bugün
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği43
- from gold from dust32
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- arkadaşlar çok sıkıcısınız11
- queen ravenna ifşası15
- bir erkek adam kadınlara yükselmez10
- 50 kilo üstü kız tripleri8
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- pudra kokusu6
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- saat12
- sözlük yazarlarının en sevdiği tv kanalı8
- kol saati8
- bu saatte uyumama sebebi3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- kolye143
- sözlük kızlarının venüs gamzeleri7
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi4
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- tavuklu pilav8
- damacanayı sebile takarken gaza gelmek5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı4
- fırın sütlaç8
- akepe dönemi15
- crystal palace8
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- beşiktaş18
- futbol20
- la loba21
- kelebek3
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- izmirin en güzel semtleri10
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- ayaklara fısıldayan adam5
- engineer2820
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- avrupa11
- true'nun çaylak olması5
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- ben geldim naneler12
- ioçk'nın ifşası4
- nickin yanında yaş da yazsın16
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak4
- nervio'nun ayakları16
- denenecek çok şey var4
- migros ta satılan 1 alana 1 bedava rotring kalem9
--spoiler--
ilk filmden daha yeterli ve güzeldi anlatımı bence, bir tek keşke çekimler daha az profesyonel olsaydı dedim. onun dışında ikinci film çok daha etkileyiciydi. birinci film sanki sosyal bir deney gibi işlenmişti, ve belgesel izler gibi izliyorduk; ikincisi ise kendini bir anda içinde bulabileceğin gerçek bir film olmuş. hollywood etkisi tabi ki rahatsız edici ama filmde de zaten amerikalıların britanya'yı kontrol altına aldığını düşünürsek manidar olmuş sanki.
filmin başlangıç sahneleri bence mükemmeldi, adamın karısını bırakıp kaçmak zorunda kalışı ve o sahnede kullanılan müzik bütünlük içindeydi. filmin geri kalanında da mantıklı bir şekilde virüsün geri yayılması işlenmişti. çoğu insanın mantıksız bulduğu yerlere ise fazla katılmıyorum. mesela, iki çocuğun askeri bölgeden çıkabilmesini komik bulmuş bazı insanlar, ama ben size şunu soruyorum; güvenlik ne zaman tam olarak sağlanabilir ki? örneğin eminim çernobil yaşanmadan önce bir film yapılsaydı ve filmde nükleer santral güvenlik denemesi yaparken patlatılsaydı hepimiz derdik ki "böyle bişey olamaz orda güvenlik olması gerek". ama işte hayat pek öyle değil.
ayrıca iki çocuğun sırf annelerinin resmi için kamptan çıkmayı göze alması ya da adamın karısını öpmesi de bana pek anormal gelmedi; siz bunu yapmayacak olabilirsiniz ama elbette bunu yapacak birileri vardır ve filmler de genel doğrularla değil özel istisnalarla uğraşır genelde.
bunun dışında amerikan askerleri ve masumların da öldüğü 'code red' sahneleri baya gerçekçiydi. yapılan savaş vurguları güzeldi, bütün amerikalıları suça dahil etmemek adına askerleri bireysel olarak 'iyi' yapmaları da dengeyi sağlamıştı.
ayrıca sonu herhangi bir ani saldırı sahnesinden ya da ani bir çığlıktan çok daha ürkütücüydü. film bittiğinde kanımın donduğunu çok iyi hatırlıyorum.
kısacası eğer filmin havası biraz daha 'ingiliz' kalabilseydi bence türünün mükemmel bir örneği olmuş olurdu.
--spoiler--
ilk filmden daha yeterli ve güzeldi anlatımı bence, bir tek keşke çekimler daha az profesyonel olsaydı dedim. onun dışında ikinci film çok daha etkileyiciydi. birinci film sanki sosyal bir deney gibi işlenmişti, ve belgesel izler gibi izliyorduk; ikincisi ise kendini bir anda içinde bulabileceğin gerçek bir film olmuş. hollywood etkisi tabi ki rahatsız edici ama filmde de zaten amerikalıların britanya'yı kontrol altına aldığını düşünürsek manidar olmuş sanki.
filmin başlangıç sahneleri bence mükemmeldi, adamın karısını bırakıp kaçmak zorunda kalışı ve o sahnede kullanılan müzik bütünlük içindeydi. filmin geri kalanında da mantıklı bir şekilde virüsün geri yayılması işlenmişti. çoğu insanın mantıksız bulduğu yerlere ise fazla katılmıyorum. mesela, iki çocuğun askeri bölgeden çıkabilmesini komik bulmuş bazı insanlar, ama ben size şunu soruyorum; güvenlik ne zaman tam olarak sağlanabilir ki? örneğin eminim çernobil yaşanmadan önce bir film yapılsaydı ve filmde nükleer santral güvenlik denemesi yaparken patlatılsaydı hepimiz derdik ki "böyle bişey olamaz orda güvenlik olması gerek". ama işte hayat pek öyle değil.
ayrıca iki çocuğun sırf annelerinin resmi için kamptan çıkmayı göze alması ya da adamın karısını öpmesi de bana pek anormal gelmedi; siz bunu yapmayacak olabilirsiniz ama elbette bunu yapacak birileri vardır ve filmler de genel doğrularla değil özel istisnalarla uğraşır genelde.
bunun dışında amerikan askerleri ve masumların da öldüğü 'code red' sahneleri baya gerçekçiydi. yapılan savaş vurguları güzeldi, bütün amerikalıları suça dahil etmemek adına askerleri bireysel olarak 'iyi' yapmaları da dengeyi sağlamıştı.
ayrıca sonu herhangi bir ani saldırı sahnesinden ya da ani bir çığlıktan çok daha ürkütücüydü. film bittiğinde kanımın donduğunu çok iyi hatırlıyorum.
kısacası eğer filmin havası biraz daha 'ingiliz' kalabilseydi bence türünün mükemmel bir örneği olmuş olurdu.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar