bugün
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması9
- dekolteye bakar mısınız4
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası7
- gelecek partisi'nin kapanması11
- üşüyen erkek10
- çocuklarin ve ergenlerin manifest aşkı8
- yaz yavaştan bitiyor eylül geliyor 20263
- sözlük yazarlarının kombinleri4
- japonya20
- ketçap aromalı ruffles5
- sağa sinyal verip sola dönmek7
- vergicilerin kıl olduğu mal beyanı2
- mal varlıklarınız nelerdir5
- battal gazi5
- selçuk bayraktar'ın siyasete atılması7
- asla yapmam denilen şeyler5
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı2
- en iyi simit hangi şehirdedir23
- ahmet davutoğlu6
- arkadaşlar görüşürüz ben gidiyom2
- stackoverflow da geçen saatler2
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin14
- gürcistan25
- ctrlx22
- ağlamamak için kendini tutmak12
- klima çarpması4
- kırgızistan8
- sabahın köründe entry giren işsizler3
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması7
- silah çekildiği zaman patlar3
- prensesler gibi uyanmak3
- kuran da namaz yok21
- hewal ebo18
- aslan gibi adam2
- günaydın sözlük uyanın artık2
- geceniz nasıl geçiyor7
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- latin atasözleri6
- çin8
- lahmacunu elle yiyen kız14
- geceye bir şarkı bırak17
- ilgi isteyen kız16
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- sabaha bir şiir bırak2
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- yazarlara gelen son mesaj2
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- hikayeyi devam ettir52
bir yakınını kaybetmiş, bir sevdiğini kaybetmiş veya hayatta bir amacı olmayan insandır. zamanının büyük bölümünü üzgün geçirse de rol yapmayı öğrenir ve mutlu gözükür. zordur, çok zordur "her şeyi geride bırakıp hayatına devam etmek". bir şekilde devam etmek zorundadır ama ne olursa olsun içine işleyen hüzün duygusu onu mahveder belki de ilerde yaşayacağı mutlu anları bile engeller.
kendiyle savaşır ama bu öyle bir savaş olmaz kendisiyle çarpışır, savaşır, kazanır veya kaybeder. işte asıl boşlukta burada başlar ya zaten. " kendiyle savaşan insan, savaşı kazanınca galip mi olur mağlup mu ?" işte bu sorunun cevabını bulamadığından dolayı boşlukta olur.
geçmiş yaşamında çok hata yapmıştır, kazık attığı insanlar vardır, kazık yediği insanlar vardır, kırdığı ve kırıldığı insanlar vardır. her şeye rağmen içinde boğulduğu umutsuzluk boşluğunda devam eder...
peki nasıl çıkar bu boşluktan ? nasıl bir şeyleri eski haline getirebilir ? nasıl eskisi gibi olabilir ? bu tüm sorularının cevabı aslında çok basittir, "hiçbir şey eskisi gibi olmayacak". evet sorunun cevabı budur ama bu cevapta iki farklı yol gösterir. biri iyi olmayı sağlayacak "her şey daha güzel olacak" cümlesi, diğeri ise o boşlukta daha da derine inmeyi sağlayacak "her şey hep daha kötüye gidecek". eğer ilk cümleyi söyleyebiliyorsanız inanın her şey geçecektir zamanla, cidden geçecektir.
boşluk kavramını biraz açmak istiyorum. boşluk... neydi ki bu boşluk ? neden insan kendini dünyadan soyutlaşmış gibi hissederdi ? tüm bu sorunun cevabı "aile" idi. evet aile, dünyadaki en önemli şey. bir annenin ve babanın çocuğa duyduğu sevgi, ne yapmacık ne yalan... evet ve boşlukta olan insanların bir çoğu da çocukluğunun yarattığı o kocaman boşluktaydı, böyle tam o boşluktan çıkacak bir el uzatır diğer insanlar, tam çıkacağını sanırsın ama onlar seni geri o boşluğa iterler. asla dolmayacak bir boşluktur aile sevgisi...
sevgi konusunu da biraz açmak istiyorum. evet hayatımızda sevdiğimiz, nefret ettiğimiz çok insan vardır. peki niye severiz, nefret ederiz ? sorunun cevabını ise hemen söyleyeyim. gerçek sevgi diye bir şey yoktur, çünkü bu hayatta her şey karşılıklıydı. inanın ki bu böyleydi, her şey ama her şey karşılıklıydı. tüm ilişkiler karşılıklıydı, tüm arkadaşlıklar, her şey. tüm ilişkiler mutalistdi, iki tarafta mutlu oluyordu, iki tarafta birbirini mutlu ediyordu ve biz buna sevgi diyorduk ama araya en ufak bir parazit girdiğinde ise bir taraf mutsuz oluyordu ve sevgi hemen bitiyordu. sevgi bu değildi, birini sevmek bu değildi, gerçek sevgi sadece masallarda ve aile de vardı.
bir sonuca bağlayacak olursam; insanın içindeki boşluktan çıkması da, o boşluğun içine kapılıp gitmesi de kendi elinde. elbetteki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, istemsiz bir şekilde değiştiriyor insanı acıları, kırgınlıkları, hataları. boşluktan çıkmak için ise hayata biraz daha pozitif bakmak gerekiyor. hani bir şarkı sözü vardır ya,
"meğer ben ne kadar boş şeylere ağlamışım
ne manasız şeylere bel bağlamışım
eski günler bana yaklaşmayın
hayalden köpüklerle beni sarmayın"
cidden böyledir, zamanla çok kafanıza taktığınız her şey geçer, nefret ettiğiniz insanlara karşı bir şeyler hissedemeyince kazanırsınız. ilk başlarda sorduğum " galip mi mağlup mu ?" sorusunun cevabı da budur. eğer mutlu oluyorsanız kazanmışsınızdır ve inanın ki "her şey daha güzel olacak".
https://www.youtube.com/watch?v=uTCcTfOb_6c
kendiyle savaşır ama bu öyle bir savaş olmaz kendisiyle çarpışır, savaşır, kazanır veya kaybeder. işte asıl boşlukta burada başlar ya zaten. " kendiyle savaşan insan, savaşı kazanınca galip mi olur mağlup mu ?" işte bu sorunun cevabını bulamadığından dolayı boşlukta olur.
geçmiş yaşamında çok hata yapmıştır, kazık attığı insanlar vardır, kazık yediği insanlar vardır, kırdığı ve kırıldığı insanlar vardır. her şeye rağmen içinde boğulduğu umutsuzluk boşluğunda devam eder...
peki nasıl çıkar bu boşluktan ? nasıl bir şeyleri eski haline getirebilir ? nasıl eskisi gibi olabilir ? bu tüm sorularının cevabı aslında çok basittir, "hiçbir şey eskisi gibi olmayacak". evet sorunun cevabı budur ama bu cevapta iki farklı yol gösterir. biri iyi olmayı sağlayacak "her şey daha güzel olacak" cümlesi, diğeri ise o boşlukta daha da derine inmeyi sağlayacak "her şey hep daha kötüye gidecek". eğer ilk cümleyi söyleyebiliyorsanız inanın her şey geçecektir zamanla, cidden geçecektir.
boşluk kavramını biraz açmak istiyorum. boşluk... neydi ki bu boşluk ? neden insan kendini dünyadan soyutlaşmış gibi hissederdi ? tüm bu sorunun cevabı "aile" idi. evet aile, dünyadaki en önemli şey. bir annenin ve babanın çocuğa duyduğu sevgi, ne yapmacık ne yalan... evet ve boşlukta olan insanların bir çoğu da çocukluğunun yarattığı o kocaman boşluktaydı, böyle tam o boşluktan çıkacak bir el uzatır diğer insanlar, tam çıkacağını sanırsın ama onlar seni geri o boşluğa iterler. asla dolmayacak bir boşluktur aile sevgisi...
sevgi konusunu da biraz açmak istiyorum. evet hayatımızda sevdiğimiz, nefret ettiğimiz çok insan vardır. peki niye severiz, nefret ederiz ? sorunun cevabını ise hemen söyleyeyim. gerçek sevgi diye bir şey yoktur, çünkü bu hayatta her şey karşılıklıydı. inanın ki bu böyleydi, her şey ama her şey karşılıklıydı. tüm ilişkiler karşılıklıydı, tüm arkadaşlıklar, her şey. tüm ilişkiler mutalistdi, iki tarafta mutlu oluyordu, iki tarafta birbirini mutlu ediyordu ve biz buna sevgi diyorduk ama araya en ufak bir parazit girdiğinde ise bir taraf mutsuz oluyordu ve sevgi hemen bitiyordu. sevgi bu değildi, birini sevmek bu değildi, gerçek sevgi sadece masallarda ve aile de vardı.
bir sonuca bağlayacak olursam; insanın içindeki boşluktan çıkması da, o boşluğun içine kapılıp gitmesi de kendi elinde. elbetteki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, istemsiz bir şekilde değiştiriyor insanı acıları, kırgınlıkları, hataları. boşluktan çıkmak için ise hayata biraz daha pozitif bakmak gerekiyor. hani bir şarkı sözü vardır ya,
"meğer ben ne kadar boş şeylere ağlamışım
ne manasız şeylere bel bağlamışım
eski günler bana yaklaşmayın
hayalden köpüklerle beni sarmayın"
cidden böyledir, zamanla çok kafanıza taktığınız her şey geçer, nefret ettiğiniz insanlara karşı bir şeyler hissedemeyince kazanırsınız. ilk başlarda sorduğum " galip mi mağlup mu ?" sorusunun cevabı da budur. eğer mutlu oluyorsanız kazanmışsınızdır ve inanın ki "her şey daha güzel olacak".
https://www.youtube.com/watch?v=uTCcTfOb_6c
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar