bugün
- kötülüğe kötülükle karşılık vermek4
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği22
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi22
- cehennem korkusu4
- karışık kızartma5
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak6
- özgürlük ve güvenlik paradoksu3
- ne kadar süreden beri mast yapmıyorsun3
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam14
- çok çişi gelen insan8
- hınç asabiyet ve kronik uykusuzluk4
- uzun adam6
- hardcore ne demek sorunsalı5
- patates kızartması yeme zevki2
- adnan menderesin yıktırdığı tarihi eserler4
- sözlüğün zıvanadan çıkması7
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke5
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- deniz göktaş25
- üniversitelerin cahil yetiştirmesi7
- üç çocuk yapacağım devlet kadın versin5
- arkadaşlar bir şey soracağım7
- kardeş6
- dün erkeklerin yüzde 35'i seks yapmadı7
- arap sabunu4
- lastik patlaması4
- tulumba tatlısı8
- mozaik pasta4
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu10
- ellerim bos gonlum hos7
- insanlığın yüzkarası5
- fakire sucuk vermişler bu yamuk demiş4
- hip dips2
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- sözlükte flörtleşmek22
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- günün şiiri12
- özel mesajla adres ver lan diyen yazar5
- kadınlar2
- deccal2
- uzay neyin içerisinde genişliyor7
- erkekleri taciz eden kadın9
- örgüt evlerinde vurduran dhkp c li kız4
- nescafe gold3
- dondurma2
- deniz göktaş'ın tutuklanması2
- sizce ben güzel miyim7
- ölü balık eli2
- 0 0 720
2010 yapımı vurucu ötesi bir denis villeneuve başyapıtı.
bazı filmler vardır, insanın böğrüne acıyı saplar, acı hiç azalmaksızın uzun bir müddet orada kalır. üzüntüyü kanıksadıkça kötü olursunuz. içinize işler,işledikçe içinde olduğunuz rahatlığı ve konformist yaşamı sorgularsınız. zira bu acı hikayeyi evde geviş getirerek, amuda kalkarak rahat mı rahat izliyorsunuzdur. bu bile size batar, çoğu zaman yapamadığınız ama yapmayı aklınızdan geçirdiğiniz into the wild vari bir kaçış düşünürsünüz. defolup gitmek her yerden... zira adına insan denilen pimi çekilmiş organizma utançtan başka bir şey hissettirmiyordur artık.
iç savaş, dinsel çekişmeler, acı, ölüm vs... bunları kağıt üzerinde biliyoruz fakat insan olarak çok hafife alıyoruz. çünkü yüzeysellik olgusu içinde taraf oluyoruz, barışı ve hümanizmayı gerçekten ama gerçekten açımlayamıyoruz / irdeleyemiyoruz.
insanı insan yapan değerler vardır ya film bunu ziyadesiyle içimize işletiyor. insanın doğasındaki gerçeğe ulaşma güdüsü ve arayış akabinde de çekilen acı...savaşın soğuk yüzü, savaş hallerinde insanın yaşadığı yıkımın psikolojik öğrenilmiş bir çaresizlik sunması kuvvetli bir alt metin olarak tüyleri diken diken ediyor.
film sonrası gayet kişisel tarafından acıdan geçtim güzelleştim halet-i ruhiyesinde kıvranmam, karnıma ağrılar girmesi, kafamın allak bullak olması ve her şeyi bırakıp kalem ve kağıda sarılmam şuan yazdığım satırları notlar halinde sıralamam gerçekleşti. film bitti yarattığı ruhsal travma bitmedi.
son dönem bu şekilde bittikten sonra bir şeyler yazma telaşına düştüğüm, imdadıma kalem ve kağıdın yetiştiği 3 filmden biri incendies. diğerleri için:
(bkz: jodaeiye nader az simin) (bkz: 2011)
(bkz: her) (bkz: 2013)
ne deniliyordu film sonrası başa sardığım o masa karesinde:
--spoiler--
fikirler ancak onları savunacak birileri olursa hayatta kalırlar...
--spoiler--
10 üzerinden 9!
edit: izlediğim tek filmiyle psikolojimi bozduğu için denis villeneuve'nin tüm filmlerini izleyip analize yatırıp yedinci sanattan ve kendisinden hıncımı almayı düşünüyorum. evet gerçekler acıdır ve acıtır. emeği geçenlere sonsuz şükran...
bakalım acısını nasıl hafifletebileceğiz incendies'in?! zaman , ilaç gibi gelecek mi gene?!
bazı filmler vardır, insanın böğrüne acıyı saplar, acı hiç azalmaksızın uzun bir müddet orada kalır. üzüntüyü kanıksadıkça kötü olursunuz. içinize işler,işledikçe içinde olduğunuz rahatlığı ve konformist yaşamı sorgularsınız. zira bu acı hikayeyi evde geviş getirerek, amuda kalkarak rahat mı rahat izliyorsunuzdur. bu bile size batar, çoğu zaman yapamadığınız ama yapmayı aklınızdan geçirdiğiniz into the wild vari bir kaçış düşünürsünüz. defolup gitmek her yerden... zira adına insan denilen pimi çekilmiş organizma utançtan başka bir şey hissettirmiyordur artık.
iç savaş, dinsel çekişmeler, acı, ölüm vs... bunları kağıt üzerinde biliyoruz fakat insan olarak çok hafife alıyoruz. çünkü yüzeysellik olgusu içinde taraf oluyoruz, barışı ve hümanizmayı gerçekten ama gerçekten açımlayamıyoruz / irdeleyemiyoruz.
insanı insan yapan değerler vardır ya film bunu ziyadesiyle içimize işletiyor. insanın doğasındaki gerçeğe ulaşma güdüsü ve arayış akabinde de çekilen acı...savaşın soğuk yüzü, savaş hallerinde insanın yaşadığı yıkımın psikolojik öğrenilmiş bir çaresizlik sunması kuvvetli bir alt metin olarak tüyleri diken diken ediyor.
film sonrası gayet kişisel tarafından acıdan geçtim güzelleştim halet-i ruhiyesinde kıvranmam, karnıma ağrılar girmesi, kafamın allak bullak olması ve her şeyi bırakıp kalem ve kağıda sarılmam şuan yazdığım satırları notlar halinde sıralamam gerçekleşti. film bitti yarattığı ruhsal travma bitmedi.
son dönem bu şekilde bittikten sonra bir şeyler yazma telaşına düştüğüm, imdadıma kalem ve kağıdın yetiştiği 3 filmden biri incendies. diğerleri için:
(bkz: jodaeiye nader az simin) (bkz: 2011)
(bkz: her) (bkz: 2013)
ne deniliyordu film sonrası başa sardığım o masa karesinde:
--spoiler--
fikirler ancak onları savunacak birileri olursa hayatta kalırlar...
--spoiler--
10 üzerinden 9!
edit: izlediğim tek filmiyle psikolojimi bozduğu için denis villeneuve'nin tüm filmlerini izleyip analize yatırıp yedinci sanattan ve kendisinden hıncımı almayı düşünüyorum. evet gerçekler acıdır ve acıtır. emeği geçenlere sonsuz şükran...
bakalım acısını nasıl hafifletebileceğiz incendies'in?! zaman , ilaç gibi gelecek mi gene?!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar