bugün
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat11
- nasıl birisiniz6
- ok mesajına cevap veren erkek8
- napıyorsunuz9
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi7
- sözlük gıybeti13
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz4
- hangi tatlısınız10
- gunluklerim aylik olmus11
- sevdiğiniz kişinin sakızını çiğner misiniz3
- çok kötüyüm arkadaşlar4
- geceye bir tespit bırak5
- adana osmaniye depremleri ve uzman uyarısı3
- 5 ekim 20262
- arkadaşlar naber ya8
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- futbol19
- uefa uluslar ligi13
- 4 ekim 2026 hollanda sırbistan maçı4
- anın görüntüsü21
- yazarların kötü alışkanlıkları4
- fatma betül sayan kaya44
- the merich7
- şiiri ayak kokan kadın2
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak18
- odysseus2
- fransa5
- arkadaşlar ben sapık mıyım3
- akp seçmeni16
- yazarların güncel flört listesi7
- en toksik ilişkilerdeki seksin6
- sözlük yazarlarının istediği çocuk sayısı3
- mesajlaşırken btw yazmak9
- sözlük yazarlarının pudingleri5
- yıllar önce girdiğiniz entrynin oylanması4
- bir vuruş kaç kuruş diye mesaj atan sözlük kızı2
- hangi aktörle aynı filmde oynamak isterdiniz8
- 195 cm geniş omuzlu hayvan gibi herif7
- toksik insan4
- yazarların sıkıldıklarında yaptıkları şeyler8
- hobi olarak seks yapmak5
- eşkıya dünyaya hükümdar olmaz4
- arkadaşlar ben neden sallanmadım7
- pazartesi5
- ismet gürbüz spam yapma yeter2
- göz teması kuramama9
- sevilen kızın zorul zorul osurması5
- sigara yasağı2
- diamond temanın çocuğu3
- 4 ekim 2026 portekiz norveç maçı2
platonik dalgalanmalardı sözlük, çatışmalardı en yakın arkadaşınız... karşı tarafın her hareketinden bir anlam çıkarmaya çalışırsınız ve bu sizi bir ayran gibi çalkalar.
bekliyorsunuzdur gelmesini, buluşacaksınız belli ki. dakikalar geçmiyor..
+''lan ya seviyosa? söylesem mi acaba? yok lan. ya bu sefer de uzaklaşırsak? hay amınakoyim. ya da söyleyim ya. dur tosbik kendine gel amk. neyse siktir et. ya da. oofff. ya gelsin söyl... eh yeter ama, neyse geldi''.
''o'' gelir.
+''kanka naber ya hehehe (amıma koyayım ben benim. kanka dedim yaaa)''
-''iyilik senden? hihi''
+''iyii nooğlsun. şey ya ben bişey diycem ama kendime pek güvenemiyorum biliyon mu hehe''
-''ne diycen? de işte ya haha''
+''yok ya boşver.''
-''söylleeeeee...''
+''şey, sim. simit ya, heh simit var yer misin?''
-''yok sağol, ne diycektin?''
+''simit işte, seviyorum çok. çok seviyorum aşığım susamlarına''
-''kendine gel tosbağa ne diyosun amk''
+''ayran yok mu sende? beraber çok uyumlu olurdu. bayadır birbirlerini tanıyolar ya hahahahaha'' (yani diyorum ki tüyü nereye dikiyoruz...)
-''yok ayran falan mal ya heheh, ne diyosun açık konuş''
+''gidiyorum ben amınakoyim''
-''olum noluyo lan. tosbiiiik?''
+''yok bişey kızım. yok. al simit ye, gözüne çok iyi gelir.'' (sanırım kalp gözünden bahsediyordum)
-''ne diyosun tosbağaaaaa?''
+''...''
gitti tosbağa. fena gitti. gidişli gitti bildiğin, rötarsız. aradan 1.35 yıl geçti (matematiğim sağlamdır bilirsin). kız mc donald's'ta erkek arkadaşıyla yemek yiyor...
+''aaa, afiyet olsuuun. naber?'' (sırıtarak)
-''iyi senden'' (düz bir surat)
+''iyiyim. kuzenin mi? hehehe'' (hani belki bir umut, derken...)
-''yok sevgiliyiz biz.''
tosbağa susar bişey söylemeden gider. arkadaşlıkları zaten bundan 1.35 yıl öncesinde sekteye uğramıştı. şimdiyse tamamen hayalleri yıkılmıştı tosbağa'nın. evinin her köşesine sakladığı fotoğrafları bir bir çıkarıp yakıyordu umarsızca. rakının tadı hayli güzeldi o gece. zeki müren bitiyor, bülent ersoy verse'ü alıyordu sanki. sanki düet vardı sırf benim için. o gece. o gece bildiğin sürdü, bir kaç gün; sadece bir gece yaşadım. sadece bir kadeh. o bir kadehte dubleler. durmuyordu. aynı kadehte biralar. votkalar. bitmek bilmeyen siyah poşetler vardı hatırlıyorum. yalnızlığıma mı içiyordum? asla. asla yalnız olamazdım. olsam da bundan pişman olmazdım. kendimi bilirim ben. uyusam, zamanın boşa gideceğini bilirim. uyumasam; onu düşünürüm. sanki zaman boşa gitmiyormuş gibi, yüzsüzce düşünürüm. o kaşlarını düşünürüm. hep aklıma o kaşlar gelir tabii. çok yakından görmüştüm. kalındı. kalem kaşlıydı. ya da ben öyle görüyordum, hatırlamıyorum sözlük. o kadar çok siyah poşet vardı ki o günlerde evde. 1 kilo demirden ağır olurdu onca poşet. bilirsin ya pamuk hikayesini, o kadar çok işte. anladın sen.
gel gelelim günler geçti silahlar kuşanıldı. son yudumlar alındı. baş dikildi ve uyanıldı (sözde uyumuyordum sözlük). öyle bir uyanıldı ki; hiç uyumayacak, hiç sarhoş olmayacak, hiç çakmayacakmışım gibi; çakmağı. bir şey olmasını bekledim. bir kez daha dedim, bir kez daha sarhoş olmak istiyorum. tekrar savrulması lazımdı küllerin. kimse yardımcı olmadı. kimse cız ettirmedi tekrar, belki onu hatırlarım diye. kimse çalmadı herr mannelig'i. hatırlarım diye. bense istiyordum. ''gel'' diyordum ''her kimsen'', ''sik'' diyordum ''belamı''. savurması lazımdı bazı rüzgarları küllerime. bense kendi kendimi yelledim sözlük (o nasıl bir tabir lan, gören de hatırlayana kadar tüfek sildim zannedecek). yok o anlamda değil sözlük. kendim aradım. arandım. heh bu! arandım. gittim gördüm. neredeyse her dakikasını gördüm gözlerimi kapatınca. sanki uyumakla boşa vakit geçirdiğini düşünen ben değildim. uyumak için can atıyordum onu izlemek için (rüyalanmak da değil sözlük, ne fesat şeysin sen öyle). her neyse; sanırım bir gün uyku depomu fullemiştim. bir daha uyuyamadım. ama kazanmıştım. kaybetmeyi kazanmıştım tekrar. tekrar sarhoş olup, başımı öne eğip, alttan alttan bulanık ışıklara bakma hazzını tekrar kazanmıştım. yalpalanmak, en sevdiğim..
nasıl da geçmişti o aydınlık. tekrar yakalamıştım geceyi. yine istemiştim uzun sürsün. sürmeyeceği haberini aldım. uykum yoktu. meğer ben gündüzleri uyuyor, geceleri uyanıyormuşum sözlük. ''ah!'' dedim. ''kafamı sikeyim!'' yapacak bir şey yoktu. uyku deposu fulldü hala. sabahı gösterecekti bana, zorla. kafam çalışıyordu. hemen tekel'e koştum. siyah poşetler, bilirsin. ''o'' da bilir sözlük. uyuttu beni buz gibi koynunda kadehler. öğleden sonrasına kadar gündüzü yaşamıştım. bu sefer lambalar değil, gün ışığı bulanıktı. yalpalanan yıldızlar değil, bulutlardı; görüyordum. eve geri döndüm. bulutlar bana yolu gösteriyordu hep. kapının eşiğine takılmasam, her şey dört dörtlük olacaktı sözlük. düştüm. hatta o nasıl bir düşmekti, yıkıldım. yığıldım. bilerek taktım aslında o ayağı oraya. neyse ki siyah poşetler vardı. yumuşatacak kadar dolmuştu, o kadar yükselmişti poşetler ''eşik seviyesinden''.
halil sezai ise isyan ettikçe ediyordu radyoda.
dur demedim.
kafası, kendinden bile güzeldi.
diyemedim.
bekliyorsunuzdur gelmesini, buluşacaksınız belli ki. dakikalar geçmiyor..
+''lan ya seviyosa? söylesem mi acaba? yok lan. ya bu sefer de uzaklaşırsak? hay amınakoyim. ya da söyleyim ya. dur tosbik kendine gel amk. neyse siktir et. ya da. oofff. ya gelsin söyl... eh yeter ama, neyse geldi''.
''o'' gelir.
+''kanka naber ya hehehe (amıma koyayım ben benim. kanka dedim yaaa)''
-''iyilik senden? hihi''
+''iyii nooğlsun. şey ya ben bişey diycem ama kendime pek güvenemiyorum biliyon mu hehe''
-''ne diycen? de işte ya haha''
+''yok ya boşver.''
-''söylleeeeee...''
+''şey, sim. simit ya, heh simit var yer misin?''
-''yok sağol, ne diycektin?''
+''simit işte, seviyorum çok. çok seviyorum aşığım susamlarına''
-''kendine gel tosbağa ne diyosun amk''
+''ayran yok mu sende? beraber çok uyumlu olurdu. bayadır birbirlerini tanıyolar ya hahahahaha'' (yani diyorum ki tüyü nereye dikiyoruz...)
-''yok ayran falan mal ya heheh, ne diyosun açık konuş''
+''gidiyorum ben amınakoyim''
-''olum noluyo lan. tosbiiiik?''
+''yok bişey kızım. yok. al simit ye, gözüne çok iyi gelir.'' (sanırım kalp gözünden bahsediyordum)
-''ne diyosun tosbağaaaaa?''
+''...''
gitti tosbağa. fena gitti. gidişli gitti bildiğin, rötarsız. aradan 1.35 yıl geçti (matematiğim sağlamdır bilirsin). kız mc donald's'ta erkek arkadaşıyla yemek yiyor...
+''aaa, afiyet olsuuun. naber?'' (sırıtarak)
-''iyi senden'' (düz bir surat)
+''iyiyim. kuzenin mi? hehehe'' (hani belki bir umut, derken...)
-''yok sevgiliyiz biz.''
tosbağa susar bişey söylemeden gider. arkadaşlıkları zaten bundan 1.35 yıl öncesinde sekteye uğramıştı. şimdiyse tamamen hayalleri yıkılmıştı tosbağa'nın. evinin her köşesine sakladığı fotoğrafları bir bir çıkarıp yakıyordu umarsızca. rakının tadı hayli güzeldi o gece. zeki müren bitiyor, bülent ersoy verse'ü alıyordu sanki. sanki düet vardı sırf benim için. o gece. o gece bildiğin sürdü, bir kaç gün; sadece bir gece yaşadım. sadece bir kadeh. o bir kadehte dubleler. durmuyordu. aynı kadehte biralar. votkalar. bitmek bilmeyen siyah poşetler vardı hatırlıyorum. yalnızlığıma mı içiyordum? asla. asla yalnız olamazdım. olsam da bundan pişman olmazdım. kendimi bilirim ben. uyusam, zamanın boşa gideceğini bilirim. uyumasam; onu düşünürüm. sanki zaman boşa gitmiyormuş gibi, yüzsüzce düşünürüm. o kaşlarını düşünürüm. hep aklıma o kaşlar gelir tabii. çok yakından görmüştüm. kalındı. kalem kaşlıydı. ya da ben öyle görüyordum, hatırlamıyorum sözlük. o kadar çok siyah poşet vardı ki o günlerde evde. 1 kilo demirden ağır olurdu onca poşet. bilirsin ya pamuk hikayesini, o kadar çok işte. anladın sen.
gel gelelim günler geçti silahlar kuşanıldı. son yudumlar alındı. baş dikildi ve uyanıldı (sözde uyumuyordum sözlük). öyle bir uyanıldı ki; hiç uyumayacak, hiç sarhoş olmayacak, hiç çakmayacakmışım gibi; çakmağı. bir şey olmasını bekledim. bir kez daha dedim, bir kez daha sarhoş olmak istiyorum. tekrar savrulması lazımdı küllerin. kimse yardımcı olmadı. kimse cız ettirmedi tekrar, belki onu hatırlarım diye. kimse çalmadı herr mannelig'i. hatırlarım diye. bense istiyordum. ''gel'' diyordum ''her kimsen'', ''sik'' diyordum ''belamı''. savurması lazımdı bazı rüzgarları küllerime. bense kendi kendimi yelledim sözlük (o nasıl bir tabir lan, gören de hatırlayana kadar tüfek sildim zannedecek). yok o anlamda değil sözlük. kendim aradım. arandım. heh bu! arandım. gittim gördüm. neredeyse her dakikasını gördüm gözlerimi kapatınca. sanki uyumakla boşa vakit geçirdiğini düşünen ben değildim. uyumak için can atıyordum onu izlemek için (rüyalanmak da değil sözlük, ne fesat şeysin sen öyle). her neyse; sanırım bir gün uyku depomu fullemiştim. bir daha uyuyamadım. ama kazanmıştım. kaybetmeyi kazanmıştım tekrar. tekrar sarhoş olup, başımı öne eğip, alttan alttan bulanık ışıklara bakma hazzını tekrar kazanmıştım. yalpalanmak, en sevdiğim..
nasıl da geçmişti o aydınlık. tekrar yakalamıştım geceyi. yine istemiştim uzun sürsün. sürmeyeceği haberini aldım. uykum yoktu. meğer ben gündüzleri uyuyor, geceleri uyanıyormuşum sözlük. ''ah!'' dedim. ''kafamı sikeyim!'' yapacak bir şey yoktu. uyku deposu fulldü hala. sabahı gösterecekti bana, zorla. kafam çalışıyordu. hemen tekel'e koştum. siyah poşetler, bilirsin. ''o'' da bilir sözlük. uyuttu beni buz gibi koynunda kadehler. öğleden sonrasına kadar gündüzü yaşamıştım. bu sefer lambalar değil, gün ışığı bulanıktı. yalpalanan yıldızlar değil, bulutlardı; görüyordum. eve geri döndüm. bulutlar bana yolu gösteriyordu hep. kapının eşiğine takılmasam, her şey dört dörtlük olacaktı sözlük. düştüm. hatta o nasıl bir düşmekti, yıkıldım. yığıldım. bilerek taktım aslında o ayağı oraya. neyse ki siyah poşetler vardı. yumuşatacak kadar dolmuştu, o kadar yükselmişti poşetler ''eşik seviyesinden''.
halil sezai ise isyan ettikçe ediyordu radyoda.
dur demedim.
kafası, kendinden bile güzeldi.
diyemedim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar