylüyor.
Annen de sonbaharda doğmuş bir bebekti.
Bu mevsim hüzünlüdür kızım
Ve çok sever güneşi.
Şu anda minicik tekmelerinle ben buradayım diyorsun
Gelişine az kaldı
Seni sevinçle beklerken odanı hazırlıyoruz hevesle
Ama ne yazık ki odan kadar özenli
Ve sessiz bir ülkeye gelmiyorsun
istedim ki benim gördüklerime sen şahit olma
Ama onlar sana bile yetişti
Geleceği zamanı kendi seçen biri olarak güçlü
Ve benden de önde olacağını biliyorum
Umarım sen de seversin karıncaları, kedileri ve kelebekleri
Ben babasını ok özleyen bir çocuktum
Dilerim sen ayrı kalmazsın,
Seni sevinçle bekleyen babandan.
Anneler ve babalar tanıyacaksın bizden başka
Oğluna söz verdiği bisikleti alamadığında,
Notalarla oğlunun adını yazan bıyıklı, yorgun babaları
Ya da kendi giyemediği mavi Yirmi Üç Nisan elbisesini
Sabaha dek uyumadan kızına diken anneleri.
Sonbahara kendinden başkasını düşünmeyenleri,
Kendi öfkesinde boğulanları
Ve yalancıları tanıyacaksın,
Aşkı tanıyacaksın bir gün
Kalbin kırılacak
Ve belki kıracaksın birilerini.
iyi bir tamirci ol kızım,
Çabuk onar kırdığın kalpleri
Ve çaresiz kalma kendi kırık kalbine.
Sen şimdi kendi öykünü yazmaya geliyorsun.
Hayat iki seçenek sunuyor :
Ya payına düşen kederi parlatacaksın
Ya da ömrünle iyi geçinmeye bakacaksın.
ikincisini tercih edersin umarım.
Bana öğretildiği gibi kızım :
Öğrendiğin çiçek adlarını unutma,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Kin büyütme kalbinde
Ve incitme kimseyi.
Dilerim dünyaya geliş nedenini,
Sen çabuk bulursun.
Yolun açık olsun.
Annen.
5 Ağustos 2002
Canım kızım,
Meğer sanaymış yolculuğum...
Bir gün kendime neden yaşadığımı sordum.
Bir anlamı olmalıydı başımdan geçen onca şeyin,
Bir karşılığı olmalıydı hayatta.
Bu soru sordum kendime,
Yirmi üç yalındaydım.
Ellerim yaşlanmamıştı henüz ama
Soluk soluğa kalmış yorgun bir çocuktum.
Bildiğim her şeyden, herkesten uzaktaydım.
Yalnızlık, yabancılık, haksızlık
Dünya kederleri bir olup
Yüklenmişlerdi bir gece kalbime
Balkona çıktım, dördüncü kattaydım.
Soğuk bir kış gecesiydi
Demirleri tuttum, caddeyi seyrettim ağlayarak.
Göreceksin, insan nasıl acır kendine böyle anlarda.
Yüz yirmi dokuz numaralı otobüs geçiyordu
Ve bir kız köşedeki benzinciden çıkmış,
Elimde bira şişesi ağlıyordu.
Uzundu saçları.
Kaldırıma oturdu, elindeki bira şişesini
Karşısındaki saat kulesine fırlattı.
Saat on ikiye on vardı.
Ve belli ki ikimizin de canı çok yanmaktaydı.
Annem geldi aklıma, bir Pazar dönüşü
Elimi avucunun içinde kavrayışı ve bana doğumumu anlatışı.
Yalnızmış sancıları geldiğinde
Çok korkmuş “ya başaramazsa” diye
Balkona çıkmış, insanları seyretmiş,
“Başka kadınlar da çekti bu acıyı”, diyerek
Ve başka insanların acılarından güç alarak
Doğuma girmiş.
Doğduğumda ilk yaptığı şey saate bakmak olmuş:
Saat öğlen on ikiye on varmış.
işte böyle demiştim kendi kendime
“Buraya kadarmış.”
Sonra çilekli pastayı, çaldığım vişneleri,
Limonlu dondurmayı ne çok sevdiğimi düşündüm.
Saçlarımı uzatacaktım, para biriktirip yollara çıkacaktım
Ve bir daha hiç yirmi üç yaşında olmayacaktım.
Büyük kararlardan önce mutlaka bir gece beklemeli
Eğer sabah aynıysa her şey
O zaman düşünmeli bitirmeyi bir hikâyeyi.
Ertesi gün güneşli bir sabahtı
Çoktan düşmüştü ruhumun ve kederimin ateşi.
O günden sonra neler oldu bir bilsen
Sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki
Çok korkuyorum sever misin acaba beni?
iyi bir anne olabilecek miyim,
Koruyabilecek miyim seni?
Kalbimde ve zihnimde biriktirdiklerimi
Eksiksiz iletebilecek miyim sana?
Takvimler bir sonbahar çocuğu olacağını söylüyor.
Annen de sonbaharda doğmuş bir bebekti.
Bu mevsim hüzünlüdür kızım
Ve çok sever güneşi.
Şu anda minicik tekmelerinle ben buradayım diyorsun
Gelişine az kaldı
Seni sevinçle beklerken odanı hazırlıyoruz hevesle
Ama ne yazık ki odan kadar özenli
Ve sessiz bir ülkeye gelmiyorsun
istedim ki benim gördüklerime sen şahit olma
Ama onlar sana bile yetişti
Geleceği zamanı kendi seçen biri olarak güçlü
Ve benden de önde olacağını biliyorum
Umarım sen de seversin karıncaları, kedileri ve kelebekleri
Ben babasını ok özleyen bir çocuktum
Dilerim sen ayrı kalmazsın,
Seni sevinçle bekleyen babandan.
Anneler ve babalar tanıyacaksın bizden başka
Oğluna söz verdiği bisikleti alamadığında,
Notalarla oğlunun adını yazan bıyıklı, yorgun babaları
Ya da kendi giyemediği mavi Yirmi Üç Nisan elbisesini
Sabaha dek uyumadan kızına diken anneleri.
Sonbahara kendinden başkasını düşünmeyenleri,
Kendi öfkesinde boğulanları
Ve yalancıları tanıyacaksın,
Aşkı tanıyacaksın bir gün
Kalbin kırılacak
Ve belki kıracaksın birilerini.
iyi bir tamirci ol kızım,
Çabuk onar kırdığın kalpleri
Ve çaresiz kalma kendi kırık kalbine.
Sen şimdi kendi öykünü yazmaya geliyorsun.
Hayat iki seçenek sunuyor :
Ya payına düşen kederi parlatacaksın
Ya da ömrünle iyi geçinmeye bakacaksın.
ikincisini tercih edersin umarım.
Bana öğretildiği gibi kızım :
Öğrendiğin çiçek adlarını unutma,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Kin büyütme kalbinde
Ve incitme kimseyi.
Dilerim dünyaya geliş nedenini,
Sen çabuk bulursun.
Yolun açık olsun.
Annen.
5 Ağustos 2002
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar